Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Bu formanın hakkını verin

25 Haziran 2008 Çarşamba Etiketler : liderlik inanç duygusal zeka yöneticilik vizyon futbol coach antranör fatih terim futbol türkiye
Günlerdir Türkiye’nin zaferi tartışılıyor. Bu bir mucize mi yoksa talih mi? Fatih Terim başarılı mı yoksa sadece şanslı mı? Fatih Terim’i diğerlerinden farklı kılan ne?
Bu konudaki gözlem ve görüşlerimi sizlerle paylaşmak isterim. Bu yazıyı etkilenmemek için Almanya maçından hemen önce yazdım.
 
Şans hazır olana gülermiş. Bugün her başarının sadece şansa ve talihe bağlı olması güç, hemde bu arka arkaya 3 kere olmuşsa.. Dünyanın en iyilerinin oynadığı bir yerde sadece şans ile yarı finale gelemezsiniz!
 
Bu düşüncenin (veya inancın) temelinde Türk insanının kendisine güvenmemesi yatıyor.
 
Bir köşe yazarı şöyle yazmış : “ Günümüzün yaşantısına bakınca bizdeki en büyük toplumsal fobinin başarısız olma korkusu olduğunu görüyorum. Çalışma yaşamında. Politikada ve bireysel rekabette bu böyle.”
 
Ben kariyerim boyunca hem yabancı şirketlerde, hem de Türk patron şirketlerinde çalıştım. Aralarında gördüğüm en büyük fark  yabancı şirketlerde kararların uzun vadeli vizyon, hedef/amaç doğrultusunda , duygulardan uzak verilmesidir : Plan ve bütçe vardır. Başarısız ve uyum sağlamayan insanları sırf sevdikleri için tutmazlar. Patronlar hergün karar değiştirmezler, adam kayırmazlar, önyargılı ve duygusal davranmazlar. Başarıların arkasında kararlı ve profesyonel düşünce yatmaktadır. Genel müdürler değişse bile uzun vadeli kararlar değişmez. Hedefler sürekli günün koşullarına göre revize edilir. Gerektiğinde zararı göze alarak belli çalışmalardan vazgeçilebilir. Hedefler 3,5, hatta 10 seneliktir. İnsana değer verilir ve yatırım yapılır. Geleceğin liderleri yıllar öncesinden belirlenir ve o kişilere ona göre yatırım yapılıp yetiştirilir.
 
Bugün Türkiye’nin başarısı o nedenle sadece bu şampiyonlukla sınırlı değilidir . Bu başarı ( veya bazılarına göre mucize/şans) uzun vadeli bir çalışmanın ve inancın bir sonucudur. Bu başarının mimarlarından biri de başarılı lider ve motivatör Fatih Terim ve sahadaki lider futbolculardır.
 
Robin Sharma’nın Liderlik Bilgeliği kitabında liderlik dersi olarak şunu söylüyor : “ İnsan genellikle büyük bir zafer kazanmadan hemen önce bir tür zorluk yaşar. Önemli olan odağını korumak ve inanmaya devam etmektir.” Gandhi’nin de başarısında da , halkına kendi gelecek vizyonuna doğru yol gösterme bilgeliğine sahip olması dışında aynı zamanda kendi kendine liderlik etme ve mükemmel vasıflarla yaşama cesaretini sahip oluşudur.”
 
Ben Fatih Terim’in başarısını bu sözcüklerle açıklamak istiyorum. Fatih iyi bir vizyoner ve liderdir. Sadece çalıştırdığı takımları ileri götürmemiş, kendi kariyeri boyunca hep inanılmazları başarma cesaretini göstermiştir. Bu benim düşüncem, katılmayabilirsiniz.
 
Aynı köşe yazarı şöyle devam ediyor : “ Fatih Terim toplumsal beklentileri nefsine yansıtabilen sıradışı bir kişilik. Kendisi Psikolojik gerçeği bilmese de ‘‘kasılmaları ’’ hep mesaj ağırlıklı. Hem zeki, hem de düşlediği zaferi önceden planlayabilen bir kişilik! Son saniyelere kadar ufak bir çözülme işareti dahi vermiyor. Jestlerine , mimiklerine ve bakışlarına yansıyan ‘‘Beni yenemez’’, ‘‘Benden daha güçlüsü yok’’, ‘‘Türkiye benim’’ huysuzluğu biraz da bundan!
 
Kendini ispat etmeye susamış toplumlarda bu tür önderlere yalnız siyaset sahnesinde değil her alanda ihtiyaç var. Artık onu sadece bir teknik adam olarak görmemeliyiz. O aynı zamanda bir imaj mimarıdır bundan sonra!
 
Türk takımları arasında yurtdışında başarı elde etmiş tek takımımız Galatsasaray’dır. Bunun arkasInda yine uzun yılların bir çalışması ve stratejisi vardır. Fenerbahçe’nin yurtiçinde onca başarısına rağmen yurtdışında aynı başarıyı yakalayamamasının temel sebebi bu inancın
olmamasıdır.
 
Futbolda doğru strateji kadar futbolcuların “zihin gücü” başarıları da en az yetenekleri kadar önemlidir. İnanç, motivasyon, ekip ruhu bunu ateşleyen duygulardır. Hıncal Uluç şöyle yazmış : “ Bitişe dakikalar kala 2-0 mağlupken, 119’uncu dakikada golü yemişken hala maç yeni başlıyor gibiysen, sende iyi şey var demektir. Fizik kondisyonun müthiştir. Moral kondisyon da fevkalade. Terim bu iki kondisyonun yaratıcısıdır.”
 
Bana göre bu senenin ilk mucizesi ( herkes öyle adlandırdığı için bu şekilde ifade ediyorum) Galatasaray’ın her şeye rağmen şampiyon olmasıdır.Üzerinde fazla konuşulmadı, hatta unutuldu. Olabilecek her türlü olumsuzluğa rağmen bu takım şampiyon olmuştur. Bununla ilgili Hasan Şaş’ın futbolculara maç öncesi yapmış olduğu konuşmayı (telkini) sizlerle tekrar paylaşmak istedim. Saha içindeki lider futbolcular diğer futbolcuları ateşlerler :

Haber şöyle : Galatasaray’ın tecrübeli futbolcusu Hasan Şaş sakatlığına rağmen takımı ayakta tutan isim olarak sivriliyor. Feldkamp’ın istifasından sonra Florya’da oluşan birlikteliğin temel taşı olan Hasan Şaş, Fenerbahçe maçı öncesinde yaptığı konuşmayla bazı takım arkadaşlarını ağlattı. Hakan Şükür ve Ümit Karan ile birlikte takımın kaptanlığını yapan Hasan, kasığından sakatlığı bulunmasına rağmen G.Birliği maçında oyuna girmiş, diğer 3 karşılaşmada da yedek kulübeden arkadaşlarına destek olmuştu. Bu futbolcu Türkiye’nin dünya şampiyonasıda üçüncülüğün elde edilmesinin arkasında olan birkaç futbolcudan biriydi. Aynı başarıyı Galatasaray’ın en zor günlerinde hem de yedek klübesinden bu sefer gerçekleştirdi. Arkadaşlarıyla ve gençlerle yaptığı konuşmalarda gerekse teknik heyete idmanlarda verdiği destekle gerçek bir kaptan gibi davranan Hasan, takım Fenerbahçe maçına çıkarken arkadaşlarını karşısına aldı ve şunları söyledi:

‘KEŞKE BEN DE ÇIKABİLSEM’
“BEYLER, biraz sonra son yılların en önemli maçına çıkıyorsunuz. Üzerinizde sarı-kırmızılı formalar var. Bu formalara iyi bakın. Onlar dünyanın en güzel renklerini üzerinde taşıyorlar. Bir yıldır onları ıslatıyoruz. Terimizi akıtıyoruz. Alın terimizle buralara geldik. Şimdi ucuna kadar geldiğimiz, emekler sarfettiğimiz şampiyonluğu almak için sahaya çıkacaksınız. Keşke ben de sizinle birlikte bu tünelde yukarı çıksam ve formamı ıslatsam. Bizi biz yapan Galatasaray formasına borcumuzu ödeyeceğiz. Şimdi buradaki herkes yukarı çıkacak ve kanının son damlasına kadar savaşacak.

‘SAVAŞMAYANI SOKMAM’
BUGÜN, bütün bir sezon bizi küçük görenlere, G.Saray’ı rakip saymayanlara, akıttığımız teri boşa çıkartmaya çalışanlara ders verme günüdür. Çıkıp aslanlar gibi oynayın. Kaybedebilirsiniz. Ama emin olun ki mücadele etmeyeni soyunma odasına almam. Formanın hakkını verirseniz, futbol da sizin hakkınızı verir. G.Saray’ın ne olduğunu bir kez daha gösterin. Tribünleri dolduran G.Saraylılar’ı mutlu edin. G.Saray’ı hakettiği gibi temsil edin. Kulübümüze sahip çıkma günüdür. Allah yardımcınız olsun.”

 
Golü atan Semih’in açıklamaları bütün yazdığımı doğruluyor :
“ Samimi olmak gerekirse, 119.dakikada golü yediğimiz zaman maçın bittiğini düşündüm. Ama santra yaptıktan ve hocamızın ileriye oynayın talimatını gördükten sonra her şeyin olacağına inandım.”
 
“Mucize ve şans diyenlere gülüyorum” diyor Fatih Terim.
Einstein şöyle demiş “ Dünyada iki tür insan vardır. Herşeyi mucize ve şans olarak görüp yaşayanlar veya hiçbir şeyin mucize eseri olmayacağına inanlar.” Fatih Terim ben ikincisiyim diyor.
 
Samuel Johnson şu güzel sözleriyle yazımı noktalamak istiyorum :
“ Yaşam , zorlukların üstesinden gelmek, bir başarı mertebesinden diğerine geçmek , yeni dileklerde bulunmak ve onların yerine geldiğini görmekten daha büyük bir sevinç vermez insana. Büyük ve takdire layık bir girişimi üstlenen insanın zahmetlerine önce umut, sonra da neşe destek olur.
 
Sevgilerimle
                                                                                                                     
 
 
 
 

Düşündüğünüz; hayal mi yoksa rüya mı?

19 Haziran 2008 Perşembe Etiketler : vizyon hedef satış düşünce duygusal zeka inanç hırs hayat kariyer
Bu sabah her zamanki gibi saat 7.30’da Hillside’da spor yapmaya başladım. Haftada bir veya iki kere 7.30 da spora giderim. Sonrasında kendimi o kadar mutlu ve zinde hissederim ki, buna değer derim. Zor olan başlamaktır. Başladıktan sonra spor yapmak her zaman kolaydır. Hayatta her şey öyle değil mi?
 
Düşünürüz, önce saçma buluruz. Düşünürüz, sonra kendimize güvenmeyiz. Düşünürüz, sonra olabilecek en karamsar insana sorarız, vazgeçeriz. Düşünürüz, korkarız. Bir türlü başlayamayız. Aslında başlasak gerisi gelecektir.
 
İnsanın düşündüğü ve inandığı her şeyi gerçekleştirecek potensiyele sahip olduğunu biliyoruz.
 
Babalar gününde babam benimle kendi hayalini paylaştı benimle. “Niye olmuyor” dedi. “Bende gerçekçi bir planın yok. Gerçekten inanmıyorsun ayrıca”dedim.  Babamın hayali senede 6 kere yurtdışına seyahat etmekmiş. Ama plan yok. Ama bütçe yok. Ama zaman yok.. Sonuç, güzel bir hayal .
 
Satışta da böyle değil mi ? Satışçılar bana geliyorlar ve yeterince ziyaret yapamıyoruz, diyorlar. Nedenini sorunca da yoğunuz  diyorlar. Neden? Cevap yok.. Planınız var mı? Yok. Önceliğiniz var mı? Yok. O zaman tabiiki yapamazsınız diyorum.
 
Satışta başarılı mı olmak istiyorsunuz ? Başarının sırrı : Zamanınızı iyi kullanın. Önceliklerinizi belirleyin. En önemlisi bir hayalin veya hedefin arkasından koşunki enerjiniz ve motivasyonunuz hiç bir zaman bitmesin.
 
Her sabah sokaklarda koşturan bir çok insan görürüm ve kendime şu soruyu sorarım: “ Bu insanların kaçı ne yaptığının veya ne istediğinin farkında ?”
 
Bu sabah Hillside da spor yaparken 23 yaşındaki spor eğitmenine  “merhaba” dedim. Yanıma geldi. “Nasılsın?” dedim. “İyiyim” dedi. Ama isteksiz bir iyi ! “Siz nasılsınız?” dedi. Ağzımdan “ Harika” çıktı.  Nasıl başarıyorsunuz böyle olmayı diye sordu. Bende hayatımı dolu dolu yaşadığımı, ne istediğimi bildiğimi, kendimi huzurlu ve mutlu hissettiğimi söyledim. O zaman siz artık kabullenmeyi seçtiniz dedi. Tam tersi dedim. Ben olgunlaştım dedim. Yaşım senin 2 katın, sende benim yaşımda kendini daha iyi hissedersin dedim.
 
Şu anda hayatta en  çok ne istediğini sordum. Bana motosiklet yarışlarına girmek istediğini söyledi. “Ne engelliyor?” dedim. “Param yok!” dedi. “Ne kadar paraya ihtiyacın var?” diye sordum. “Bilmiyorum” dedi. “Nasıl bilmezsin bu kadar istediğin bir şeyi” dedim- hatta kendisine içimden kızdım. “Motosikletin var mı?” dedim. “Yok” dedi.
 
“Bak “dedim. “Yapman gereken şu: öncelikle bir bütçe yap. Toplam ihtiyacın olan paranın yarısını Hillside’dan sana sponsor olmaları için iste. Kalan yarısını senin maaşından taksitlerle kessinler. Yarışı kazanırsan borcunu da hemen ödersin” dedim. Önce itiraz etti. Olmaz dedi. Bende ne kaybedersin dedim. Bu kadar istiyorsan iste.. Bu konuda gerçekten istersen, bu işi başarabilirsin dedim. Yüzü gülüyordu. Teşekkür etti ve yanımdan ayrıldı. Umarım hayalini gerçekleştirecek kadar kendine güvenir .
 
Bugün sorun şu.. İnsanlar birşeye inanmaktan korkuyorlar. Fikri kafalarında öldürüyorlar.
 
Kendilerine yeterince güvenmiyorlar. Kararlı değiller. İlk fırsatta vazgeçiyorlar.
Dünyanın en büyük başarısızlığını kitaplardan keşfettiğimde şaşırmıştım : “Vazgeçmek “ En büyük başarısını öğrendiğimde de daha çok hayrete düşmüştüm : “ Kararlı olmak” Ne kadar basit değil mi ! Ama normal insan başaramıyor. Normal bir satışcı başaramıyor..
İnanç yok ! Kararlılık yok !  
 
Yazımı şu güzel sözlerle bitirmek istiyorum : “ Eylem olmadan vizyon bir rüyadır. Vizyon olmadan eylem zaman geçirmektir. Eyleme sahip bir vizyon ise dünyayı değiştirmektir.” – Joel Berker
 
Lütfen kendinize inanın. Size inanan insanların desteğini alın ve asla hayalinizden vazgeçmeyin.
 
Umarım 23 yaşındaki bu genç kızın hayali gerçekleşir ve dünyaca ünlü motosiklet yarışçısı olur.
 
Sevgilerimle
 
 
 
Sayfalar : [1] 2 3 4
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.