Satışçılarda Özgüven ne kadar önemli ?
26 Şubat 2008 Salı Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişimEğitim vermenin güzel yanı, eğitmenin de birlikte öğrenmesidir.Son zamanlarda birçok şirkete ( değişik sektörlerden) eğitim verme şansım oldu. Bunlar arasında, SK-EUROPE.COM firmasından Eyüp Yeşilyurt’un eğitim sırasında bana anlattığı müşteri öyküsü çok ilgimi çekti. Sizlerle paylaşmak istedim.
Buna benzer hikayelerinizi benimle paylaşabilirsiniz. Blog yazılarım son 5 ayda 175,000 kişi tarafından okunmuş. İlginize çok teşekkür ederim. Yorum yazanların sayısı maalesef bu okunma oranına göre çok çok az. Lütfen yazın, bilginizi ve tecrübenizi bizlerle paylaşın.
"Müşteri ziyareti yaptığım bir gün, müşterimin kapısını çaldım. Selam verdikten sonra kendimi tanıttım ve ne için orada bulunduğumu anlatmaya fırsat bulamadan iş yeri sahibi elinin dışıyla son derece kaba bir şekilde dışarı çıkmamı istedi. Çık dışarı, çık dışarı, derken yüzüme bile bakmadı. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Benim için tam bir şoktu, hayatımda hiç bu kadar aşağılanmamıştım. Odayı terk ettim. Oradan ayrılmalı mıyım kalmalı mıyım diye kısa bir bocalamadan sonra kalmaya karar verdim. O adama haddini bildirmeliydim.
Yanlış anlaşıldığını ve bu durumdan çok üzüldüğünü belirtti. Özür diledi. İş dışında uzun bir sohbet yaptık. Sohbetimiz yemekle son buldu bende yumuşadım ve sözleşme imzaladık."
Eyüp’ün bu yazısıyla ilgili ben de birkaç noktayı dile getirmek istiyorum: Satışçılar her zaman müşterilere nazik ve hoşgörülü olmalı, ancak gerektiği noktada da tavrını koymalıdır. Satış, hem alıcı hem de satışçı için kazanç-kazanç ise burada alıcının satışçıya göre bir üstünlüğünün olmaması lazım. Satışçılar, kendilerine, firmalarına ve sattıkları ürüne inandıkları sürece, satış yapmalarının ana sebebinin müşterilere yardım etmek olduğuna inanmalı, müşterilerinin yanında aynı Seyhan’ın yaptığı gibi kendilerine güvenmeli ve kendilerini ezdirmemelidirler.
İki önemli kural : 1) Herkese satmak zorunda değilsiniz 2) Herkesle iş yapmak zorunda değilsiniz.
Satıştan keyif almaya bakın, çünkü ben öyle yapıyorum.
Bol satışlar
Satış Nasıl Algılanıyor Araştırması sonuçlandı
25 Şubat 2008 Pazartesi Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişimMüşteri odaklı şirketler uzun vadede her zaman kazanır !
22 Şubat 2008 Cuma Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişimPazar gününüzü verimli değerlendirmenin yolları
17 Şubat 2008 Pazar Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişimDünyanın En iyi Satışcısına
13 Şubat 2008 Çarşamba Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişim
Benim Taner Özdeş ile tanışmam on yıl önce JCI (Dünya Genç Liderler ve Girişimciler Federasyonu) toplantısında gerçekleşti. Bu iz bırakan ve bir ömür boyu sürecek dostluğun başlangıcı olacak biraz komik ve tatlı bir karşılaşmaydı.
Ben o toplantıya gözlemci olarak gelmiş bir köşede etrafı izliyordum. Girişteki “Hoş geldiniz” masasındaki bir kavanoza gelen tüm konuklar birer kartvizitini bırakarak içeri doğru ilerliyordu. Doğrusu bu genç insanlar adeta ülkemizin beşeri hazinesi genç girişimcilerden oluşan nezih bir gruptu. Bende içimden “şu kartvizitlerin hepsi elimde olsa ne süper olurdu” diye geçirdim. Tam o sırada Taner’i gördüm. Gayet soğuk kanlı ve sakin kavanozu masanın üzerine boşalttı. Kartvizitleri iki gruba böldü. Bende o an içimden her halde dernekten bir yetkili diye düşündüm. Fakat tam o sırada Taner ilk grup kartviziti cebine diğerlerini kavanoza geri koydu. Şaşkın bir halde yanımdaki kişiye “bu kimdir ?” diye onu gösterdim. “Taner Özdeş” dedi. Hemen yanına gittim. Kendimi tanıttım ve ona “biliyor musun bende şimdi sizi izliyordum ve bende aynı şeyi düşünüyordum” dedim. Taner bir gülümsemeyle “ geç kaldın üzgünüm” dedi. Sonra Taner ile bir ömür boyu sürecek bir dostluğun ilk adımlarını attık.
Bugün büyük bir gururla söyleyebilirim ki kendisinin ilk kitabına ilham ve yardımcı olmanın gururu içindeyim. Daha sonra Taner’in eşi sevgili dostum Neylan’nın dayısı rahmetli Prof. Dr. Ergun Sabar’ın hayat hikayesinin yer aldığı “Hayatımı Masaya Yatırdım” kitabının yayınlanmasında aracı ve ilham oldum. Yani sadece dost değil ama ailenin bir parçası oldum. Şimdide Taner’in kitabının İngilizce yayını ve dünyada tanıtımı üzerine birlikte çalışacağız. Taner hep bir adım önde ve şüphesiz zamanın ilerisinde.
Yazar- Akademisyen
Not : Sevgili Vedat’ın, "Satışın 10 Altın Kuralı" kitabımı yazmam konusunda bana cesaret ve ilham vermesi sebebiyle, hayatımda çok önemli bir yeri vardır. Bu yazıyı siteme koyma sebebim dostluğun, yardım etmenin, paylaşmanın , karşılıksız vermenin insan hayatında ne kadar önemli olduğunu siz değerli okuyucularımla paylaşmaktır.
Hayattan keyif alıyor musun?
10 Şubat 2008 Pazar Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişimBu akşam kanser olmuş ve bir sene sonra ölecek iki kanser hastasının mükemmel bir filmine gittim; Jack Nicholson baş rolde oynuyor .
Filmin adı“ Şimdi Ya da Asla”
Filmin özeti : Yolları, bir hastane odasında aynı hastalığı paylaşmakla kesişen ikili, iki ortak noktaları daha olduğunu keşfeder: hayatlarının kalan kısmını yapmak istedikleri her şeyi yaparak geçirme arzusu ve kendileriyle barışma ihtiyacı. Hayatları boyunca yapmak istedikleri herşeyin bir listesini yapıp hastaneyi terkeden iki arkadaş, birlikte araba seyahatine çıkarlar ve bu süreçte dost olup, hayatı dolu dolu, hoşgörü ve mizahla yaşamayı öğrenirler.
Hastalardan biri milyarder bir iş adamı Jack Nicholson , diğeri ise orta halli ( ancak hayat konusunda çok bilgili bir kişi) siyahi artist Morgan Freeman’dır. .. İkisi de milyarder iş adamın kendi hastanesinde tedavi görürler. Milyarder iş adamı, hastanenin feslesefinin ne olursa, kim olursa olsun her odada 2 kişi yatmalı prensibiyle, kendi hastanesinde olmasına rağmen, odayı tanımadığı orta halli bir siyahi ile paylaşmak zorunda kalır..
Hayatta en önemli değerler mizah gücü, hoşgörü, pozitif düşüncedir .. En önemli güç ise vermek ve paylaşmaktır. Geride kalanlara iyi bir şeyler bırakabilmek.
15 senedir yöneticilik yapıyorum. Yeni nesil ve gelecek nesiller o kadar farklı ve bireysel yetişiyorki. Belli değerleri maalesef öğrenemiyorlar. Sürekli tüketerek veya teknoloji ile ekran başında bireysel ve sanal bir hayat yaşıyorlar. Çoğu güzel duyguyu tatmadan, maddi bir dünyada bireysel ve bencil yaşıyorlar. Toplumumuzun geleneksel değerlerini alamıyorlar (aileler ağır hayat koşulları sebebiyle, çocuklarıyla yeterince zaman geçiremiyorlar, belli değerleri veremiyorlar). Gençlerin sürekli kafaları karışık, hayattan ne istediklerini bilmeden, sahip olduklarından çok sahip olmadıklarını düşünerek kendilerini mutsuz ediyorlar..
Bugün bir elemanım bana şunu sordu :
Öğütlerim şunlar olacaktır :
-
Ne yaparsanız yapın, önce verin sonra talep edin..
-
Vermenin zenginlik olduğunu, almaktan daha önemli bir değer olduğunun bilincinde olun.
-
Çok paranın mutluluk getirmediğini, esas mutluluğun ve gücün içinizde olduğunu bilin.
-
Verdiğimiz sürece alacağınızı, paylaştıkça kendimizi daha çok seveceğinizin bilincinde olun.
-
İnsanın hayatta mutlu eden şeylerin, çok ufak ve basit şeylerden ibaret olduğunu, bu değerleri para ile satın alamıyacağınızı bilin.
Filmde ölmeden önce yapılması gerekenlerin listesinde en çok hoşuma giden 3 madde şunlardı :
“ Hiç tanımadığın bir insana karşılıksız yardım etmek”
“ Gözünden yaş gelene kadar gülmek “
Hayatı doya doya yaşayın.. Hayattan keyif almak ve gerçek mutluluğu tatmanın almaktan veya çok para sahibi olmaktan değil, insanlara yardım etmekten, mutlu etmekten, vermekten, paylaşmaktan kaynaklandığını unutmayın. Bu filmi muhakkak izleyin..
Esprinin satıştaki olumlu gücü
8 Şubat 2008 Cuma Etiketler : satış pazarlama kişisel gelişim
Satış bir insan işidir. Bu konuda kendinizi ne kadar geliştirirseniz, o kadar daha başarılı olursunuz.
Mizah gücünüz her zaman kullanmaya çalışın.
İnsanlar Hakkında Bildiklerim
5 Şubat 2008 Salı Etiketler : liderlik kariyer kişisel gelişim insanMary Kay Ash’in liderliğini tanımlayan ve başarısına önemli ölçüde katkıda bulunan unsurlardan biri, insanlara birey olarak değer vermesidir. Bu kavram, Ash’in kendi adını taşıyan kozmetik firmasının sloganı olmakla kalmamış, aynı zamanda yaşam şekli olmuştur.
Bu sıradışı kadın, şirketini, kadınlara kişisel ve finansal başarı için sınırsız fırsat sunmak üzere kurmuştur. Neden böyle bir şeyi hedeflemiştir? Çünkü, insanlara değer vermiştir. Onun için, herkes “biri”dir. Sonuçta bu anlayış, onu başarılı kılmıştır. Mary Kay’in yaşamında böylesine önemli bir yeri olan bu felsefeyi düşünmek, yıllar içinde insanlar hakkında keşfettiğim birkaç gerçeği aklıma getirdi. Aşağıda, liderlik ettiğiniz insanları anlamanıza ve onlara daha etkili bir biçimde liderlik etmenize yardımcı olacak beş temel ilke sunulmaktadır.
1. Herkes biri olmayı ister.
Bu, doğru değil midir? Herkes birşey başarmak ister. Biraz değeri olsun ister. Az da olsa tanınmak ister. Ve elbette, biraz onaylanmak ister.
2. Hiç kimse ne kadar umursandığını öğreninceye kadar, ne kadar bildiğinizle ilgilenmez.
Bunu sık sık söylerim. Tekrar etmeye değer bir konudur; çünkü çok önemlidir. İnsanlara yaklaşmak ve yaşamlarını değiştirmek istiyorsanız, onlara önce ilişkisel yönden yaklaşmalısınız. Onlara ne bildiğinizi söylemeyin. Onları bilginizle değil, şefkatinizle etkilersiniz.
3. Herkes birine ihtiyaç duyar.
Ara sıra, “Hiç kimseye ihtiyacım yok. Ben özgürüm; kendi kendini yetiştirmiş bir erkeğim (ya da kadınım),” diyen birine rastlarım. İnsanlar, bana bunu söylediklerinde onları tebrik edeceğimi düşünürler. Ama etmem. İşin aslı, tepkim tam tersi yönde olur. Kendi başınıza “en büyük” olamazsınız. Birşeyi tamamen kendi kendinize yapmışsanız, aslında pek birşey yapmamışsınızdır.
4. Birine yardım eden kişi, birçok kişiyi etkiler.
Birine yardım ettiğinizde, yalnızca o kişiye yardım etmezsiniz. Aynı zamanda, doğrudan ya da dolaylı olarak, o insanın etki alanındaki herkese yardım edersiniz. Etkinin gücü, her zaman katlanarak artar.
5. Bugün biri ayağa kalkacak ve bir kimse olacak.
Bu, Mary Kay’in temel anlayışlarından biri olmuştur. Her insanın değerli olduğuna öylesine güçlü bir biçimde inanıyordu ki daha siz görmeden sizin değerinizi anlayabiliyordu. Siz fark etmeden önce potansiyelinizi kavrayabiliyordu. Mary Kay böyle bir kadındı. Bu, onu büyük bir lider yapan unsurlardan biriydi.
Mary Kay’in yaşarken edindiği şöhrete sahip olamayabilirsiniz; ama bu beş fikri gönülden benimser ve buna göre hareket ederseniz, bir lider olarak ve diğer tüm rollerinizde başarı şansınızı önemli ölçüde artırırsınız.
Sevgilerimle,