İş hayatında başarı için en önemli 3 şey
18 Nisan, 2008 Cuma Etiketler : kariyer insan kaynaklari kişisel gelişim viyon kariyer güven motivasyon | İhbar Et
İki haftadır Robin Sharma’nın “Mükemmelliğe giden yol”, Napoleon Hill’in “Düşün ve Zengin Ol” kitaplarını okuyup, kendimi son zamanlarda çevremdeki negatif olaylardan ve insanlardan arındırmaya çalışıyordum. Tam bu konuda yazı yazmaya karar vermiştim ki bu son haftada yaşadıklarımın, şu anda yazacaklarımın sizler için daha önemli olduğunu bana söyledi.
İş hayatında her şey değişir, ama temel 3 prensip değişmez. Bu konuda kendimizi geliştirmezsek, ne yaparsak yapalım başarılı olamayız. Bunlar nelerdir: “Güven”, “iletişim”, “takip”. Bu yazimda "Güven"e değineceğim. Diğerlerini de ilerdeki yazılarımda örneklerle anlatacağim :
Her hafta yurtdışından mimimum bir firmadan bana distributörleri olmam konusunda eposta, telefon veya faks ile teklif gelir. Genelde ürünler birbirine yakın olduğundan bu taleplerin çoğunu nazikle red ederim.
Buna benzer bir teklif önce eposta geldi. Dikkate almadim. Daha sonrasında bir telefon geldi. Daha önce tanıdıkları bir Türk’den yardım istemişler, o da bizi aramış. Bu olayın boyutunu değiştirdi. Güven duymuştum! Bu firmanın temsilcilerinin ofisimize çok yakın bir otelde olduğu ve hemen görüşmek istedikelerini söyledi.
İşimin yoğun olmasına rağmen teklifi kabul ettim ve 15 dakika sonra firmanın bulunduğu otele gittim. Bir saatlik bir görüşmeden sonra, firmama güvendiklerini hissettim. Ellerinde bir çok proje vardı. Mevcut distributörden memnun olmadıklarını, bizimle bu işi yapmak istediklerini söylediler. Sonrasında ayrıldık.
Daha sonra tekrar benimle temasa geçtiler. Ellerinde 1,5 milyon dolarlık bir banka projesi vardı. Bu projeyi eski distributördeki etkili bir kişinin getirdiğinden dolayı bu proje haricinde bizimle çalışacaklarını söylediler. Bende “ tamam “dedim. Daha sonra bana mevcut sıcak projelerini göndermelerini ve bunlari takip edebileceğimizi söyledim. Bunlar bizim çalıştığımız ve aramızın iyi olduğu bankalardı.
Kısa bir araştırmadan sonra mevcut projeleri konusunda sonuçların gerçekçi olmadığını anladık ve bunu firmayla paylaştık. Doğal olarak üretici firma, mevcut dağıtıcı konusunda güveni yitirmişti. Ayrıca, firmanın bize karşı bakışı nötreden olumluya değişmişti. Ama eski distributördeki kişiden işlerini bozarsa diye çekiniyorlardı. Bende bu kişi ile birlikte çalışabileceğimizi, geliri paylaşabileceğimizi söyledim. O kişiyle iki kere randevu ayarlamamıza rağmen özellikle gelmedi, hatta telefonlara bile çıkmadı. İçimden bir sesin “ burada bir şeyler eksik “ dediğini duydum. Ben her zaman kendime güvenirim, bu nedenle iş ve sosyal hayatımda açık ve samimi davranırım ( zararını gördüğüm vakalarda vardır, ama sonuçta ben kendimden mutluyum). Bana artık güvenleri tamdı. Herşeyi benle açıkca paylaştılar.
Firma bana 1,5 milyon dolarlık projeyi bizim üzerimizden yapabileceğini söyledi. Bende bu konuda banka ile çok yakın çalışan bir çözüm ortağının sahibini tanıdığımı ve ona danışacağımı, bu şekilde bilgi toplayacağımı söyledim. Arkadaşımın kısa bir araştırmasından sonra son derece şaşırtıcı bir bilgi geldi . Mevcut distributör ve o işi bağlayan şahıs olduğu sürece bu iş olmayacaktı. Yabancı üretici firma bu işi bizimle devam etme konusunda ikna oldu. Gizlilik anlaşması imzaladık. Banka bu şahsa o kadar kızmıştı ki, anlaşma imzalama safhasında iken, kişinin tavrından ve yaklaşımından rahatsız olmuş, ürünü çok beğenmelerine rağmen, alternatif bakmaya başlamışlardı.
Çözüm ortağımız toplantı ardına toplantı yaptı. Hep karşımıza mevcut firma ve kişiden dolayı, ürünü beğenmelerine rağmen çalışmak istemedeklerini belirttiler. Yabancı firma özel fonlar tarafından finanse ediliyordu. Bu konuda bu bankanın vereceği karar çok önemli idi. Türkiye’de ilk müşterileri olacaktı. Yatırımcılarla yapılacak toplantıya 2 hafta vardı. Üretici firma anlaşma 2 haftada imzalanırsa çok özel fiyat verebileceklerini söylediler. Biz halen fiyatı bilmiyorduk. En sonunda teklifi öğrendik. Çözüm ortağı tekrar toplandı. Bu sefer fiyat pahalı dediler. Rakipler ile fiyat farkı $300,000 idi.
Üretici firma geri adim atarak fiyatini $ 300,000 indirdi. Ayrıca, kurulumda ücretsiz yapılacaktı. Hedef bu yatırımcı toplantisindan önce siparişi almaktı. İlk sipariş fiyatını da yüzde 50 azalttik. Alım 2 parti halinde olacakti..Banka sürekli kararını erteliyorde ve üretici firmanın telefonlarina artık çıkmamaya başlamışlardı. Üretici firma köşeye sıkışmış, olayı ne kadar yanlış yorumladıklarının farkına varmışlardı. İş işten geçmişti.
Benim kötü bir özeliğim vardır ; pes etmem. Bunun üzerine tanıdığım satın alma bölümünü arayıp, bilgi almaya çalıştım. Bana mevcut dağıtıcı ve oradaki şahıs sebebiyle bankanın güvenini yitirdiğini ve farklı arayışlara gittiğini söylediler. Son bir kere şans tanımalarını rica ettim. Karşımıza mevcut firma ve şahıs konusunda memnuniyetsizliklerini dile getiriyorlardı. Ümidimi yitirmiştim. Bir aydır bu projede çalışmıştım, üretici firma işi aldıklarını sanıyorlardı. Bende Türkiye’de işlerin farklı yürüdüğünü, emin olmak için erken olduğunu o zaman söylemiştim. Bana inanmamışlardı.
Derken işi kaybettiğimiz haberi geldi. Boşuna bir ay çalışmıştım. Bu tecrübe iş hayatında güvenin ne kadar önemli olduğunu bana bir kere daha hatırlattı. Elimizdeki ürün rakiplerden teknolojik olarak daha iyi idi. Banka tercihini bu yönde kullanmıştı. Yerel dağıtıcıdaki bu işi takip eden proje müdürünün agresif, hatta tehditkar tutumu, yapmış olduğu anlaşma hata ve değişiklikleri, banka yönetimini çıldırtmıştı.
Güven gittikten sonra tekrar elde edilmesi zordur, özelikle iş hayatında ! Banka bu konuda tepki vererek hemen rakip ürünleri araştırmış, hem de anlaşmanın imzalanması an meselesi iken ve sonucunda 2 alternatif üretici bulmuşlar. Bundan sonra artık geri dönüş olması demek, bankanın geri adım atması olacaktı. Türkeye’nin önde gelen bankalarından olan bu kurum kesinlikle taviz vermiyecekti (konuşma dilinde bu güven eksikliğini af etmeyecekti) .
Bugun iş hayatında ne iş yaparsanız yapın, güvenilir olmaya çalışın. Fiyat, kalite güvenin yerini alamaz. Günümüzde satışçıların anlamadığı da bu. Güven inşa etmeden satışa başlamak veya iş bitmeden o güveni devam ettirememek satışçıların sonunu hazırlıyor. Kaybeden firmalar oluyor. Ülkeden ülkeye, kültürden kültüre fark eder. Ülkemizde satılacak en önemli ve en öncelikli şey: güvendir !
Sevgilerimle,

Sevgili Taner, vermek istediğin mesajı çok güzel bir yöntemle ilettiğini düşünüyorum. Ve paylaşmış olduğun tecrübe,’güven’konusundan fazlasını da anlatmış oldu bana. Teşekkürler