Serbest Giyim
29 Temmuz 2008 Salı Yorum yok »
29 Temmuz 2008 Salı Yorum yok »
25 Temmuz 2008 Cuma 2 Yorum »
Çin’de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna astığı testilerle dereden su taşırmış evine. Bu testilerden birinin yan kısmında bir çatlak varmış. Diğeri ise hiç kusursuz olup sağlammış. Her seferinde, bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve. Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarım; diğeri dolu olarak varırmış.
İki sene boyunca her gün böyle geçmiş. Adam her iki testiyi suyla doldururmuş ama evine vardığında sadece bir buçuk testi su kalırmış. Tabii ki kusursuz, çatlaksız testi görevini mükemmel yaptığı için çok gururlanırmış. Fakat çatlak olan kusurlu testi, çok utanırmış. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülürmüş.
İki yılın sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen çatlak testi ırmak kenarında adama şöyle demiş: "Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle sular eve gidene kadar akıp gidiyor". Adam gülümseyerek dönmüş testiye: "Göremedin mi? Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok. Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlağını biliyordum. Senin tarafına çiçek tohumları ektim. Ve her gün o yolda ben su taşırken, sen onları suladın. İki senedir senin suladığın o güzel çiçekleri toplayıp masamı süslüyorum. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim" diye cevap vermiş.
Kıssadan hisse; Yaşamda birçok kişi kendisini en iyi ve kusursuz gösterme çabasına girişir. Oysa ne kadar gereksiz bir telaştır bu. Unutmamamız gerekir ki, ‘mükemmel’ insan yoktur. Tarih boyunca olmamıştır, olmayacaktır da. Aslında hepimiz birer çatlak testiyiz. Hepimizin kusurlu tarafları var ve bizi biz yapan, diğerlerinden ayıran da bunlardır. Önemli olan kusurlarımızın farkında olup, onları kabullenip, onlarla birlikte yaşamayı öğrenip onları sevebilmektir. ‘İnsan olabilmek’ bunu gerektirir. Hayatımızı ilginç kılan, ödüllendiren ve renklendiren hep bu kusurlu yanlarımızdır.
Kimi insan entelektüel bir üstünlük geliştirip her şeyi mantıkla çözebileceğine inanır ama duygusal yaşamında ya başarısız ya da yalnızdır bu kişiler. Kusursuzluğa ulaşma çabası kişinin yaşam alanını da daraltarak yeni deneyimlere ve değişik yaşantılara kapatır. ‘Kusursuzluk’ diye bir şey sadece hayal dünyasında olur. Kaldı ki bu tanıma uyanların da çok sıkıcı ve renksiz olacağını kestirebilmek güç değil. Kısaca acı da verse kusurlarımızla yüzleşebilmeliyiz. Kendine kızmak ya da kendine acımak insanın sorumluluklarını görmesini engeller. Sorumluluklarına sahip çıkamayan ise güçsüzdür. Güçlü olabilmek ise yürekli olmayı gerektirir. Kusurlu bir yanımızla yüzleşip onu kabullenmek, diğer insanlarla da olan ilişkilerimizi de etkiler. Kendisine hoşgörülü olan insan, diğerlerinin kusurlu yanlarını da daha kolay kabullenir. Kusurları değil, içindeki güzellikleri görür. Günümüzde en çok ihtiyacımız olan ‘hoşgörü’ de ancak böyle elde edilebilir. Kusurlarıyla yüzleşebilme yürekliliğini gösterebilen kişileri ve onları bu şekilde kabul edip anlayabilenleri ..
sevgilerimle,
* Bu yazı Pembe Candaner’in makalesinden alınmıştır. Paylaşmak istedim
21 Temmuz 2008 Pazartesi 4 Yorum »
25 senedir satış ile içiçe olmama rağmen satışın temel kuralları fazla değişmedi, ama satışçılar değişti. Ofisten çıkmadan satış yapabileceklerini düşünen, işini takip etmeden işleri kapatmayı hayal eden, hedeflerini düşünmeden çalışan ve çok yoğun olduğunu sürekli savunan, stresten şikayet eden yeni nesil satışçılar. Bunun ana nedenlerinden biri zamanlarının büyük kısmını satış dışı aktivitelerde geçirmeleri.
Bu tür satışçılar günümüzün yoğun rekabet koşullarında beklentileri karşılayamıyorlar, fark yaratamıyorlar. Değişime açık değiller.
Satış konusunda samimi düşüncelerimi uzmantv’de paylaştım. İlginizi çekeceğini düşünüyorum : http://www.uzmantv.com/basarili-bir-satis-gorusmesi-nasil-olmali
Satışçıdan 3 öncelikli beklentim şunlandır:
1- Müşteriyi bulması
2- İlişki başlatması ve güven uyandırması
3- İlişkiyi sürdürmesi ve aynı müşteri ile sürekli iş yapması
Satışçının ne yapmasını tercih etmem/istemem :
1- Sabah erken gelip, tüm gün ofis işleri ile uğraşmasını
2- Müşteriyi ziyaret edip, ama ilişki kurmadan teklif göndermesini
3- Mevcut müşterileri unutup, sürekli yeni müşteri peşinden koşmasını
4- Haftada 10′un altında müşteri/müşteri adayı ziyaret etmesini
Diğer konular için video’ları izleminizi tavsiye ederim.
Bol satışlı günler dilerim.
Sevgilerimle,
18 Temmuz 2008 Cuma Yorum yok »
Uzun süren görüşmeler sonucu ÇYDD’nin öncelikli bölgelerinden birine destek
vermeye karar verdik.Yaptıracağımız ilköğretim okulu Hatay/Dörtyol Kuzuculu
beldesinde yer alıyor. Belde nüfusu genelde mevsimlik işçi ailelerden oluşuyor ve çok yoksullar… İşte bizler de bu yoksulluk ve umutsuzluk ortamında hiç değilse onların çocuklarının makus talihini değiştirebilecek adım atmış olacağımızı düşünüyoruz.Ayrıca biliyoruz ki oradaki hic bir çocuk bizim çocuklarımız kadar şanslı değil. Belki uzak bir hayal gibi görünüyor ama düşünüyorum da eğer gerçekleştirebilirsek, çocuklarımızla bu okulun açılışına gidip onlara da hayatı tanıtmak adına çok önemli bir tecrübe yaşatacağımızı ve de ileride onların da aynı yoldan yürümelerini sağlayabileceğimizi düşünüyorum.
Bu sene Eylül’de çocukların bir okula kavuşabilmeleri için toplam proje
miktarının üçte birini 1 Ağustos tarihine kadar hesaba toplayabilmemiz
gerekiyor. Ne yazik ki daha önceden bu mesajı sizlere geçemiyordum çünkü,
bürokrasi yüzünden proje belli olmasına rağmen, ÇYDD adına açılacak hesaba
para toplanabilmesinin onaylanması ve gerekli izinlerin alınması
gerekiyordu, ancak tamamlanabildi.
Benim sizlerden ricam, eğer kendiniz veya şirketleriniz bu projeye destek
olmak ister ve katılmak isterseniz, aşağıda vermiş olduğum ÇYDD hesabına
yardımlarınızı göndermeniz.
Proje detayı : Hatay Dörtyol ilçesi Kuzuculu İlköğretim okulunun yeniden inşaası
3 derslik , 1 toplantı odası , öğretmen odası , kız – erkek tuvaleti + öğretmen tuvaleti ( 326 m2 ) - ve 3 adet 60m2′lik lojman için İzmir’de mukim Adesa Prefabrik firmasından indirimlerden sonra KDV dahil 174,000 YTL- ‘ye teklif aldık…1 Ağustos’a kadar 120,000.-YTL’ye ulasmamiz lazim.. Şu anda 100,000YTL yi geçtik.
11 Temmuz 2008 Cuma Yorum yok »
3 Temmuz 2008 Perşembe Yorum yok »
Sonra bu hasta inancı ile yenmiş bu hastalığı. Bu olay kendisini çok etkilemiş ; insan psikolojisinin önemini bu olayla daha iyi anlamasını sağlamış. Sosyal yönünün kuvvetli olduğunu düşünerek, psikiyatrist olmaya karar vermiş. Okuldan sonra 5 yıl Bakırköy Ruh ve Sinir hastalıkları Hastanesinde uzmanlık eğitimi yaptıktan sonra, psikoterapi eğitimlerine ağırlık vererek kendi muayenesini açmış.
Arzu şöyle ifade ediyor: “ bugün insanların sigara, uyuşturucu, alkol veya ilaçlara aslında ihtiyacı yok. Problemleriyle başetmeyi bilmeyen insanlar, bilinçsizce madde kullanımıyla kendilerince bir denge sağlamaya çalışırken, ilaçlar dışarıdan müdahele ile insanın kimyasını dengeliyor. Çözüm insanın kendi içinde, insanlar isterlerse düşünceleri ile bunu sağlayabilirler. İnsanın sağlıklı olması ve dengeyi kurabilmesi çok önemli, aslında herşey bir denge. Dengeler bozuldu mu, depresyona giriyoruz, kendimizi sürekli yorgun hissediyoruz, hatta bu uzun süreli kalıcı olursa kanser bile olabiliriz. Bu nedenle ne kadar önce tedavi olursak o kadar daha başarılı sonuç alma imkanımuz olduğunu söyledi.