Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

büyük balık ,küçük balık

11 Mart 2008 Salı | Kategori Kariyer 0

Büyük balık küçük balığı yer…..mi ?

      ABD  ‘deki  üç otomobil devinin  rakipleri karşısında  değişen  koşullara ayak uyduramamasası,ihtiyaçlara cevap verememesi (General motors -Ford-Chrysler),tasarım ve üretimde hızlı olan küçük rakiplerine kaptırması artık büyük balığın küçük balığı yiyemeyeceğini gösterdi…

      1950  ‘li yıllarda Amerikada satılan otomobillerin tamamı yerliydi.Toyota o zamanlarda çok küçük bir şirketti.Aynı dönemde otomobil  denince akla Amerika  gelirdi.

      ABD ‘deki  otomobil sektörü,petrol fiyatlarındaki artışın pazar üzerindeki etkilerini kavramakta gecikince ,az yakıt kullanan  tasarruflu araçlar  üzerinde çalışma yapan  Avrupa  ve Japon  şirketleri  pazarı ele geçirmekte gecikmediler.1980 ‘li yıllardaki petrol fiyatları şoku Chrysler ‘i yok etti.

     Bir fil kadar ağır ve hantal olan bu şirketler TÜKETİCİYİ VE ONUN TERCİHLERİNİ DE DİKKATE ALMADAN çok yakıt yakan spor ve arazi araçlarına yöneldiler.90 ‘ lı yıllardaki ikinci petrol fiyatları şoku  bu şirketleri bir kez daha  köşeye  sıkıştırdı..Oysa tüketiciler  hem şık hem hesaplı hem de az benzin tüketen  otomobiller  istiyorlardı..

   Burdaki en büyük hata şirketlerin  değişen koşulları göz önüne alarak yeniden yapılanmamaları ve  bu yapılanmayı hep ertelemeleriydi..Bunu iyi organize  eden Japon  şirketleri ”YALIN YÖNETİM” i seçerek fabrikalarını baştan aşağı yenilediler.Bu değişimin berkezine de ”HIZLI DAVRANMA”yı koydular.

     Yeniden düşünelim ……

     Büyük balık küçük balığı yer  mi  ?

      Bunu düşünürken acaba ”HIZLI BALIK MI YAVAŞ BALIĞI YER”

 

intihar…

11 Mart 2008 Salı | Kategori Hayvanlar 0

Merhaba

Çoğumuz kavanozda  kelebek büyütmeyi , leğen altında yada kafeste serçe beslemeyi denemişizdir..

Benim çocukluğumda  başarmaya çalıştığım bu girişimlerim hep başarısızlıkla  sonuçlanmıştır.

dışardayken pırıl pırıl görünen kelebeği uzun uğraşlar sonucu yakalayıp kavanoza  koyduğumda hemen o parlaklıkları , canlılıkları kayboluyor ve buna çocuk aklımla bir türlü anlam veremiyordum…Acaba yerini mi be

ğenmedi  deyip odanın bir o köşesine bir bu köşesine ,bir o pencereye bir bu pencereye… yok ..yok  ..yok.

       Aynı şey serçe besleme , serçem olsun çalışmalarım da hüzünle sonuçlanıyordu..

Leğen altında , tencere içinde ,odada,kafeste yapılan tüm denemelerim sonucunda gözyaşları içinde kalıyordum..Saatlerce başında bekliyor ekmek kırıntıları , bulgur tanecikleriyle beslemeye çalışıyor  ama gözkapaklarımı taşıyamaz duruma geldiğimde …gözlerimi açtığım zaman  ölmüş olduğunu görüyordundüm…..

     Sonradan öğrendiğimde  iş işten geçmişti…bu canlılar o kadar özgürlüğüne düşkündü ki asla kapalı bir yerde yaşamayı kabul etmiyorlardı………. oysa bizler neleri  eğitmiyoruz ki… koca kaca  filleri , vahşi  aslanları..küçücük  olmalarına rahmen  bu ne  başkaldırı bu ne mücadele….kapalı bir yerde,özgürlükleri elinden alınmış bir şekilde yaşamaktansa  intihar  ediyorlardı yani… 

dsadas