Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

Çocuklara Masallar-1 (7-100 YAŞ) :-))

21 Ağustos 2008 Perşembe | Kategori Mizah 0

                Aslanım Toki;maymunum Koma ve filim Coni ile beraber yine ormandayız. Ağaç evimi yapalı, insanlardan uzak kalmayı tercih edeli 2 yıl geçti.  Bu gün 3.  yılıma girişi  kutlayacağız.

 

           Burada çok mutluyum maymunum Toki konuşmayı iyice ilerletti artık her konuda konuşuyoruz dün biraz siyasetten bahsettik her şey güzel ama aramızda kalsın maymunluk içindemi var ne her şeyi öğrettim yürümeyi öğretemedim hala ağaç tepelerinde gidiyor. İnsanların maymunlardan geldiği teorim günden güne eriyor dost kazandığıma mı sevineyim teorimin her gün erimesini seyretmeyemi üzüleyim bilmiyorum.

 

           Aslanım Toki biraz kızgın devamlı iş peşinde durmadan bir paylaştırma… Dün iki aslan çok sevdiğim tavşanımı paylaştılar doğanın kanunuymuş öyle diyorlar. Doğanın kanunu yedim bende doğanın kanunu deyip parçalamasınlar beni de diye sesimi çıkarmadım aslında yürekleri iyide bazen yaptıklarına akıl sır ermiyor. Toki ile bazen beraber yatıyoruz ,daha bir kötülüğünü görmedim midesine gittin mi zaten bir şeyde göremem ya neyse.. Ayıdan post aslandan dost olmazmış. Aslında ülkemde sirklere giderdim aslanın ağzına kafasını sokarlardı hep yapmak isterdim, burada dost olduk ama kızgın hayvan pek eski bir dostluğumuzda yok anlıyorsunuz beni yani…

 

            En iyi anlaştığım hayvan Coni çok yüz veriyor bana hiç sırtından inmiyorum! Her yere onunla gidiyoruz en kızdığı maymun kardeş Koma’nın sırtına binmesi o kadar büyük hayvan bir kişi eksik bir fazla ne fark eder ama… Bir gıcığı var sanırım Koma’ya. Bir gün görmedim üstüne bastım Koma kardeş diyecek diye korkuyorum aslında bu cümleyi Koma’ya da söyleyemez o çoktan ölmüş olur.

 

             Bu geceki partiye tüm hayvanları çağırdım artık her yıl bugun özel bir gün olacak kimse kimseyi yemeyecek dünden depo etmişler birbirini yiyen yiyeneymiş ama olsun bugun güzel olsun…. Onların tek yeme nedeni var oda hayatta kalmak ondan affettim hepsini.

 

             Buraya gelip bu arkadaşlıkları kazandığım iyi oldu ama kötü yanları da var vejetaryan oldum 2 senedir meyve, sebze, değişik otlar yemekten sebzeye döndüm . Son zamanda niyeti bozmuştum tavşan arkadaşı bir kazaya uğratıp yiyecektim, planlar hazırdı ama aslan kardeş benden hızlı çıktı. Herkeze de vejetaryanız dedik dönüşte olmuyor ama böylede gitmeyecek hastayım et yemem filan gerekiyor ilaç gibi deyip başlamalıyım mı ne? Tavşandan sonra ördek arkadaşı yemeye niyetlendim ama  bu hayvanların hisleri güçlü mü yoksa insandır belli olmaz mı diyor anlamadım artık hiç yaklaşmıyor devamlı bir işi var.  Bazen diyorum aslana gideyim 2 senedir et yemiyorum benimde canım istedi bende biraz yiyeyim diyeyim ama aslanda derse bende insan yemiyorum 2 senedir bende bir denesem mi diye, yok canım en iyisi vejetaryan olmak.

 

               Papağandan duydum hiç susmuyor zaten. Bana bu gece için bir hediye almışlar acaba ne aldılar çok merak ediyorum. Otlardan bıktım şöyle güzel bir yatak diyecem ama nerden bulacaklar yatağı, yada bir ziyafet şöyle… Yok canım bunlar yine manevi bir şey almışlardır kesin ağaçtan anahtar filan yapmışlardır al bu ormanımızın sembolik anahtarı filan derler, bari çıradan yapmış olsalar tutuşmuyor ağaçlar bir ateşi onunla yakarım ince güzel olur o şimdi.

 

               Devam EdecekJ

               (Alıntı Değildir)

 

 

Günün Yorumu

28 Temmuz 2008 Pazartesi | Kategori Haber 0

            Dün hepimizin lanetlediği hain bir tuzakla karşı karşıya kaldık. İçinde Allah korkusu olmayan insan diyemeyeceğim yaratıklar hain bir tuzakla ard arda iki bomba patlatarak 17 vatandaşımızın ölümüne 150 vatandaşımızın da yaralanmasına sebep olmuşlardır. Artık herkezin şunu görmesi gerekiyor terör hiçbir millete hizmet etmez Kürt, Laz ,Türk… Herkez bir kez daha gördü ki bu mahlukatlar çocuk kadın demeden yok ediyorlar. Açık olan bir şey var bu terör örgütü dışardan destek görüyor ve onların hizmetinde. Kürt vatandaşlarımızı sanki onlar için bir şey yapıyormuş gibi yanına çekmeye çalışıyor . Ne olur gelmeyin bu oyuna diyorum hak arama şiddet ile olmaz sadece ve sadece demokrasi ile olur. Sizin sorunlarınız yok mu tabi ki var hemde çok ben 3 senede doğuda görev yaptım gördüm. Yolunuz yok elektriğiniz gidip geliyor yatırım yok gençleriniz işsiz… Ama tüm bunlar demokrasi ile çözülebilir terör hep geriye götürür ileri değil. Bu ülkenin her köşesinde yaşayan insanların sorunları var kimi para sıkıntısı içinde kimi iktidan memnun değil  kimisi açlık çekiyor… Herkez şiddetle sorunu çözmeye çalışsa bu ülke ne hale gelir.Birliğimizi bütünlüğümüzü bozmayalım. Biz uzun zamandır bir arada yaşayan bir toplumuz ve öylesine kaynaştık ki kimsenin aramıza nifak sokmasına izin vermeyelim el ele vererim beraber her sorunu aşarız.

 

          Bugün   Anayasa Mahkemesi Akp kapatma davasını esastan görüşmek üzere müzakerelere başladı. Ne kadar sürer bilinmez belki bir hafta belki bir ay… Ben parti kapatmaya kesinlikle karşıyım Akp sudan çıkmış ak kaşık mı tab iki değil, Başbakanımız zaten kendiside söyledi hatalarımız olmuştur diye. Ama bu hatalar bir partinin kapatılmasına neden olmamalı bence ama bir uyarıda da bulunulmalı mesela partinin devletten aldığı yardımı kesmek gibi. Her şeye rağmen yapılan yanlışlar devam ediliyorsa kapatılma düşünülmeli. Farz ederim ki Akp kapatıldı siz bu partiyi destekleyenlerin azalacağını mı sanıyorsunuz bence yüzde 47 olan oy oranı daha da artacak, Sayın Recep Tayip Erdoğan bu gibi süreçlerden hep güçlenerek çıktı. Bu ülkenin insanına güvenmek gerekir Ne askeri darbe nede böyle anayasal bir darbe hiçbirine gerek yok halk yanlışı gördüğünde kendisi demokrasi ile darbeyi yapar zaten. Terörden uzak demokratik günler diliyorum.

 

Bir Side Hikayesi

26 Temmuz 2008 Cumartesi | Kategori Seyahat 0

Bir Side Hikayesi…

 

            Bu yazımda temmuz ayı içerisinden yaptığım benim açımdan çok ilginç olan Side gezimi anlatacağım. Adını vermek istemediğim bir tur şirketiyle anlaştık beş geceydi ve onların anlaştığı otel ve kendi otobüsleriyle gidecektik. Akşam dokuzda yola çıktık tahmini yolculuk süremiz 12 saatti terminallere filan girmeyeceği için daha çabukta varmayı planlıyorduk. Tabii evdeki hesap çarşıya uymadı evet şirket bizi otelin kapısında bıraktı ama saat tam ikiydi, yani yolculuğumuz 17 saat sürdü sebebi ne trafik nede başka bir şey İstanbul’dan bile yolcu beklemesi dolayısıyla 3 saatte çıkabildik; düşünün yani durumu…Nihayet otele vardık otel tahminlerimizden de güzeldi. Yeşillik içinde hoş bir oteldi, başlangıçın aksine bundan sonrası için sorun olmayacağını düşündüren bir yapısı vardı. Odamıza yerleştik klimalı serin hoş bir odaydı her şey dahil sisteminde olduğumuzu belirtmek için kolumuza bileklerimizi taktılar ilk başta garip gelen bu bileklik sonradan hoşuma bile gitti hatta son gün ayrılmak zor geldi. Havuza gittik büyük kaydıraklı güzel bir havuzu vardı ilk gün harikaydı özetle yedik,içtik,yattık eğlendik.ikinci gün denize gittik burada hayal kırıklığına uğradık ne yazık ki deniz çok dalgalı ve kıyıdan birkaç metre sonra hemen derinleşiyordu. Oranın denizi hep öyleymiş ne yazık ki olsun dedik her güzelin bir kusuru vardır. Havuzda devam yemekler güzel ama harika değil idare ediyoruz aynı gün pasta bitmiş aşçıya söyledim getirsinler diye, sonra aşçıyla kavga ettik ne kötü elemanları var filan demeyeceğim çalışanları çok kibardı  kısa bir muhabbet ettik bizim bolluğa geldiğimizi normalde bu kadar çeşit ve güzellikte yemeklerin olmadığını söyledi. O akşam otelin animasyonuyla tanıştık. Önce yarım saat çocuklar için dans sonra büyükler.. Yarışma olacaktı üç değişik ülkeden yarışmacı istiyordu sunucu bir Rus bir İngiliz ve bir Türk gelmesini istedi fıkra gibi.. Bir İngiliz bir Türk bir de Fransız bir gün yarışmaya girmişJ..  Üçü de erkekti ilk görevleri müzik eşliğinde striptizdi bu yabancılar aşmış dedirten ilk olay bende bu oldu. Türk yüzeli kilo civarındaydı ondan bu yarışmada pek iyi bir puan alamadı. İkinci yarışma şarkı söylemeydi önce normal şarkı söylendi sonra aynı şarkıyı ağzında topla…Herkez kendi dilinde şarkısını söyledi Şişman arkadaş(TürkJ) benim annem güzel annem şarkısına yaptığı güzel yorumla bu bölümü kazandı. Üçüncü yarışma bayan taklitiydi arkada giydirilen yarışmacılar bayan şarkıcıların şarkılarında playback yaptılar şişman harikaydı kıyafetleri hareketleri yine o kazandı. 2-1 öndeydik halaylar çekip oynuyorduk havaya ateş edesim  geldi(?) Sıra sondan bir önceki yarışmaya gelmişti yarışma dans etmeydi herkez bir kızla müziğe uygun değişik dansları edecekti yanımdaki Rus yarışmacını eşiymiş koştu gitti Türk’e eş bulunamadığı için animatör onla dans etti İngiliz’in eşi geldi o kendi çapında bir şeyler yapıyordu ama İngilizlerin az olmasından mı yoksa pek sempatik olmaması nedeniyle mi bilmem puan alamıyordu. Bu yarışmayıda Rus ve çılgın eşi kazandı neden çılgın dediğimi son yarışmada anlatacağım. Son yarışma elbise toplamaydı yarışmacılar seyircilerden gidip elbise toplayacaklardı. Baktım herkez bir şeyini çıkartıyor kimi tişörtünü kimi terliğini kimi şortunu kimi de sütyenini(?) evet sütyen yanımdaki rus kadınlar biden sütyenlerini çıkarıp verdiler galibime gitti bize ters gelen bir şey Türklerden çıkaranda yoktu zaten .Sonra Rus yarışmacı tekrar geldi az gelmiş olacak ki bir şeyler daha istiyordu o an hayatımın en şaşırtan olayını yaşadım Rus’un eşi yanımda kilodunu çıkardı eşine verdi. Ben öyle kaldım. Sonuçta öğrendim ki bu tür şeyler ötekilere göre daha fazla puan ediyormuş Ruslar üstün gayretleri sonucu yarışmayı kazandılar. Kadın yine yanımda kilodunu giyip gitti. Dördüncü gün yemeklerin çeşitlerinde azalma olmuştu pasta filanda yoktu öğünlerde neyse doyuyoruz deyip önemsemedik o gün. Havuza gittim havuzda çeşitli şeylerin dolaştığını gördüm ot gibi siyah şeyler. Yüzerken ayağıma bir şey dokundu üstün dalma yeteneklerimle(?) dalıp çıkardım bardakmış su altında biri bir şeyler içmeye çalışmış galiba havuzdan da soğudum.Beşinci gün dün yediğimiz İnegöl köfte ile sebze yemeğinin karıştırılıp bir yemek yapıldığını fark ettim içine güzel oldun diye 2-3 günlük mantar yemeğini de atmışlar. Haklarını  yemeyeyim tur şirketi yemekler Ruslara yönelik zorluk çekebilirsiniz ama çeşit çoktur doyarsınız demiştiler ama Rusların kalan yemekleri karıştırıp yediğinden bahsetmemişti.. Son olarak gün içinde yapılan çeşitli etkinliklerden bahsedeyim sizi alıp voleybol su topu gibi oyunlar oynatıyor animasyon ekibi bir kız ve bir erkek ama anlamadığım bir şey var neden onlar bizden daha çok eğleniyorlar kıskançlık mı belki ama ben dayanamadım bunlar yalnız oynuyorlar hiç pas vermiyorlar her golu her sayıyı kendileri yapmaya çalışıyorlar kenardan da dj gaz veriyor su topunun kralından harika bir gol. Daha…Tamamda ben golleri izlemeye gelmedim ki paslaşmak gol atmak oynamak istiyorum.   İlk gün harika bulduğum bu otel artık güzel gelmiyordu iyi ki daha fazla anlaşmamışım diye de sevindim doğrusu. Otobüs yine bizi otelden aldı yine uzun bir yolculuk ve evimdeyim evim evim güzel evim.

Yarım Kalan Aşklar…

22 Haziran 2008 Pazar | Kategori Aşk 1
Bazen bir yerde biriyle tanışırsınız okulda, yolda, yaptığınız bir gezide… Gözleriniz kenetlenir ortada bir elektrik vardır ama dile gelmez bir türlü konuşursunuz konuşursunuz …Bu konuşmanız ilk ve son olur yada en iyi ihtimal bir gün daha… Her şeyi konuşursunuz çapkınsanız bir durgunluk gelir; derli toplu konuşursunuz, çekingenseniz diliniz açılır. Tüm sakinliğiniz gider kalbiniz yerinde duramaz … Kalbiniz patlamaya hazır bir bomba gibidir öyle hızlı çarpar ki…Ama böyle doluyken dile gelmez içinizdekiler binlerce kez ağzınıza gelir telefonunuzu alsam yada bir daha görüşebilir miyiz demek…Geçer o gün bir daha onu görme imkanınız yoktur ondan size kalan kalbinizdeki acıdır… Size aşk böyle öğretilmemişti; fedakarlık, zaman, tanımayla olur sanıyordunuz bu zamana kadar hepte öyle olmuştu ama bu bambaşka bir şey kalbiniz beyniniz gibi öğrenmiyor aramıyor hiçbir şey… Yanarsınız ateşler içine atılsanız o kadar acı çekmezsiniz keşke dersiniz ondan bana bir şey kalsaydı bir daha buluşma umudu… Hayaller kurarsınız hayali bile güzeldir onunla bir günün hayali bile sizi mutlu eder. Gece olur patlamaya hazır kalbiniz artık patlamıştır ağlarsınız belki, kendinize kızgınlıktan mı yoksa sevginizden mi bilinmez belki de ikisi içinde… Yatarsınız onu düşünürsünüz oda beni düşünüyor mudur dersiniz yoksa ben hepsini hayal mı ediyorum, onun kalbi dolumuydu acaba…. Korkmayın onun kalbinde de siz varsınız ve oda bütün gün sizi düşündü ve oda sizinle dolu bu gece… Bir daha hiç görüşmeyecek olsanız da öyle bir yerde öyle bir yerdesiniz ki kalbine kalbinize kim girerse girsin o kimsenin alamayacağı kalbinizin köşesinde… Bilgisayarınızı açın Ferhat GÖÇER çalsın…
Hoşçakal aşkların güzeli
Kavuşur elim sana günün birinde
Sarılıverir beline dokunur tenim
Sana yeniden
Hangi gün taşınır dönerim
Bilinmez boş kalacak yüreğim
Söz verdim sana ölene kadar ayrılmam

Ah Şu Otobüsler

13 Haziran 2008 Cuma | Kategori Mizah 0

Devamı için tıklayın »

Baba…

9 Haziran 2008 Pazartesi | Kategori Aşk 1

          Bugun dışardaydım. Durakta otobüs bekliyorum  üç kız var oks’den bahsediyorlar. Bende bugun gözetmen olarak görevli olduğumdan ilgimi çekti sohbetleri önce derslerden filan bahsettiler sonra çeşitli küfürler daha 15 yaşındalar ve kızlar.. Sonra çevreden geçen gençler dikkatimi çekti her geçen kızlara bakıyorlar 13-14 yaşından 24-25 yaşına kadar… Pazarın önünde durak, kalabalık her geçen erkek bakıyor kızlarda bağzılarına  bakıyor belki öylesine belki hoşlanıyor yada başka bir neden bilemem. Kızları bir kenara koyalım geçen erkeklere bakarak söylüyorum affınıza sığınarak ne kadar aç bir toplumuz biriyle çıkalım çıkmayalım her zaman neden ikinci üçüncüyü istiyoruz neden elimizdekinin kıymetini bilmiyoruz. Bu genelde her kıza yapılan bir şey kızlarda yani küfür filan ediyorlar ama öyle herkeze boncuk dağıtmıyorlar. Şuradan anladım: Arabayla gençler geçiyor 22- 23 yaşlarında kıza bakıyorlar kız bir anda baba diye bağırdı ben etrafıma bakıyorum babası nerde diye kız arkadaşına konuşmaya devam etti yaa manyaklara bak babam yaşında hala utanmadan bakıyor!

           Önüne bakan yok demiyorum ama o  kadar azıski bir kızla normal arkadaş olamayacağına inanan bir sürü erkek var başta…  Gençlik anlıyorum kanı kaynıyor bakarsın, konuşursun çıkarsın gezersin bunlara hiçbir itirazım yok nenem gibi görücü usulu ile evlenecek değilsiniz tabi ama lütfen elimizdekinin kıymetini  bilerim hayatınızda biri varken diğerine bakmayalım erkeklerden bahsettim baştan beri kızlar içinde geçerli bunlar hep hatayı yapan erkekler değil tabiki. Birini bulduysak sevebileceğimiz sonuna kadar giderim bizim dürüstlüğümüz doğrululuğumuz yanlış yapacak insanı düzeltir hiç merak etmeyin sen eğer sevgilini aldatıyorsan sevgilinde sadık olmasınıda hiç bekleme bazen görmesende bazı şeyler hissedilir. Biz dürüst olalım doğru olalım, sadık olalım karşımızdaki hata yaparsa yapsın onun utancı ona yeter. Sağlıklı, dürüst, doğru ve tek eşli ilişkiler diliyorum.

Gülme Komşuna Gelir Başına :-))))

31 Mayıs 2008 Cumartesi | Kategori Mizah 0

             Cep telefonu güzel bir icat. Ama kullanan kişiye göre şekil alan bir alet. Bu yazımda bu şekilleri yazmaya çalışacağım.

             Bir anımla başlayayım bir zamanlar güzel bir sevgilim vardı(ah şu gençlik) arkadaşı tuvalette mesaj çekmeye çalışırken nasıl olmuşsa telefonunu tuvalete düşürmüş nasıl olur diye çok gülmüştüm komik değil mi komik tabi ama gülmeyin ben güldüm  boşuna dememişler gülme komşuna gelir başına diye aynı şeyi bende yapıyordum tuvalette mesaj çekmeye çalışıyordum kız arkadaşıma zaten ne gelirse başımıza bu kızlardan geliyor!!! Düşürdüm evet bende yaptım ve onun kadar şanslı değildim köydeydim uzun bir boruyla topraktaki çukura gidiyordu  telefonu görüyordum ama çok aşağıdaydı ama şanslı olduğum bir konu vardı kaldığım öğretmen arkadaş bir dahiydi ve yeni bir icatla karşı karşıyaydık yeni icadıyla telefonumu çıkardı. Telefonumu yıkadım köpükledim ama içime sinmedi sonra sattım size tavsiyem ikinci el telefon almayın aldığınız telefon benim telefonum olabilir.

            Birazda çevremde gördüğüm cep telefonu manzaralarını anlatayım. Bazılarında sanırım sesimizin dörtte biri karşıya gider diye bir inanç var bu tipleri her yerde görebiliriz  yolda otobüste her yerde konuştuklarının hepsini duyarsınız kulağınızı tıkasanız bile öylemi haaa haaa  seni şerefsiz yaa ben senin şerefsiz arkadaşını dinlemek zorundamıyım. Sevgilim nasılsın tamam bebeğim gelirim… yada telefonda sevişmeni… Birde cep telefonları çaldığında duran tipler var telefonu çalıyorsa durur öyle konuşmaya başlar sıkıntılı bir konu konuşuyorsa dönmeye başlar ama hiç ilerlemez bir daire çizin dönsün dursun. Bu yolda duran tipler eminim ki araba kullanırken telefonu çalıyorsa durmaz hem kullanır hem konuşur öylede ilginç bir ülkede yaşıyoruz. Birde özellikle gençlerde görüyorum telefon onun her şeyi oluyor nereye gitse yanında gece yastığının altında telefonla uyuyor telefonla kalkıyor yani, eskiden ayıcıklara filan sarılırdı şimdi cep telefonlarına … Telefonlarıyla o kadar bütünleşmişler ki on parmak mesaj bile çekebiliyorlar düşünün yani durumu.

             Kim ne derse desin cep telefonu internetle birlikte çağın icadı. Ama doğru kullanmasını bildiğimiz sürece, lütfen biraz dikkat.

Aldatmanın Güzelliği(!)

30 Mayıs 2008 Cuma | Kategori Aşk 1

          Aldatmak veya Aldatılmak…

 

 

          Aldatılken hiç düşünmeyenler aldatıldığında ne düşünecekler acaba?

 

          Herkes konuşuyor şunlar olursa erkek uzaklaşır bunlar olursa kadın uzaklaşır şunlar yapılmamalı bu şekilde hareket edilmeli… Ben aldatmayı veya aldatılmayı daha basitleştireyim eğer erkek olsun kadın olsun içinde başkalarına ilgi varsa evdeki ne yapsa boş çok sevilse aşırı sevgiyi bahane eder kötü davranırsa eşim çok kötü mecbur kaldım der. Kendinde hiç suç aramaz hep eştedir sorun… Kısaca insanın içinde varsa evdeki ağzıyla kuş tutsa boş… Aldatmak aslında kendini kandırma durumu karşımızdakini değil. Kimse kimseyi zorla evlendirmiyor eğer içimizde bir şeyler kaldıysa sabredelim biraz daha yaşayalım her şeyi, evlendiğimizde de sadık kalalım hep kendimizi değil karşımızdakini de düşünelim bize hayatını veren birçok zorluğu beraber aştığımız o kişiye en büyük hakareti yapacağımızı unutmayalım. Bu ara en çok duyduğum masum arkadaşlık erkek veya kadın en çokta  internetten. Birileriyle tanışıyor sen evlisin dendiğinde bizimkisi masum bir arkadaşlık sadece diyorlar. Eğer bir taraf farklı düşünüyorsa masum bir arkadaşlık olmaz ve internette kusura bakmayın ama pekte masum arkadaşlıklar olmuyor. En azından bir taraf masumluğu bozuyor. Onun için ne kendimizi kandıralım ne eşimizi yada sevgilimizi…

 

           Dediklerimizi toplayalım çocuğumuzun yüzüne gururla bakmak, eşimize ömrümüzün sonunda sadece sen vardın diyebilmek, her zaman başımız dik gezmek, ilerde pişman olmamak, olumsuzluklarda olsa evliliğimizde herşeye rağmen tek oldun diyebilmek için hep sadık olalım. Çok düşündüm ama kusura bakmayın aldatmanın hiçbir güzelliğini bulamadım.

Aldatmak veya Aldatılmak…

29 Mayıs 2008 Perşembe | Kategori Aşk 0

         Aldatmak veya Aldatılmak…

 

          Aldatılken hiç düşünmeyenler aldatıldığında ne düşünecekler acaba?

 

          Herkes konuşuyor şunlar olursa erkek uzaklaşır bunlar olursa kadın uzaklaşır şunlar yapılmamalı bu şekilde hareket edilmeli… Ben aldatmayı veya aldatılmayı daha basitleştireyim eğer erkek olsun kadın olsun içinde başkalarına ilgi varsa evdeki ne yapsa boş çok sevilse aşırı sevgiyi bahane eder kötü davranırsa eşim çok kötü mecbur kaldım der. Kendinde hiç suç aramaz hep eştedir sorun… Kısaca insanın içinde varsa evdeki ağzıyla kuş tutsa boş… Aldatmak aslında kendini kandırma durumu karşımızdakini değil. Kimse kimseyi zorla evlendirmiyor eğer içimizde bir şeyler kaldıysa sabredelim biraz daha yaşayalım her şeyi, evlendiğimizde de sadık kalalım hep kendimizi değil karşımızdakini de düşünelim bize hayatını veren birçok zorluğu beraber aştığımız o kişiye en büyük hakareti yapacağımızı unutmayalım. Bu ara en çok duyduğum masum arkadaşlık erkek veya kadın en çokta  internetten. Birileriyle tanışıyor sen evlisin dendiğinde bizimkisi masum bir arkadaşlık sadece diyorlar. Eğer bir taraf farklı düşünüyorsa masum bir arkadaşlık olmaz ve internette kusura bakmayın ama pekte masum arkadaşlıklar olmuyor. En azından bir taraf masumluğu bozuyor. Onun için ne kendimizi kandıralım ne eşimizi yada sevgilimizi…

 

           Dediklerimizi toplayalım çocuğumuzun yüzüne gururla bakmak, eşimize ömrümüzün sonunda sadece sen vardın diyebilmek, her zaman başımız dik gezmek, ilerde pişman olmamak, olumsuzluklarda olsa evliliğimizde herşeye rağmen tek oldun diyebilmek için hep sadık olalım.

           

 

 

CIVIKLAŞAN İLİŞKİLER…

23 Mayıs 2008 Cuma | Kategori Aşk 2

             CIVIKLAŞAN İLİŞKİLER…

 

             Bizim zamanımızda bir kızın elini tutmak için en iyi ihtimal bir ay geçmesi gerekirdi. Kızla tanışana kadar bir süre karın ağrısı çeker tanıştıktan sonrada her hareketimize dikkat ederdik. Çünkü hepimizin ailesi erkek ve kadınlardan oluşuyor başka ailerin bireylerine ailemizdekilere davranılmasını istediğimiz gibi davranıldık. Her şeyin tadını çıkarırdık çünkü her şey zamanlar olurdu. İlk bakış, ilk elini tutuş, ilk masum öpücük bunlar zamanla olduğu için değerini bilirdik. Şimdi yaşım çok fazla olmamasına rağmen değişimi anlamakta  zorlanıyorum. Şimdi mi nasıl oluyor biliyorsunuz yinede anlatayım mesela internet tanışıyorsunuz aradan bir iki gün geçiyor ve hitaplar hemen canım, sevgilim, bebeğime dönüyor sonra buluşmalar ilk buluşmada eller kenetleniyor ikinci üçüncü buluşmada biraz daha yakınlaşıyoruz sonra daha da ileri bir haftada biz eskilerin bir senede aldığı yoldan daha  fazla yol…Tebrik ederim(!) ama acaba eski masum çoğu zaman  dokunmadan sadece gözle olan ilişkiler daha mı zevkliydi,daha mı içtendi acaba… Düşünün bir haftada gelebilecek son noktaya gelen bir ilişkinin temelinden söz edebilir miyiz?  Erkek yada kız bir haftada bir dolu şeyi yaşadıktan sonra birbirimize ne kadar güvenebilirsiniz. Evlendiğinizi düşünelim hiç düşünmeyecek misiniz biz bir haftada neler yaşadık acaba başkasıyla da olur mu bunlar diye.. El ele tutuşmalar öpüşmeler hatta cafedeler de sevişmeler bunlara karşı filan değilim iki yetişkinin kararıdır istekleridir. Benim karşı olduğum karşındakini tanımadan her şeyin çok çabuk olması cıvıklaşması ilişkilerin… Her şeyin böyle hızlı olması bir temel kurulmaması beraberinde ayrılıkları da getiriyor tabi.. Yanlış anlaşılmasın günümüzde tüm ilişkiler böyle demiyorum bizim yaşadığımızdan daha doğru ilişkiler yaşayanlar da var tabii birbirine saygılı, hareketleri ölçülü evlenene kadar her şeyi belli bir sınırda  götüren gençleri de görüyorum bunların evlilikleri de örnek oluyor her şeyiyle.

 

          Özetle şunu diyorum; biraz daha hareketlerimize dikkat etsek kendimize ve karşımızdakine saygı duysak…  Kız olsun erkek olsun bazı ihtiyaçlar için değil de geleceğe dönük ölçülü ilişkiler kursak… Her şeyi biraz zamana yaysak bazı isteklerimizi karşımızdakini iyice tanıdıktan sonra veya evlilikten sonraya bıraksak… Ailemizden birine yapılmamasını istediğimiz hareketleri karşımızdakine yapmasak…  ilişkilerimizi yalanlardan arındırsak… Hepinize sağlıklı ilişkiler dilerim.

dsadas