Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

Geçtim suretlerimden

7 Haziran 2008 Cumartesi | Kategori Hobi | Etiketler : geçtim suretlerimden İhbar Et
(0 Oy, 5 üzerinden 0 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...

Beni soğuk havalardan korusun diye sımsıkı sarıldığım acılarımı, anılarımı,yaslarımı, ağıtlarımı çıkarıp üzerimden öylece gidiyorum İstanbulum’a.. Yeter, ardımda bırakıyorum kırdığım kırıldığım ne varsa.. Sol yanımda biR nişan gibi taşırdım seni, artık gücüm yok avunmaya.. Ben uyurken hep daha hızlı döndü dünya.. Esintisine yetişemedim, tutunamadım saçlarından, savruldum..

Kurumuş bir sonbahar yaprağı gibi yeşilden sarıya çaldı rengim, unutuldum.. Papirüs oldum sana, kanlı satırlarına şahit oldum.. Ne aşklar ne pişmanlıklar geçti üzerimden.. Silinip tekrar yazıldım, unutulup tekrar anıldım. Okundum, cana dokundum bazen, bazen dudaktan öteye geçemedim, kor oldum.
Asır yakan sevdalara da tanık oldum. Mor oldum Leyla’nın hüznüne boyandım, kırmızıda Mecnun’un acısına kanadım. Lal oldum leyllerde, yorgundum..

Beni soğuk havalardan korusun diye sımsıkı sarıldığım satırlarımı, kalpte iz sevdaları, satır aralarında uyutulan sancıları çıkarıp üzerimden öylece gidiyorum İstanbulum’a.. Geride bırakıyorum yaşadığım, yaşatıldığım,yazıldığım, okunduğum, dokunduğum, dokunamayıp kokusuna esir olduğum ne varsa.. Tanıdın ya beni, kıymetli bi papirüstüm, elden ele dolandım, yıprandım. Eninde sonunda, çıkmaz bir gecenin kuytusunda, yokluğunun koynunda, dayanamadım hoyratlığına; yırtıldım.. Parçalara ayrılıp Haliç’e bırakıldım.. Binbir parçadan sadece biri olup kaldım.. Sonra.. Sonra sıradan bir damlaydım..

Fırtınada kalıp rotasını şaşırmış bir gemiye rastladım. O maviye aşık kaptanın dilinde yeniden canlandım.. Artık bir kum tanesiydim açık denizde, turkuaz bi kum saatinin içinde.. Aşağı-yukarı.. Aşağı-yukarı.. Yalpalandım, gelgitlerimle zamanı saydım. Bazen son taneydim düşen bazen ilk bazen de sıradan bi kum tanesi işte, kimsenin farkına varamadığı, zaten de umursamadığı..

Nice zamanlar saydım, saydım kaç yaş düştü kaptanımın gözünden, saydım kaç kere kanadı ertelenmiş bir aşka.. Saydıklarımla, anladıklarımla "an"larda kaldım.. Artık kaldığım yerde kalmalıydım, zaman olmak kolay zanaat değildi, hırpalandım.. Sonra gün geldi vurgun yedim. Su aldı gemim, denize düştüm. Artık en dipte bir deniz kabuğuydum, kıyıya vurdum, kendimi ada’nın ellerinde buldum..

Ben ucu bucağı var sanıyorken dört tarafı hasretle çevrili karanın, maviliklerin sonu yokmuş anladım. Gördüm gerçeği! Gördüğümle oyalandım.. İnanmadım gözümün gördüğüne, inanamadım. Deniz kabuğu benliğimi bir hiçe sattım.. Aldım başımı kaçtım. Kıyıdan evime çıktım.. Şimdi sıra bundaydı, Dersaadet’imde aşktan vurgun yemiş, içindeki ürpertilerden bile geçmiş bi kızı oynayacaktım. Hadi kaptan al mürekkebini, yazmaya başla..

Yaz, anlat beni.. Anlat nasıl vurgun yenirmiş, ne kadar kanayabilirmiş bir insan.. Anlat bir insan ne kadar eksilebilirmiş.. İyi bilirsin, hadi susmasana.. Yazmak yetmezse kanat.. Elimden kayıp giden zamanı, uçurumlardan ittiğim aşkları, hayatsızlığımın ardını acımasızca ortaya saç.. Yalnızlığımın kokusundan neden vazgeçtiğimi de saklama sakın.. Bunca benliğe niye büründüğümü de, sorgusuz sualsiz rolleri niye kabullendiğimi de.. Hepsini ama hepsini.. Gizleme hiç birini.. Yoruldum , İstanbul’uma gidiyorum.. Vuslata eremezsem eğer, içimde kalanları da mezar taşıma yaz.. Ölüme esir düştü çığlıklarım.. Gitmek farz oldu.. Eyvallah..

Yorum yaz

Yorum yazmak için Giriş yapınız