Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Arşiv Eylül, 2007

Satış yapmak her zamankinden daha zor !

30 Eylül 2007 Pazar Yorum yok »

 

Türkiye’de IT (Bilişim) sektöründe satın almaların devreye girmesi ile satışın 2 kere kapatılma zorunluluğu ortaya çıkmıştır.Hatta bazı firmalarda 3 departman bile karar verici konumda olabilir.

Satın almaların primle çalışması bu kişilerin daha da agresif çalışmaya yöneltmiştir.
 
 
Günümüzde ürün satmaktan cok servis anlasması ve hizmet satmak
ön planda tutulmalıdir. Servis sattığınız müşteri sizi kolay kolay bırakmaz! 
 
 
IT sektöründe kariyer yapacaklara şu önerilerimi paylaşmak isterim :
 
  1. Müşterinizle ilişkiyi sürekli sürdürün .. sattıktan sonra arayın, ziyaret edin.
  2. Önemli müşterileride, her departmanla ilişki geliştirin, ne kadar cok kişi tanırsaniz o kadar avantajlı olursunuz.. Satın Alma müdürünü tanıyın! 
  3. Müşterinin işine odaklanın , müşteri sizin üzerinizden nasıl daha fazla iş, tasarruf veya fayda sağlar , bunu düşünün
  4. Fiyat her zaman  bir engeldir, ama doğru yönetilen bir müşteride fiyat yüzünden kaybeden firma sayısı azdır. Muhakkak başkan nedeni vardır. 
  5. Fiyat ile hareket eden firma zaten sadık olmaz, o nedenle kaybedilsede bence çok önemli değildir
  6. Amaç sürekli sipariş veren ve büyüyen firmalara yönelmektir.
  7. Bazen ne yaparsaniz yapın kaybedeceginiz işler olacaktır ( akraba ilişkileri, menfaatler veya kirli ilişkiler)
  8. Ne kadar çok ziyaret - o kadar cok satış bunu da unutmayın!
  9. "Satışın 10 Altın Kuralı" kitabinı halen okumadıysanız muhakkak okuyun :)

Sevgilerimle,

www.tanerozdes.com

 

Bayanların satış konusunda dikkat etmesi gerekenler

29 Eylül 2007 Cumartesi 5 Yorum »

Satışta Bayanlar mı? Yoksa Erkekler mi daha başarılı..

Bu konuda yapılan araştırmalarda Bayanların ilişki başlatmada , Erkeklerin ise iş kapatmada daha başarılı olduğu tesbit edilmiş.  En önemli nedeni, bayanları empati yeteneği,  ve çekiciliği, diğer yandan reddedilme konusunda erkeklere göre daha duyarlı olmaları ve karşı tarafı yeterince zorlamak istemedikleri …

Yanımda çalışan bir bayan satışcı bir gün yanıma geldi ve bana "ben istifa etmek istiyorum"dedi.. Şaşırdım çünkü oldukça iyiydi. Cevabı şöyle oldu " Ben sevilmek istiyorum" Düşündüm ne demek istemişti .. Bayanlar için red edilme oldukça ağır bir duyguydu. Erkekler için ise oldukça yaşanmış bir deneyim. Hayatımız boyunca bayanlardan tarafından red edilip durduk..

Bayanların görüntüleri mesleklerinin önüne geçmemeli Müşterileri ile kişiselleşmeden ilişki kurmalı, mesafeyi korumalılar. Bunu profesyonelce yapanlar, işlerinde başarılı olurken. Tecrübesizler maalesef iş kapatamamak dışında bir çok zorlukla mücadele etmek zorunda kalırlar.

Müşteriniz sizi akşam yemeğine çağırırsa ne yaparsınız?

Müşteriniz size çiçek gönderirse ne yapardınız?

Konuşma esnasında işten çok müşteriniz sizle ilgilenirse ne yapmalısınız?

Bunlar uzayıp gider, bunlardan kendinizi korumak istiyorsanız. Profesyonel olun, giyinin, nazik olun ama mesafenizi ve tavrınızı koyun.

Bu konuda yaşanmış tecrübeleri bizlerle paylaşırsanız sevinirim

sevgilerimle,

www.tanerozdes.com

 

 

 

 

Kısa konuşmanın önemi ve teknikleri

29 Eylül 2007 Cumartesi 2 Yorum »

Çoğumuz yeni insanlarla konuşma, tanışma konusunda tereddüt ederiz. Ne diyeceğim? Ne soracağım? Ya benim hakkımda yanlış düşünürse? Ya sorumu aptalca bulursa…..Günümüzün hızlı temposunda bu konuda yeteniğinizi geliştirmezseniz, bir çok fırsatı kaçıracaksınız demektir.

Kısa konuşma yeteneği çağımızın en büyük becerisidir. Yeni tanıştığımız kişilerle hızla bağ kurmamıza, tanıdığımız insanlarla güven uyandırmamıza, davet ve topluluklarda karizmatik ve etkileyici bulunmamızı sağlar.

Kısa konuşmanın tekniği nedir? Nasıl bu konuda kendimizi geliştirebiliriz?

Önce kendimize güvenmeliyiz. Her konuda bilgi sahibi olmalıyız ( ilgi alanımımıza girmeyen konulara bile) sosyal zekamızı geliştirmeliyiz. Her türlü insanla çekinmeden diyalog konusunda kendimizi geliştirmek için yeni insanlarla tanışmalı, derneklere üye olmalı, seminer ve davetlerde kendimizi test etmeliyiz..

Muhakak yanınızda kartvizitiniz olduğunu kontrol edin. Minimum 50 kartvizit her zaman yanınızda veya arabanızda taşıyın. En büyük pazarlama aracıdır.

Yeni tanıştığınız kişilerle politika, futbol, din  vb konulari konuşmayin. Görüşmenin başında karşı tarafla ters düşebilrsiniz.  

Bu konuda nasıl başarılı olabiliriz?

Tavrımız pozitif olmalı. Düşüncemiz olumlu olmalı. İnsanlara önyargısız yaklaşmalı, ilgi alanlarını odaklanmalıyız. Geçen akşam beni bir davette masadan masaya dolaşmama ve herkesle samimi sohbet etmeme şaşırmıştı. Bunu nasıl başarıyorsun dedi ?

"İnsanları severim, güvenirim ve yardımcı olmak için her fırsatı değerlendiririm." Tutum ve tavrım budur.

Tanıştığım kişinin elini içten ve samimice sıkarım. Gülümserim.Kesinlikle kişisel konulara girmem.. Ortak noktamızı bulur ve o konuda konuşurum. 5 dakikadan uzun hiç kimsenin yanında kalmamaya özen gösteririm. Konuşma ne kadar uzarsa o kadar karşı tarafla fikir ayrılığına düşer, kişisel konulara girebilme hatasına düşersiniz veya heyecanınızı kaybetme riski ile karşılaşırsınız. İş konularını konuşmamayı tercih ederim. Ama ilgileniyorsam, daha sonra arayacağımı söylerim. Kartvizitimi veriririm. Mümkünse o kişi ile gülmek için fırsat yaratırım. Gülmek iki kişi arasındaki en kısa mesafedir.

Bu konuda sıkıntınız varsa, lütfen bana yazın…

Sevgilerimle,

www.tanerozdes.com

 

 

 

Reklamda başarı nasıl ölçülür?

29 Eylül 2007 Cumartesi Yorum yok »

Reklamın amacı nedir?

Güzel olması

Beğenilmesi

Satışları artırması

Son iki haftadır seyrettiğiniz ve beğendiniğiniz reklamları düşünün? Bunların hangilerini hatırladınız?

Bunların hangilerini dnediniz veya satın aldınız?

Güzel reklam ne demek? Aklımızda marka mı kalıyor? Baş oyuncu ? reklamın görselliği ve yaratıcılığı mı?

Reklamın ana hedefi hedef kitlenin ilgisini çekmesi , ürünün denenmesi ve satışları artırmasıdır.

Firmalar reklamlarda harcadıkları milyarlarca Dollarları sorguluyorlar mı? Somut olarak ölçümlüyorlar mı?

Reklam vermeden önce pazarlama stratejisi ve hedefi belirlenmelidir? Yoksa sadece güzel bir reklama sahip olursunuz o kadar? Reklam pazarlamanın sadece bir bacağıdır. Satış ve diğer pazarlama araçları ile başarılı bir şekilde uygulandığında amacına ulaşır..

sevgilerimle,

www.tanerozdes.com

 

Satışcıda en önemli 3 özellik nedir?

29 Eylül 2007 Cumartesi 3 Yorum »

Dünyanın en çok kazanan meslekleri arasında avukat, doktor, danışman, mimar , sanatçı görebilirsiniz. Bu meslekteki kişilerin hepsinin zengin olmalarının ana sebebi mükemmel ikna gücüne ve kişisel karizmaya sahip olmalarıdır. Bugün doktor veya avukat sizi neye ikna eder; ameliyat, estetik, dava açmaya , ne kazanır sonunda "para"..  Bugün aynı şeyi bir satışcı yaptığı zaman itici bulunur, itibar edilmez, telefonlara çıkılmaz. Aralarında ne fark vardır . Sizce ?

Satışcılarda olması gereken en önemli 3 özellik ;

1- İlişki başlatabilme ve sürdürebilme

2- Takip

3- işi sonuçlandırabilme ( buna satışı kapatma da diyoruz)

 bu özelliklerin hiçbiri ürün, teknik bilgi,veya fiyat gerektirmez.

ne gerektirir ?  Güven  …

bu konuda yazmaya devam edeceğim. Burada beklentim satışda başarılı kişilerin fikirlerini de paylaşmaları

sevgilerimle,

www.tanerozdes.com

 

 

 

Öğrenmenin yaşı yoktur

23 Eylül 2007 Pazar Yorum yok »

 

Bu Cumartesi günü, Jaycees’in (www.jcistanbul.org) düzenlemiş olduğu ve MCT firmasın eğitimcilerinden Mehmet Özel’den çok keyifli bir koçluk eğitimi aldık. Eğitim Cumartesi günü olmasına rağmen - 7 saat sürdü- yine heyecanla katıldım. JCI " Jaycees Genç Müteşebisler Derneğine" 35 yaşında katıldım, bugün 44 yaşındayım. Yine beğendiğim tüm eğitimlere büyük zevkle katılıyorum. Eğitim esnasında, dünyaca ünlü heykeltıraş Michelangelo’nu 87 yaşında yanında çalışanlara şu şekilde hitap etmesi beni çok etkiledi.. " Hergün halen Öğreniyorum"…

İnsan ölünceye kadar öğrenebilir, yeter ki isteği ve azmi olsun. Eğtim sonrasında katılımcılardan Emre bana aşağıdaki satırları yazdı. Çok memnun oldum, çevremdeki gençlere örnek olabiliyorsam, ne mutlu bana diye düşündüm. Bende bunu sizlerle paylaşmak istedim. Zamanımızı birçok gereksiz şeylerle geçiriyoruz. İnsanlar %90 başkalarından öğrenir, çünkü hiç birimizin her şeyi öğrenecek ve deneyecek kadar zamanı yok. Tecrübe insanin hatalarının toplamıdır. Başkalarının hatalarından ve deneyimlerinden öğrenmeliyiz.

Emrenin bana yazdığı emaili ve güzel sözlerini paylaşmak istedim : "Sevgili Taner Ağabey için de bir parantez açmak istiyorum. Dün kendisine de söyledim. Kendisi iş hayatinda yirmi yili aşkın tecübeye sahip olmasına,
üst düzey yönetici olarak başarılı bir kariyerinin bulunmasına, birçok konuda insanlara eğitim verecek kadar bilgili ve birikimli olmasina karşın eğitime en erken gelenlerden biriydi. "Ağabey kırkdört yaşındasın, gerek iş hayatında gerekse cemiyet hayatinda üst düzeydesin, ancak yine de büyük bir şevkle buraya geliyorsun, baskası olsa bizden geçti artık diye ilgilenmez bu konularla, seni takdir etmemek elde değil" dedim kendisine, kendisinin yanıtı "öğrenmenin sınırı yok ki Emre, her eğitimde yeni bir şey öğreniyorum ve bundan mutlu oluyorum" oldu. Taner Ağabey’e de bizlere örnek olan gayreti, şevki ve azmi icin özel bir teşekkur benden.
.".

Öğrenin, öğrenin, öğrenin.. Öğrenmek yaşamınıza anlam ve değer katar.

Bu yazıyı kariyerine özelikle yeni başlamış gençlere hitap etmek için yazdım.

Sevgiler,

www.tanerozdes.com

 

 

Zaman Yönetiminin iş hayatındaki önemi

23 Eylül 2007 Pazar Yorum yok »

 

 

Günümüzün acımasız rekabet koşullarında satışcıların aynı bilgi, tecrübe, ve yeteneklere sahip olduklarında, başarı farkını zamanı ne kadar verimli kullandıkları belirler. Ülkemizde " çok yoğunum " psikolojisi kişilerin öğünerek çevrelerine verdikleri bir mesajdir. Ben duygulardan çok verilerle hareket etmeyi tercih ederim. Ülkemiz hakkında yapılan son araştırma herşeyi çok net göstermektir. Yetişkinler arasında yapılan araştırmada günde ortalama kişi başına sadece 16 saniye kitap okuyoruz  Internet kullanımında dünya 57. , ama MSN kullanımında dünya 3. olmuşuz. Bu araştırmada ne kadar TV seyrettiğimiz bilgisi olmamakla birlikte ülkemizde yerli ve yabanci dizi seytretme oranları oldukça yüksektir.

Zamanı yönetmek bir ilimdir..Bu konuda daha önce yazmış olduğum yazımı paylaşmak isterim http://www.tanerozdes.com/makaleler/zamanyonetimi.htm

Zamanı siz nasıl yönetiyorsunuz?.. Bu konuda nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?  Zamanı yönetemiyorsanız, neden yönetemiyorsunuz? Bunları paylaşmanızı bekliyorum.

Zaman herkes için aynıdır.. Ama dürtülerinizi kontrol eder, hedefinize odaklanırsanız, zamanı daha iyi kullandığınızı göreceksiniz. Önceden Planlama zaman yönetimin  1 Numaralı başarı unsurudur.

"Meşgulüm, çok meşgulüm, ama hiç bir zaman "meşgul diyemiyecek" kadar meşgul değilim " 

sevgilerimle,

www.tanerozdes.com

 

 

Satışta hedef vermenin önemi

21 Eylül 2007 Cuma Yorum yok »

 

Bu akşam dernekten yakın arkadaşlarımla yemek yiyordum.  Otomotiv sektöründe satış danışmanı olarak çalışan bir arkaşım CRM e geçtiklerini ve bu yeni sistemle hergün 30 arama yapmadan satış yapsalar bile ofisten çıkamadıklarından şikayet ediyordu. Bugün 2 araba satmıştı ( yıllık hedefi 100 araba) ve 5 senelik bir elemandi. Buna rağmen 30 araba kotasını doldurmak zorunda olduğunu ve demotive olduğundan bahsetti.. Aynı şirkette yeni başlıyan bir elemanla , eski elemanın aynı satış kotasına sahip olduğunu söylüyordu.

Kendisi denemiş hiçbir şey yapmadan , bir günde ancak 25 arama gerçekleştirmiş ? Niye diye sordum.

"Teklif hazırlamak ve göndermek de oldukça vakit alıyor" dedi.. Daha sonra tüm aramaları sisteme girmek de vakit alıyırdu. Satış danışmanın nihai hedefi neydi ? Satış yapmak… Ama zamanını daha çok operasyonel işlerle geçiriyordu.. Müşteri ziyareti çok seyrek yapılıyordu? Satışta hedef müşteri önünde geçen zamanı maksimze etmek değil midir? O zaman bu sistem ne kadar başarılı olabilirdi?

Şu soruları Satış sektöründe deneyimli Satış Yöneticilerine sormak isterim :

Satışta elemanlar ne kadar serbest bırakılmalı ? Özelikle satış kotasını sürekli tuturan elemanlar?

Ziyaret ve arama hedefleri gerekli mi? veya Kimler için gerekli olmalıdır?

Ziyaret ve arama hedefini tuturan, ama satış kotasını tuturamayan eleman mı? , yoksa ziyaret ve arama hedefini

tuturamayan, ama satış kotasını tuturan satış elemanı mı daha başarılıdır?

Yıllık satış hedefleri elemanlara verilirken neye gore bu hedefler verilmeli ?

Satışcıların performanslarını artırmak için ispatlanmış uyguladığınız en başarılı yöntem nedir?

Bu konuda görüşlerinizi bekliyorum, bende kendi yorumlarımı ileteceğim..

 sevgiler,

www.tanerozdes.com

 

Satış Konusunda Başarı

19 Eylül 2007 Çarşamba Yorum yok »

Satış konusunda amacım her sektördeki en başarılı satışcıları ve satış yöneticilerini bu platformda toplamak ve bilgilerinden ve tecrübelerinden herkesin faydalanmasını sağlamaktır.. İnsanlar %90 başkalarından duyarak, görerek ve okuyarak öğrenir.. Bizden bundan faydalanmalıyız..

Satışta Başarıyı sağlıyan en önemli 3 kriter nedir?

Satış doğuştan bir yetenek midir? Sonradan geliştirilebilir mi?

Bu kriterler sürekli başarıyı garanti edermi?

Satışta güven, takip, kapatma ne kadar önemlidir?

Bir Satıcı hergün mükemmel olabilir mi? Bu nasıl sağlar?

Her Satışcı Satış Yöneticisi olabilir mi? Neden olamaz?

Bu konularda görüş ve tecrübelerinizi bekliyorum.. Her görüş hakkında kendi yorumlarımı da sizlerle paylaşacağım. Daha sonra bu fikileri bir yazıda toplayacağım..

Türkiyenin en önde gelen Kafa Avcılarını, satış gurularını da sizlerle tanıştıracağım. Katılımın yüksek olması bu sektöre gönül verenlerin birlikte birşeyler ortak üretmesini ve başarıyı belirleyen kriterleri oluşturmamızı sağlıyacaktır.

Sosyal etkinlikte düzenlenebilir..

Katılımınız için şimdiden teşekkür ederim..

Taner Ozdes

www.tanerozdes.com

 

 

 

Satışın 10 Altin Kurali kitabıni niye yazdim?

16 Eylül 2007 Pazar Yorum yok »

 

 

 

Bundan 10 sene önce eğitmen olacağımı veya kitap yazacağımı söyleselerdi, gülüp geçerdim. Hayatta “kader” ve “şans” insanın geleceği noktayı belirleyen önemli iki  etken. Bunun için iki şeye ihtiyacımız var; çok çalışma – çaba ve doğru yerde doğru zamanda olmak. İnsan hiç bir şey yapmazsa, çabalamazsa, şans da kendisine gülmez. “Risk” alabilmek ve “cesaret” göstermek, diğer iki önemli özellik. Risk almak derken, sadece paradan bahsetmiyorum; başarısız olabilmek, reddedilmek hatta yüzünüze gülünmesi. Bu duyguları okul yıllarında veya yeni bir dil öğrendiğimizde “ilk konuşurken”çokca yaşarız.

 Babam kitabımı eline aldığında beni telefonla aradı ve şunları söyledi “ Taner, büyük iş başardın. Bir çok gençe ‘ben başardım, siz de başarabilirsiniz’ duygusunu verdin. Bir çok insana güzel bir örnek ve ışık oldun.” Türkiye’de Türkçe yazarlar tarafından yazılmış satış ve pazarlama deneyim, tecrübe kitabına fazla rastlanmaz. Daha çok tercümedir. Ben bu konuda ilklerden biri olmak istedim.

 Diğer amacım ise bilgimi, tecrübemi, en ince detayına kadar okuyucularımla samimice ve kendi dilimde paylaşmaktı. Doğaçlama olarak yazdım, çok az kaynağa başvurdum. Okuduğum yüzlerce kitabın tabiki etkisi oldu.

 Bu sabah bir gazetenin spor sayfasına bakıyordum, tenis konusunda tanıdığım Barış Ergün’ün muhteşem başarısını okudum. Nasıl gururlandım bilemezsiniz. 30 yaşında olmasına rağmen Türkiye’de sıfırdan başarmış bir tenisçinin Serena Williams gibi dünya çapında bir tenisçiye antrenörlük yaptığını ve ilk sınavındaki başarısını ve Serena Williams’ın başarısına katkılarını okudum. “Türkiye’den iyi antrenör yetişmez” diyenlere güzel bir cevap vermiş oldu. Barış’ın şansı ve kaderi 2 sene önce İstanbul Cup Turnuvası’nda abla Venus Williams ile antreman yaparken başlamıştı. Fatih Terim’in de İtalya’daki başarılarını halen hatırlarsınız. Bu gibi örnekler yeni nesilleri cesaretlendirecek ve teşvik edecektir.

 Türk toplumunun en önemli özelliği girişimci olmasıdır, bir tanıdığı veya gözüne kesdirdiği birisi birşey başarmışsa veya girişimde bulunursa herkes takip eder, bu konuda spor ve müzikte birçok örneğimiz var. Bu kitapla ben de bunu başarmak istedim.

 Kitap yazma konusunda 4 kişinin hayatımda çok önemi vardır; Aykut Altındağ – Maxihaber.net Online Portalı Genel Yayın Yönetmeni - bana sitesinde köşe vererek yazma alışkanlığımın gelişmesine katkıda bulundu, Mümin Sekman ve Özlem Seller birikim ve gözlemlerini yazarak bana güzel bir örnek teşkil ettiler ve Vedat Akman, Vedat’ın hakkını ödeyemem, kendisi bu kitabı yazmam konusunda beni yüreklendirdi, gerekli kişilerle tanıştırdı. Dünyanın en önemli ve en zor işini başarmamı sağladı : “ Başlamak”.

 Bugün neye inanırsanız ve başlarsanız, kararlı olduğunuz sürece, başarırsınız.

 

 

 

 

Bu kitap Mediacat gibi profesyonel bir ekip olmadan bugünkü başarısını yakalayamazdı.

Bu konuda “şans” ve “kader” , bu grupla tanışmamı sağladı. Kitabın isminin bulunmasından, kitabın kapak tasarımına kadar her konuda mükemmel bir ekip çalışma gerçekleştirdiler;

Pelin Özkan’a - Genel Yayın Yönetmeni, Kağan Demirgil’e - Editör , Ethel Mizrahi’ye -Kitap Koordinatörü, Alper Barış’a - Mediacat Eğitim Koordinatörü binlerce teşekkürler.

 Her başarılı işin arkasında gerçek kahramanlar olur, bu kişiler hiçbir zaman bilinmez ve göz önünde olmazlar.   Ben gururla bu kişilerin adlarını bu vesileyle sizlerle tanıştırmak isterim;

Sevgili eşim Neylan Özdeş, sevgili annem Ender Özdeş, sevgili yeğenim Nilgün Sabar, sevgili yeğenim ve web sayfamın yaratıcısı Yelda Erçiro. Kitabın arkasında iddiali bir resim göreceksiniz, bu resmin hikayesi ayrı bir kitap olur, Kazim ve Nimet Sarı. Yazı yazmak gerçekten çok zor bir iş ama yazınızın Türkçe ve gramer hatalarından arındırılmasını sağlayan bir ekip varsa yazı yazmak keyiftir; bu gizli kahramanlar  Neylan Özdeş, Efnan Sağın ve  Elvin Bayraktaroğlu.

 Kitabı niye mi yazdım? Samimi olarak, bu dünyadan ayrıldığımda kalanlara değerli bir miras bırakabilmek, insanlarla samimi olarak bilgi ve tecrübelerimi paylaşabilmek, en önemlisi hayatta en çok inandığım “satış” mesleğininin hak ettiği saygıyı kazanmasına destek olabilmekti; satışcının çok özel insanlarla hak ettiği prestiji yakalayabileciğini düşündüğüm için. Ülkemizde halen pazarlama ve satış arasındaki fark bilinmez!

 Kitap yazmaya devam edeceğim, tabi bu kitabı okuyan insanların bunu istediklerini hissettiğim sürece..

 Hayatta en önem verdiğim değer,  insanları sevmek. Kitabımı alan ve okuyan herkese

en derin sevgi ve saygılarımı sunarım. Lütfen kitapla ilgili yorum ve önerilerinizi çekinmeden

taner@tanerozdes.com mail adresine atınız..

 Bana bu fırsatı verdiğiniz için herkese sonsuz teşekkürler…

 Sevgilerimle,

 Taner Özdeş

www.tanerozdes.com 

 

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.