Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Babam bana hayatı kelimelerle anlatarak değil, adam gibi yaşayarak öğretti

15 Haziran 2008 Pazar Etiketler : baba özgüven kişisel gelişim iyi çocuk yetiştirmek liderlik
Bugün Babalar günü.. Babalar gününü kutlamak için evimize, benim ve eşimin ailesini, kız kardeşimi ve eşini kahvaltıya davet ettik. Ev davetleri eskisi kadar tercih edilmese de keyfi bir başkadır. Güldük, eğlendik, güzel şeyler paylaştık. Ailenin önemini küçük yaşımda idrak etmişimdir ve benim için çok önemli bir güçtür ailem.  
 
Oğullarım Cem ve Emre, her sene babalar gününde mutlaka bana yazı veya şiir yazarlar. Yazı yazmaya öğrenmeye başladıkları günden itibaren her yıl yazarlar ve bana baba olmanın gururunu ve mutluluğunu yaşatmışlardır. İkiside büyüdü, kocaman adam oldular, biri 16, diğeri 17 yaşında. Sabah kalktığımda bu sene de yazarlarmı diye düşündüm. İnsan yaşlandıkça saf duygularını çocukluğundaki gibi yaşayamıyor, bastırıyor. Yaşlanınca ise tekrar daha fazla duygusallaşıyor. Keşke hayatımız boyunca duygusallığımızı doya doya yaşayabilsek. Bu duygular içinde ikiside birden yanıma paketleri ile geldi. Ellerinde ise yazıları vardı. Ne kadar mutlu oldum bilseniz. En büyük nedeni bu yazılarını bu sene köşemde yayınlamaya karar vermiştim. Ya vermezlerse o zaman ne yapacaktım. Bu yazı yayınlanmıyacaktı. Bende üzülecektim.. Yazımın sonunda yazılarını sizlerle paylaşacağım. Çünkü her ikisiyle de gurur duyuyorum.
 
"Duygusal zeka" ve "Limit Sizsiniz" seminerlerimde, anne ve babanın çocukların özgüvenini oluşturmada çok büyük payı olduğundan bahsederim. Çocuklar üzerinde yapılan araştırmalara göre, anne ve babanın çocuğu üç dört yaşına kadar yetiştirme biçimi, çocuğun erken yıllardaki özgüven derecesini belirlediği ortaya çıkmış.
 
Kim olursanız olun, anne babanız yaşamınızın en önemli kişileri olarak kalırlar. Bunun nedeni, kendinizi nasıl duyumsadığınızı belirleyen en güçlü etkenleri size aşılayanların onların olmasıdır. Yüksek özgüven elde etme çabalarınız, içinizdeki yargılayıcı ve cezalandırıcı seslerin ne kadarının çocukluğunuzda duyduklarınız olduğunu gösterir. Bugün boğuştuğunuz korkular, sınırlamalar, umarsızlıklar ilk yıllarınızdan beri sizinle beraberdir. Kendinizi, yeterli ya da yetersiz, akıllı ya da aptal, etkileyici ya da yardıma muhtaç, sevilmeye değer ya da değersiz görmenizi sağlayan anne babanızdır. Sizin mutlu etmek istediğiniz kişiler de onlardır. Çocuklarda anne babanın onayına gereksinim o derece güçlüdür ki, onların onayını istemek anne babanın ölümünden çok sonra da devam edebilir.
 
Bebek uyanık olduğu her an, sizden kendisi hakkında bir şeyler öğrenir. Siz bu yeni kişinin kim olduğunu yansıtan bir aynasınızdır. Bir bebek ona gülümsemenizden harika bir varlık olduğunu, dokunuşunuzdan korunmakta olduğunu, ağlamasına gösterdiğiniz ilgiden etkili ve önemli biri olduğunu öğrenir. Bunlar, kendisine vereceği değerleriyle ilgili ilk dersler ve özgüven yapısının ilk tuğlalarıdır.
 
Çocuklar büyüdükçe onlara kim olduklarını yansıtacak başka aynaları da olur. Öğretmenler, arkadaşlar, bakıcılar, hepsi bu rolü üstlenir, ancak çocuk her zaman anne babasının ona duyumsattığı kendini iyi hissetme duygusuna, ona verdiği öneme ve temel değer yansımalarına dönecektir. Sosyal, ölçülü ve sağlam benlik değerleri olan çoçuklar yetiştirmenin tek yolu vardır. Bu da çocuğunuzu, kendinizi ve aranızdaki iletişimi sürekli gözlemlemektir.
 
Çocuklarımdan her yıl babalar gününde aldığım bu duygulu yazılar baba olarak kendimi gözlemlememi sağlayan çok değerli bir iletişim aracı ve bana sunulan bir armağandır.
 
Nasıl bir babayım? Çoğunuzun yargılarında göre kötü, kendime göre iyi, çocuklarıma göre mükemmel. Benim için doğru olanı çocuklarımın düşüncesidir. Hayatta benim için en değerli varlıklardır. Onlara en iyiyi ve mükemmeli vermek, yanlarında olmak, yol göstermek, gerektiğinde desteklemek, gerektiğinde eleştirmek, gerektiğinde korumak, gerektiğinde değerli olduklarını hissettirmek benim görevim.
 
Anne baba olarak vereceğiniz özgüven inanın dünyanın en mükemmel üniversitesinden daha kıymetlidir. Doğan Cüceloğlu Özgüvenin insanın başarısındaki payı yüzde 85’dir diyor. Kendisinin bir sözü hiç aklımdan çıkmaz. “Çocuklarınıza tek bir şey öğretin; yalan söylemeden kendilerini ifade etmesini öğretin. Dürüst olmasını öğretin.”
 
Şimdi bu yıl iki sevgili oğlumdan aldığım duygu yüklü yazılarını bir babanın gururu ile  sizlerle paylaşmak istiyorum. Onları çok seviyorum..
 
En mükemmel babasına , - Babama-
Zor bir hayat benim yaşadığım
Düşünmeden atılamaz adımlarım
Tek başıma asla yapamam
Seninle yaparım babacığım
 
Yarınlar bilinmez bu dünyada
Kapılar kapanır her hatada
Benim kapılarım hep açık
İşin hüneri benim babamda
 
Evimizde herşey var, olmayan yok
Herkes sağlıklı , karınlar hep tok
Var olandan var hem de çok
Bunların hepsi sayende babacığım
 
Elimi tut beni bırakma
Uzaklaşıp beni ağlatma
Yanımızda ol bu bize yeter
Babalar günün kutlu olsun BABA !!!
 
Özel Notu : Mısralar yetmiyor seni anlatmaya…
Sitendeki makalelere devam et, her zaman arkandayım..
Emre Özdeş ( 16 yaşındaki oğlum)
 
Babama
Birisi bana gelse, sana bir şans versem ve hayalindeki babayı sana versem dese, ben ona dönüp ; “boş işlerle uğraşıyorsun, ben zaten ona sahibim” der ve gülerim. Çünkü gerçekten benim için öylesin . O adamın bana şans vermesine gerek yok, çünkü ben senin gibi bir babam olduğu için çok şanslıyım. İnsanlarla seni tanıştırırken babam deyip seni göstermek bana ayrı bir gurur katıyor. Başarılı bir babam olduğu için gurur duyuyorum içten içe. Bizdeki emeğin tartışılamaz ama emin ol ki sen çok güzel, kökü derin tohumlar ektin. İleride hepsinin karşılığını alacaksın. Biz başarılı çocukların olarak karşında olacağız. Belki tenis şampiyonu oluruz, belli mi olur ! Canım babam sen her zaman en iyisini hak ediyorsun. Aslında bugün değil hergün senin günün çünkü sen her zaman bizim için çok değerlisin.
 
Yakışıklı babamız
Bizim yürekten bir parçamız
Onun başarısını tartışamayız
Açıklıyordur her şey bu gururlu bakışlarımız
 
İyi ki burdasın
Hayatımızın her tarafındasın
Unutma sakın seni nasıl sevdiğimizi
Aydınlatacağız Özdeş’lerin geleceğini
Daha birlikte çok kutluyacağız
Bir çok babalar günlerini
Babacığım babalar günün kutlu olsun
Cem Özdeş ( 17 yaşımdaki oğlum) 
 
Mümün Sekman Limit Sizsiniz kitabından şu sözler ile yazımı bitirmek istiyorum. Bir çocuğun en büyük avantajı neyi yapamayacağını henüz öğrenmemiş olmasıdır. Çocuklar bu yüzden her zaman sınırlarını zorlar, kendi en iyi yapabileceklerini ortaya koymaya çalışırlar.Bir şeyin yapılması değil, o işi kendilerinin yapabilmiş olması onları mutlu eder.
 
Her insan kendi kanatlatıyla uçma isteğiyle doğar ancak zamanla kafası “kafeslenerek” bu isteği unutturulur.
 
Bırakın çocuklarımız kendi kanatlarıyla uçmayı öğrensinler, bırakın onlar istedikleri kişiler olsun. Bizim istediğimiz kişiler değil. Ben de iyi bir baba olarak bunu yapmaya gayret ediyorum.
 
Tüm babaların babalar günü kutlu olsun.
Sevgilerimle,

Hayat bir çocuğa nasıl anlatılmalı?

17 Mart 2008 Pazartesi Etiketler : annelik kişisel gelişim kadın çocuk

Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, ‘Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum’ dedi. Sorusu kolaydı ama, yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım:

 Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı ‘insan yetiştirmek’ olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını… Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden ‘neden ben değil de o?’ demeden…

 Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini. Kazanılan   ve harcananın bir sonu olduğunu, gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını, ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.

 Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine…

 Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona. Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona.

Aşk acısı çekmenin hiç aşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret. Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı… Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.  

Hayatı sorgulamayı öğret ona… Bilginin en büyük güç olduğunu öğret. Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını.

Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret. Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı… "İstemiyorum", "hayır" demeyi öğret ona , istediğinde ise "istiyorum" demeyi, Sevdiğinde ise "seni seviyorum" diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını…

 Sorgusuz sevmeyi…   El yazısı ile notlar yazmayı… Lafı dolandırmamayı…. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını, İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret…   Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa   kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını…  

Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona… 

 Not : Bu yazi Aylin Kotil tarafından Cumhuriyet gazetesinde yayinlanmıştır. Çok beğendim, paylaşmak istedim..

Sevgilerimle,

 
Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 ...
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.