Şubat, 2008 Arşivi

Dünyayı yönetenler kaç para alıyor?

27 Şubat 2008 Çarşamba | Kategori : Siyaset 1 Yorum

Dünyayı yönetenler kaç para alıyor? İşte Bush’un, Merkel’in, Sarkozy’nin ve diğerlerinin maaşları.

Maaşlar ülkelere göre değişiyor. Nasıl ki Türkiye’de bir pilotun, bir doktorun, öğretmenin ya da emeklinin maaşı, Amerikalı pilotun, doktorun, öğretmenin ve emeklinin maaşı kadar değilse, liderlerin de maaşları ülkelerinin gelişmişlik durumuna göre değişiyor.

Gül-Erdoğan / TÜRKİYE

Türkiye’de en yüksek maaşı Cumhurbaşkanı alıyor. Aylık ortalama 15 bin 697 YTL kazanan Cumhurbaşkanının yıllık kazancı 188 bin YTL (Yaklaşık 150 bin dolar) civarında. Başbakan’ın maaşı ise 9 bin 433 YTL. Yıllık kazancı 113 bin YTL (95 bin dolar) buluyor. Türkiye’de 2007′nin son çeyreğinde KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİR, 6 bin 174 dolar olarak gerçekleşti.

Gordon Brown- İngiltere Başbakanı

İngitere Başbakanı Gordon Brown’ın yıllık maaşı 375 bin dolar (yaklaşık 450 bin YTL). Eski başbakan Blair iktidara ilk geldiği 1997’den 2001’e kadar başbakan ve bakanların maaşları enflasyon oranında artış gösteriyordu. Ancak Blair’in İşçi Partisi’nin 2001’deki yeni zaferinden sonra başbakan ve bakanların maaşları yüzde 40 artış gösterdi. KİŞİ BAŞINA YILLIK MİLLİ GELİR: 35 bin 300 $

Nicolas Sarkozy- Fransa Cumhurbaşkanı

Ekim 2007’de Fransız Parlamentosu’nda, Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin maaşının yüzde 50 artırılıp artırılmaması için oylama yapıldı. Oylamadan ‘evet’ çıktı. Böylelikle Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin (53) yıllık maaşı 346 bin dolar (yaklaşık 415 bin YTL) oldu. İşçi sendikaları ve birçok sivil toplum kuruluşu bu artışı şiddetle protesto etmişti. KİŞİ BAŞINA YILLIK MİLLİ GELİR: 33 bin 800 $

George W. Bush ve Dick Cheney- ABD Başkanı ve yardımcısı

Başkan Bush’un yıllık maaşı 400 bin dolar (yaklaşık 480 bin YTL). Başkan Yardımcısı Cheney’in yıllık maaşı 208 bin 575 dolar (yaklaşık 250 bin YTL). KİŞİ BAŞINA YILLIK MİLLİ GELİR: 46 bin $

Angela Merkel- Almanya Başbakanı

Forbes dergisinin “Dünyanın en güçlü kadını” ilan ettiği Almanya Başbakanı Angela Merkel’in yıllık maaşı 318 bin dolar (yaklaşık 382 bin YTL). Angela Merkel, özel sektörde üst düzey yöneticilere verilen çok yüksek maaşları da eleştirmiş, bu yöneticilerin aldıkları paranın şirketin performansını aştığını söylemişti. KİŞİ BAŞINA YILLIK MİLLİ GELİR: 34 bin 400 $

Lee Hsien Loong- Singapur Başbakanı

Dünyanın süper gücü ABD Başkanı’nı fazlasıyla solluyor. Maaşına bakılırsa, dünyada başbakan olmak için en iyi yer. Zaten o dünyanın en çok kazanan başbakanı. Yıllık maaşı geçen yılın nisan ayında 2 milyon dolara (yaklaşık 2 milyon 400 bin YTL) çıktı. Singapur’da yetenekli insanları siyasete atılmaya özendirmek için, ülkenin üst düzey politikacılarının maaşları, özel sektörün üst düzey yöneticilerinin maaşlarına göre düzenleniyor. Başbakan Loong maaşının yarısını çeşitli yardım kurumlarına bağışlıyor. KİŞİ BAŞINA YILLIK MİLLİ GELİR: 48 bin 900 $

Evo Morales- Bolivya Devlet Başkanı

2006’da iktidara geldikten bir hafta sonra kendi maaşını yarı yarıya indirdi ve tüm bakanlarından da aynı şeyi yapmalarını istedi. Bu parayla eğitime katkıda bulundu. Birkaç yıl once Peru ve Ekvador Devlet başkanları da aynı şeyi yapmıştı. Bolivya, Güney Amerika’nın en fakir ülkelerinden biri. Morales’in aylık maaşı 1,875 dolar (yaklaşık 2 bin 251 YTL). KİŞİ BAŞINA YILLIK MİLLİ GELİR: 4 bin 400 $

Vladimir Putin- Rusya Devlet Başkanı

Rus lider Putin’in yıllık maaşı 81 bin dolar ( yaklaşık 97 bin 500 YTL). Açıkladığı mal beyanı ise ikinci başkanlık dönemi sırasında gelirinin düştüğünü gösterdi. KİŞİ BAŞINA YILLIK MİLLİ GELİR: 14 bin 600 $

 

www.reyi.net

Ölümsüz Sevgi

14 Şubat 2008 Perşembe | Kategori : Aşk 3 Yorum

Genç adam kollarında bir buket çiçek, sahile koşarak geldi. Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı.
Ellerinde yine her zamanki çiçeklerden vardı.
Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı. Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller…
Sanki dalından yeni koparılmış gibi
tazeydiler. Buram buram sevgi kokuyor,
aşk kokuyor en önemlisi de
özlem ve hasret kokuyordu güller…

Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor gibiydiler. Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi,
"Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum" dedi. Az sonra sevdiğini
göreceği için kalbi yine deli gibi atmaya başlamıştı. Ne zaman onu düşünse,
onunla buluşacağını hayal etse
kalbi hep böyle yerinden çıkacakmış
gibi oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerinde rağmen ikisi de
sevgisinden hiç birşey kaybetmemişti.
Onları hiç birşey ayıramazdı… Ne hasret,
ne ayrılık, ne de ölüm…

Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği
yine 1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o,
sevdiğini bekletmemek için dakikalarca
önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Oysa o, her zaman kendisini bekletiyordu. Herkesin bir kusuru
olurmuş diye düşündü. Ve gözlerini
önündeki uçsuz bucaksız denize dikti…

Denizin sonu yok gibiydi, tıpkı sevdiği
kıza olan aşkı gibi denizin de sonu yoktu. Sonsuzluğa uzanıyordu… Aslında bugün onlar için çok özel bir gündü. Kendi
aralarında sözleneceklerdi. Delikanlı önce bunu sevdiğine açmış, sonra da gidip
2 tane yüzük almıştı. Bu kadar önemli bir günde bari, onu bekletmemeliydi. Ama
alışmıştı artık beklemeye, zararı yok biraz daha beklerim diye düşündü. Güllerin yaprakları nedense hâlâ yaşlı idi.
Bir türlü anlamıyordu onları. Herşey bu
kadar güzelken neden ağlıyorlardı ki?
İşte az sonra sevdiği gelecek, ona
sarılacak, kucaklaşacaklardı…
Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe
ilk adımlarını atacaklardı. Genç adam
öyle heyecanlıydı ki, sevdiğine
kavuşmak için can atıyordu…

Martılara baktı, birbirleriyle oynaşıp,
uçuşan martılara… Ne kadar güzel dansediyorlardı havada.
Tekrar saatine baktı genç adam. Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi
yine geç kalmıştı, hem de çok… Bu kadar
geç kalmaması gerekiyordu.

İşte hergün burada buluşmak için sözleşmiyorlar mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak, denizin onlara
anlattığı masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp hasret gidereceklerine
söz vermiyorlar mıydı ? O zaman neden gelmemişti yine ?? Aklına kötü
düşünceler gelmeye başladı. Hayır! Hayır, olamazdı. Sevdiğine birşey olamazdı.
Onsuz hayat yaşanmazdı ki…
O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç adam. Bunun
düşüncesi bile hoş değildi.
Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını
kimsenin görmesini istemiyordu.
Zaten nedense etrafındaki insanlar
ona sanki kaçık gibi bakıyorlardı.
Rahatsız olmaya başladı bakışlardan.
Artık bıkmıştı… Yine sevgilisi geldi aklına…

Neden gelmedi acaba diye düşünmeye başladı. Gözlerini kapattı. 7 sene oldu
dedi. 7 senedir hergün bu sahildeydi. Sevdiğini bekliyordu. Daha fazla
dayanamadı. Kalbi parçalanacak gibi oluyordu. Gözlerinden bir damla yaş
daha güllerin üzerine damladı. Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun
evine gideyim diye mırıldandı…
Hiç olmazsa gülleri her zamanki gibi
yanına koyar, ona vermiş olurdu…
Genç adam ayağa kalktı, sevdiğiyle
buluşmak üzere, yeşil tepenin ardındaki
kabristana doğru yürümeye başladı…

Zenginlik-Başarı-Sevgi

13 Şubat 2008 Çarşamba | Kategori : Aşk 7 Yorum
Alışverişe gitmek üzere evden çıkan bir kadın, kapısının
karşısındaki kaldırımda oturan bembeyaz sakallı üç yaşlıyı
görünce önce duraksadı, sonra onları, tüm içtenliğiyle evine
davet etti; "Burada böyle oturduğunuza göre, üçünüz de
kesinlikle acıkmış olmalısınız" dedi. "Lütfen içeri gelin,
size yiyecek birşeyler hazırlayayım."

Üç yaşlıdan biri, kadına, eşinin evde olup olmadığını sordu.
Kadın, eşinin biraz önce çıktığını, şu anda evde olmadığını
söyledi. Yaşlı adam, başını iki yana salladı; "Eşiniz evde
değilse, biz de davetinizi kabul edemeyiz" dedi.

Akşam eşi geldiğinde, kadın karşı kaldırımdaki yaşlı
adamlarla arasında geçen konuşmayı anlattı. "Senin evde
olmadığını öğrenince, içeri girmek istemediler" dedi.
Yaşlı adamların bu davranışlarını öğrenince, kadının
eşi üzüldü. "Bir bakıversene dışarı" dedi. "Hâlâ
oradalarsa, şimdi davet edebilirsin eve."

Kadın kapıyı açar açmaz, karşı kaldırımdaki beyaz
sakallı üç yaşlıyla yeniden karşılaştı. "Eşim geldi,
şimdi evde" dedi ve onlara davetini yineledi; "Yemeğimizi
birlikte yemek için sizi şimdi davet edebilir miyim evimize?"

Kadının davetine yaşlılardan biri yanıt verdi; "Biz
hiçbir eve üçümüz birlikte gitmeyiz" dedi ve kısa bir
duraksamadan sonra, bir açıklama yaptı; "Sağ
yanımdaki arkadaşımın adı: Zenginliktir. Bu yanımda
oturan arkadaşımın adı: Başarı, benim adım ise Sevgidir.

Kendini ve arkadaşlarını tanıttıktan sonra Sevgi,
kadına ilginç bir öneride bulundu: "Şimdi evinize gidin
ve eşinizle başbaşa verip, bir karara varın" dedi.
"İçimizden sadece birimizi davet edebilirsiniz evinize.
Hangimizi davet etmek istediğinize karar verin,
sonra gelin, kararınızı bize bildirin."

Kadın, Sevginin önerisini eşine anlattığında, adam
sevinçten göklere fırladı. "Aman ne güzel, ne güzel" dedi.
"Hangisini davet edeceğimizi bize bıraktıklarına göre,
biz de içlerinden Zenginliği davet ederiz ve
evimiz de bir anda zenginliğe kavuşmuş olur."

Eşinin kararı, kadının hiç de hoşuna gitmedi.
"Başarıyı davet etsek, daha mantıklı bir karar vermiş
olmaz mıyız, kocacığım?" dedi.

Kayınvalidesiyle, kayınpederinin bu konuşmasına,
içerideki odada bulunan gelinleri de kulak misafiri
olmuştu. Koşarak içeri girdi ve o da kendi önerisini söyledi.
"En doğru karar, Sevgiyi davet etmek değil midir?" dedi. "Düşünsenize, evimiz bir anda sevgiye kavuşacak."

Gelinin bu önerisi, kayınpederin de, kayınvalidenin de
çok hoşlarına gitti. "Tamam, en doğru karar bu olacak"
dediler. Sevgiyi davet edelim…"

Kadın kapıyı açtı ve üç yaşlıya birden sordu; "İçinizde hanginiz
Sevgi? Onu davet etmeye karar verdik. Lütfen buyursun…"

Sevgi ayağa kalktı, eve doğru yürümeye başladı.
Arkadaşları da ayağa kalktılar ve Sevginin arkasından,
onlar da eve doğru yürümeye başladılar. Kadın, büyük bir
şaşkınlık ve heyecan içinde, Zenginlikle Başarıya sordu:
"Siz niçin geliyorsunuz? Ben yalnız Sevgiyi davet etmiştim."

Kadının bu sorusuna, üç yaşlı birlikte yanıt verdiler:
"Eğer içimizden yalnız Zenginliği ya da Başarıyı
davet etmiş olsaydınız, davet edilmeyen ikimiz dışarıda
bekleyecektik. Fakat siz Sevgiyi davet ettiniz. Bu durumda
üçümüz birden gelmek zorundayız evinize."

Ve kadının "Niçin?" diye sormasını beklemeden,
Zenginlik ve Başarı sözlerini şöyle sürdürdüler:
"Çünkü Sevginin olduğu her yerde, biz Zenginlik
ve Başarı da her zaman, onun yanında oluruz.

Teşkilat Kitabı ( Gerçek Devlet )

5 Şubat 2008 Salı | Kategori : Siyaset 2 Yorum

Arkadaşlar Selman Kayabaş ın yazmış olduğu teşkilat kitabını okudum gerçekten çok kaliteli bir yapım. Padişah Abdulhamitten bugüne kadar gerçek devlet yetkilileri ve istihbarat teşkilatının yapımı, işleyişi, ilerleyişi hakkında detaylar veriyor. Konuda terör örgütü, ve bir çok yabancı istihbarat teşkilatlarının planları ve işleyişleri hakkında diyaloglara yer verilmiş.

Aklıma takılan soru şu, Bu ülkede derin devlet var demişti sayın başbakanımız. Peki Derin devletin bu ülkede görevi nedir? Başbakan onlardan çekiniyor mu? Çekinmiyorsa neden son vermiyor? Bu insanlar gerçekten ülkenin geleceğini korumak için vatana ölümüne bağlı mı? Kurtlar Vadisi d izisinde yayınlanan konular sadece hayal mi, gerçektende ülkenin gizli gerçeklerimi?

 

http://www.reyi.net/kitap/