BATININ DA KURTULUŞU MİLLİ EKONOMİ MODELİ’NDE
10 Ekim 2008 Cuma | Kategori Siyaset 0
|
|
|
|
BTP Genel Başkanı Prof. Dr.. Baş, Türkiye’nin yıllardan beri boğuştuğu terörün ve Aktütün karakoluna yapılan menfur saldırının üç–beş çapulcu işi olmadığına dikkat çekti.
BTP Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada Prof. Baş, Aktütün’de şehit olan askerlerimize Yüce Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar, yüreklerine ateş düşen kederli ailelerine ve Türk milletine başsağlığı diledi. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş mesajında şunları kaydetti: “Terör konusu, bir devlet ve millet meselesidir. İşin Türk ekonomisinin çöküşüne bakan yanı vardır. Devlet kurumları arasında ve devlet–millet bütünlüğündeki dalgalanmalara bakan tarafı vardır. Terör meselesinin, bölgemize yönelik BOP projesine ve Avrupa Birliği’ne körükörüne uyuma bakan tarafı vardır. Hepsi kadar önemlisi, ülkemiz ve bölgemiz üzerinde iştah kabartanların, Türkiye’mizi diledikleri istikamete sürükleme hesapları vardır. Terör belasının, bütün bu çeşitli yönlerini ele alarak köklü çözümler bulmak, bugün, dünkünden daha zaruri bir hal almıştır.” BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş “Terör konusunda da, Türkiye çözümsüz değildir; yeter ki milli bir devlet politikası, milli bir ekonomi politikası, milli bir Sosyal Devlet projeleri icraata konsun. BTP, bu hususta hazırlığı olan tek siyasi partidir. Yeter ki, gelişmeleri sağduyu ile, akl–ı selim ile ve basiretle ele alıp, birlik ve beraberliğimizi koruyalım” diye konuştu. Prof. Baş, mesajını “Tarihte olduğu gibi bugün de milletimizin azim ve kararlılığı, başta terör olmak üzere her türlü siyasi ve ekonomik sıkıntıların üstesinden gelecek kudrettedir. Aktütün karakoluna yapılan menfur terör saldırısında şehit düşen evlatlarımıza Yüce allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar, kederli ailelerine ve Yüce Türk milletine başsağlığı dilerim” sözleriyle noktaladı. TERÖRÜN KARŞISINDA SADECE BTP DURABİLİR KELDEN MERHEM BEKLENMEZ…20 Eylül 2008 Cumartesi | Kategori Siyaset 1
AKP hükümetinin her bakımdan “siyasi sicili” belli oldu. AKP’nin Türk milletinin hiçbir problemini çözecek bir kabiliyeti olmadığı ortaya çıktı. M.Emin Koç–TUNALIM… BEYHUDE ARAYIŞLAR!..VE….31 Ağustos 2008 Pazar | Kategori Siyaset 0
Çok partili döneme geçtikten sonra, çok yönlü arayışlarımızda da artışlar oldu.
Son elli yılımıza bakalım ; genel olarak ömürümüz sağda ve solda arayışlarla geçti. Merkez partilerden en uçtaki partilere kadar, baş vurmadık bir yöneliş, bir arayış bırakmadık. İktidarları muhalefet, muhalefetleri iktidar yaptık. Durum değişmedi. İhtilaller yaptık, yeni anayasaları, yeni partileri dolayısı ile yeni iktidarları, yeni muhalefetleri devreye soktuk… Yine arayışların arda arkası kesilmedi. Genelbaşkana kızdık, partı yönetimini beğenmedik yeni veya başka genelbaşkanlar partiler aradık ama yine olmadı… Kimimiz irtica dedik, laiklik dedik oy aldık ama bir arpa boyu yol alamadık. Kimimiz de din dedik, ahlak dedik orda da birşey yapamadık. Kimimiz de vatan dedik, millet dedik ama netice değişmedi. Partiler kapatıldı, yasaklar getirildi yine beklenen olmadı. Neye inandığımızı neyi isteyip istemediğimizi ne anlayabildik ne de anlatabildik. Bütün bunların neticesinde bugünlere geldik. Bugünkü durum da ortada sınırlarımız tehdit altında etrafımız ataş çemberi ile örülüyor. Ekonomide açlık, yoksulluk ülke nufüsunun % 80’ini tehdit ediyor. Tüketim olmadığı için üretim, üretim olmadığı için de Milli Gelir can çekişiyor. Borç üstüne borç politikaları ile devletin ve milletin geleceği ipotek altına sokuluyor. Bağımsızlık dersen Avrupa Birliğine devredilmiş. Ülke madenleri ve toprakları yabancılara peşkeş çekiliyor… Daha neler neler! Kurumlar arası çekişmeler zıtlaşmalar ve kavgalar. Seçilmişler, atanmışlar… Kamusal alanlar. Elli sene öncesine dönüp baktığımızda çözüme kavuşturulmuş bir mesele olmadığı gibi her kesimin kendisine göre problem olarak ortaya attığı bütün meseleler iyice karışmış, kemikleşmiş ve birtakım cephelerin meydana gelmesine sebep olmuş. Yeni arayışlar, yeni mutabakatlar, yeni uzlaşmalar da hali ile devam ediyor. Bu kadar arayıştan ve ardından bir umut gibi milletin peşine takılıp gittiği bu kadar buluşlardan bir netice alamadığımız halde aynı adreste ve aynı yolda yeni arayışların akibetini şimdiden görmek ve bütün bunların maalesef “beyhude arayışlar” olduğunu anlamak gerekmez mi? Yani bu elli yıllık tecrübe ile söylemek gerekirse derde deva olmadıktan sonra birilerinin sağcı, solcu, milliyetçi, muhafazakar, demokrat, liberal, ulusalcı, devletçi ya da halkçı olması ne yazar ve ne mana ifade eder. Eğer bu birileri dış politikasını ABD’ye iç politikasını da AB’ye bağımlı kılacaksa –ki hep böyle olmuştur– bu birileri ABD’nin ve AB’nin sağcısı, solcusu, milyetçisi, muhafazakarı, vb. olmayacak mı? O halde arayışa evet ama mutlak manada doğru arayışa evet demek gerekmez mi? Ve sadece ülkemiz için değil! Bölgemiz için de, dünyamız için de doğru arayışlara yönelmeden tabir caiz ise “Cehennem ortasında bir gül bahçesi mümkün mü?” Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet – Milli Devlet” tezi bütün bunların çözüm yollarını bir bir önümüze seriyor. Ve insandan yola çıkarak bütün insanlığa çözüm üretiyor. Herşey o kadar açık ve net ki… İşte size ve yeni arayışların peşinde olanlara samimi ve gerçekçi olmak şartı ile bütün arayışlara mutlak manada doğru bir adres. DELİORMANLI… TÜRK MİLLETİ SERVET ÜZERİNDE YAŞIYOR..24 Ağustos 2008 Pazar | Kategori Haber 0
![]() Türkiye maden rezervi açısından dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alırken, adeta büyük bir servetin üzerinde yaşıyoruz.
MTA verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye‘nin karmaşık jeolojik yapısı çok çeşitli madenlerin ülkede bulunmasına olanak sağlıyor. Türkiye yer altı kaynakları yönünden dünya madenciliğinde adı geçen 132 ülke arasında toplam üretim değeri itibariyle 28′inci, maden çeşitliliği itibariyle 10′uncu sırada yer alıyor. Türkiye başta endüstriyel ham maddeler olmak üzere, metalik madenler, enerji ham maddeleri ve jeotermal kaynaklar açısından zengin bir konumda bulunuyor. Türkiye‘de günümüzde dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden 77’sinin varlığı Türkiye‘de saptanırken, halen 60 civarında farklı maden ve mineral üretimi yapılıyor. Dünya metal maden rezervlerinin yüzde 0,4′ü, endüstriyel ham madde rezervlerinin yüzde 2,5′i, kömür rezervlerinin yüzde 1′i ve jeotermal potansiyelinin yüzde 0,8′i Türkiye‘de bulunuyor. Zengin olunan madenler arasında ilk sırayı, 3,066 milyar ton ile dünya rezervlerinin yüzde 72′ini oluşturan, bor mineralleri alıyor. ALTIN POTANSİYELİ Türkiye‘nin teorik altın potansiyelinin 6 bin 500 ton olduğu tahmin ediliyor. Türkiye, bu potansiyelle dünyada ikinci potansiyel durumunda bulunuyor. Şu ana kadar yapılan çalışmalarla 600 ton altın varlığı görünür hale getirilirken, mevcut potansiyelin yüzde 10′u bulundu ve altın yataklarından şu ana kadar 50 ton civarında altın üretildi. Takı, mücevher tasarımında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alan Türkiye‘de yılda 300 ton altın ithal ediliyor. İthal edilen altının 100-150 tonu Türkiye‘de işlendikten sonra ihraç ediliyor, kalanı ise yurt içinde tüketiliyor. JEOTERMALDE AVRUPA BİRİNCİSİYİZ Teorik jeotermal enerji potansiyeli 31 bin 500 MWt (megavat termal) olan Türkiye, bu potansiyeli ile dünyada 7′inci, Avrupa da ise birinci konumda bulunuyor. Türkiye‘nin bugün jeotermal enerjiyi doğrudan kullanım kapasitesi bin 229 MWt. Doğrudan kullanım açısından ise Türkiye dünya sıralamasında 5′inci konumda. KÖMÜR Enerji ihtiyacının yerli kaynaklardan karşılanması politikası kapsamında da son 3 yılda yapılan kömür arama projeleri kapsamında (özellikle derin sondajlar yaparak) 20-25 yıldır değişmeyen 8,3 milyar ton kömür rezervi, 300 bin metre sondaj yapılarak ve 2,3 milyar ton yeni kömür rezervi bulunarak yüzde 28 oranında arttı. Toplam linyit rezervi de 10,6 milyar tona yükseltildi. YILDA 5-6 MİLYAR DOLAR KATMA DEĞER Türkiye‘de yılda 150 milyon ton seviyelerinde üretilen maden ürünleri, inşaat sektöründe ve sanayide ham madde olarak tüketilirken, yılda Türkiye‘ye 5-6 milyar dolar katma değer kazandırıyor. Endüstriyel ham madde potansiyeli açısından Türkiye dünya rezervinin yüzde 2,5′ine sahip. Bazı endüstriyel ham madde mineralleri açısından ise çok daha fazla oranlarda rezerve sahip olan Türkiye‘de maden ihracatının en büyük kısmını (yüzde 70-80′ini) endüstriyel ham maddeler oluşturuyor. Özellikle de 1 milyar doları aşan ihracatla mermer, 400 milyon dolar ihracatla bor önemli yer tutuyor. Türkiye‘nin zengin kaynaklara sahip olduğu madenler arasında bor, linyit, mermer, perlit, pomza, feldspat, bentonit, barit, manyezit, sodyumsülfat, kayatuzu, trona, jips, stronsiyum tuzları, zeolit, olivin, asbest, lületaşı, sepiyolit, profilit, dolomit, kalsit, fluorit, kuvars-kuvarsit, siliskumu, zımpara, diyatomit, kireçtaşı, yer alıyor. Söz konusu madenler ile daha çok kömür rezervi bulmak için derin maden aramacılığı ve işletmeciliğine geçmek önem taşıyor. 2010 MADEN İHRACAT HEDEFİ 10 MİLYAR DOLAR Türkiye‘nin 2004 yılında yaklaşık 1,3 milyar dolar olan maden ürünleri ihracatı, 2005 yılında 1,5 milyar dolara çıktı. 2006 yılında yaklaşık 2 milyar dolara ulaşan maden ihracatı, geçen sene 2 milyar 715 milyon dolara yükseldi. Bu yılın ilk 6 aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 34 arttı. Maden ihracatında doğal taşlar 1 milyar 250 milyon dolar ile ilk sırada yer alıyor. Doğal taşlar ürün grubunu 544,3 milyon dolar ile metalik madenler, 491 milyon dolar ile endüstriyel ham maddeler takip ediyor. Maden ihracatında bor, krom, selestit, manyezit, barit, mermer, ponza, feldspat gibi madenlerin ilk sırada yer aldığını ifade eden yetkililer, Türkiye‘de yılda yaklaşık 60 milyon ton kadar üretilen kömürün ise büyük çoğunluğunun termik santrallerde olmak üzere yurt içinde tüketildiğini belirttiler. Madencilikle yeniden yapılanma ve planlama dönemine geçildiğine dikkat çeken yetkililer, 2010 yılında da maden ihracatının 10 Milyar dolar olarak hedeflendiğini kaydettiler. Diğer önemli maden rezervleri şöyle: -Çinko-kurşun: Türkiye‘nin metal içeriği olarak 860 bin ton kurşun, 2,3 milyon ton çinko rezervi bulunuyor. -Demir: Ortalama yüzde 50-55 tenörlü işletilebilir demir rezervi toplamı 113 milyon ton dolayında bulunuyor. -Krom cevheri:Türkiye‘nin krom rezervi 26 milyon ton civarında.ü -Bor: Türkiye 3 milyar 66 milyon ton olan bor rezervleri ile dünya bor potansiyelinin yüzde 72’sini elinde bulunduruyor. -Alüminyum: Alüminyum üretimine uygun boksit rezervi 87 milyon ton civarında bulunuyor. -Bakır:Türkiye‘de toplam bakır rezervi, metal içeriği olarak 1,5 milyon ton bakır düzeyinde bulunuyor. Ekonomik olarak değerlendirilmeyen düşük tenörlü bakır kaynakları dahil edildiğinde toplam bakır kaynağı metal içeriği olarak 3,5 milyon tonu buluyor. -Trona:Türkiye‘nin Beypazarı ve Kazan yataklarıyla beraber toplam trona rezervi 836 milyon ton düzeyinde. -Alçıtaşı: Büyük alçıtaşı potansiyeline sahip olan Türkiye‘nin rezervleri tam olarak belirlenmedi. Yıllık alçı taşı üretimi 3 milyon ton civarında. -Mermer ve doğal taşlar: Türkiye‘nin 80 bölgesinde 150′den fazla değişik renk, desen, ve kalitede mermer rezervleri bulunuyor. Türkiye‘nin mermer potansiyelinin 5,1 milyar metreküp civarında olduğu tahmin ediliyor. -Seramik ve cam ham maddeleri: Sektörün ana ham maddesini kuvars, kuvarsit, kuvars kumu, feldspat, kil ve kaolen oluşturuyor. Türkiye‘de 89 milyon ton kaolen, 354 milyon ton seramik ve refrakter kil, 239 milyon ton feldspat, 1,3 milyar ton kuvars kumu, 2,3 milyar ton kuvars-kuvarsit potansiyeli bulunuyor. -Çimento ve diğer yapı malzemeleri:İnşaat sektöründe büyük oranda hafif yapı elemanı ve beton agregası olarak da kullanılan ponza potansiyeli 1,5 milyar metreküp, perlit potansiyeli ise 5,7 milyar ton düzeyinde. -Bentonit: Türkiye‘de Ankara Çankırı, Tokat, Edirne ve Ordu illerinde yoğunlaşan değişik alanlarda kullanılabilir 250 milyon ton bentonit rezervi bulunuyor. -Manyezit: 41-48 manyezit içerikli 111 milyon ton manyezit rezervi bulunuyor. (AA) Alıntı:Sabah gaz.TUNALIM… BTP NİN TARİHİ MİSYONU9 Ağustos 2008 Cumartesi | Kategori Siyaset 1Gerek Türkiye gerekse de dünya ekonomisi en sıkıntılı dönemini yaşamaktadır. Para sihirbazı diye nam salan, küresel para oyunlarına yön veren,
Ünlü dolar milyarderi George Soros, ABD’nin en büyük konut finansman şirketleri Fannie Mae ve Freddie Mac ile ilgili yaşanan kriz hakkında; "Bu vaka sonuncu değil. Yıl boyunca süren küresel mali piyasalardaki sıkıntı, hayatımdaki en ciddi mali krizi gösterdi" ”Sanırım dolar savunmasız, çünkü ekonomi durgunluğa gidiyor ve yetkililerin faaliyetleri borçların birikmesine yol açıyor.”dedi. Kredi krizinin sadece mali piyasalarda değil, ABD ekonomisinde artan bir etkisi olduğuna işaret eden Sorus, ”Gerçek ekonominin etkilenmeyeceği bir krizin olabileceğini düşünmek boş bir rüya” dedi. Demek ki iflas etmiş ekonominin, tıkanan piyasanın problemlerinin çözüm adresi olarak gösterilen AB ve ABD yanlı siyasette çökmüştür. Böylece batıdan umut bekleyenler için de suyun ucu görünmüştür. Şimdi milletimizin yapması gereken; yıllarını AB ve ABD kapılarında bekleyerek heba edenlerden hesap sormaktır. Yaşanan her kriz, yaşanan her problem milletimizin bağrından çıkan, derdi vatan ve millet olan Sayın Prof. Dr. Haydar Baş’ı haklı çıkarmaktadır. O, vatan sathını karış karış dolaşarak köy kent demeden, yaşlı genç, kadın erkek demeden bıkmadan usanmadan milletimizi gelecek tehlikelere karşı uyarmıştı. Özellikle de ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli ile dünyada yaşanacak ekonomik sıkıntıları yüksek öngörüsü sayesinde önceden sezmiş ve çarelerini sunmuştu. Sayın Baş Milli Ekonomi Modelinde tüketim eksenli bir çözümden bahsetmiştir. Dünyada uygulanmakta olan önceki ekonomi modellerinin aksine iktisadın tarifinden tutun, paraya getirdiği farklı tariften, piyasada bulunması gereken para miktarını formülize eden emisyon hacmine varıncaya kadar farklı yorum ve çözümler sunmuştur. Çözüm önerilerini “Milli Ekonomi Modeli” ve “Sosyal Devlet Milli Devlet” adlı iki kitap ve dört uluslararası kongre ile dünyaya duyurmuş, dünyaca ünlü iktisat adamları, sosyal bilimciler Sayın Baş’ın tezi önünde hayranlıklarını dile getiren tebliğler sunmuş, şimdi kendi memleketlerinde gönüllü fikir elçiliği yapmaktadırlar. Şimdi Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli kitabından para hakkındaki tarihi tespitlerini aktaralım;
“Milli Ekonomi Modeli, insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi ve ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olması, iç ve dış harcamalarının borçlanmadan temin edebilmesinin adı ve formülüdür. 2- EMEĞİN VE ÜRETİMİN KARŞILIĞI OLMASI :
3- PARANIN DEĞİŞİM (MÜBADELE) ARACI OLMASI: 4- PARANIN TASARRUF ÖZELLİĞİ : Modelimizde, bugün hızla gelişen ekonomilerde nedeni anlaşılamayan DURAĞAN DÖNEMDEN ÇIKIŞ VE BÜYÜMEDE SÜREKLİLİĞİN SAĞLANMASI temin edilirken, bir yandan da halledilmesi imkânsız gibi görünen İŞSİZLİK problemine çare olunmaktadır. Bunun yolu olarak Sosyal Devlet anlayışı içinde ele alınan; ülke kaynaklarının, emisyonla desteklenmiş faizsiz krediler ve devlet – millet ortaklığı ile kurulacak üretim tesisleri yoluyla harekete geçirilmesi, üretim ve tüketimin beraber desteklendiği bir üretim seferberliği başlatılmasıdır. Milli Ekonomi Modeli, üretimde devlet desteğinin sağlanması ile maliyetlerin aşağı çekilmesi, vergisiz bir ekonomi, faizsiz bir ekonomi, keyfi fiyatlandırmaya devlet tarafından engel olunması yaklaşımları ile de ENFLASYON sıkıntısını halletmektedir. Bu bağlamda Milli Ekonomi Modeli, Kapitalist sistemin günümüze kadar çözemediği ve artık krizleriyle kabul ettiği GELİR DAĞILIMINDA DENGE, SÜREKLİ BÜYÜMENİN YAKALANMASI, TAM İSTİHDAMIN SÜREKLİ SAĞLANMASI meselelerini de tarihe gömmektedir. Tezimizde devletin önemli bir vazifesi de, millete ait olan yeraltı ve yerüstü kaynaklarının milletin kullanımına açılmasının sağlanmasıdır. Bu sayede millete ait olan kaynakların yine millet tarafından işletilmesi ve kullanılması sağlanırken, bir taraftan da kaynakların doğru olarak işletilmesi ile üretim seferberliğinin hayata geçirilmesine katkıda bulunulacaktır. Mesela, ülkenin herhangi bir yerinde bulunan petrol madeni bu ülkenin tamamına aittir. Ve milletin tamamına fayda verecek şekilde devlet tarafından işletilmelidir. Bu model devlet-millet ortaklığıdır. Kurulacak şirketin bir kısmının hissesi vatandaşlara ait olmalı, diğer kısmının gelirini ise devletin kamu harcamaları için ayrılmalıdır.
Milletin bu işletmelere ortak olması da emisyonun genişletilmesi yoluyla verilecek faizsiz kredilerle temin edilecektir. Uğur Kepekçi-DELİORMANLI… BU BORC TURKiYE’Yi BATIRIR27 Temmuz 2008 Pazar | Kategori Siyaset 0BTP LİDERİ:TÜRKİYE’Yİ DÜZLÜĞE ÇIKARMAYA HAZIRIM…22 Temmuz 2008 Salı | Kategori Siyaset 1
DELİORMANLI… İSPANYA’DA MORTGAGE’NİN BALONU PATLADI.22 Temmuz 2008 Salı | Kategori Haber 0Mortgage’in bayraktarlığını yapan İspanya’da batık mortgage kredi miktarı 1.7 trilyon doları buldu, iflaslar kapıda En büyük mortgage bankası da battı.
Avrupa’nın en hızlı büyüyen konut sektörüne sahip İspanya’da güzel günler geride kaldı. Türkiye’nin özellikle gayrimenkul sektöründe kendisine örnek aldığı İspanya’da konut sektöründe patlak veren kriz ülke ekonomisini tehdit etmeye başladı. Bir zamanlar yaşanan başarı hikâyesini yerinde incelemek için Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın incelemelerde bulunduğu İspanya’da yeni ev satışları geçen yıla kıyasla yüzde 28 oranında düştü. Son 10 yıldan beri ilk defa yeni ev fiyatlarında düşüşler yaşanmaya başlandı. Bu düşüşün gelecek yıla kadar yüzde 20 seviyelerine çıkması bekleniyor. EKONOMİ ZOR DURUMDA İŞSİZLİK YÜZDE 9′A ÇIKTI BANKA İFLASLARI KAPIDA DELİORMANLI… SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ BTP DE…10 Temmuz 2008 Perşembe | Kategori Siyaset 2
DELİORMANLI… dsadas |
FED’in önceki gün 6 merkez bankasıyla birlikte yaptığı eş zamanlı faiz indirimi bile yetersiz kaldı. Dow en son bu düzeyi 6 Ağustos 2003′te görmüştü. Böylece endeks 5 yıl geriye gitmiş oldu. Krizin başladığı 15 Eylül’den bu yana kayıp ise yüzde 25′e ulaştı. Bir yıl önceki zirveden bu yana kayıp % 40´a ulaştı.Günün en çok düşen hisseleri açığa satış yasağı kalkan hisseler oldu.
Morgan Stanley mali sektör hisseleri arasında günün flaş hissesiydi. Mitsubishi UFJ, seans başında Morgan hisselerini satın alacağını bir kez daha duyurmasına karşın hisseler % 25 geriledi. Merrill Lynch hisseleri de % 25 düştü.
Kaldıraçlı kredi kullanan özel sermaye fonu Fortress Investment´ın hisseleri % 34, Blackstone Group´un hisseleri % 31 geriledi.
S&P´nin kredi görünümünü negatif izlemeye almasının ardından General Motors % 31, Ford % 22 geriledi.
Dalglanmayı gösteren VIX Endeksi yeni bir rekor kırarak 60´ın üzerine çıktı. % 11 artan endeks 63,92 seviyesinde kapandı.
Petrol durgunluk kaygısıyla 80 dolara inerken altın yeniden 900 doların üzerine çıktı.
Asya´da sert satışlar devam etti. Endeksler % 7-10 arasında düştü.
Güven bunalımı aşılıp para piyasalarındaki kilitlenme çözülmedikçe piyasaların gerçek anlamda iyileşmesi zor gözüküyor.
ABD’nin diğer önemli endekslerinden Nasdaq yüzde 5.5 değer yitirirken, S&P 500 endeksi yüzde 7.6 kayıpla günü tamamladı. Kıtanın diğer ülkeleri de yüzde 4-5 arasında kayaplar yaşadı.