Güneş ısıtmıyor artık beni, buz kesmişim adeta, matem havasında gibi siyahlara bürünmüş kalbim… Tenim rüzgârı hissedemez olmuş, gözyaşlarım kurumuş, bilincim kaybolmuş bu yaşam denen oyunda… İnanasım gelmiyor bazen yaptıklarıma, bana yapılanlara…
Hayaller ve gerçekler arasında kaldım sanki ama geleceğim mi hayal geçmişim mi ayırt edemiyorum artık. Sanki bir kukla oynatıcısı yönlendirdi bizleri bugünlere getirirken, kâh bilinçliyken kâh bilinçsizken, ne yaptığımızı biliyorduk ama neden yaptığımızı hiç anlamadık, anlayamadık. Gerçek gibi geride bıraktığımız o geçmiş hayal gibi… Yaşadıklarıma, duyduklarıma, gördüklerime, hissettiklerime inanamıyorum, güvenemiyorum…
Kuru bir ağacın dallarında çırpınan bir yaprak tanesi gibi çırpındım hayatta; o dalda kalmak, o dalda can bulmak… Gün geçtikçe anlıyorum ki çabalarım boşuna, yalancı baharlara kanmak, o yeşilliğe bürünmek güzeldi hâlbuki gene kış geldi ve hep gelecek bu hayatta… Belki vaktinde belki daha erken…
* * *
Boş boş bakınıyorum sokaklara, gecenin puslu karanlığına hapsolmuş bir varlık gibi, titrek lambaların ışığında yol arıyorum, hayatta yaptığım gibi… Binalar üstüme geliyor adeta, senin burada işin yok dercesine, kafamı kaldıramıyorum yürürken, korkuyorum, korkuyorum geleceğimden… Başımı çevirip bakamıyorum, karanlık yutmak istiyor sanki beni, geçmişim gibi…
Nereye gideceğim, ne yapacağım şimdi bilmiyorum, her zaman güvendiğim yıldızlar bu gece yoklar, yarın da olmayacaklar… Boş sokaklarda ayak seslerim yankılanıyor, zaman geçmek bilmiyor ben durunca, bir saati andırıyorum her adımda, tik tak, gün doğduktan sonra kaybolan bir saat, ufuk renklendikçe kireç gibi beyazlaşmış yüzüm ondan kaçmak istiyor… Siyahlara bürünmüş kalbim bu yalancı güneşi artık görmek istemiyor…
Sesler duyuyorum, tanıdık sesler… Loş sokaklarda ve içimde duyduğum o sesleri, karanlık beni çağırıyor, başka kışlara dayanamayacağımı biliyor… Yıllarca gündüzlere kanıp yaşamak yerine karanlığın bu teklifi beni cezbediyor. Yaşamla son dansımı bitirmiş, başka insanlara sıra vermek üzere çekiliyorum kenara bu gece…
Gün doğuyor…
Ben simsiyah gecenin karanlığındayım, duyduğun o baykuş sesi benim, belki de martı çığlığı, bazen bir yıldız gibi karanlığı yarmak isteyen yaramaz bir yıldızım gökte, sokak lambalarının titrek ışığıyım… Artık ben kendim değilim…
Taner Tözün
02.06.08