Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Satış Bir İnsan İşidir

Cemil İpekçi, Eren Talu girişimcilik üzerine bir hikaye

(0 Oy, 5 üzerinden 0 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...
2007 yılında altıncısı düzenlenen JCI Girişimcilik Akademisi’ne ikinci kez konuşmacı olarak davet edildim ve hiç tereddüt etmeden kabul ettim. Hafta sonu dinlenemeyecek olsamda buna değeceğini düşünüyordum.Çünkü gençlere yol göstermemiz, gelecek nesillere faydalı olmamız çok önem verdiğim bir konudur.
 
Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde yapılan bu zirveye aynı üniversiteden çok büyük ilgi vardı. 500 kişiye yakın genç girişimciye konuşma imkanım oldu. “Satışın 10 Altın Kuralı“ ile ilgili yazmış olduğum kitabımla ilgili sunumuma ilgi çok büyüktü. Seminerin Cumartesi günü yapılmasına rağmen, katılım çok fazlaydı. Konuşmam 1,5 saat sürecekti ancak katılımcıların enerjisini gördüğümde konuşmamın süresini 2 saate uzattım. Bu gençlerde bunu gördüğüm en önemli şey öğrenmenin ve merakın insanın ileri gitmesi için en önemli itici bir güç oluşturduğuydu…
 
Benim sunumum ardından “Marka” konusunda Cemil İpekçi ve “İnovasyon” konusunda Mimar Eren Talu adlı iki değerli konuşmacı vardı.
Bu iki  büyük isimi dinlerken ;  işlerine ve  hayata bakışları ile ilgili birçok ortak noktamız olduğunu fark ettim.
 
Seminere ulaşmak için Cuma akşamı 23.30 treni ile Haydarpaşa’dan hareket ettim.
Sabaha karşı saat 04.30’da Eskişehir’e ulaştım. Cuma gününün vermiş olduğu yoğun tempodan dolayı kendimi çok yorgun hissediyordum. Trenden indiğimde bizi karşıladılar ve 15 gün önce açılmış ve son derece güzel döşenmiş Accor İbis oteline bizi götürdüler. Resepsiyonda Cemil İpekçi’yle karşılaştım. 1985 yılında eşimin nişan elbisesini Cemil Bey diktiğinden kendisi ile o zamanlar tanışmıştım. Cemil İpekçi 50’lili yaşların üstünde olmasına rağmen, birçok gence taş çıkartacak kadar genç ve enerji dolu gözüküyordu.
Resepsiyonda sohbet etme imkanımız oldu. Konumuz “Marka” üzerineydi. Sohbetimiz sırasında herhangi bir ürünün marka olması için içinde muhakkak bir “insan unsurunun” olması gerektiğini söyledi. “Aksi takdirde etiket olur.” dedi. Açıkçası, bana enteresan geldi. Kendisine “ O zaman GAP , Zara, Harvey Nicholson ne oluyor “ diye sordum. “Onlar sadece birer etiket” dedi. O zaman Ralph Lauren, Hugo Boss ile GAP’ın farkını daha iyi anlamıştım.
 
Seminer sırasında kendisine “eğer markanın yaratıcısı ölürse ne olur” diye sorulan soruya verdiği cevap : Meşhur Bursa İskender ölmesine rağmen halen nasıl yaşıyorsa ve insanlar halen tercih ediyorsa, yaşamış markalar hiç bir zaman ölmezler.”  şeklinde oldu.
 
 Cemil İpekçi konuşurken salon hınca hınç doluydu. Gençler marka ve inovasyon konularına çok ilgi gösteriyorlardı. Bu da gelecek nesiller için bana ümit verdi. Cemil İpekçi, konuşmasının devamında iş yaşamında çektiği güçlükleri ve bu noktaya gelmesinde Cindy Crawford, Claudia Schiffer, Naomi Campbell gibi dünyanın bu ünlü top modellerini Türk kamuoyuna yakından tanıtan Zeki Triko’nun patronu Zeki Başeskioğlu’nun büyük emeği olduğunu ve ondan çok şey öğrendiğini söyledi.
 
Cemil İpekçi bir markaydı, ama amatör bir ruhla çalışıyordu. Kendisinde lider olarak şunları gördüm : “özgüveni yüksek, yaptığı işe inancı sonsuz ve işinden büyük keyif alıyordu. Bir saat konuşmak için 5 saat tren yolcululuğu yapacak kadar enerji ve heyecanı vardı, kendisi ile son derece barışık ve rahattı, samimi ve açık bir iletişim dili vardı.”
 
Arkasından Eren Talu konuşmacı olarak panelde yer aldı. Eren Talu çok değerli ve yaratıcı bir mimar. En önemli yapıtları arasında Hillside Su Oteli bulunuyor.. Bir sunum yapmak yerine katılımcıları ile soru-cevap şeklinde bilgilendirmeyi tercih etmişti. Herkes büyük heyecanla bu yetenekli mimarı dinlemek istiyordu. Eren Talu da yaşını hiç göstermiyordu.
 
Eren Talu da lider olarak şu özelliklere sahipti: “özgüveni yüksek, yaptığı işten keyif alıyor, işini seviyor, içinden geldiği gibi çiziyor, risk almayı seviyor, yaratıcı ve cesurdu. İkna yeteneği yüksek, enerjisi düşük ve sakin, ama sonuç odaklı düşünüyordu. Geniş, doğal bir vizyona sahipti. Bunu da hayattan aldığını söylüyordu.”
 
Hillside Su projesiyle ilgili hikayesi konuşmasında benim en çok ilgimi çeken konuydu. Antalya’dan teklif geldiğinde ve bu projeyi yapmaya karar verdiğinde mal sahibine bu projenin Hillside gibi bir işletmeci ile başarılı olabileceğini söylemiş. Bu gerçekten inanılmaz bir öngörü ve mesleğine saygı. İstese oteli yapar ve parasını alırdı. Ama amaç para kazanmak değil yaşayan bir sanat bırakmaktı. Eren Talu’nun iyi bir aileden gelmesi, kültür, eğitim ve görgüsü Türkiye’deki sıra dışı eserlere imza atmasını sağlıyordu.
 
İkisini de hayranlıkla izledikten sonra kendi inandığım değerlerle kişiliklerini analiz etmek istiyorum. İnsanın inandığı bir işi yapması başarılı olmasında çok önemli bir unsurdur. Başarılı insanlara baktığımda bu kişilerde gördüğüm en büyük özellikler cesur olmaları, risk alabilmeleri, kendileri gibi olabilmeleri, inandıkları değerleri açık, samimi ve dürüst ifade edebilmeleri, kısaca doğal olabilmeleridir.
   
Tüm başarılarına rağmen mütevazı kişilikleri vardı. Ancak bütün bu özellikler işin marka olabilmesi ve daha iyi noktalara gidebilmesi için tek başına yeterli değil. Kişinin yeni trendleri takip etmesi, halkın içinde olması, sürekli seyahat etmesi ve yeni insanlarla tanışması, içinden geldiği gibi davranabilmesi ve yaratabilmesi bu kişileri diğer insanlardan ayıran, onları bir lider, marka yapan belli başlı özelliklerdir. Kişilik özellikleri de kişinin sevilmesinde, beğenilmesinde ve marka olmasında en önemli faktörlerden biri.
 
JCI Eskişehir Girişimcilik Akademisi, üniversiteli gençlere doğruyu ve tecrübeyi kitaptan değil, kaynağından sunarak, gençlere çok önemli bir örnek teşkil etmeye devam ediyor.
 
Bu Akademi bana, başarının insanlar kim olurlarsa olsunlar temelde insani değerlere dayandığı, kişinin bilgi birikimi, tecrübesi kadar, dünya görüşü, hayata ve kendine bakış ile paralel olduğunu bir kere daha hatırlattı.
 
Eskişehir Jaycees’li dostlarımı, bu kadar başarılı bir organizasyonu düzenlendikleri için bir kez daha bu köşeden tebrik ediyorum. Eskişehir’de Anadolu Üniversitesinin dışında yeni yapılan oteller, restoranlar, iş merkezleri ve hızlı tren bağlantısı ile hızla gelişmeye devam etmektedir. Bu tarz organizasyonlarda yer alma fırsatım olduğundan çok mutlu oluyor ve toplum adına birleyler yapabilmenin hazzını yaşıyorum.
 
Sevgilerimle,
www.tanerozdes.com

Yorumlar

Yorum yaz

Yorum yazmak için Giriş yapınız