Herşeyden önce canını yaktığım her an için özür diliyorum senden. Kartopuyla yaptığım isabetli atışlar, bitmek bilmeyen isteklerim karşısındaki hallerin, öfkeme yenik düştüğüm anlarda kapıyı kafana vururcasına kaçışlarım, yüreğini ağlattığım her an… Aklına gelsin gelmesin, seni yorduğum her an için..
Kasr-ı Muhabbet, başlangıç noktası gibi görünmesede başlangıç gecesi orasıydı işte. Otantik bir ortamda loş ışıklar altında şarkılar bize hitap ediyordu, adımıza söyleniyordu, sanki "hani" diyordu herşey "HAYDİ!"..
…
İki Göz Bir Araya Gelebilse
Kelimeler Anlamını Yitirse
…
Ürkektim ama çekingen değil! Hatta fazla rahattım karşında.. Bende sana ait ne vardı, neden işte o sensin diye direndin bilemedim. Ama ılık bir Kasr-ı Muhabbet gecesinde dürüstlüğüne vurgundum, inançlıydım yüreğine. İhtiyaç duyduğum birçok şey sendeydi o gece ve hiçbirşey sadece o gecelik değildi işte..
Takvimde günler birbirini kovalarken fazla korkusuz bir ben ile baş etmek ne kadar kolay oluyordu senin için bilemiyorum. Aklında birşey vardı; şimdi yüreğimizde, ellerimizde. Belki de çok yakında aynı çatı altında olacağımız birşey bu, belki minik seslerinde eşlik edeceği büyülü bir melodidir sadece..
Şu hayatta çok şey senden ibaret. Konak Pier öncesi, Kasr-ı Muhabbet sonrası bir adım; Balıkesir, İzmir, İstanbul arası bir yer gibi.. Belki çok yakın tarifi, belki de çok uzak.
Bu gece buradayım, İzmirin içinde.. Gözlerimde beklediğim gözlerin, yüreğimde huzur; kaç gecedir böyle uyuyorum bilsen.. Yüreğine sağlık Can Dostum, Hayat Arkadaşım, Geleceğim, Gözlerim! Yüreğine, Sevgine, Sabrına, Aşkına!Aşkının Akışına Sağlık…
Sana Sağlık!
Kadehimizdeki Doyumsuz Aşka..
[Sevinç1Karmaşa 2007]