Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Müşteri Her Zaman Haklıdır

12 Haziran 2008 Perşembe Etiketler : müşteri servis pazarlama satış thy hizmet sektörü
Bu yazımı bir iş seyahatim sebebiyle Ankara’ya uçarken yazıyorum. Ama bu farklı bir uçuş. İki müşterinin koltuk krizi yüzünden tam bir saat rötarla kalkabildik. İlk defa başıma geliyor, hem de Türk Hava Yolları’nda. THY personeli krizi iyi yönetemediler. Tam bir saat gecikme ile kalktık ve zamanında müdahale edemedikleri için diğer yolcularda gecikme sebebiyle birbirlerine bağırıp çağırmaya başladılar.
 
THY personeli kendilerine göre son derece başarılı idi, çağırmış olduğum başhostese sakince sordum:  “Siz THY’larının bu olayda bu krizi başarı ile yönettiklerine inanıyor musunuz?” Cevabı evet oldu. “Bu süreyi kısaltma imkanınız yok muydu? Ben sonuç olarak yolcuyum ve benim için başarı, olayı halletmenizden çok, kısa sürede müdahale etmenizdir ”dedim. Beni anlayamadığı bakışlarından besbelli idi. Çünkü müşterinin bakış açısını anlaması öğretilmemişti. Dünyaya iki türlü bakabilirsiniz; ben her zaman haklıyım veya karşımdaki kişiyi en iyi nasıl anlayabilirim ( hizmet edebilirim). Hiçbirini bilmiyorsanız, o zaman empati gösterin en azından.
 
Yolcuların 50 dakika bir uçak yolculuğu için 1 saat beklemek zorunda kalmaları nasıl başarı ise! Peki sorun neydi: İki yolcu arasındaki koltuk savaşı.  Koltuk savaşı sonunda uzun tartışmalardan sonra kavgayı başlatan kişi uçaktan prosedür gereği indirildi. Yanında 10 kişiye yakın kişi –sanırım ailesi ve akrabaları da – indiler. Bu Sonuç olarak olan yolculara oldu. Çoğu randevusuna yetişemedi, toplantısını kaçırdı, ihaleye katılamadı ve bütün programları bozuldu. Ama THY haklı idi! Yolculara bu kadar çile çektirdikten sonra, sadece özür dilemek yerine, başka bir jest yapılamamaz mıydı?
 
Türkiye’nin önde gelen restoranlarında ( bunlar genelde popüler olan mekanlardır) öğlen yemeklerinde hep problem yaşarsınız. Zamanınız sadece bir saattir. Garsonlar öğle yemeği servisinin, akşam yemeği servisinden çok farklı bir konsept olduğunu anlamazlar, çünkü bu konuda eğitilmemişlerdir. Astoria içinde “Kitchenette” yeni açıldığında büyük bir heyecanla ilk gidenler arasındaydım. Kanyon Kitchenette’de öğlen yemeklerinde yer bulmanız için herkesten önce gitmeniz lazım (rezervasyon kabul etmezler). Benim ofisime çok yakın olmaması sebebiyle, çok istememe rağmen buraya sıkça gidemiyordum. Hemen yanımızda yeni yerleri açılınca, çok sevinmiştim. Zahmetsiz öğlenleri gidebilecektim.
 
İlk gidişimde müşterimle öğle yemeği yedikten sonra, kahve siparişi verdik. 30 dakika geçmesine rağmen, kahve gelmedi. Bu kadar sürede yemek yemiştik. Misafirim zamanı olmadığı için ayrılmak zorunda kaldı. Ben hırs yaptım ve bekledim. Tam tamına 40 dakika geçti. Garsonu çağırdım. Niye bu kadar geciktiğini sordum. Önce yoğunuz dedi, sonra mesafenin uzak oluşundan bahsetti, çok sıkıştırınca 400 kişilik mekanda sadece tek kahve makinesi olduğunu, ikincisini sipariş ettiklerini söyledi. Bende açıkçası sinirlendim ama belli etmedim.
Garsonu çağırdım ve benden kahvenin parasını almamalarını, hatta bir şey ikram etmeleri gerektiğini söyledim. Bunu müdürüme sormam lazım dedi.
 
Bir süre sonra garson gelip ve müdürü ile konuştuğunu ve bana çay ikram edebileceğini söyledi. “Ben çay istemiyorum ki. Lütfen müdürünüzü çağırır mısınız” dedim. Müdürü geldi ve kendisi garsona, bana çay ve yanında tatlı ikram etmesini söylediğini söyledi. Bende garsonun bana bu şekilde söylemediğini söyledim. Özür diledi, ama iş işten geçmişti. Kendisine şöyle bir tavsiyede bulundum: Kahve servisi konusunda aksaklığın sipariş etmek isteyen müşterilere bu konuda bekleme süresinin uzun süreceğini belirterek inisiyatifi onlara bırakmaları gerektiğini söyledim. “ İyi fikir “ dedi.
 
Sonraki günlerde gittiğimde kahve servis süresinin yeni kahve makinesinin alınması ile hızlandığını gördüm. Kitchenette Astoria 400 kişilik kapasitesi olan, ağırlıklı olarak öğle yemeği servis edilen bir mekan. Mutfak ve masaların birbirinden uzak olması servis süresini uzatıyor. O nedenle hiçbir zaman mükemmel hızlı bir hizmet beklemeyin. Bu beklenti ile giderseniz, ortamdan ve yemeklerden keyif alırsınız. Ben ayda minimum 3 kere Kitchenette’de yemek yerim.Bunu yazmamın sebebi bu tür mekanların yoğun iş yapmalarına bakmadan gerekli önlemleri en kısa zamanda almalarını ve müşteri gözüyle bakmalarını sağlamak.
 
Bu konuda başarılı bir örnek; Akaretlerde W Otelinin içinde açılan Spice Market. Açıldıktan birkaç gün sonra bir cumartesi akşamı yemeğe gittik. Tıklım tıklım doluydu. Açılalı kısa bir süre olmasına rağmen, hiç bir aksaklık görmedim. New York’dan bir ekip gelmişti. Bu ekip sürekli dünyanın her yerinde açılan Spice Marketleri geziyorlar, personeli eğitiyorlar, en az 1 ay süre yeni açılan mekanda aksaklıkların minimum olması için uğraşıyorlar ve standartları oturtuyorlar. Mekan tam anlamı ile hazır olana kadar açılmıyor. Türkiye’de hızla büyüyen restoran ve kahve zincirleri bence örnek almalılar.
 
Şirketler bugün müşterimizi nasıl sadık yapabiliriz diye bir çok strateji üretmeye çalışıyorlar. Bunu başarmanın en temel yolu müşteri her zaman haklıdır bakış açısını tüm çalışanlara kazandırılmasıdır. Önemli olan müşteriye samimi olarak yaklaşmak, gerektiğinde özür dilemek, müşterinin tavsiyesi için teşekkür edebilmek, şikayetinin en üst seviyeye iletileceğini söylemek, gerektiğinde (restoranlar için) yandaki marketten müşterinin istediğini alıp getirmek. Servis sektöründe başarı bunları gerektiriyor. Günümüzün acımasız rekabet şartlarında eğitim verdiğim şirketlere hep şunu tavsiye ediyorum: Müşterinizi gerektiğinde şımartın veya şaşırtın ! Müşteri sadakatı ancak bu şekilde sağlanır.
 
Müesseselerde maaşı ödeten, işin devamlılığını sağlayan müşteridir. Müşteri bir nevi  “Patron” demektir. O zaman müşteriye de patronunuza nasıl davranıyorsanız, öyle davranmanız gerekir. Bu davranış, tutum ve yaklaşım sadece ve sadece sizin daha başarılı olmanızı sağlar.
 
Sevgilerimle,

Hillside Etiler Spor Klübünde 12. sene üyeliğim sona ererken

10 Nisan 2008 Perşembe Etiketler : hilliside satış pazarlama kişisel gelişim spor spor klübü müşteri müşteri memnuniyeti
"Taner, yine mi Hillside !”dediğinizi duyuyorum. Ama yine da yazacağım. Benim amacım iyi şeyleri insanlarla paylaşmak, günlük gözlemlerimden satış ve pazarlama dersleri çıkarmak.
 
Çocuklarımla yemeğe gittiğimizde, restoran veya garsonları gerektiğinde uyarır veya  eleştiririm. Çocuklarım bundan çok rahatsız olurlar. Babam dünyada garsonların en korktukları, en zor  müşteri tipidir derler. Böyle davranırken aslında onlara iyilik yaptığımı düşünürüm.
 
Dünyada 10 senenin üzerinde karlı olarak devam eden firma sayısı çok azdır. Bir müşterinin herhangi bir yere 10 senenin üzerinde üye olması ise bana göre bir mucizedir. Şöyle düşünün 10 senenin üzerinde sürekli ziyaret ettiğiniz veya müşterisi olduğunuz  alışveriş merkezi, banka, otomobil galerisi, restoran, terzi, kuaför, mağaza, sinema, eczane sayısı kaçtır?
 
Benim vardır dediğinizi duyuyorum..Soruyu bir de şöyle sorsam :  Oturduğunuz evinizin yeri değişse, yeni taşındığınız ev daha önce yaşadığınız evden en az 10 km veya üzerinde bir mesafede olsa, halen eski alışkanlığınızı devam ettirir miydiniz? Kadınlar için kuaförün ne kadar önemli olduğunu söylememe gerek yok. Eşim Ulus’tan Nişantaşına taşındığımızda tüm mevcut alışkanlıklarını değiştirdi, kuaförü dahil! Ben ise , berberimi ( Ulus’saki Erol Kuaför) değiştirmedim. Niye mi? Birçok sebebi var. Berberim Naci. En önemlisi gerçekten saçımı iyi kestiğini düşünüyorum. Naci insanlara nasıl davranılması, müşteriye nasıl yaklaşılması ve nasıl konuşulması gerektiğini biliyor. Müşterilerini birbirleri ile tanıştırıyor. Örneğin, 3 hafta kendisine gitmesem, beni arar “Taner abi, bir sorunun mu var? “ der. Samimidir, içtendir, işine aşıktır. Sürekli dükkanı yeniler.
 
Hayatta sporun benim için ne kadar önemli olduğunu yazdığım yazılardan anlıyorsunuzdur. Hillside Alkent Spor Klübü’nde bu sene 12. sene üyeliğimi tamamlıyorum. Bundan 10 yıl önce , 10 seneliğine üye olduğumda , insanlar bana “Taner, mezarda spor yapmayı düşünüyorsun” derlerdi. 10 sene gibi uzun vadeli bir üyelik, herkes için kabullenmesi zor ve riskli bir kavramdır. 14 kere Hillside Club  Fethiye gittiğimi insanlara anlattığımda, herkesin surat ifadesinin değiştiğini fark ediyordum. Nasıl yani? Hillside’nin yönetim tarzını, işletmeciliğini, müşteriye yaklaşımını, yenilikçiliğini ve yaratıcılığını seviyorum.
 
Hillside Etiler Spor Klübü’nü farklı yapan neydi? Istanbul’da son zamanlarda bu kadar spor klübü açılırken, Hillside nasıl mevcut üyelerini kaybetmiyor, hatta üye sayısı halen artıyordu?.
 
Ben, birçok spor klübüne giderim. Bunların bazılarına çoçuklarım veya eşim üyedir. İyi bir satışçı olduğum için, haftada 1 kere ücretsiz gitme hakkım vardır. Bu spor klüblerine insanlar spor yapmak için giderler. Kişi sporunu yapar, çevresindeki kişilerle ilgilenmez. Spor bitince çıkar. İnsanlar niye evlerinde spor yapamazlar, hiç düşündünüz mü? Eşim spor yapsın diye çok uğraştım. Önce benden bisiklet istedi. Bir süre yaptıktan sonra sıkıldı. Sonra, bana koşu bandı al, söz yapacağım dedi. Kısa bir süre sonra onu da bıraktı. Eviminizin karşısında Fast Gym ( 5 mt karşımızda)  açıldı. Konsept çok akıllı idi : 8 dakikada, 270 kalori harcayıp, spor yapmış oluyorsunuz. Arkadan kısa masaj ve sauna.. Şimdilik üye oldu, düzenli gidiyor. Elemanlar güleryüzlü, istekli ve müşterileri motive etmek için ellerinden gelen herşeyi yapıyorlar. Sosyalleşme yok. Bireysel olarak insanlar spor yapıyorlar. Böyle bir ihtiyaç da vardı. Üye sayısı, Hillside ‘a göre çok daha sınırlı. Ayrı bir konsept !
 
Bugün birçok spor klübünde Hillside’dan yetişmiş hocalar bulursunuz. Öğrendikleri herşeyi yeni gittikleri yerde uygularlar..Hillside’n sektöre de faydası bu nedenle çoktur.
 
Hillside’i farklı yapan en önemli faktör; Hillside bir spor klübü değildir. Bir yaşam tarzıdır.  Evim gibi hissettiğim, çalışanlarla şakalaştığım, sorunlarını dinlediğim, klüpten içeri girdiğim andan itibaren, kendimi değerli hissettiğim bir spor klübü. Kendimi gerçekten çok iyi hissederim. Tüm üyeler ( 2 veya daha uzun süreli üye olanlar) birbirlerini tanırlar. Hiç çekinmeden birbirleriyle sohbet eder, House Cafe’nin sıcak ortamında aynı masada yemek yerler.Maç seyrederler. Gerçek Adı “Hillside Leisure Club”dır. Türkçesi, Hillside Zevk/keyif/yaşam tarzı klübü.. Her üç anlama da çevrilebilir. Sürekli bir yenilik vardır. Dünyadaki en son trendler, aletler, yenilikler ilk Hillside’da başlamıştır. Arkada mükemmel bir beyin takımı vardır. Üst kadro değişmez ! Bu çok önemli bir değer. Edip İlkbahar, Hayal Davran, Mehmet Can Uzun, Mehmet Erzurum, Serhat Bingül, Serhat Sidal, Didem Koçdur, Çağan Şimşek ve daha birçok kişi. Müthiş bir ekip gücü.
 
Step, Plates, Kick Box, Personal Trainer, Judo, Cycling vb. birçok yeni konsept Hillside’da anında dünya ile eş zamanlı uygulanır.
 
Diğer yandan, Hillside bir okuldur. Birçok kişi spor akademisinden sonra burada çalışmaya başlarlar ve sonra başka yerlere giderler. Elemanlar sürekli eğitim gördükleri için, müşteri bu değişimi fark etmez. Tecrübeli elemanlar ortama hakimdir. Kurumun kültürü yeni gelen elemanların hemen bu kültüre bürünmelerini sağlar. Bu da çalışanların müşteri kavramına verilen önemi anlamalarına ve buna göre davranmalarını hızla sağlar. Yöneticiler, dünyada bu konuda ne iyi egitimcilerden eğitim alırlar.
 
2008 yılında cardio bölümündeki tüm aletler yenilendi. Arızalı alete fazla rastlamazsınız. Müşteri anketleri, müşteri şikayetleri hemen dikkate alınır. Tüm eksiklikler hemen yerine getirilir. Hillside spor klübüne girdiğinizde arabanızı Valeye bıraktıktan sonra ( uzun süreli üye iseniz, ücretsizdir) içeri girdiğinizde tüm personelin kocaman gülücüklerini ve “ Taner bey, hoş geldiniz” dediklerini duyarsınız. Bunu samimi ve içten yaparlar. Beden Dili eğitimcisi olarak sahte ve gerçek tavırları hemen fark ederim. Giriş katında sinema, Starbucks, Mezzaluna, alt katta Spa, kuaför, solaryum vardır,en alt katta House Cafe vardır. En çok hoşuma giden, spor yaptıktan sonra ailemle Mezzalunada yemek yiyip, sinemaya gitmektir. Her cuma günü İstanbul’da isem mutlaka sabah saat 7.30 da spora başlar ve Starbucks’da kahvaltı ederim. Kendimi burada çok iyi hissederim. Yazları işten sonra House Cafe’nin mükemmel terasında limonatamı yudumlarım. Hillside’lı dostlarımla güneş batımında doya doya sohbet ederim. Herkes pozitif, güleryüzlüdür..Bu Hillside kültürüdür. Müşteriye yansır.
 
Dedim ya, Hillside bir yaşam tarzıdır. Her hafta sonu bir aktivite vardır. Bazen yurtiçi ve yurtdışı seyahatler, sosyal aktiviteler, partiler. Arkadaşa bile ihtiyaç duymazsınız. Bazı üyelerin tek hayatı Hillside’dır. Her gün gelirler, zamanlarının büyük kısmını burada geçirirler.
 
Tenis, squash turnuvaları da çok eğlenceli geçer. Çocuklarınızı unutmazlar. Babalar günü tenis turnuvası bile vardır. Paintball, trekking, kayak, tiyatro, kültürel faaliyetler, yemek yapma kursları ve birçok özel aktivite..Bir kişinin aklınıza gelecek her ihtiyacına yönelik herşey düşünülür ve uygulanır.
 
Spor yaparken DJ çalar. Yüksek müzik veya hiç müzik istemiyorsanız, sessiz bölümde spor yaparsınız. Zamanınız yoksa 30 dklık hızlı cardio bölümü vardır. Canınız hiç bir şey istemiyorsa, sauna veya buhar yaparsınız. İsterseniz bisiklete binerken veya koşarken monte edilmiş ekranlarda TV seyreder veya müzik izlersiniz veya gazete, dergi okursunuz..
 
12 sene nasıl geçti anlamadım. 2 sene sonra üyeliğim bitiyor. Yaşım 45 olmasına rağmen, yeniden 10 sene üye olmayı düşünüyorum. Evimi Ulus’tan Nişantaşı’na taşıdım. Hilliside’dan vazgeçmedim. Niye vazgeçeyim ki? Siz evinizden nasıl vazgeçemezseniz, ben de Hillside ‘dan vazgeçemem. Benim için Hillside bir spor klübü değildir, hayatın ta kendisidir. Tüm Hillside personeline bana bu duyguları ve tecrübeyi yaşattıkları için binlerce teşekkür, çünkü her biriniz bunu fazlası ile hak ediyorsunuz.. Hillside bir pazarlama ve işletme başarısıdır. Okullarda okutulmalıdır.
 
Sevgilerimle,
www.tanerozdes.com
Sayfalar : [1] 2
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.