Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

TeknoBlog by YasarGurbuz.com

15 Ara

Word dosyalarına ses geliyor!

 

Microsoft ve açık kaynak sitesi SourceForge gelecek yılın başlarında Office 2007 için bir eklenti sunacaklarını açıkladı. Bu eklenti sayesinde Office 2007 dosyaları DAISY formatına çevrilip yazılar ses kazanacak. Ücretsiz eklenti, Word 2007,2003 ve XP yazılımlarına ‘Save as DAISY’ seçeneği ekleyecek. Bu sayede DAISY XML dosyalar yüksek sesle dinlenebilecek.

DAISY Consortium, 1996′dan itibaren tüm yayınlanmış bilgilerin görme veya öğrenme bozukluğu olan insanlara sunulmasını hedefliyor. DAISY’nin açılımı ise Digital Accessible Information System ( Dijital Erişimli Bilgi Sistemi). Bu sistem sayesinde Parkinson gibi birçok rahatsızlıktan dolayı kitap tutamayan veya yazamayan insanlara gün doğmuş olacak.

14 Ara

Bluetooth’u bileğinizde taşıyın

 

Cep telefonları ile görüşme yapmamazı sağlayan Bluetooth kulaklara ilginç bir alternatif geldi. Bu tip ürünleri sürekli kulağında taşımayı sevmeyenler artık bileklerine de takabilecekler. LM Technologies tarafından üretilen LM959 kodlu ürün, çağrı ya da SS geldiğinde titreyerek kullanıcıyı uyarıyor.

Bluetooth 1.1, 1.2 ve 2 versiyonları ile uyumlu olan ürün tek bir şarj ile 100 saate kadar kullanım imkanı sağlıyor. Bileklik görüşme yaptırma imkanını sahip değil. Sadece titreşim yoluyla kullanıcıyı uyarıyor.

12 Ara

Cep-saat Türkiye’de

 

Telefon üreticileri cep telefonu kavramından ‘cep’ sözcüğünü silmeye hazırlanıyor. General Mobile’ın yeni ürünü saat-telefon GM 500, ABD ile aynı anda Türkiye’de 799 YTL’den satılacak.

Tek telefonda iki hattı aynı anda kullanabilme teknolojisini ilk uygulayan firma olarak adından söz ettiren General Mobile, şimdi de cep telefonunu kol saatine yerleştirdi. Kolunuzda taşıyabileceğiniz saat-telefon GM 500, Ocak’tan itibaren ABD ile aynı anda Türkiye’de de 799 YTL’den satışa sunulacak. Türkiye’ye sadece bin adet ithal edilecek ürün, normal bir telefonun tüm özelliklerini sunmasının yanında kol saati olarak taşınabilirliğiyle ilk olacak. GM 500, 1.5 inç dokunmatik ekranı, video oynatıcısı, 128 MB’lık dahili hafızası, GPRS, Bluetooth, MP4, wap, ses kaydı, USB gibi özellikleriyle cep telefonu teknolojisinde yaygın olarak kullanılan özelliklerin hepsini saat boyutlarında sunuyor. GM 500 ile kablosuz kulaklık sayesinde konuşuluyor.

12 Ara

iPhone için gizli kodlar bulunmakta!

 

 

Gizli fonksiyonlar, görünmez menüler, özel bilgiler: belirtilenlere göre iPhone’un gizleri, saklı şifrelerle ortaya çıkabiliyor.

Apple’ın kült olan cep telefonuna girmek isteyenler özel klavye kodlarına ihtiyaç duyuyor. Mesela son derece karmaşık olan ‘3001#12345#* kombinasyonu ile normalde sadece Apple teknik elemanlarının eriştiği ve gizli olan hata ayıklama moduna girebiliyorsunuz. Bu sayede iPhone’u şebeke ile beraber baştan aşağı en ince detayına kadar test edebiliyorsunuz - şebeke sinyalinin gücünden ses kalitesine kadar.

Bu gizli olmayan ama genellikle tanınmamış kısaltmaların bir avantajı: farklı cep telefonu modelleriyle de çalışıyorlar - mesela tüm Nokia-Armada modelleriyle veya Sony Ericsson, Samsung, Motorola’nın üst modelleriyle.

12 Ara

‘İmdat’ diyen cep telefonu.

Japon cep telefonu üreticisi NTT DoCoMo, çocuklar için özel cep telefonu geliştirdi. ‘FOMA F801i’ ismi verilen telefon su geçirmez ve acil durumlarda GPS aracılığıyla ‘imdat’ sinyali gönderiyor.

12 Ara

280 dolara mini robot sahibi olun!

17 motorlu i-Sobot 16,5 santimetre boyunda. 180 kelime konuşuyor ve sesle kumanda ediliyor. Karete figürleri dahil 200 değişik hareket yapan oyuncak robot büyükleri bile eğlendiriyor.

12 Ara

Mars’ta müthiş keşif

 

NASA’da görevli bilim adamları Amerikan Jeofizik Birliği’nin bir toplantısında yaptıkları açıklamada, Spirit’in inceleme yaptığı bir toprak parçasında, mikrobik yaşam için geçmişte mükemmel bir çevrenin varolduğunun kanıtlarının bulunduğunu düşündüklerini belirttiler. Mars robotunun bulduğu tortuların büyük olasılıkla, sıcak kaynak suyu veya buhar volkanik kaya ile temasa geçince oluştuğunu söyleyen Mars robot programında görevli bilim adamlarından Steve Squyres, Dünya’da bu tip yerlerin bakteriyle dolu olduğunu anımsatarak, ‘Bu bizi çok heyecanlandırıyor’ diye konuştu.

NASA’nın robot programında görevli araştırmacılar, mayıs ayında, Mars toprağında normalden daha parlak görünen bir toprak parçası üzerinde çalıştıklarını açıklamışlardı.

İncelemeleri sonunda buranın, camın ana maddesi olan silisyum açısından zengin bir toprak olduğunu belirten araştırmacılar, Spirit ile bu toprak parçası üzerinde ve yakındaki kayalarda, fazladan kanıt için incelemelerini sürdüreceklerini bildirmişlerdi.

Ne olursa olsun, yaşam çevresi aynı

Şimdi bu parlak maddenin, sıcak yeraltı tortularının, suyun silisyumu çözelti haline getirmesi veya asitli buharın kaya çatlaklarından gayzer gibi yükselmesi ve silisyumu ayrıştırarak, mineral bileşenlerini ortaya çıkarmasıyla oluşmuş olabileceğini düşünen bilim adamları, hangi tez doğru olursa olsun, Mars’ın eski yaşanabilirlik durumunun çoğunlukla aynı olduğunu belirtiyorlar.

‘Sıcak yeraltı kaynaklarına veya volkanik buhar püskürten fümerollara gidebilir ve Dünya’da bunların mikrobik yaşama ev sahipliği yaptığını görebilirsiniz. Yani bu Kızıl Gezegen’in yerel yaşam çevresinin geçmişte nasıl olduğunun bir sunumu olarak kabul edilebilir’ diyen Squyres, görev süreleri 2009’a kadar uzatılan Mars robotlarının ne yazık ki, sadece önlerindeki jeolojik durumu okuyacak ve bilim adamlarına çevre koşullarının nasıl olabileceğini anlatacak şekilde tasarlandıklarından, yaşamın bizzat kendisinin kanıtlarını bulacak teçhizata sahip olmadığını belirtti.

Sonraki Mars araştırmalarında, yaşam izinin bizzat kendisi aranacak!

Gelecekteki Mars araştırmalarında, böylesi bir yaşamdan geriye kalan kimyasal izlerin işaretlerinin aranacağını kaydeden Amerikalı araştırmacılar, 2009’da uzaya gönderilecek Mars Bilim Laboratuvarı’nın ve 2010’dan sonra fırlatılacak Avrupa robotu ExoMars’ın bunu yapabilecek donanıma sahip olacağını söylediler.

Mars’a sadece 90 günlüğüne gönderilen ikiz robotlardan Spirit 1400, Kızıl Gezegen’in öbür tarafındaki Opportunity de 1379 gündür görev başında bulunuyor.

Güneş ışınlarının iyice azaldığı Mars kışını sağ salim geçirecek enerjiyi muhafaza etmek için yakında faaliyetlerini asgariye indirecek robotlardan Spirit için özellikle gelecek aylar son derece kritik görülüyor. Yazın toz fırtınalarından güneş panellerinin tozla kaplı olmasından ötürü elektrik üretme kapasitesi iyice azalan Spirit için kışı sağ salim geçirebilmek ‘riskli’ görülüyor.

Kışı geçirmek için kuzeye doğru yönelerek bir tepeye tırmanmakta olan Spirit’in elektrik üreten güneş panellerinin burada, azami güneş ışığı alacağı var sayılıyor. Volkanik püskürme sonucu oluştuğu sanılan 90 metre genişliğindeki Home Plate’de (Yurt Düzlüğü) aylardır araştırmalar yapan Spirit’in kışı sağ salim atlatması için 60 metre ötedeki 25 derece eğimli tepeye çıkması önemli görülüyor.

Mars robot projesi müdürü John Callas, aracın, şimdiye dek tırmandığı en fazla 20 derece eğimli tepelerden sonra, kışı geçireceği bu 5 derece daha eğimli tepede, bir Mars gününde 10 vat fazladan elektrik üretme şansına sahip olacağını, bunun da soğuk ve karanlık kışta yaşam ile ölüm arasındaki farkı belirleyeceğini belirtmişti.

NASA mühendisleri, robotun tırmanacağı tepede rüzgarların güneş paneli üzerindeki tozları temizleyip temizleyemeyeceğini de hesaplayamıyorlar, zira, Mars’ın diğer tarafındaki Opportunity’nin tersine, Spirit genellikle rüzgarsız bir bölgede bulunuyor ve çok seyrek olarak rüzgar çıkıyor.

Diğer Mars robotu Opportunity ise 800 metre çapındaki Victoria Krateri’nde, 30 metre aşağıda kaya katmanlarını bir süredir incelemeye devam ediyordu. NASA, Spirit ve Opportunity’nin görev süresini önceki ay 5. kez uzatmıştı.

Kızıl Gezegen’in zorlu koşullarında küresel kum fırtınalarını atlatan ve bataryaları tamamen boşalmadan hayatta kalmayı başaran robot kaşifler böylece, 2009 yılı boyunca da görevlerini sürdürecekler. Şimdiye dek Opportunity, 12 kilometreden fazla yol katetti, 94 binden fazla görüntüyü Dünya’ya geçti, Spirit de 7 kilometreden fazla yol katetti ve 102 binden fazla görüntü geçti.

12 Ara

Matematikte Dünya Rekoru’u geldi.

 

 

Paris yakınlarındaki Reims’te yapay zeka üzerine doktorası bulunan 27 yaşındaki Lemaire, Londra’daki Bilim müzesinde, bilgisayarın rastgele seçtiği 200 haneli sayının, bir sayının kendisiyle 13 kere çarpılmasıyla elde edilen 13. kökünü 70,2 saniyede kalem kağıt kullanmadan hesapladı.

Müzenin matematik bölümü başkanı Jane West, ‘Oturdu, sessizlik oldu ve bir anda cevabı buldu, inanılmazdı. Kuvvetli bir hafızası var, bunu da hayatının tutkusu bu hale getirmiş görünüyor’ dedi. \"Bu olağanüstü yeteneğe çok az sayıda insan sahip, bugün sayıları bir elin parmaklarını geçmez’ diyen West, ‘Bunun şimdiye dek kafadan hesaplanan en büyük işlem olduğunu düşünüyorum’ diye konuştu.

New York’ta kasım ortasında, 200 haneli bir sayının 13. kökünü 72,4 saniyede bularak dünya rekoru kıran Lemaire, bu yeteneğinin farkına 11 yaşında vardığını, 100 haneli sayıların 13. kökünü bulma alanında çok sayıda rekora imza attığını, ancak daha sonra bunun da ona basit gelmeye başladığını anlatmıştı. Zihin jimnastiği uzmanı Lemaire becerisini, ‘Bir yapay zekâ sistemi kullanıyorum ama bilgisayarda değil kendi beynimde. Aslında bunu insanların çoğunun yapabileceğini düşünüyorum ama benim buna ek olarak hızlı bir zihnim var. Beynim bazen gerçekten çok çok hızlı çalışıyor’ diye açıklamıştı.

13. kök problemiyle yıllardır uğraşan Lemaire, her yıl çözüm süresini biraz daha kısaltarak kendi rekorunu kırmayı sürdürüyor.

04 Ara

MSN Live Messenger 9 geliyor!

Microsoft’un anında mesajlaşma yazılımı Live Messenger’ın 9. sürümünün betası duyuruldu.

Şimdilik 5000 kullanıcı tarafından test edilen yazılım, bir dizi yenilik ve geliştirme içeriyor.

Yeni sürümde birden fazla bilgisayarda aynı anda oturum açma, Signature Sounds özelliği ile ses dosyalarını imza olarak atayabilme, animasyonlu gif dosyalarını kullanıcı resmi olarak kullanabilme gibi özellikler bulunuyor.

04 Ara

Giyilebiyen bilgisayarlar çıkıyor…

AB 6. Çerçeve Programı kapsamında 48 ortağın yürüttüğü WearIT@Work (Giyilebilen Bilgisayar) projesi ile bilgisayarlar, endüstriyel ortamlardaki kıyafetlere entegre edilecek şekilde tasarlanıyor.

Kemer ve ceket gibi aksesuarlarla kullanılan maksimum 500 gram ağırlığındaki sistem, gösterge, kamera, bilgisayar, alıcı ve güç kaynağından oluşuyor. Gelecek yıl tamamlanacak projenin, otomotivden sağlığa, itfaiyeden uçak yapım ve bakımına kadar çeşitli iş kollarında yaygın kullanımı öngörülüyor.

Projenin Türkiye’den tek ortağı Mobilera Bilişim ve İletişim Teknolojileri Tic. A.Ş’nin yönetici ortağı Zeynep Sarılar Akaltan, giyilebilen bilgisayar projesinin AB Çerçeve Programları tarafından iki yıl önce onaylandığını söyledi. Akaltan, Almanya’dan Bremen Üniversitesinin yönettiği projenin küçük, orta ve büyük ölçekli işletmeler, üniversiteler ve araştırma kuruluşlarının da aralarında bulunduğu 48 ortaklı konsorsiyumu ile AB Çerçeve programları arasındaki en büyük projelerden biri olduğunu belirtti.

Gelecek yıl tamamlanacak projenin ana hedefinin, bilgisayar sistemlerinin endüstriyel ortamlardaki kıyafetlere entegrasyonunun uygulanabilirliği olduğunu söyleyen Akaltan, giyilebilen bilgisayar projesindeki çalışmaların 8 iş paketi üzerinden devam ettiğini bildirdi. Mobilera’nın da bu iş paketlerinde farklı çalışmalar yürüttüğünü anlatan Akaltan, Mobilera’nın proje içerisindeki en önemli rolünün, sistemin çekirdeğini oluşturan haberleşme servislerinin tasarımında ve geliştirilmesinde yer alması olduğunu söyledi. Akaltan, firmalarının iş paketlerinde Bremen Üniversitesinin liderliğinde, Microsoft, HP, Carl Zeiss ve Docomo ile beraber çalıştıklarını söyledi. Giyilebilen bilgisayarların kullanım alanları için otomotiv, sağlık, hava araçlarının bakım ve onarımı ve itfaiye olmak üzere 4 ana başlığın belirlendiğini anlatan Akaltan, projenin devamında bu başlıklara yenilerinin ekleneceğini dile getirdi.

Otomotiv üretiminde performans artışı

Akaltan, otomotiv sektöründe sık eleman değişimi nedeniyle yeni elemanların eğitiminden kaynaklanan çeşitli sıkıntıların bulunduğunu belirterek, giyilebilen bilgisayarların sektörde kullanılmasıyla bu sıkıntıların en aza indirgeneceğini söyledi. Akaltan, ‘Giyilebilen bilgisayarların rahat kullanımı, kolay anlaşılır yazılımları ve esnek özellikleri, çalışanların sisteme kısa sürede adapte olmalarını sağlayacak. Böylece üretim bandının durması gibi sonuçlara varan sorunlar da ortadan kalkacak’ dedi.

Hastane çalışanlarında iletişim sağlayacak

Giyilebilen bilgisayarların sağlık sektöründe de kullanılmasının öngörüldüğünü ifade eden Akaltan, yeni bilgisayarlarla hastanelerde teşhis ve tedavide doktorların hastane personeliyle rahat, hızlı ve hatasız her türlü iletişim kurabileceğini söyledi. Hastalara uygulanacak tetkik, tahlil, ilaç yazımı gibi her türlü işlemin sesli ve görüntülü olarak dijital kayıt altına alınacağını anlatan Akaltan, ‘Doktor, tüm bu bilgileri üzerindeki giyilebilen bilgisayarlar aracılığıyla otomatik olarak alacak. Bu bilgisayarları, doktor, hemşire ve hasta da taşıyabilecek’ dedi.

Uçak ve helikopter bakımı

Uçak ve helikopterlerde karmaşık bakım işlemleri bulunduğuna ve bu sektörde de giyilebilen bilgisayarların kullanılacağına dikkati çeken Akaltan, ‘Giyilebilen bilgisayarlar, bu gibi durumlarda çalışanların sesli ve görüntülü komutlarla yönlendirilmesini sağlayacak. Bir nevi, çalışanların asistanı gibi olacak. Arızalarda gereken tüm sıralı adımlar bilgisayarda yüklü olacak. Çalışanın yaptığı işlemleri kaydedecek ve sonrasındaki adımları da sırasıyla komut verebilecek’ diye konuştu.

Acil durum senaryoları

Acil durum senaryolarında ise giyilebilen bilgisayarların pilot çalışma olarak itfaiye teşkilatında uygulandığını aktaran Akaltan, bu sistemde de merkezle itfaiye arasında iletişim sağlanmasının amaçlandığını söyledi. İtfaiye teşkilatında çalışanların zor ortam koşullarından etkilendiğine işaret eden Akaltan, şöyle devam etti: ‘İtfaiye çalışmalarında yoğun dumandan ve sıcaklıktan dolayı görüş alanı düşebiliyor. Bu tür zor koşullarda kullanıcı ile merkezin bağlantısının devam etmesi önemli. İtfaiye birliklerinin kendi aralarında haberleşme kurabilmelerinde bilgisayarların kullanılmasını öngörüyoruz.

Bunun yanında sistem sayesinde çalışanın işini kolaylaştıracak uygulamaların eklenmesi söz konusu. Örneğin uygulamalarda daha önce bir ekip tarafından aranan bir odanın aranmamasını ya da bir monitör yardımıyla itfaiyecinin aradığı bir alanın arkasını görebilmesini hedefliyoruz.’

Sistem nasıl çalışıyor?

Projenin temelinde, hareket ve yükseklik gibi sensörler kullanılarak geliştirilen donanımlar ile kullanıcının hareketleri, ortam koşulları ve bilgileri algılanıyor. Çeşitli kaynaklardan elde edilen bu veriler, karar verme ve yorumlama uygulamaları sayesinde anlamlı bilgilere dönüştürülüp, giyilebilen ekipmanlara aktarılıyor. Ekipmanların ağırlığı, çalışana ek bir yük getirmemesi için maksimum 500 gram civarında tasarlanıyor.

Giyilebilen sistem içinde geliştirilen donanımlar arasında ekran görüntüsünün, gözlük şeklinde gözün önüne getirilmesini sağlayan ve Carl Zeiss tarafından hazırlanan giyilebilen başlık, ETH tarafından hazırlanan, kemer olarak takılabilir formatta taşınabilir bilgisayar, otomotiv sektöründe üretim kontrolünde kullanılan, sensör yüzeyli giyilebilen eldiven tarzında ekipmanlar bulunuyor.

 

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.