Dünyanın En iyi Satışcısına
13 Şubat 2008 Çarşamba Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişim
Benim Taner Özdeş ile tanışmam on yıl önce JCI (Dünya Genç Liderler ve Girişimciler Federasyonu) toplantısında gerçekleşti. Bu iz bırakan ve bir ömür boyu sürecek dostluğun başlangıcı olacak biraz komik ve tatlı bir karşılaşmaydı.
Ben o toplantıya gözlemci olarak gelmiş bir köşede etrafı izliyordum. Girişteki “Hoş geldiniz” masasındaki bir kavanoza gelen tüm konuklar birer kartvizitini bırakarak içeri doğru ilerliyordu. Doğrusu bu genç insanlar adeta ülkemizin beşeri hazinesi genç girişimcilerden oluşan nezih bir gruptu. Bende içimden “şu kartvizitlerin hepsi elimde olsa ne süper olurdu” diye geçirdim. Tam o sırada Taner’i gördüm. Gayet soğuk kanlı ve sakin kavanozu masanın üzerine boşalttı. Kartvizitleri iki gruba böldü. Bende o an içimden her halde dernekten bir yetkili diye düşündüm. Fakat tam o sırada Taner ilk grup kartviziti cebine diğerlerini kavanoza geri koydu. Şaşkın bir halde yanımdaki kişiye “bu kimdir ?” diye onu gösterdim. “Taner Özdeş” dedi. Hemen yanına gittim. Kendimi tanıttım ve ona “biliyor musun bende şimdi sizi izliyordum ve bende aynı şeyi düşünüyordum” dedim. Taner bir gülümsemeyle “ geç kaldın üzgünüm” dedi. Sonra Taner ile bir ömür boyu sürecek bir dostluğun ilk adımlarını attık.
Bugün büyük bir gururla söyleyebilirim ki kendisinin ilk kitabına ilham ve yardımcı olmanın gururu içindeyim. Daha sonra Taner’in eşi sevgili dostum Neylan’nın dayısı rahmetli Prof. Dr. Ergun Sabar’ın hayat hikayesinin yer aldığı “Hayatımı Masaya Yatırdım” kitabının yayınlanmasında aracı ve ilham oldum. Yani sadece dost değil ama ailenin bir parçası oldum. Şimdide Taner’in kitabının İngilizce yayını ve dünyada tanıtımı üzerine birlikte çalışacağız. Taner hep bir adım önde ve şüphesiz zamanın ilerisinde.
Yazar- Akademisyen
Not : Sevgili Vedat’ın, "Satışın 10 Altın Kuralı" kitabımı yazmam konusunda bana cesaret ve ilham vermesi sebebiyle, hayatımda çok önemli bir yeri vardır. Bu yazıyı siteme koyma sebebim dostluğun, yardım etmenin, paylaşmanın , karşılıksız vermenin insan hayatında ne kadar önemli olduğunu siz değerli okuyucularımla paylaşmaktır.
Hayattan keyif alıyor musun?
10 Şubat 2008 Pazar Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişimBu akşam kanser olmuş ve bir sene sonra ölecek iki kanser hastasının mükemmel bir filmine gittim; Jack Nicholson baş rolde oynuyor .
Filmin adı“ Şimdi Ya da Asla”
Filmin özeti : Yolları, bir hastane odasında aynı hastalığı paylaşmakla kesişen ikili, iki ortak noktaları daha olduğunu keşfeder: hayatlarının kalan kısmını yapmak istedikleri her şeyi yaparak geçirme arzusu ve kendileriyle barışma ihtiyacı. Hayatları boyunca yapmak istedikleri herşeyin bir listesini yapıp hastaneyi terkeden iki arkadaş, birlikte araba seyahatine çıkarlar ve bu süreçte dost olup, hayatı dolu dolu, hoşgörü ve mizahla yaşamayı öğrenirler.
Hastalardan biri milyarder bir iş adamı Jack Nicholson , diğeri ise orta halli ( ancak hayat konusunda çok bilgili bir kişi) siyahi artist Morgan Freeman’dır. .. İkisi de milyarder iş adamın kendi hastanesinde tedavi görürler. Milyarder iş adamı, hastanenin feslesefinin ne olursa, kim olursa olsun her odada 2 kişi yatmalı prensibiyle, kendi hastanesinde olmasına rağmen, odayı tanımadığı orta halli bir siyahi ile paylaşmak zorunda kalır..
Hayatta en önemli değerler mizah gücü, hoşgörü, pozitif düşüncedir .. En önemli güç ise vermek ve paylaşmaktır. Geride kalanlara iyi bir şeyler bırakabilmek.
15 senedir yöneticilik yapıyorum. Yeni nesil ve gelecek nesiller o kadar farklı ve bireysel yetişiyorki. Belli değerleri maalesef öğrenemiyorlar. Sürekli tüketerek veya teknoloji ile ekran başında bireysel ve sanal bir hayat yaşıyorlar. Çoğu güzel duyguyu tatmadan, maddi bir dünyada bireysel ve bencil yaşıyorlar. Toplumumuzun geleneksel değerlerini alamıyorlar (aileler ağır hayat koşulları sebebiyle, çocuklarıyla yeterince zaman geçiremiyorlar, belli değerleri veremiyorlar). Gençlerin sürekli kafaları karışık, hayattan ne istediklerini bilmeden, sahip olduklarından çok sahip olmadıklarını düşünerek kendilerini mutsuz ediyorlar..
Bugün bir elemanım bana şunu sordu :
Öğütlerim şunlar olacaktır :
-
Ne yaparsanız yapın, önce verin sonra talep edin..
-
Vermenin zenginlik olduğunu, almaktan daha önemli bir değer olduğunun bilincinde olun.
-
Çok paranın mutluluk getirmediğini, esas mutluluğun ve gücün içinizde olduğunu bilin.
-
Verdiğimiz sürece alacağınızı, paylaştıkça kendimizi daha çok seveceğinizin bilincinde olun.
-
İnsanın hayatta mutlu eden şeylerin, çok ufak ve basit şeylerden ibaret olduğunu, bu değerleri para ile satın alamıyacağınızı bilin.
Filmde ölmeden önce yapılması gerekenlerin listesinde en çok hoşuma giden 3 madde şunlardı :
“ Hiç tanımadığın bir insana karşılıksız yardım etmek”
“ Gözünden yaş gelene kadar gülmek “
Hayatı doya doya yaşayın.. Hayattan keyif almak ve gerçek mutluluğu tatmanın almaktan veya çok para sahibi olmaktan değil, insanlara yardım etmekten, mutlu etmekten, vermekten, paylaşmaktan kaynaklandığını unutmayın. Bu filmi muhakkak izleyin..
Esprinin satıştaki olumlu gücü
8 Şubat 2008 Cuma Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişim
Satış bir insan işidir. Bu konuda kendinizi ne kadar geliştirirseniz, o kadar daha başarılı olursunuz.
Mizah gücünüz her zaman kullanmaya çalışın.
Hayata karşı tutumumuz başarımızı belirler
3 Şubat 2008 Pazar Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişimTeknoloji Türkiye’de nasıl satın alınıyor?
1 Şubat 2008 Cuma Etiketler : teknoloji satış pazarlama kişisel gelişimYurtdışında ve dünyada belli pazara ulaşmış firmalar Türkiye’de firmalar tarafından tercih edilirken, firmaların adı satın alma kararlarında en önemli unsur olmakta, bu çoğu zaman firmanın gerçek beklentisi ve ihtiyacına yönelik olmamakta veya verilen paraların karşılığı alınmamaktadır. Teknolojide en önemli unsur, IT yöneticililerin ve kullanıcıların alınan teknolojiyi rahat kullanabilmeleri, sistemin genişleyebilmesi, mevcut altyapıyla entegre olması , hizmet ve servislerin sürekli ve hızlı verilmesi gerekirken, iyi pazarlama yöntemleri ve imajı güçlü firmalara gereğinden fazla veya gereksiz teknolojileri almalarına sebep oluyorlar.
Güvenlik ürünlerinde , donanım ve yazılımlarda maalesef büyük baskılar ve yetkileri/bilgileri yeterli olmayan bilgi işlem yetkilileri tanıdık veya fiyatı düşük diye yanlış ve gelecekte kullanılması mümkün olmayan ürün ve yazılımları satın almaktadır. Bugün teknolojide en önemli unsur, ürünü pazarlayan firmanın ne kadar araştırma ve geliştirmeye para ayırdığı, yerel eğitim ve servis verecek personelinin ( sertifikalı) niteliği ve sayısı, Türkiye’deki pazarlayan firmanın tecrübesi, servis ağı ve konudaki uzmanlığı çok önemlidir. Bu tür kararlar teknoloji kadar iş süreçlerini de etkilemesi açısından firmalar için kritiktir.
Bugün belli başlı projeler hariç firmalarda Genel müdür veya Genel müdür yardımcıları teknoloji projelerini tamamen bu konuda yeterli deneyimi olmayan IT personeline emanet etmişler ve ancak parasal hususlarda son kararı vermektedirler. IT yatırımları ( özelikle ; özel ağların kurulması, Intranet ve Extranetlerin oluşturulması, güvenlik politikaları ve ürünlerinin satın alınması) firmanın gelecekteki iş modellerini, müşterileri, partnerleri ve tedarikçileriyle iletişim ilişkilerini belirleyecektir. Bu tür yatırımlar, araştırma, planlama , modelleme ve uygulama gerekmektedir. Üst taraftan desteklenmeyen ve önemsenmeyen teknolojik yatırımlar uzun vadede firmaya fayda sağlamayacağı gibi gereksiz işletme sermayesi kaybına yol açacaktır. Bir keresinde bir müşterime yaptığım ziyarette binlerce dolara mal olan güvenlik duvarı (firewall’un) aylar sonrasında halen ambalajında durduğunu gördüğümde hayretler içinde kalmıştım. Son seyahatimde tüm yabancı hava limanlarında bilet kesen makinaların aynısını Türkiye’de de gördüğümde çok sevinmiştim, ama görevli bileti elle kestiğinde bozuk mu diye sorduğumda , hayır çalışıyor ama kullanmaya gerek yok cevabını aldığımda hayretler içinde kaldım.
Firmalar satın alırken belli firmaların etkisinde kalarak teknolojiyi yeterince takip etmemektedir. IT müdürlerinin veya personelinin yetersiz sayı ve bilgiye sahip olmaları, kendilerine yeterince yatırım yapılmamaları ve sıkça değişmeleri sebebiyle, yapılan yatırımlar yarım kalmakta veya kullanılmamaktadır. Teknoloji ve güvenlik, sürekli gelişen ve takip edilmesi ve denetlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle mevcut personel teknolojiyi takip edecek niteliklere sahip olmalı, İngilizce bilmeli, alınan ürünlerin sertifika programlarına katılmalı ve teknoloji fuar ve seminerlere katılarak kendilerini sürekli geliştirmeli, bu konudaki dergileri, yayınları , ve bu konuda Internetten yayın yapan sitelere üye olmalıdırlar. Bugün bilgisizlik veya karmaşık yapısı sebebiyle güçlü işletim sistemleri ve makinalar kullanıcıların bilgisizliği yüzünden alınamamaktadır.
Donanıma veya yazılıma verilen önem eşit olmamaktadır :
Bazı firmalar donanıma yüz binlerce dolar harcarken bu konuda aynı yatırımı bütçe yetersizliği veya planlama eksikliği nedeniyle yazılıma yapamamaktadır, veya çok pahalı güvenlik yazılımlarını OEM makinalara veya kopya lisanlara kurmaktadırlar. Firmalarda iş fırsatlarını yaratacak, hızlı iletişim ve servis vermek için hem yazılımın hemde donanımının eşit ve uzun vadeli planlanarak alınmalıdır.
Çözüm nedir ?
Dünyada IT teknolojileri hızla gelişmektedir. Türkiye donanım ve yazılım konusunda Türkiye’deki potensiyeli gören yüzlerce yabancı firmanın istilasına uğramıştır. Bu firmaların çoğunun hizmet vermeye yeterli mühendis, servis ağı ve yedek parçası yoktur. Ayrıca, bu firmalara Türkiye’de mallarını yurtdışının çok üzerinde fiyatlara satmaktadır. Bu konuda Türkiye kamu ve özel sektörde ciddi IT eleman açığı dışında, IT personeli yurtdışındaki gibi iş ve firmanın önemli karar süreçlerinde yer alamamaktadır. Banka ve çok uluslu şirketler haricinde, çoğunluğu aile veya KOBİ şirketlerinden oluşan Türk şirketleri bu konuda yeterli eleman bulunduramamakta, mevcut elemanlarda bankalardaki ve yabancı şirketlerdeki talep fazlalığından dolayı yüksek ücretler talep etmektedir. Bu konuda çözüm Türkiye’nin diğer gelişmekte olan ülkeler gibi bu konuda eleman açığını kapatmak için gerekli eğitim açığının kapatılması , teşvik ve yatırım planlamasının yapılmasıdır. Şirketler bu konuda “ outsourcing” modeli ile konularında uzman şirketlerden hizmet almalılar, güvenlik konusunda uzman kuruluşlardan periyodik olarak altyapı ve sistemlerini test ettirmelidir. Üst yönetimin IT konularında gerekli ilgi ve alakayı göstermeli, mümkünse bu konuda üst düzey yönetici atamalıdır.
Satış Neden Kaybedilir?
26 Ocak 2008 Cumartesi Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişimSatışın 10 Altın Kuralı nedir?
24 Ocak 2008 Perşembe Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişimSatışın 10 Altın Kuralı kitabımı halen okumadıysanız , Satışın 10 Altın Kuralı‘nı burada sizlerle paylaşmak isterim.
Geçen gün yakın bir arkadaşımla sohbet ediyordum. Kendisi Amerika’nın en prestijli okulu olan a Harvard Business School’da "Liderlik" konusunda doktorasını yapıyor. Bana şunu anlattı : " İnsanlar hayatlarının merkezine ne koyarlarsa sadece onu düşünürler, çünkü hayatlarında en önemli şey budur . Örneğin:: " kariyer" , " para" "şöhret" "aile" "güç" vb.. Bunları kaybettikleri zaman hayat larında boşluk, ümitsizlik hissederler. Ancak bunun yerine hayatımızın merkezine "kendi değerlerimizi" koyarsak o zaman bunları hiç bir zaman kaybetmeyiz..
- Kendinizi sevin ve güvenin
- Sağlıklı yaşayın, iyi beslenin
- Pozitif olun, bol bol gülümseyin
- Ailenize ve yakın dostlarınıza zaman ayırın
- Zamanı iyi değerlendirin
- İyi giyinin, kendinize özen gösterin, kişisel imaj oluşturun
- Seyahat edin, yeni insanlarla tanışmaya gayret edin
- Kendinizi geliştirin
- Hedeflerinizi belirleyin, kendinize inanın ve kararlı olun
- İnsanları sevin, değer verin ve yardımcı olun
Müthiş Sır
21 Ocak 2008 Pazartesi Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişimBugün Mike Hernacki’nin "Müthiş Sır" kitabını aldım. Kitap sadece 60 sayfa. Gerçekten ilgimi çekti !
Nasıl başarılı olunur? Bu konuyu sürekli araştırıyorum.. Neden bazı insanlar daha başarılı olurken, diğerleri olamıyor. Bunun sırrı nedir? Aynı kitapta, Amerika’da 1 milyon $ ve üzeri yıllık geliri olan insan sayısının nüfusa oranı sadece yüzde 2 idi. Bu oran dünyanın birçok ülkesinde yüzde 1-2 arasında değişiyor. Dünyada bir çok nasıl zengin olunur konusunda yazılmış on binlerce kitap var. Bunları okuyarak zengin olmayı düşünüyorsunuz, hayal görüyorsunuz !
Cuma günleri genelde şirketlere eğitim veriyorum. Başarılı satışçı nedir diye her defasında soruyorum . Cevaplar aşağı yukarı hep aynı :
"Tecrübe, ürün bilgisi, iyi bir okuldan mezun olma, dürüstlük , iyi dinleyici olmak, imaj, karizma vb.."
Bunların hepsi gerekli , ancak 2 şey sizde yoksa çok iyi satışçılar ( çok para kazanan ) arasına giremezsiniz ;
İstekli olmalısınız- ne gerekiyorsa yapacak kadar istekli. Böylelikle mucizelerinizi hayatınıza çekebilirsiniz .
İkincisi ise, kesin ve net hedeflere sahip olmak. Başarılı satışçıların yaptığı tek şey zihinlerindeki resmi hatırlamak (amaçları) ve ona konsatre olmaktır.
İsteklilik kelimesinin sözlük anlamı şöyle tarif ediliyor : " Mümkün olan her talebe yargılamadan, kuşku duymadan, reddetmeden açık olan bir zihin halidir".
Sonuç olarak istekli olmak zihinsel bir durumdur. Bunu ancak biz istersek yaratabiliriz.
Kendimden örnek verecek olursam. 2007 sonuna 2 ay kala hedefimizden bir hayli uzaktık. Şirkette patron dahil kimse hedefimizi tutturacağımıza inanmıyordu. Ben ise hem inanıyordum, hem de bu hedefin tutturulması konusunda istekli ve kararlıydım. Ne mi yaptım?
Öncelikle yapmak zorunda olduğumuz hedefin öncelikle resmini beynime yerleştirdim. Her akşam şirket veritabanında 31 Aralık günü bu hedefi sanki yapmış gibi hayal ettim ve beynimde resmini gördüm. Bunu her gece yatmadan önce düşündüm ve hayal ettim.
Bunun dışında şirket çalışanlarına bu hedefi tutturacağımıza inandığımı ve kendilerine bunun yapılmasının mümkün olduğunu yazdım. Hergün yapılan satış rakamlarını satış ekiplerine gönderdim. Yılın bitmesine 3 hafta kalmıştı, hedeften 1 milyon$ uzaktık. Akşam bilgisayarıma oturdum ve elemanlarıma email attım : " Herkese gayreti için çok teşekkür ederim, hedefimizi yapmaya çok az kaldı.. Sizlerden ricam 31 Aralık akşamı ailemle ve çoçuklarımla şirket veritabanina bağlandığım zaman, bana lütfen hedefimizi ekranda görmenin keyfini yaşatın. Sizlere güveniyorum."
28 Aralık akşamı ben izine ayrıldım, şirketten ayrılırken bilgisayarımda şirket hedefinin yapıldığını görüyordum. Bir mucize gerçekleşmişti.
İstekli olursanız ve hedefinizi yapacağınıza inanırsanız, mucizeler gerçekleşir. "Müthiş Sır " kitabını muhakkak okuyun.
Bu Cumartesi günü yakın arkadaşlarımız bizdeydi. Arkadaşlarımdan biri bana dedi ki " Geçen gün patronum bana 10 sene önce hedeflerini not ettiği defterini gösterdi. Defteri elime aldığımda tarih bugünden tam 10 sene önceye gidiyordu. Tek tek şirketin bugünkü durumuna gelmesi için hedefler tek tek yazılmıştı. En ilginç tarafı, hedeflerden biri benim şirkete transferimin gerçekleştirilmesi maddesiydi ! O zamanlar yabancı bir şirkette çalışıyordum ve maaşım çok yüksekti. Ama patronum şirketin ihracatta iyi noktalara gelmesi için, bunu göze almıştı."
Başarı; ancak inanırsak, gerçekten istersek ve hedeflerimiz konusunda sonuna kadar kararlı olursak geliyor.
Sevgilerimle
2008 Satış planlarınızı yaptınız mı?
17 Ocak 2008 Perşembe Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişim2007 yılı kısa bir süre önce bitti. 2008 yılına girdiniz. İyi bir satışçının yapması gereken öncelikli 2 şey vardır :
1- 2007 yılını değerlendirmek,
2- 2008 yılını planlamak ve yeni hedefler belirlemek
( hedefler ne az , ne de çok olmalı - hedef nasıl belirlenir bunu ayrı bir yazımda değerlendirmeyi düşünüyorum)
Kendinize şu soruları sorun :
2007 yılına yeni başlamış olsaydım neyi daha iyi yapabilirdim?
2008 yılında hedefimi tuturmamın önünde en büyük engeller nedir?
2008′i planlarken, her satışçı yıllık hedefini öncelikle aylara bölmeli, her aya yapabileceğini düşündüğü rakamları yazmalı. Hedefler her 3 ayın sonunda değerlendirilir ve yıllık bütçe buna göre revize edilir.
Amerika’da satışçılar 2 nedenle işten atılırlar :
1- Hedeflerini tuturamadıkları için - % 75 oranının altı başarısız olarak adlandırılır,
2- Hedeflerinin çok üzerinde satış yaptıkları için,. İkiside şirket açısından başarısızlıktır, çünkü satışçı ne yaptığının veya ne yapacağının farkında değildir.
Doğru tahmin yapmak, satışçının kalitesini belirler. Ülkemizde tahmin yapmak satışcılara hep ters gelir; ya ciddiye almazlar veya yanlış yapmaktan korkarlar.
Şirketler bütçe ile yönetilir. Bütçelerin gelir kısmı satışçıların verdikleri tahmini satış rakamları ile belirlenir. Bu rakamlar doğru değilse, şirket zor durumda kalır. Tüm satın almalar, stoklar, işe alımlar, yeni yatırımlar hepsi satışçıların o önemsemedikleri veya hafife aldıkları tahmin raporları ile belirlenir.
Satışta başarı, planlama ve stratejiden geçer. Planlarımızı ve hedeflerimizi ne kadar önce ve doğru koyarsak, o kadar başarılı oluruz!
Siz siz olun bugünden planlarınızı yapın.. Yıl sonu geldiğinde hedeflerinizi doğru tutturduğunuzda bu gurur sizin olsun.
Hepinize başarılı bir 2008 satış yılı dilerim..
Sevgilerimle,