Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

özlemek

7 Temmuz 2008 Pazartesi | Kategori Edebiyat 10

Özlemek; Sevmektir ilk önce
Cünkü;sevmezsen özlemezsinki delicesine.
Özlemek; ağlamaktır
Akan her gözyaşında anıları anımsamaktır.
Özlemek; uzaklara dalmaktır
Çoook uzaklara.
Özlemek; Ümit etmektir
Hayal etmek basarmanın yarısı misali.
Özlemek; sıkılmaktır
Bazen yalnızlıgından,bazen da etrafındaki gereksiz kalabalıktan.
Özlemek; haykırmaktır
Sesin kısılırcasına özledimmm diye bağırmaktır.
Özlemek; kızmaktır
Bazen özlemine neden olanlara, bazen ise kadere çaresizce.
Özlemek; sabretmektir
Usanmadan Şafağı gözlemektir(hemde ne çookk)
Yılları,ayları,haftaları,günleri,saatleri,dakikaları hatta
saniyeleri kovalamaktır,(az kaldı dünyamm)
Özlemek; yaşamaktır
Yalnizlığa inat mücadele etmektir
Özlemek; kavuşmaktır
Bir daha ayrılmayacasına

Bende özledimmm yüreğimdeki dünyamm seni!!!

Merhaba hayatt!!

3 Temmuz 2008 Perşembe | Kategori Şiir 30

Hadi gözlerimm!!
Tüm güzelliğinle bak dünyaya…
Tüm yeşilini ser ortaya…
Öyle ki tüm evren yeşillerin en güzelini senden alsın…
Işığınla donat baktığın her yeri, görenlerin yürekleri ısınsın..
Hadi ellerimm!!

Dokunduğun her yere, iyilik adına,
Güzellik adına ne varsa aklında onları yaz bir bir..
Yorulma, üşenme sakın…
Dokunduğun her yer çiçek açsın rengarenk…
Buğulu camlarda dolaşsın parmakların ,
Dünyaya yeni ayak uydurmaya çalışan çocuk yüreğinle,
<Merhaba Hayat> yazsın..
Hadi ayaklarımm!!

Yürü, koş…
Dilediğince keşfe çık..
Görülmeye değer en güzel yerleri seç kendine..
Gittiğin her yer senin varlığınla güzelleşsin…
Yorulma sakın..
Her adımında inlesin tüm cihan, yepyeni mutluluklara koş.
Geçtiğin her yere, bin bir çiçekten aldığın mis kokun yayılsın…
Hadi umutlarımmm!!

Hadi göreyim sizi…
Tüm yalan yeminlere inat,
Tüm boş vaatlere inat,
Binlerce kez sana çelme takan yalan sözlere inat
Yeniden doğ..
Her düşünde yeniden doğsun güneş,
En parlaklarını seç yıldızların,
Bir bir gözlerine oturttur onları incitmeden,
Parlaklıklarını soldurmadan…
Öyle güçlü ol ki, yaklaşmaya da ,
Yıkmaya da kimsenin gücü yetmesin..
Öyle bir baktır ki gözlerimi,
Maviler kıskansın,
Umudun nasıl mavi olacağını göster solgun renklere,
Bu güzel renk seninle yeniden anlam kazansın…
Hadi yüreğimmm!!

Yaşanmış kırıklıklara inat,
Yaşanmamışlıkların en güzeli seni bekliyor karşında…
Tüm yaralarını sarma zamanı şimdi…
Her zamankinden daha güçlü ol..
Yeni yaralara izin verme,
Bakma kapanan sayfalara…
Farz et ki yeni doğdun daha,
Yılların en güzeli önünde,
Güllerin en güzeli avuçlarında…
Şimdi kaldır başını…

Ve tüm riyakarlara inat,
En güzel haliyle yüreğine sığdırdığın
Bu koca dünyayı yeniden selamla….
MERHABA HAYATT!!!

korunaklarımız

28 Haziran 2008 Cumartesi | Kategori Edebiyat 25

KORUNAKLARIMIZIN ARDINDA

  Korunaklarımız var, kendimizce kurduğumuz, evlerimiz. O evlerin kapıları, kalelerimiz… Kim bilir ne zaman, yenik düştüğümüzde, beklenmedik bir şekilde incitildiğimizde, belki gitmek zorunda bırakıldığımızda, belki de ne olduğunu bile anlayamadığımız terk edilişlerimizin ardından  kurduğumuz korunaklarımız…

  O korunakların ardında çok uzun zamanlar, içeriyi çoktan temizlemiş ve dışarıdaki tehlikeleri kendimizden uzak tutmuş olarak yaşarız.

Korunağımızın kapısını tıklatanlar olur zaman zaman… Evde, içerde değilmişiz gibi yapar sessizce gitmelerini bekleriz.

  Sonra bir gün  bir tanesine açmak isteriz kapımızı. Belki zamanı gelmiştir, belki diğerlerinden daha kararlı çalıyor diye…

Önce ürkekçe aralarız kapıyı. O kapı aralığından girmek üzere olan duyguyu anlamaya çalışırız, zaman alacaktır güvenmek. Ama denemek isteriz, bir şans vermek…

Hem kapıyı çalana, hem de duygu yokluklarında uzun zaman geçirmiş olan kendimize …

  Nihayetinde kapımızı çalmak için gelmişse yüreklidir diye düşünürüz, zarar vermeyeceğine inanmak isteriz. Zamanla o kişi daha sık çalar kapımızı, biz unuturuz sanki önceden aldığımız yaraları, daha bir rahat açarız kapıyı.

Salonumuza, mutfağımıza, yatak odamıza girmesine izin veririz o insanın. Salonumuzda tanımaya, tanımlamaya çalışır o duyguları, mutfağımızda ısıtırız belki bir fincan kahve sıcaklığında, yatak odamızda artık içimizdedir, kabul etmişizdir. İşte orada biz de hissettiklerimizi tanımlarız kapımızı çalana…

  Sonra bir gün yeniden çalar o kişi kapıyı rahat ve güvenle açar hoş geldin deriz o artık tanıdık olan ruha… Ama o, beklenmedik bir şekilde çamurlu ayakkabılarıyla giriverir bu kez içeri. Salonumuza, mutfağımıza ve yatak odamıza… Şöyle bakınıp çıkıp gider kapıdan…

  Kaç defa kendimizi böyle bulmuşuzdur, çıkıp gidenin ardından kapıyı kapatıp, içerdeki çamurlu ayak izlerine bakarken…

Bakanlar o an, gözyaşı göremezler yanaklarımızda…

Öğrenmişizdir önce evi havalandırmayı, yerleri süpürüp silmeyi ve gidip kapımızı çift kilitlemeyi…

  Ardından aynanın karşına geçeriz, bize ne kaldığını görmek için.

Yüreğimizin tam üzerinde diğer izlerden daha yeni, daha belirgin belki daha derin yeni bir çizgi görürüz kanayan… Üzerine bir bant yapıştırırız, bir süre sonra çıkartıp atmak üzere…

Ama o yaranın ya izi kalır ya da ara sıra kendini hissettiren sızısı…

  Güçlü görünen, ağlamayan, kolay kolay tepki vermeyen insanlara biraz daha dikkatle bakın. Hani zaman zaman şu “sanki taş kalpli” dediklerinize… Korunaklarının kapılarını kolay kolay açmayan  o insanlara…

Unutmayın, bazıları yanaklarından süzülen yaşları kağıt bir mendille silip atar, bazıları ise o göz yaşlarını içlerine, yüreklerine akıtırlar…

Şimdi bir daha düşünün hangisi daha çok acıtır…

  Müge Özgöksal

geçme bee zamann!!

24 Haziran 2008 Salı | Kategori Edebiyat 13

Hareketli Yağmur Resimleri

Yağma be yağmurrr!!
Yüreğim üşüyorr,
Islatma topraklarımı,
Attığım her adım daha da ağırlaşıyor!
Çoktan unuttum içime derin bir nefes çekmeyi,
Çoktan unuttum ardından görünen gökkuşağının renklerini,
Serinletmeye çalışma boşuna içimi,
İstesen de beceremezsin yorulma boşuna,
Yağma yağmur.
Çek git yolunaaa!!
Esme bee rüzgarrr!

Uğulduyor kulaklarım,
Takatim yok itme beni,
Titriyor bacaklarım,
Bilmem hangi melodidir fısıldadığın,
Duy mu yo rummm,
Uzun zaman oldu işitmiyorum hiçbir sesi..
Çek elini eteğini dallarımın üzerinden,
Eğme boynumu,
Koparma yapraklarımı,
Bırak her biten ot her yeşeren yaprağım yerinde kalsın..
Çalmaaa!!!
Yerinden yurdundan etme hiç birini,
Kimseler yok işte  buralarda,
Issız her yer senin şansına,
Esme be rüzgarr,

Çek git yolunaa!
Geçme bee zamannn!!

Sabrım bitiyor,
Dur olduğun yerde,
Her şey uzaklaşıyor,
Unutturma bana çektiklerimi,
Unutturma özlemiyle divane ettiklerini,
Alışmaya çalışmadım hiç,
Vazgeçmeye çalışmadım,
Henüz çok taze yaramm,
Bırak kanasınnn.
Bir gün dönmez biliyorum.
Beklerim boşuna.
Geçme zamannn.

Çek git yolunaaa!!!
Akma bee gözyaşım yeterrr!

Yüreğim yanıyorr,
Değmez bir vefasız için heder olmana,
Eğer gözyaşım fayda etseydi,ona gider miydi ardına bile bakmadan
Yazııkkkk
Ne boş sevmişim meğer,
Ne boş yanmış yüreğimm,
Sanma bu benim ilk aldanışım,
Olsunn ben yüreğimce sevmişimm,
Gelmesede benimm sevgimm,
Akmaa,akma artıkk gözyaşımm!!
Bakma gözlerime eyyy hayattt!!
Çoktan perde indi üstlerine,
Bakarsan dayanamam ağlarım,
Sarılma ne olur,
Böyle bir şefkat fazla bana,
Hep isterim sonra, alışırıımm,
Sevme be hayat beni,sevmee,
Gönül sayfamı çoktan kapadım,
Dokunma sakın dokunma bana,
Yüreğim yaralııı,
Seninde canını acıtırım!!!.

gün batımı

23 Haziran 2008 Pazartesi | Kategori Edebiyat 9

Gün Bat&imath;m&imath;

Birazdan akşam olacak. Henüz batmadan bulutların ardına gizlenmiş bir yaz güneşi eşliğinde, geceye hazırlanıyor yaşamlar.
Ağaçlar yapraklarını indiriyor, sokaktaki hayvanlar geceyi geçirecek kuytu bir köşe ararlarken, hızlı adımlarla sağa sola giden insanlar ise eve taze ve sıcak ekmek götürebilme telaşındalar.

Gökyüzü, dumana boğulmuş garip bir gri renkten, yavaş yavaş siyaha doğru geçiyor. Geceyse yakamozlar denizi aydınlatmak için şimdilik bir köşede oturmuş bekliyor…
Güneşin, insanlar üzerine anlatılmaz bir güven ve huzur veren etkisi vardır. Karanlık bastırdıkça, bu hisler yavaş yavaş kaybolur ve genellikle akşamları sevmez insanlar. Sanki güneşin batışı ile birlikte, tüm kötülüklerde sokaklara çıkıyormuş gibi, bir garip ürperti hisseder insan. Pencereden bakmak bile, gündüz gibi keyifli değildir.(Bakışına bağlı) Keyifle seyrettiğiniz bir çok yer, ya siyahın herhangi bir tonu olmuş ve kaybolmuş yada sade bir ışık olup kendini aydınlatmaya koyulmuştur…
Uçsuz bucaksız karanlıklara bakmak boğar insanı çünkü;köşede unutulmuş pişmanlıkları hatırlatır.

Kalbimize, hafif bir meltem hüznü eser..
Dünya gibi, yüreğimizin de gecesi ve gündüzü vardır. Karanlık yanları hep gecelerde ortaya çıkar.

Tarifi ve çoğu zaman sebebi olmayan bir hüzün eşlik eder yalnızlıklara.
En duygusal şiirler, en güzel şarkılar hep gece yazılmıştır sanırım..
Geceleri efkarlanır, geceleri sarhoş oluruz çünkü.
Kimi zaman bir kaç devrilmiş kadeh ile kimi zaman ise kaybolmuş geleceğe dair hayaller eşliğinde…
Sessizliğe bürünmüş kentin bomboş sokakları gibi, gece de yalnızdır aslında, bitmeyen dertlerin karanlığında.

Geceler, şairlerin hayatı ve yalnızların iç hesaplaşmasıdır aslında bir anlamda..
Kendilerini dinledikleri, biraz iç çekerek en güzel eserlerini verdikleri bir zaman dilimi değilmidir?
Geceler, hoyrat kalmış bir yaban gülü gibidir derler. Hasretlerin önünde diz çökmüş insanların gözyaşıdır, her insanın kendi vicdanıyla hesaplaşması, her kalbin içten içe yalnız kalmasıdır..

Gece olunca düşünceler girdi beynimin derinleklerine,
Hissedince dayanılmaz yanlızlığın acısını,
Kayboldu gözlerimden uykunun hoşluğu,
Yok oldu yaşadığı yılların anıları.
Buğulu gözlerimde hala çağlayan yaşlar,
Geçmiş yılların ördüğü o tanıklık,
Yanlızlık içinde kalbim hissetme korkusu,
Ve kayıp olan zaman bomboş duygu,
Adına hayaler denilen bir zamanların tanığı,
Bütün bir ömrün, arayışın yorgunluğu,
Her anımda bir iç kanatan sessizlik,
Ve içler acısı bir yanlızlık!!!

geç kalmadan

21 Haziran 2008 Cumartesi | Kategori Edebiyat 12

Farkındamısın ?

 Bir gün daha bitti!!

Ufukta yeni batan güneşin,büyüleyici kızıllığı duruyor hala..

Ve ay güneşin görevini devralmak için beklyor,yıldızlarda ay’a eşlik etmek için.

Bir gün daha bitiyor!!

Geçmişin ağır yükü omuzlarımızda,dostukların,sevdaların yıprattığı yüreklerimiz

artık bitap düşmüş.

Yeni sevdalara kapı aralamak istemiyor artık yüreklerimiz..

İki büklüm olmuşuz menfaatler karşısında,hayattan zevk almayı unutmuşuz

gündelik telaşlar denizinde kaybolurken..

Birine nasıl ihanet edebileceğimizi,enn vefasız insan olmak için neler yapılacağını

,sürekli somurtmayı,dostlukları,sevdaları çöpe atmayı bazan,bazende çıkar

ilişkileri çerçevesinde yaşamayı,enn saf duygularımızı bile,sözde çok sevdiklerimize

bile kazık atmayı,nefreti,kin’i çok iyi öğrenmişiz!!

Tecrübemiz büyük bu konularda,lakin henüz öğrenememişiz;

Sevdaların,dostlukların yüceliğini,hayattan zevk almanın tek yolunun

sevgiden geçtiğini,telaşları bir kenera bırakıp içimizden geldiğince yüreğimizce yaşamayı,kimsenin başaramadığını başarıp vefalı olmayı,yürekten sevmeyi,içten gülümsemeyi..

Ne de çoookk şey öğrenememişiz,!!!

Daha doğrusu öğrenmek istememişiz galiba..

Ne kadar güzellik varsa çevremizde,elimizden geldiğince uzak  tarihlere ertelemişiz,bunları yaşama zevkini..

Sevdiklerimize;SENİSEVİYORUM dememişiz tereddütsüz,sarılmamışız sıkı sıkıya..

Belki yolda gördüğümüz,sıradan birine,belkide en yakınımızdaki yürekten gülmemişiz,iyilik etmemişiz acaba dönermi tekrar bana demedenn!!

Affetmemişiz en küçük hataları,can dostları silmişiz belkide kocaman hiçler uğruna.

Bir günnn daha bitti iştee!!

Vee belkide hayattaki son günlerimiz kaybolup gidiyor sezdirmeden bizlere..

İyisimi daha geç kalmadan,bir yerlerinden tutmalı hayatın,güneşin güzelliğine izin vermeli yüreğimizi ısıtmasına..

Yıldızlara sevdalar yükleyip,sahiplerine ulaştırmalı tereddütsüzce..

Bir gün kaymadan daha yüreğimizin ömründen,”keşkleri,iyiliklere”çevirmeli..

Son gündür bugün deyip,bu günüde dolu dolu eskitmeli..

Asla farkına varamıyoruz ama,yarın geriye kalan ömrümüzün ilk günü..

Dün CANIMM olan,yarın DÜŞMANIM olamaz benim

Yaşananların hatırı hep saklı kalır bende

Hatırları her dem sorulurr,selamları hep alınır.

Sildiklerim vardır birde;Onlar YANLIŞLIKLARIM ve PÜŞMANLIKLARIMDIR

(OLSUNNNN)

Vicdanla birlikte şeref ararım SEVDİKLERİMDE

Her zaman doğru değildir elbet SEÇİMLERİM zaman geliiirrr;

Vicdansızlarıda severim,seven yüreğimle belki birr gün vicdana gelir diyeee!!

Amaaa namertlerii,yüreksizlerii ASLAAA!!

 


yalnızlığım

20 Haziran 2008 Cuma | Kategori Edebiyat 21

Her akşam davetsiz gelişinden yoruldummm!!
Sessizce karşımda oturup bana eziyet etmenden, içimi acıtmandan ve beni keşkelerimin derinliğinde boğmandan nefret ediyorum artıkkk..
Yıllar boyu seni nasıl da ilmek ilmek ,nakış nakış işlemiş benden biri
  yapmışım..
Aynaya baktığım da göremediğim kendimi tüm çıplaklığı ile nasıl oldu da
görebildim sende.
Ey karanlıkta ki aydınlığım, dost meclisinde ki sözüm.
Gözyaşlarımın şahidi,isyanlarımın siperi.
Susma ne olurrr susmaa yalnızlığımm!!!
Aslında bakma böyle sitem ettiğime ne tuhaf ki artık bende ve öyle bendensin ki…
Kutsal bir ayine hazırlanır gibi hazırlanıp seni bekler oldum her gece…
Ve karşında sadece gözlerimle eşlik ediyorum sessizliğine…
Geçmişten öyle uzaktan bir çığlık geliyor ki kulağıma "Yapmaaaaaa" hayret ne kadar da çok benim sesime benziyor.
Sonra uzun bir bekleyiş ve yine aynı ses "kendin yaptınnn"neler oluyor  anlamıyorum.

Bir bakmışım telaş içinde çevrem,birden bire etrafım kalabalıklaşıyor,
‘Sen güçlüsün,başarırısın,akıllısın..korkma başını dik tut "diyenler. Ne komik. Oysa ben içimde çocuk ruhumla büyümeyen sevda yürekliydimmm,ya şimdiii!!
Ya şimdiii umutlarımı yok etti umut tacirleri,sevdamı yüreğime hapsetti baş gardiyan,senin neyine gerek bir avuç mutluluk dilemek diye..

Bütün bunları bana söyleten sana nasıl nasılll kızıyorum bir bilsennn..
Gün doğmak üzere senin gitme benimde maske takma zamanım…….
Şimdi git…..
Git gittt git hadii YALNIZLIĞIM………

yüreğim ve ben

12 Haziran 2008 Perşembe | Kategori Şiir 32

Çıkmaz bir sokakta yürüyüşte yüreğim;
Yaşadıklarım ve yaşayamadıklarım,
Duygularımın karmaşalığı,
Cevapsız kalan sorular yada anlamsız cevaplar…
Oda kendince bir çıkış yolu arıyor belki?
Kendini kendince avutuyor…
Karamsarlık,çaresizlik,umutsuzluk nedir bilmezken,
Şimdi bunlarla dans ediyorsun yüreğim.
Acı çektiğin ve hiçbir şey kazanmayacağını bildiğin halde,
Bu dansta eşlik eden zararlı partnerinle,

Bu dansı bitirmeye çalışıyorsun!!

Sanamı kalmıştı sevmeyi bilmeyen yüreklere,

Sevgiyi öğretmekk!!

Her yüreği yüreğin gibi sanıp yüreğini açmakk!!

Kahpe düzende bir yudum sevgi aramak..

Dağlarla boy ölçüşüp,nehirlerle yarışmak..

Denedimmm bee yüreğimmm!!!

Keşkelerin yerine denemenin haz’ını alarakk,
Amaa bitmeliydi,yapmalıydın yüreğimmm!!
Veee……
Biliyorum yüreğim verecek bir hesabım var sana,
Amaa kendimi bulmam için bu gerçeği yaşamam,
Sana yaşatmam gerekiyormuşşş..
İnanıyorum ki yüreğimm;
Seni gerçekten sevebilecek,
Sende açılan yaraları sıcacık şefkatiyle sarabilecek,
Ve seni hakkıyla taşıyabilecek,
Seni gerçekten hak ettiği için sahip olacak,
Bir yürek elbet olacak yüreğim,
Elbet olacakk!!!

sabret yüreğim

9 Haziran 2008 Pazartesi | Kategori Şiir 15

Bazen şöyle bi durup geriye baktığımda herşey yarım,herşey bulanık  kalıyor..
Sevinçlerim,üzüntülerim,heyecanlarım,gözyaşlarım.. Ve daha birçoğu net değil…Net olan tek şey her şeye rağmen hayatın devam etmesii..
Yine bir yarım kalmışlığın ardından yazıyorum bu gece…Geriye bakıpta geçmiş günleri hatırladığımda gözyaşlarım geliyor gözlerimin önüne..
Aslında hep yarım kalmış hayatları oynuyoruz..Elimize tutuşturulan rolü mecburen oynuyoruz..

Alın yazısından ibaretmiydi hayatıım?Yoksa yönetme,değiştirme gücüm varmıydı ? Garip ama,değiştirme şansı verselerdi neyi değiştirirdim acaba?
Onu bile bilmiyorum…
Son zamanlarda zaten çoğu şeyi anlamıyorum…İniş çıkışlarla dolu bir hayat..

Ama biliyorum ki hepsi geçecek,yalnızca biraz yorgunum,dinlenmeye,durulmaya ruhumun dinlenmeye ihtiyacı var..
Karanlık bir gecenin ardından her zaman güneşin doğduğunu birilerine ispatlamaya çalışırken,ruhum karanlığa mahkum olmuş…Bazı şeyleri çözmeye çalıştıkça kendim düğüm olmuşum.

Ve o düğümün içinde hapsolmuşum,,Kaybolmuşum…
Şimdi perdeleri açma zamanıdır yüreğim,yeniden hayata sarılıp,

Hayatı yoluna sokma zamanıdır..Ve bunun için yapmam gereken;
HADİ YÜREĞİM HA GAYRET,HELE SIKI DUR,HELE SABRET
BAŞINI EĞME DİK TUT,BU BİR RÜYAYDI FARZET!!!

bloğ(yürek)dostları

6 Haziran 2008 Cuma | Kategori Edebiyat 16

Dostları tanıdım burada

Şiir gibi naif  yürekleri,

Şiiri bin kez daha sevdim,

Şairi ayakta alkışladı her birinin dizeleri

Hüznü bir kez daha sevdim,

Bırakmadı yüreğimi dost dediklerim!!

Kırmaya gelmeyiz hiç birimiz,

Sevgiyle bezenmiş yüreklerimiz,

İncedir hassastır şair ruhumuz,

Dostlardan anlayıştır beklediğimiz,

Şu ‘’sanal”lafınıda boş verseniz,

Yüreğimizdeki his değilmidir verdiğimiz,

O zaman sarılalım,sevgi çemberine,

Bloğ dostluğunda el ele!!

Solmaya yüz tutarken dostluklar

Yeniden doğmak yeniden birlikte dostluğa!!

dsadas