Sezen Aksu - Deniz Yıldızı Son Full Albüm (2008)

25 Haziran 2008 Çarşamba | Kategori : Müzik Yorum Yok
Sezen Aksu - Deniz Yıldızı (2008)

01 - Sezen Aksu Deniz Yıldızı mp3 şarkı

02 - Sezen Aksu Yol Arkadaşım mp3 şarkı

03 - Sezen Aksu On Ay mp3 şarkı

04 - Sezen Aksu Hala Haber Bekliyorum mp3 şarkı

05 - Sezen Aksu Kırık Vals mp3 şarkı

06 - Sezen Aksu Güvercin mp3 şarkı

07 - Sezen Aksu Roman Kızı mp3 şarkı

08 - Sezen Aksu İzmirin Kızları mp3 şarkı

09 - Sezen Aksu Kutlama mp3 şarkı

10 - Sezen Aksu Sor Beni mp3 şarkı

11 - Sezen Aksu Memet mp3 şarkı

12 - Sezen Aksu Tanrının Göz Yaşları mp3 şarkı

13 - Sezen Aksu Menajer mp3 şarkı

14 - Sezen Aksu Beşik mp3 şarkı

TÜM MÜZİK MARKETLERDE

Şok Şok Yılın aşkı paparazzilere yakalandı…

19 Haziran 2008 Perşembe | Kategori : Mizah 1 Yorum

PHOTOSHOP ve BEYAZPERDE Buluşursa..! Birazda gülelim..

19 Haziran 2008 Perşembe | Kategori : Mizah 1 Yorum
Photoshop’lu film kareleri

Ünlü Erkeklerin Bayan halleri

19 Haziran 2008 Perşembe | Kategori : Mizah Yorum Yok

Bunlarda ÜnlÜ Erkeklerin Bayan halleri

MR BEAN

BRAD PİTT

JİM CARREY

ORLANDO BLOOM

GEORGE BUSH

ARNOLD SCHWARZENEGGER

renkli bir test :)

20 Mayıs 2008 Salı | Kategori : Oyun 1 Yorum

SORU-1: Aşağıdaki renklerden birini seçiniz.

SARI-MAVİ-KIRMIZI

SORU-2: Aşağıdaki renklerden birini seçiniz.

YEŞİL-MOR-TURUNCU

Test bitti….

 

 

Sarı ve Yeşil: Bakıcılar; Gerçekçi bakış açız kendiniz ve çevrenizdekiler için güvenli ve rahat bir ortam yaratıyor. Karşızdakini dinliyor ve ne söylemek istediğini anlıyorsunuz. İnsanların sözlerini olduğu gibi kabul etmek yerine sorular sorarak gerçekten neye ihtiyaçları olduğunu bulmaya çalışıyor ve bu arada onların kendilerini daha iyi tanımalarına yardımcı oluyorsunuz.İnsanlara bakmak ve yardım etmek sizin doğal bir yeteneğiniz.Fakat aşırıya kaçtığız zamanlarda ne yazık ki kimseye yardımcı olmuyorsunuz. Bazen başkaların kendi ihtiyaçları keşfetme yetisine saygı göstermeniz gerekir. Sürekli insanları kurtardığız ve yardım ettiğiniz zaman onların kendi problemleri ve sorumlulukları ile yüzleşmelerine engel olursunuz. Dolayısıyla geri adım atın ve insanların sizin desteğiniz olmadan kendi ayakları üzerinde durmalarına izin verin. Eğer başarısız olurlarsa bunu normal olduğunu hatırlayın çünkü ancak o zaman kendileri için neyin doğru olduğunu aramaya ihtiyaç duyabilir ve kendi çözümlerini bulabilirler.Yaşamda sürekli başkaların bakış açıları anlamaya çalıştığız için kendinizi ihmal ediyor olmanız yüksek birihtimaldir.Çevrenizdeki insanları unutmaya ve kendi ihtiyaçlarıza konsantre olmaya çalışın. Bu şekilde başkaların da size yardımcı olması için imkan yaratmış ve kendi mutluluğunuzu ikinci plana atmamış olursunuz.Eğer sarıyı yeşilden daha çok seviyorsanız, ilişkilerinizden ziyade kişisel gelişiminize ve kariyerinize daha gerçekçi yaklaşıyorsunuz demektir. Eğer yeşili sarıdan daha çok seviyorsanız, ilişkilerinize daha gerçekçekçi yaklaşıyorsunuz ve hedeflerinize daha az yoğunlaşıyorsunuz demektir.

Sarı ve Mor: Aracılar; Siz yaşamdaki amacızı bulmak için bir yolculuğa çıkmış gibisiniz. Önce olayları yaşıyor sonra geri çekilip analiz etmeye başlıyorsunuz. Bu sizin olgunlaşmanıza yardım ediyor.Her anın değerli olduğuna inanıyor ve keyif almaya çalışıyorsunuz.Manevi değerlere verdiğiniz önem başkaların kendi içindeki maneviyatı aramalarına yol açıyor.Meraklı, araştırmacı doğanız sezgilerinizin güçlenmesini sağlıyor. İnsanların kendilerinin farkında olmasına yardım ediyorsunuz.Onları dinleyerek, akılcı gözlemler yaparak ve duygularızı ifade ederek insanları etkiliyorsunuz.Dahası kendilerinde olumlu değişimler yapma isteği uyandırıyorsunuz.Siz harika bir iletişimcisiniz. İnsanları taraf tutmadan dinleme ve söylenenleri olduğu gibi anlayabilme yeteneğiniz var.Konuşma sırasında olayların içini görebiliyor ve gerçekten ne yapılması gerektiğini hemen kavrayabiliyorsunuz .Yeteneklerinizi en iyi konuşurken ortaya çıkarabiliyorsunuz.İletişim kurarken siz kişisel ve profesyonel olarak mucizeler yaratıyorsunuz.Fakat ne yazık ki değişime duyduğunuz büyük ihtiyaç nedeniyle gerçekler ve istekleriniz arasında kesin bir çizgi koyamıyorsunuz.Doğal yeteneklerinizi kullanarak neyin gerçek neyin potansiyel bir ihtimal olduğunu ayırt etmeye çalışın.Doğru adımı atacağıza güvenin.Siz pozitif değişimleri nasıl yapabileceğini çok iyi bilen birisiniz.Eğer sarıyı mordan daha çok seviyorsanız, bir durumun potansiyel sonuçlarından ziyade gerçekçi tarafları görmeyi tercih ediyorsunuz demektir.Eğer moru sarıdan daha çok seviyorsanız, olabilecek imkanları düşünüyor ve yaşamızdaki gerçekleri ikinci plana atıyorsunuz demektir.

Sarı ve Turuncu: Teknik düşünenler; Sizin temel düşünceleriniz genelde işleri nasıl sonuçlandıracağızı planlamak üzerine yoğunlaşmış. Sistematik bir yaklaşım geliştirerek işleri, ilişkilerinizi ve hatta yaşamı anlamaya çalışıyorsunuz. Siz kendinizi çevrenizde ki kaynakları arttıran bir insan olarak görüyorsunuz. Çevrenizdeki yetenekleri ve kaynakları araştırıyor, deneme yanılma yolu ile dünyanızı tanımaya çalışıyorsunuz. Keşifleriniz ile yetenekli insanları ve kaynakları doğru yerde kullanma gücünü kazanıyorsunuz.Eğlenmek sizin için bir olaydaki bütün gerçekleri araştırmak ve tüm parçaların doğru yerine oturması sağlamak demektir. Siz bir işte yada ilişkideki başarılı kısımları büyük bir dikkat ve zevkle incelersiniz. Her başarılı bölüm sizin için tekrar değerlendirebileceğiniz yada başka bir alanda yeniden kullanabileceğiniz değerli bir parçadır. Bir çok kişinin şaşkın ve hayranlık dolu bakışları altında siz var olan kaynaklardan yeni ve orjinal kavramlar,fikirler, olgular yaratırsız.Teknik yaklaşımız, rahatlıkla eksik yapılan işleri hemen görmenizi sağlar. Bu başkalarında kendilerini savunma ihtiyacı doğurabilir ve sizi aşırı ciddi olmakla suçlayabilirler. Genelde bir hata yapıldığında siz bunu farkeden ilk kişi olduğunuz için insanlar sizden çekinmeye başlayabilir.Fazla hareketin olmadığı bir ortamda özellikle dikkatli olun.Yeniliklerin olmadığı bir ortamda kendinizi değişmez bir döngü içinde hissedebilir ve mutsuzluk yaşayabilirsiniz. Başkaları sizi negatif,mızmız yada sorun arayan birisi olarak görebilir. Gerçekte siz aslında sadece kayıpsız ve ne istediğinizi bulmaya çalışıyorsunuz.Eğer sarıyı portakal renginden daha çok seviyorsanız, kişisel gelişiminiz başkaları ile olan ilişkilerinizden daha önemli demektir.Eğer portakal rengini sarıdan daha çok seviyorsanız, başkaların ihtiyaçları kendi ihtiyaçlarızdan daha önce düşünüyorsunuz demektir.

Mavi ve Yeşil: Güven uyandıranlar; Siz başkalarına yardım etmekten vedestek olmaktan zevk alıyorsunuz.Limitsiz merakız gerçekten ne düşündüklerini söylemeleri için insanlara ortam yaratıyor. Siz karşızdaki kişinin hayallerini görebiliyor ve gerçek ihtiyaçlarına duyarlı olabiliyorsunuz. Onlara kendi yeteneklerine güvenmeleri için gerek duydukları öz güveni veriyorsunuz. İnsanların kendilerini önemli hissetmelerini istiyorsunuz ve bunu dinleyerek sağlıyorsunuz. Başlangıçta ortama uyum sağlamaya ihtiyacız var. Başkaları sizin onlar gibi olduğunuza inanmalılar. Sonra gerçek karakteriniz ortaya çıkmaya başlıyor. Bu durumda insanlar bildiklerini zannettikleri bu yeni kişiye uyum sağlamaya çalışırlar. Bu özelliğiniz yüzünden bazen ihtiyaçlarıza cevap vermeyen durumları yada ilişkileri kendinize çekersiniz.Siz dikkatle dinleyen birisiniz. Başka insanların ne hissettiğini bilmek istersiniz. Bu yetenek sizin müziği ve yabancı dilleri daha iyi duymanızı sağlar. Eğer imkanlarız varsa bir müzik aleti çalabiliryada kendi diliniz dahil başka dilleri fazla aksan olmadan konuşabilirsiniz. Düşünce ve duyguları açık olarak ifade edebilirsiniz.Aşırı ciddi olduğunuzda yada fazla rahat hissettiğinizde kişisel gelişiminizi ihmal etmeye başlarsız. Ne istediğinizden ve ne beklediğinizden emin olun. Böylece başkaları sizin ihtiyaçlarızı nasıl karşılayacakları bilirler ve yaşamız daha keyifli bir hal alır.Eğer maviyi yeşilden daha çok seviyorsanız, kariyeriniz yada kişisel hedefleriniz sizin için birinci sırada demektir. İlişkileriniz hayallerinize uyum göstermek zorundadır.Eğer yeşili maviden daha çok seviyorsanız, başkaların hayallerine destek olmaya daha çok önem veriyorsunuz ve kendinizi ikinci plana atıyorsunuz demektir.

Mavi ve Mor: Düşünenler; Siz oluşumu incelersiniz. Bir şeyin neden var olduğunu bilmeye ihtiyaç duyarsız. Bulduğunuz sonuçlar sizin büyük resmi görmenizi sağlar. Neye ihtiyaç olduğunu bulma kabiliyetiniz sizin olayları iyileştirmenizi sağlar. Geleceğe yoğunlaşarak,fikirler ve olaylar sanki olmuş bitmiş gibi düşünebilirsiniz. Siz gelecekteki dünyada yaşarsız. Bu kafanızda ki bir resimdir. Siz insanların motivasyonunu ve sebep-sonuç ilişkilerini anlayabildiğiniz zaman perfomansızın en üstünü yaşarsız. Sürekli hareket planı hazırlamak için kafanızın içinde olayları kategorize ediyorsunuz. Bu planlar olmadan organize olmak sizin için çok zordur. Zaman zaman gündüz hayal kurarak geçiren bir insan haline gelebilirsiniz.Siz yol açan öncüsünüz. Yeni fikirleri ve yapıları geliştirmeye karar verdiğiniz zaman büyük keyif alırsız. Fikirleri kafanızın içinde gerçeğe dönüştürmek ihtirasızın artması sağlar.İnancız güçlü olduğu zaman, gerçeklere bakmadan olayları üstlenebilirsiniz. Kendiniz ve başkaları hakkında geliştireceğiniz yanlış ön yargılar sizi ortamın dışına sürükleyebilir. Sürekli yeni bir şeyler yapma ihtiyacız sizin hazırda yapmış olduklarızı takdir etmenize engel olabilir. Kafanızın içinde çok fazla resim olması yaşamızı zorlaştırabilir. Diğer insanlar ve olaylar size yetişemeyebilir. Farkında olmadan çevrenizden ve kendinizden imkansızı istemeye başlayabilirsiniz.Eğer maviyi mordan daha fazla seviyorsanız, kendi hayallerinizi ilişkilerinizden daha ön planda tutuyorsunuz demektir.Eğer moru maviden daha çok seviyorsanız, ilişkilerinizde nasıl güçlü olabileceğinize daha çok ilgi duyuyorsunuz demektir.

Mavi ve Turuncu: Yapıcılar; Siz heyecanlı bir yaşam bekliyorsunuz. Bunu çift karakteriniz ile başarıyorsunuz. Bir dakika da yeni bir ev tipi yapmak isteyen yaratıcı ve özgür düşünen birisisiniz, ikinci dakika da ise tarzızı değiştirip niye bir insanın böyle bir fikri ortaya savunabileceğini sorgulayan geleneksel bir eleştirmen oluverirsiniz. Siz sosyal bir muammasız.Merakız pek çok farklı kesimden kişiler ile iletişim kurmanızı sağlar. Siz bu ortamlarda gelişip serpilirsiniz. Partilerde eğlenceli kişilerden biri sizsinizdir. Arkadaşlarız pek çok farklı ortamdan gelen ve farklı ilgi alanları olan insanlardan oluşur. Bazen durup kendinize şaşırırsız; sürekli bu çılgınlıkları kendinize nasıl çektiğinizi düşünürsünüz. Fakat içten içe bilirsiniz ki aşırı tek düzelik kişinin gelişimini durdurur ve siz kesinlikle tek düze bir ortamda bulunamazsız.Dünyanın size ihtiyacı olduğuna inanmak istersiniz. Çoğu kez kontrolünüzün olmadığı sosyal konular üzerinde düşünüp bir anlam çıkarmaya çalışırsız. Sonunda ise boşa harcadığız zamandan yorgun düşmüş ve duygusal olarak çökmüş hissedersiniz. Anlamanız gerek ki dünya hiç bir zaman istediğiniz gibi mükemmel bir ortam olmayacak. Bir insan ancak bir yere kadar olayları kontrol edebilir. Zaman içinde göreceksiniz ki kontrol edemediğiniz sosyal kavramlar üzerinde enerjinizi harcamak yerine kendi çevrenize ve yaşamıza konsantre olursanız çok daha etkili değişimler gerçekleştirebilirsiniz. Bir iş yaparken amaca ve hedefe tüm varlığızı veremiyorsanız başarılı olmanız mümkün değildir. Bütün kalbiniz ile girişmiyorsanız o işi bırakın ve bir sonrakine geçin. Siz yeni bir şeyler yapmak,kurmak, üretmek ihtiyacındasız, eğer bu imkan elinizde yoksa mutsuz olmanız kaçılmazdır.Eğer maviyi portakal renginden daha çok seviyorsanız, bir işi önce nasıl yapacağızı düşünür sonra planızı gözden geçirip hataları incelersiniz.Eğer portakal rengini maviden daha çok seviyorsanız, anlık heyecanlara kapılıp planlarızı unutmanız çok kolaydır.

Kırmızı ve Yeşil: Kaynak Yöneticileri; Pratik ve insanlara değer veren bir yapız var. Başkalarına yaşamlarında daha anlamlı ve değerli aşamalar katetmeleri için yardımcı olursunuz. Hiç kimse sizi kandıramaz. Siz dinamik birisiniz ve herkesin ne yaptığı yada amaçladığı çok iyi bilirsiniz. Neyin önemli olduğunu bilmenizi sağlayan özel bir yeteneğiniz vardır. Bir öğretmen yada ebeveyn gibi insanların yaşamları daha iyi nasıl yapabileceklerini düşünürsünüz.Siz en çok elinizdeki kaynakların nasıl kullanılacağı idare ettiğinizde başarılı olursunuz. Başlangıçta daha çok eğitmek amacı ile başlamanıza rağmen daha sonra aşırı otoriter olabilirsiniz. Hatta aşırıya kaçıp patronluk taslayabilirsiniz. Ne yazık ki orta dereceniz yok, ya eğiticisiniz yada otoritersiniz. Bu durum çevrenizdeki insanların kafası karıştırabilir. İnsanlar patronluk tasladığızda bile insanların iyiliğini düşündüğünüzü her zaman farkedemeyebilirler .Üzgün olduğunuzda, baskı altında kaldığızda yada sarhoş olduğunuzda kırmızı rengini simgeleyen tarafızı ortaya çıkarırsız. Yeşilin sakinleştiren etkisi olmadan aşırı davranışlarız ile dostlarızı oldukça şaşırtabilirsiniz. Eğer yeşili kırmızıdan daha çokseviyorsanız; bu karakter daha bile çarpıcıdır. Eğer çevrenizdekiler bu süreçlerden birinde size farklı davranmaya kalkarsa bunun nedeni muhtemelen sizi tanıyamadıkları içindir. Eğer kırmızıyı yeşilden daha çok seviyorsanız, başkalarından önce bir hedefin başarılması için nelerin yapılması gerektiğine önem verirsiniz. Bu yapız sizin kendinize güvenmenizi ve direk olmanızı sağlar Eğer yeşili kırmızıdan daha çok seviyorsanız, destekleyici yanız önplana çıkar ve öncelikle enerjinizi başkaların ihtiyaçlarına yönlendirirsiniz.

Kırmızı ve Mor: Birleştiriciler; Siz olayların duygusal yanları ile gerçekleribirleştirmeyi seversiniz. Bir olay olduğunda önce durumu analiz edersiniz,saçmalıkları bir tarafa atar ve insanları bir araya getirerek durumun düzelmesini sağlamaya çalışırsız. Başkaları sizin düzene olan ihtiyacızı aşırı ciddi olarak görür. Siz başkalarına fikir verirken yada açık açık düşüncelerinizisöylerken en başarılı olursunuz.Başkalarına destek olmak kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.Vücut diliniz insanları size çeker. Merakız hareket yaratır. Siz seksi bir insansız. Yeni olgular sizi heyecanlandırır ve yeniden canlanmanızı sağlar. Fakat aynı zamanda yenilikler yapmanız gerekenleri bitirmenize engel olabilir. Ertelemeyin. .. heyecanız sönmeden önce işlerinizi bitirmeye çalışın.Olayların ve insanların göründükleri gibi olduğunu bilmeye ihtiyacız vardır. Bu yapız özellikle kötü bir ruh hali içinde olduğunuzda daha belirginleşir. Çevrenizi kontrol eden bir yapıya bürünürsünüz. Bazen olayların sadece negatif yanları görürsünüz. Böyle durumlarda öylesine kuşkucu ve aşırı analitik olursunuz ki herkesin moralini bozabilirsiniz. Duygularızı ve davranışlarızı çalışan bir plan ile birleştirmeye ihtiyacız vardır. Yoksa geleceğinizi yönlendirmeksizin için çok zor bir hal alacaktır.Eğer kırmızıyı mordan daha çok seviyorsanız, en popüler insan olmaktansa işlerin doğru şekilde yürümesine daha çok ilgi duyarsız.Sözlerinizin sonuçları düşünmeden konuşma eğilimindesiniz.Eğer moru kırmızıdan daha çok seviyorsanız, insanların tepkilerine çok önem veriyorsunuz demektir. İstediğinizi almak için cazibenizi ve çekiciliğinizi kullanırsız.

Kırmızı ve Turuncu: İnsancıllar; Siz bireyselliğe saygı duyarsız. Siz kendi yolunuzda yürümeye vekendi düşüncelerinizi özür dilemeden açıkca konuşmaya inanırsız.Eğer birisi çizgisini aşarsa sessiz kalmazsız. Koşulsuz sevgi arıyorsunuz ve insanların herhangi bir kısıtlama, utanç yada korku olmadan kendilerini ifade edebilecekleri bir ortam yaratmayı ümit ediyorsunuz.Kendinize yakın bulduğunuz insanlar ile içten ve samimi ortamlarda bulunmayı seviyorsunuz. En büyük her zaman en iyi olmayabilir sizin için. Küçük şehirler, küçük firmalar ve küçük arkadaş grupları sizin için daha caziptir, sizin kendinizi değerli hissetmenizi sağlarlar. Aksi takdirde aşırı endişeler, geniş çevre, pek çok arkadaş ve hatta karmaşık duygular gerçekleri görme yeteneğinizi yok edebilir.Siz başkaları için neyin çalışmadığı görebilirsiniz. Sonrada hazır olsun veya olmasınlar olduğu gibi gerçeği söylersiniz. Bu açık sözlülük kendisine güveni olmayan insanlar için ürkütücü olabilir ve sizden uzaklaşmalarına yol açabilir. Diğerleri ise sizi güvenilir ve koruyucu olarak görür.İş yapmaya yoğunlaşmış kişiliğiniz sizin duygusal yanızı saklar. Bu sizin koruma mekanizmanızdır. Biraz daha açılmalısız.Zayıflıklarızı göstermekten çekinmeyin. Tıpkı bir mıknatıs gibi hakettiğiniz sevgiyi ve saygıyı kendinize çekmeye başlayacaksız.Çünkü insanlar böylece sizi tanıyabilir ve gerçekten hakettiğiniz değeri ancak o zaman verebilir.Eğer kırmızıyı portakal renginden daha çok seviyorsanız, dünyada pozitif bir değişim yapmaya öyle yoğunlaşmış durumdasız ki ilişkilerinizi ikinci plana atıyorsunuz.Eğer portakal rengini kırmızıdan daha çok seviyorsanız, herkesin iyiliği için olayları tamir eden yada ara buluculuk yapan birisiniz demektir

Fıkralar-Fıkra Çeşitleri En Beğenilen Fıkralar-En Komik Fıkralar-Fıkra Arşivi

19 Mayıs 2008 Pazartesi | Kategori : Mizah Yorum Yok
Kırşehirli Muavin
Bir kamyonun şoförü Nevşehirli, muavini de Kırşehirliymiş. Bir gün kamyona 6 metre yüksekliğinde yük yükleyip yola çıkmışlar. Bir süre sonra yüksekliği 5 metre olan bir köprüden geçeceklermiş. Kırşehirli muavin sağa sola bakınmış, Nevşehirli şoföre "Trafik yok, geç abi" demiş.
51. piyade alayında yüzbaşı jack diye bir subay varmış. Bu alayda bütün herkes bu yzb’dan illallah demiş. Çünkü her girdiği iddiayı kazanıyormuş. Alay komutanı sonunda dayanamayıp yzb. jackin tayinini çıkarmayı başarmış. Ve bizim yzb. 61. piyade alayına tayini çıkmış. 51. piyade alay komutanı, 61. piyade alay komutanına telefon ederek yüzbaşı için ‘aman bu adama dikkat edin sakın kimseyle iddiaya girmesin. Aka kara der iddiayı yinede kazanır’ diye uyarıda bulunmuş.
61. piyade alay komutanı olur mu canım öyle şey diyip telefonu kapatmış. Neyse bizim yzb. 61. piyade alayına gelmiş ve alay komutanın karşına geçerek komutanım ben geldim’ demiş. Alay komutanı:
- Sen misin şu meşhur yzb. jack derken, yzb. alay komutanına
- a a komutanım beni hatırladınız mı, demiş
- hayır hatırlamadım
- olur mu komutanım vietnam savaşında beraber mevzide idik siz o zaman yarbaydınız bende daha teğmendim.
- yok canım ben o savaşa katılmadım
- aa komutanım ben adım gibi hatırlıyorum sizin kıçınıza şaraplen parçası gelmişti. Kesin onun yara izi de kalmıştır.
- olur mu canım sen manyak mısın ben ne o savaşa katıldım ne de kıçımda şaraplen yarası var.
- komutanım 100$ iddiasına girerim ki sizin kıçınızda şaraplen yarası var demiş ve 100$ iddiasına girilmiş. Alay komutanı indirmiş pantalonu ve yaranın olmadığını göstermiş. yzb:
- ah komutanım çok özür dilerim. yanılmışım buyurun 100$ ınızı demiş ve 100$ i vermiş.
61. piyade alay komutanı sevine sevine 51. piyade alay komutanını telefonla arayarak
- he he bu muydu her iddiayı kazanan adam.
- ne oldu ki
- iddiaya girdim ve kazandım
- sakin ona kıçımı gösterdim deme!
- nereden anladın kıçımı gösterdiğimi
- ulan senin Allah belanı versin Allah seni kahretsin o adam senin kıçını görmek için bütün alayla iddiaya girmişti.

Maymun
Kadın bebeğiyle otobüse binerken otobüs şoförü kendini tutamayıp şöyle demiş:"- Aman tanrım ne kadar çirkin bir bebek…" Kadın sinirle biletini kutuya basmış, en arka tarafa geçmiş, bir adamın yanındaki boş yere oturmuş. Adam dönüş kadına;"- Özür dilerim. Acaba az önce şoförle aranızda ne geçti?"
Kadın: - Büyük bir terbiyesizlik etti. Hakaret…
Adam: - Bir kamu görevlisi insanlara hakaret edemez. Suç teşkil eder.
Kadın: - Doğru. Gideyim de şunu bir azarlayayım.
- Merak etmeyin, ben maymununuza gözkulak olurum…

Ted Amca
Amerika’da bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarını, ertesi gün sınıfta okuyacaklarını söylemiş. Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya başlamış. İlk sırada küçük Suzi varmış. Başlamış anlatmaya: Bizim çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtaların hepsi kırıldı." Öğretmen
- Güzel. Peki bu hikayeden alınacak ders nedir?
- Bütün yumurtaları aynı sepete koyma.
- Aferin çok güzel. Lily sıra sende.
Küçük Lily tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
- Bizim de bir çiftliğimiz var. Babam yumurtalardan civciv çıkması için onları kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacağını sanıyordu, ama sadece 8inden civciv çıktı.
- Eveeet. Peki buradan alınacak ders nedir?
- Yumurtadan çıkmamış tavukları sayma
- Aferim bu da çok güzel. Billy, sıra sende
Küçük Billy tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
- Amcam Ted Vietnam Savaşına katılmıştı. Bir gün helikopterle bir göreve giderken helikopter vurulmuş. Ted Amcam helikopter düşmeden elinde bir makineli tüfek, bir kasatura ve bir şişe bira ile atlamayı başarmış. Paraşütüyle yere inerken yolda birayı içip bitirmiş. İnince mermisi bitene kadar makineli tüfeğiyle 70 kişiyi haklamış. Sonra kasatura kırılana dek onunla 20 kişiyi halletmiş. Sonra da son 10 kişiyi de silahsız bitirmiş.
- Böyle korkunç bir hikayeden alınacak ne ders olabilir?
- İçerken Ted Amcama bulaşmayın…
İlk deneyim
Bir gün iki erkek kedi iki dişi kediden konuşuyorlarmış. Erkek kediler, dişi kedilere
-Akşam 11 de buluşup sevişelim demişler, dişi kediler de kabul etmişler. Bunu duyan bir yavru kedi de
- Abilerim beni de götürün; sevişmek konusunda hala hiçbir şey bilmiyorum demiş. Erkek kedilerde tamam gel demiş demişler ve buluşma yerine gitmişler, dişi kedileri beklemeye başlamışlar ama saat 11 olmuş yoklar, 12 olmuş dişi kediler ortada yok, 1 olmuş hala yoklar.. Sonunda yavru kedi dayanamamış ve
- Abi demiş ben biraz daha sevişirsem soğuktan ölecem demiş

Yine kardayız
Üçüncü Boğaz Köprüsü’nü Japon, Amerikan ve Türklerden oluşan bir konsorsiyum almış. Tam açılışın yapılacağı sırada kurdele kesilirken köprü büyük bir gürültüyle yıkılmış. Japon; ‘gitti bütün emeklerim, mahvoldu kumlarım’ diyerek harakiri yapmış.
Amerikalı; ‘gitti çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı’ diyerek tabancasını çekip intihar etmiş.
Tüm bunları izleyen Türk müteahhit de derin bir ‘Oh!’ çekerek yanındakilere dönmüş: ‘
‘İyi ki çimento koymamışım, yoksa bunlar gibi mahvolurdum’…’

Temel İle Dursun

temel uçurumun kenarında hep 18 18 18 diyormuş dursun merak etmiş yanınna gitmiş sormuş:temel sen niye hep 18 diyon? temel hala 18 18 18 sora dursun bir kafa atmış temel uçurumdan düşmüş 19 19 19 demeye baslamis

Posta
Bir fakir Kırşehirli paraya çok sıkışmış. Her türlü çareye başvurmuş, yardım eden olmamış.
Son çare olarak, ‘Allah, sıkışan kuluna yardım eder’ inancından hareketle, Allah’a mektup yazmaya karar vermiş. ‘Cenab-ı Allah Yüksek Katına’ diye başlamış ve ‘Allah’ım ne olur bana bir yüz milyon lira gönder’ diye bitirmiş. Zarfın üzerine de ‘Esirgeyip bağışlayan Yüce Allah’ diye yazıp postaya vermiş.
Postacılar mektupları ayırırken, gitmesi mümkün olmayan adresi görünce açmışlar. Mektup sahibine acımışlar ve aralarında para toplayıp yardım etmeye karar vermişler. Ama, ancak 80 milyon lira toplayabilip, göndermişler. Parayı alan Kırşehirli, hemen Allah’a bir mektup daha yazmış.
Postacılar, ‘Allah’ adresli ikinci mektubu açmışlar. Kırşehirli şöyle yazıyormuş:
‘Allah’ım gönderdiğin parayı aldım, teşekkür ederim. Ama, bundan sonra para gönderirken, Meleklerinle gönder, hırsız postacılar gönderdiğiniz paranın 20 milyon lirasını çalmışlar.’

Masailer, Geçmişten Günümüze Doğu Afrika’nın Kültür Mirası

12 Mayıs 2008 Pazartesi | Kategori : Dünya Yorum Yok
Masailer Afrika’nın 2. büyük ve geleneklerine çok bağlı savaşçı bir kabilesi. Kenya, Tanzanya, Uganda ve Somali’de yaşıyorlar. Kabile hayatlarını büyük ölçüde devam ettiriyorlar. Masailer herhangi bir toplulukta büyük kulak delikleri, kırmızı giysileri, örülü saçları, boyalı yüzleri, sandaletleri ve yürüme değnekleri ile kendilerini hemen belli ediyorlar. Yaşam biçimleri yüzyıllardır aynı; yarı göçebe olarak hayvancılık yapıyorlar.

90/10 Sirrini kesfedin. Bu hayatinizi degistirecek.

12 Mayıs 2008 Pazartesi | Kategori : Aşk Yorum Yok

90/10 Sirrini kesfedin. Bu hayatinizi degistirecek.

Bir ornek verelim:


Ailenizle kahvalti yapiyorsunuz. Kiziniz, kahve fincanina carpiyor ve bir fincan kahve gomleginizin uzerine dokuluyor. Biraz once olan olay uzerinde hic bir kontrolunuz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davranisiniza gore belirlenecek. Lanet ediyorsunuz. Kahveyi uzerinize doktugu icin kaba bir sekilde kizinizi azarliyorsunuz. Kiziniz uzuluyor ve aglamaya basliyor. Kizinizi azarladiktan sonra esinize donuyor ve kahve fincanini masanin kenarina cok yakin koydugu icin elestiriyorsunuz. Bunu kisa bir sozlu tartisma takip ediyor. Ofkeyle ust kata cikiyor ve gomleginizi degistiriyorsunuz. Asagiya indiginizde kizinizi, aglamaktan dolayi kahvaltisini bitirememis ve okul icin hazirlanamamis bir halde buluyorsunuz. Kiziniz otobusu kaciriyor. Esinizin ise gitmek icin hemen cikmasi gerekiyor.

Hemen aceleyle arabaniza kosuyorsunuz ve kizinizi okula birakmak uzere hareket ediyorsunuz. Gec kaldiginiz icin, saatte 50 km hiz sinirlamasi olmasina ragmen, saatte 70 km hizla gidiyorsunuz. 15 dakikalik gecikmeden ve hiz sinirini astiginiz icin odediginiz 160.000.000 TL’lik trafik cezasindan sonra okula ulasiyorsunuz. Kiziniz size "Hoscakal" demeden binaya kosuyor. Isyerinize 20 dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak cantasini evde unuttugunuzu anliyorsunuz. Gununuz korkunc bir sekilde basladi! Devam ettikce, kotulesiyor, daha da kotulesiyor saniyorsunuz. Eve gitmeyi dort gozle bekliyorsunuz. Eve ulastiginizda esiniz ve kizinizla olan iliskilerinizde araya sIkistiginizi saniyorsunuz.


Neden?
Sabahleyin nasil tepki verdiginize bagli olarak! Neden kotu bir gun gecirdiniz?
A) Kahve sebep oldu.
B) Kiziniz sebep oldu.
C) Polis sebep oldu.
D) Siz sebep odlunuz.


Cevap "D"  şıkkı.

Kahvenin dokulmesinde sizin bir kontrolunuz yoktu.
Sizin gununuzun kotu gecmesine o 5 saniye icindeki davranislariniz sebep oldu. Olabilecek ve olmasi gereken ise soyleydi. Uzerinize kahve sicradi. Kiziniz aglamak uzere. Siz nazikce "tamam tatlim, bir dahaki sefere biraz daha dikkatli olman gerek " diyorsunuz. Havluyu kaptiginiz gibi ust kata cikiyorsunuz. Gomleginizi degistirip, evrak cantasini aldiktan sonra asagiya iniyorsunuz ve ayni anda pencereden kizinizin otobuse bindigini goruyorsunuz. Kiziniz geri donup el salliyor. Siz ve esiniz ise gitmek icin birlikte cikmadan once opusuyorsunuz. 5 dakika once ise geliyorsunuz ve calisma arkadaslariniza neseli bir sekilde selam veriyorsunuz. Patronunuz ne kadar guzel bir gunde oldugunuz hakkinda konusuyor. Farka bakin! Iki farkli senaryo. Ikisi de ayni basladi. Ikisi de farkli bitti.

Neden?

90/10 sirri inanilmazdir! Cok azimiz bunun farkindadir.
Sonuc? Pek cok insan gereksiz yere stresten, dertlerden, problemlerden ve bas agrisindan aci cekmektedir. Bu sir nedir? Hayatin % 10′u, sizin basiniza gelenlerden olusur. Hayatin diger % 90′ina ise, sizin bu basiniza gelenlere nasil davrandiginizla karar verilir.


Insanlar anlamsiz seyler soyler ve yaparlar. Insanlar hasta olurlar. Arabalar bozulurlar. Ucaklar gec kalir ve butun planlarimizi alt ust ederler. Trafikte bir surucu canimizi sIkabilir v.s. Bu % 10′luk kisim tamamen bizim kontrolumuz disinda gerceklesir. Diger % 90′lik kisim farklidir. Diger % 90′lik kismi siz belirlersiniz. Nasil? Olaylara yaklasiminizla! Nasil tepki verdiginize bagli olarak. Gercekten olanlarin % 10′unda hic bir kontrolunuz yok. 

Diger % 90′i ise, sizin tepkinizle

Massi Cricco’dan İnsan Portreleri

12 Mayıs 2008 Pazartesi | Kategori : Hobi Yorum Yok

Anneler Günü

7 Mayıs 2008 Çarşamba | Kategori : Hobi Yorum Yok

Mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü’dür. Anneler Günü evrensel bir gündür. Dünyada milyonlarca ana bugün çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılır.

Anneler Günü ülkemizde 1955 yılından bu yana kutlanıyor. Türk Kadınlar Birliği ülkemizde her yıl çocukları için büyük fedakarlığa katlanan annelerden birini yılın annesi seçer. Yılın annesinin kişiliğinde tüm annelere iyi dilekler sunulur.

Amerika’nın Filedelfiya eyaletinde 9 Mayıs 1966 günü Jarvis isimli bir kızın annesi öldü. Annesini çok seven Jarvis’in üzüntüsü aylarca sürdü. Hayatla kimsesi kalmayan Jarvis ölüm olayına bir türlü alışamadı. Yaşama küstü. Canlılığını, yaşama sevincini yitirdi. Yemedi, içmedi bir ara ölmeyi bile düşündü. Jarvis’in bu durumunu yakından izleyen komşusu Jarvis’le arkadaş oldu. Bir gün yaşlı komşu söyleşi sırasında Jarvis’e «İnsanlar doğar, yaşar, ölür. Bu bir doğa kanunudur.» dedi.

Bu iki cümle, Jarvis’i çok etkiledi. Ölümün de doğmak, yaşamak gibi bir doğa olayı olduğunu düşündü. Ancak bu doğruyu bulmak Jarvis’in annesine olan sevgisini azaltmadı.

Aradan geçen süre içinde ölüm sözcüğünün soğukluğu gitti. Yerine anne sevgisinin sıcaklığı geldi. Artık Jarvis annesini gözyaşları ile değil, severek anmaya başladı. Acıları azaldı. İçinde arı, duru bir sevgi oluştu.

Aradan bir yıl geçti. Bu süre içinde Jarvis, hemen her gün annesinin mezarına çiçekler götürdü. Jarvis’in annesinin ölüm yıldönümünde bütün arkadaşları eve geldi. O gün Jarvis arkadaşlarına :

— Geçen bir yıl içinde çektiğim acılar bana şunu öğretti «Dünyada anne sevgisinin yerini dolduracak hiçbir sevgi yoktur. Yılın bir gününü annelere ayıralım. O günü annelerimizle ilgili anılarla dolduralım. Böylece annelerimize olan sevgi borcumuzu ödeyelim.» dedi.

Arkadaşları Jarvis’in önerisini çok beğendiler. Birlikte hemen kentin Belediye Başkanına gittiler. Başkan onları dinledi. Öneriyi içtenlikle benimsedi. Daha sonra bu öneri gazetelere, yazarlara anlatıldı. Jarvis ve arkadaşlarının çalışmaları kısa sürede sonuç verdi. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi mayıs ayının ikinci pazar gününün Anneler Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı.

Anneler günü ilk kez 1908 yılında kutlandı. Daha sonra bütün uygar ülkelerde kutlanmaya başlandı. Her yıl mayıs ayının ikinci pazar günü gazetelerde annelerle ilgili yazılar, anılar, şiirler yayınlanır. Radyo ve televizyonda ana sevgisini konu eden konuşmalar yapılır. Türk Kadınlar Birliği’nin şubesi olan illerde yılın anneleri seçilir. Okullarımızda ayrıca Anneler Günü nedeniyle toplantılar düzenlenir. Bu toplantılarda okunan şiirler, söylenen türküler, şarkılar, annelere armağan edilir. Filimler gösterilir. Sergiler düzenlenir.

Anneler Gününde annemize bir demet kır çiçeği armağan ederek, bir güzel sözcükle yanağından öperek onu çok mutlu ederiz.