Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
19 Haziran 2008
(0 Oy, 5 üzerinden 0 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...
İhbar Et Etiketler : taner tözün unutulamayan ve affedilemeyen karanlık gece ölüm

Karanlık çöküyor şehrin üzerine; nemli bir hava, hissedilmeyen bir rüzgâr… Şehrin sesi yankılanıyor sokaklarda; insanların ayak sesleri ve konuşmaları, sokak lambalarının titrek lamba sesleri, araçlar ve diğerleri. Kaldırımda bir çöp parçasına vura vura yürürken ben, karanlık çöküyor şehrin üzerine, her zaman olduğu gibi…

 

Boş bir banka oturuyorum, ellerim ceplerimde. İnsanlardan dolayı yorgunum, hayat, şelaleden akan bir su parçası gibi beni yere atmaya çalışırken ben akıntıya karşı gelmeye çalışıyorum. Asla unutmamak, asla affetmemek, hayatı yenmenin yolu bu sanırım. İnsanlar geçiyor her tarafımdan, endişe dolu yüzler görüyorum, mutluluğun ardına saklanmış hayat kaygısı belli ediyor kendini en parlak kahkahada bile. Kendimi görüyorum hepsinde…

 

Siyahları giymiş gecenin karanlığına uyum sağlamaya çalışırken hayatımın yasını tutuyorum bir yandan, renklerim kaybolalı uzun süre oldu, duygularımı kaybettiğim gibi… Aklımı kaybettim belki de, sadece karanlığın gösterdiği sese yöneliyorum, karanlığa koşuyorum ellerim yanlara açık şekilde, bir uçurumdan bırakıyorum ruhumu aydınlıktan kaçarcasına… Düşünceler okyanusunda, karabasan gibi saldıran köpekbalıklarının çemberinde kalmış yardım bekliyorum, kimlerden? Gördüğüm, bıktığım insanlardan mı, görmediğim, hissetmediğim meleklerden mi? Sahte hayatın cancanlı göz kamaştırıcı paketlerine kanmışız doğuştan, ne varsa kabul etmişiz çoktan. Hayat diye beklediğim şey bu muydu acaba var olurken? Bir gramofondan çıkan taşlı plak müziği gibi geçiyor hayat benim için, bizim için…

 

Yaşlar akıyor gözlerimden gecenin karanlığında, belki de bütün insanlar adına döküyorum o yaşları, bilemiyorum… İnsanlar bakıyor bana, oturduğum bankın yanından geçerken. Kalkıyorum, yürüyorum belirsizliğime tekrardan. Yaşamımın hesabını kim verecek, olanlardan dolayı suçlu olanlar nasıl cezalandırılacak, nasıl unutulabilinir ki olanlar, nasıl affedilir, benim olan yaşam nasıl elimden alınabilir, korkuyorum. Kaldırımlar kara bir delik gibi içine çekiyor her adımımı attığımda, bu düşünceleri beynime dolduruyor. Artık yer kalmadı içimde bunları tutabilecek, dar geliyor ruhum bu bedene…

 

Gecenin karanlığı, benim karanlığım, içimin aynası bir gece…

 

Yıldızlarımı kaybedeli uzun süre oldu, ay doğmayalı aylar geçti. Artık gece hep karanlık bana, hep yakın kardeş gibi, aldığım nefes gibi… Vereceğim son nefeste karanlıkta olacak, gözümü kapadığımda insanlar gene sahte bir hayatın içinde kendilerini kaybedecekler… Bu sefer başka bir ben çıkacak içlerinden, gene gece olacak… Kaybettiğim renkleri, parlak yıldızlarımı orada bulacağım ben…

 

Karanlık benim öteki adım, unutulmayanlar ve affedilemeyenler karanlığın içinde saklı…

 

 

Taner Tözün

19.06.08



Yorum yazmak için Giriş yapınız