Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Kategori : 'Kadın'

Hayat bir çocuğa nasıl anlatılmalı?

17 Mart 2008 Pazartesi 1 Yorum »

Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, ‘Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum’ dedi. Sorusu kolaydı ama, yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım:

 Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı ‘insan yetiştirmek’ olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını… Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden ‘neden ben değil de o?’ demeden…

 Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini. Kazanılan   ve harcananın bir sonu olduğunu, gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını, ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.

 Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine…

 Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona. Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona.

Aşk acısı çekmenin hiç aşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret. Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı… Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.  

Hayatı sorgulamayı öğret ona… Bilginin en büyük güç olduğunu öğret. Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını.

Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret. Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı… "İstemiyorum", "hayır" demeyi öğret ona , istediğinde ise "istiyorum" demeyi, Sevdiğinde ise "seni seviyorum" diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını…

 Sorgusuz sevmeyi…   El yazısı ile notlar yazmayı… Lafı dolandırmamayı…. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını, İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret…   Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa   kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını…  

Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona… 

 Not : Bu yazi Aylin Kotil tarafından Cumhuriyet gazetesinde yayinlanmıştır. Çok beğendim, paylaşmak istedim..

Sevgilerimle,

 

ANNELİK

26 Ocak 2008 Cumartesi Yorum yok »

 

Anneme duyduğum sevgi ve değeri kelimelerle ifade etmem çok zor. Bir gün annemi aradım. " Madem oğlun artık bir yazar oldu, yazar annesi olarak seninde bir şeyler karalaman lazım" dedim. Aşağıdaki muhteşem yazıyı göndermiş. Sizlerle paylaşmak istedim.

Doğdukları andan itibaren hayatımızın merkezi olan, herşeyden ve herkesden sakındığımız çocuklarımızı çok sevdiğimiz kadar onların ilk öğretmenleri olduğumuzu unutmamalıyız.

 
Onları geliştimek için önce kendimizi geliştirmeyi, özgüvenli olmaları için sevgi kadar anlaşılmayı, saygı duyulmayı ve onaylanmayı hakettiklerini..
 
Gerçek sevginin asıl kendini sevmek olduğunu ,kendisiyle barışık olmadan kimseyi sevip mutlu edemeyeceğini.
 
Düşüncelerinin kendi yazgısı olduğunu ,ne düşünürse onu yaşayacağını, bunun için pozitif düşünceyi yaşam felsefesi haline getirmesi gerektiğini;
 
Gerçek gücün içimizde olduğunu kendine güvenir ve irade gösterirse hayatta her istediğini elde edebileceğini ilerde insanlardan alacağı bütün tepkilerin aslında kendi duygularının yansıması olduğunu..
 
Bağlılığın asla bağımlılık olmadığını, koşulsuz sevginin aslında sevdiğini özgür bırakmak olduğunu..
 
Yaşamın bize verilen en büyük hediye olup doya doya tadını çıkarmak gerektiğini..
 
Gerçek mutluluğun aslında ufak şeylerde ve ayrıntılarda gizli olduğunu ona anlatabilir, onu tatlı masum bir bebekten; özgür mutlu ve sevgi dolu bir birey haline dönüştürebilirsek “Annelik” denilen bu kutsal sevgiyi bizde doya doya yaşayabiliriz.
 
 
Ender Özdeş- Taner Özdeş’in Annesi
  
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.