Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

adı ne olmadığı mevsimin

8 Nisan 2008 Salı | Kategori Aşk 2

 

Üşüdükçe, uzuyor gece…
Sis çöküyor içime!..
Uzadıkça, üzüyor gece!..

Mevsimleer, dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı!..

Topraktan kök… Ve çeneden diş sökülür gibi koptu elin avucumdan; bir beyaz güvercin gibi oturuyorken parmaklarımın arasında!..
Böceklere terkedilmiş yuvalar gibi, şimdi boomboş avuçlarım…
Korkuyorum;
İçime bakmaktan!
…..
Sen olsaydın, ne koyardın yokluğunun adını?..

Üşüdükçe, uzuyor gece…
Üzüyor üşüdükçe ve içimi sis bastıkça, hatırlıyorum; sen ve ben "bir" olurduk… Bir "bütün"lüktü bu birlik, çokluktu; yokluk değil…
Az değildik bir iken; fazlaydık, ve yoğunduk… Çoğulduk, ve zengindik… Çoktuk bir ken!
Ya şimdi?..

Topluyorum,topluyorum,toplayıp duruyorum kendimi yalnızlığımla…
Ben, bir… Ve bir de yalnızlığım, asla "iki" etmiyor!..
Lokmamı kırsam bile paylaşmak için; avucumda kalıyor… Sözüm, dudağımda kalıyor ve gözüm; kucağında kapanıyor yine, yalnızlığımın!..
Toplanmaya çalışsam da olmuyor… Doksandokuz parçamın her biri bir köşede; boncuklarım saçılmış bir araya gelmiyor!..

Üşüyorum…
Üşüyor gece…
Üşüdükçe, uzuyor; uzadıkça üzüyor ve sis çöküyor içime!..
Mevsimler dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı, ve savruk sarı bir yel esiyor içimde!..
…..
Fırınlar tutuşmuyor çırasız, kaynamıyor tencereler ocaksız…
Ben, üşüyorum; şöminede kül gibi…
Bilerek, yokluğundan soğuk mevsim olmadığını!..

Adı var da her şeyin; ne deniyor olmadığın mevsime?..
Bilmiyorum…
Yokluğundan daha soğuk bir mevsimi tanımadım ki… Bilmiyorum sensizlikten daha soğuk bir mevsim.

 

hani bir an gelir

3 Nisan 2008 Perşembe | Kategori Aşk 0

Hani bir ân gelir… Ve söylenmez sözler söylenir olur! 
….. 
Hani bir ân gelir… 
Mutluluk pembe bir ipek mendil gibi savrulur loş odada! 
….. 
Hani bir ân gelir… 
Bir ân gelir… 
Hani bir göz bir göze gelir. 

Hani, öyle bir ân gelir ki; 
En "gelinmez" yollarla en "varılmaz" yolların, senle ben arasındaki yarda boyun büktüğünü görürsün… 
Bu yar; iki yâr arasıdır! .. 
Her yar iki yâr arasıdır! .. 
Ve üstelik; 
Yaralar yara benzer, 
Her yar yaraya benzer! 
Yar başında duruşum; 
Yâre nâraya benzer! … 

Halbuki gök yerin… 
Halbuki gök yarın… 
Halbuki gök yârin içindedir bu mesafelerde! .. 
….. 
Veya gök, mavi bir hançer gibi dalıvermiştir de toprağın içine; şimdi toprak, kendi içindeki koca bir yarayı yâr bilmiş… Kendini parçalayan koskoca bir yar başına türbedar olmuştur! ! ! 

Halbuki hep… 
Hep iki yârdır; 
Bir yar başında duran… 
….. 
Her yar, yâri gördüğüm rüyadır! .. 

Yolun biri gözlerinden başlar senden içeri gider; diğeri gözlerimden, benden içeri… 
Bir yar oluşur her yârin arasında kalan boşlukta! .. 
Ben, yarın bir duvarı olup sana bakarım bu yandan… Sen yarın bir duvarı olur, o yandan bana bakarsın! .. 
Ve en derinimden gelip en derinine gidebilecek olan yol ile, en derininden çıkıp en derinime inebilecek olan gökkuşağı "bakışlarımızda" kopar! .. 
Biz, sarılmadıkça… 
….. 
Yarlar kaldıkça yârlar arasında! .. 

Hani bir ân gelir… 
Ve söylenmez sözler söylenir olur! 
….. 
Hani bir ân gelir… 
Mutluluk pembe bir ipek mendil gibi savrulur loş odada! 
….. 
Hani bir ân gelir… 
Bir ân gelir… 
Hani bir göz bir göze gelir… 
Hani bir ân gelir… 
Bir ân… 
Bakışlar düğümlenir; 
Bütün yarlar silinir, 
Sıra söylenmezlere gelir… 

bir dost evinde

1 Nisan 2008 Salı | Kategori Aşk 1
Dün gece bir dost evinde seninleydim bütün gece.
Bilirsin saatlerce konuşulur. Nerdeyse sabah olur,
Güneş yüzünü gösterir de sen hala konuşursun…

Neden bir türlü yola koyamadığımı anlayamadığım hayatıma baktım.
Sonra gün ağardı ben sana senin okuyamayacağını bildiğim bir mektup yazdım.
Oturdum,anılarımı, yıllarımı karşıma aldım, anladım ki asla bir daha
Yaşanmaz, ne senle ne başkasıyla.
O anlar insanın hayatında bir kez yaşayacağı anlardı,
Ne tekrarı vardı ne geri dönüşü anladım..
Ama gene de son bir kez bile olsa seninle konuşmak
istedim, sen beni anlayabilen tek insan, bu dünyayla
oynadığım oyunda tek oyun arkadaşım, en büyük dost,
ruhumun yarısı,huzuru ve aşkı öğreten sen,ihtiyac
duyduğum tek varlıksın ama ellerim boş döneceğim
biliyorum , cesaret edemiyorum ki tuşlara dokunmaya..
Sen hayatını götürüyorsun bensiz, mutlu yada mutsuz,
ben neden hala ardından yağmurlar yağdırıyorum, sen
her şeyi unutabildiysen ben neden hatırlıyorum, sen
oyunu yarım bıraktın ben neden bitirmeye çalışıyorum
Bilmiyorum ki, bu içimdeki bilinmezlik beni şaşkın ediyor..
Bir şeyleri gömmeli maziye, hayata dönmeliyim.
Doğru yada yanlış bir karar almalıyım.
Bir sonraki ne götürecek benden diye beklemek yerine
gelecek sevgiyi değerlendirmeliyim bana hissedilen.
Sürekli benden beklemeyen, çaba gösteren, emek
harcayan, değer bilen kıymet veren birini kabul
etmeliyim hayatıma, hayallerime, umutlarıma.
Yapabilir miyim sence?? Hiç yapamadım ki…
Bilirim elleri senin gibi dokunmaz, gözleri senin gibi
bakmaz, teni senin gibi kokmaz, kolları senin gibi
sarmaz ama ne çare sen yoksun ki. Ten teni özler
demiştim sana gülmüştün, oysa özlediğini ben biliyorum…
Olmayacağız bu dünyada bir daha, anılar saklandı
çıkmazlar gerçekle savaşamazlar..
Sevda gizlendi karanlıklar içinde. Pembe güller soldu
artık, son kökleri sen söktün attın topraktan ellerinle.
Anlamadın sana ne kadar ihtiyacım olduğunu
bu hayat karmaşasında, savaş istedim benle savaşmadın,
savun istedim sevdamızı, o kocaman yüreğin dağları
devirsin istedim, olmadı… Belki ben zor olanı
istedim, belki sen her şeyi kolay istedin..
Çok gözyaşı döktüm, akan her yaşta bizi sildi yeryüzünden bilirim.
Artık çok geç, artık çok geç kaldık can…
Biliyorum, bu canımı acıtsa da biliyorum, yarınlarda biz yokuz..
Ne umutlar söndü arkamızda, ne acılar yaşandı , ne
hüzünler gölgeledi yüreği, ne yaşlar döküldü
gözlerden, ne geceler sabahı gördü, ne yıldızlar
parladı ayrı şehirlerde aynı gökte, biz beraber
bakamadık onlara, tutamadık umutları, söndüremedik
acıların ateşlerini, güneş açtıramadık hüzünlere,
yaşları dindiremedik gözlerde…
Tutmadın elimi can, söz vermiştin, bana verdiğin en
büyük sözdü , hep elimden tutacağına söz verdin, oysa
ilk yaptığın gönül gözünü kapamak oldu bana hiç
kapanmayacağına söz verdiğin…
Gittin deme bana, sen gönderdin,tutamadın beni…
Kal deseydin kalırdım oysa, anlamadın…
Sevdin mi can, sevmişmiydin, yoksa sadece ….
Bu soruyu soramam sana, sormayıda yüreğim kaldırmaz,
küçüğüm demiştim sana, küçüğümsün demiştin…
Oysa sen beni atıyorsun böyle başkalarının ellerine,
hiç düşünmeden, gözünü kırpmadan…
Aslında biliyorum ne sorgulamak ne suçlamak için çok geç artık.
Denedik başaramadık, acılar, hüzünler, ve anılar yadigar bize şimdi.
Bize mi bana mı sadece onu bile bilmiyorum artık.
İnanamadığım, inanmayı bir kez bile düşünmediğim
Her şeye inandırdın beni, tüm yollarımı kestin sana gelen.
Son umudumu da yıktın, son elimi uzatışımı farketmedin,
Bu muydu yanımda oluşun, bu muydu sözün
bana verdiğin, bunu bile tutmak zor geldi.
Gücüm kalmadı hayatla ve seninle boğuşmaya,
sensizlikle baş başa yaşamayı ögreniyorum..
Biliyorum ki artık ayağa dikilme vakti doğan yeni güneşte…

Simdi artık sensizlikte düşünme vakti.
Simdi artık sensizlik de karar vakti.
Simdi artık sensizlik de düzen kurma vakti…

…………..

 

GİTMEK SEVENE DÜŞMESEYDİ

31 Mart 2008 Pazartesi | Kategori Aşk 2

Sana içimde nasıl bir sayfa aç tığımı sen bile tahmin edemezsin, hiçbir zaman pişmanlık duymadım seni sevdiğim için, seni bir başkasına ait olduğunu söylediğinde bile seviyordum ben ve bunu gurur yapmadan tekrar tekrar söyleyecek gücüm var hala seviyorum, ama seni ve sevdanı istemiyorum cümlesini senden duymakta beni çok kırdı, sana yinede sitem etmedim, o cümlelerin içinde haklı bir sitem vardı sadece. Ben sana istesemde ah edememki, benim sevgimde aha yer yok, hele sana. Eğer kırdıysam özür dilerim, amacım bu değildi ama benide anlıyorsunsur umarım.

Seni sevdim ben o yüzden kötülüğünü isteyemem, bunu düşünmen bile beni üzer. Eğer bu bir vedaysa, gönlünce olsun herşey, iyi olan, güzel olan ne varsa hep seni bulsun.

Şimdi burda yoksun ama beni duyuyorsun biliyorum, kapat gözlerini benim için ve dinle nolur; Bak yoksun! ! Bunun anlamını biliyormusun? Yokluğun, yüreğimdeki bu yıldızsız, bu dipsiz, karanlık gece.. Yokluğun odamın duvarlarına astığım suretlerine bakarken gözlerinde unuttuğum dalgın gözlerim.. Ben diye ne varsa gördüğün işte o senin yokluğun..
Şimdi tek bir cümle dilimde; Gitmek sevene düşmeseydi keşke…

Taşırım ben hasretin yükünü, acıların içimda sır gibi… Yeterki sen üzülme, kendine dert etme, varsın uzasın yollar, sen aşkımdan vazgeçme.. Yeterki sen üzülme, kendine dert etme, seni bir ömür beklerim, sen aşkımdan vazgeçme.. Karışır hüzünlenirim sen aldırma, susar dinlerim yanarım ben aşkınla.. Karışır hüzünlenirim sen aldırma, içimde taşırım sesini hala…

Sen benim için hep özeldin ve hep öyle kalacaksın ama bu sefer ölümden daha kötü olmayacak bu gidiş..

Aklıma gelmişken söyleyeyi; ben seni hiçbir şey için suçlamadım, kötü görmedim, hiçbir hatayı, hiçbir yanlışı ssende görmedim, öyle bile olsan ben seni sevdim. nasıl biri olduğun için deeğil, beni sevdiğin yada sevme ihtimalin olduğu için değil, bir gün benim olman içinde değil, sadece sen olduğun için…..

GECEYİ İZLİYORUM

31 Mart 2008 Pazartesi | Kategori Aşk 1

Geceyi izliyorum…
Elimde dumanı katran sigaram,bir elimde beni benden alan son dem şişem…
susuyorum ben yine…
gözyaşlarım konuşuyor yerime…hayalin yanımda bakıyorum sadece,dokunsam kaybolacak biliyorum,dokunamıyorum…
Sesler fısıldıyorsun kulağıma,duyamıyorum,sağırım sanki duvar gibi.
Yıldızlara bakıyorum,benim en parlak yıldızım sen!kayıp,gidiyorsun artık gökyüzümden…
Tutamıyorum zamanı her geçen dakikalar düşmanım benim,sensizliğe attığım ürkek adımlarım onlar. Gözyaşlarımın,esiri olmuşum durduramıyorum,yağmur misali yüreğime akıyorlar. Dilimde bir şarkı adını bilemediğim, bana seni hatırlatan… ve her seferinde ayrılığımıza lanet okuduğum sözlerim…

Bu ayrılık akşamın da bizi,ayrılığımızı izliyorum…

 Nasıl sensiz kaldığımı, her sabah uyandığım da seni yanımda bulamadığım da içimin acıdığını,kalabalıklar içinde nasıl yapa yalnız dolaştığımı ve dünyanın öbür ucun da olsam bile nasıl yüreğim de götürdüğümü, telefonun tuşların da numaranı çevirememe cesaretsizliğimi izliyorum,kalbim’in ‘ara’ ama beynimin asla ‘arama’ dediği ve en sonun da kalbimin galip, geldiği ürkek ürkek arayıp, sadece sesini bir kez duyduğum da dilimin ucuna gelipte söyleyemediğim seninse bekleyip,sadece ‘alo’ demekle yetindiğin ve benimse asla konuşacak gücü bulamadığım,bulsam da konuşamayacağım duygular içindeyim sevgilim…

 Seni düşünüyorum…

 Daha nereye kadar susacaksın?ne çektireceksin bana ne kaldı ki söylesene?Bu ödediğim bedel niye?ben sana ne yaptım,tek suçum tek hatam sana değer vermek mi?uğruna gözyaşı akıtmak mı? seni sadece bir kez görebilmek için,her gece allah’a yalvarmam mı? Söylesene sevdiğim cevap versene böyle suskun durma ne olur, sen sustukça ben haykırıyorum,sevdamıza. Konuş sevdiğim.

 Söyleyeceklerin ne olursa olsun hazırım ama yeter ki susma! Sevgimizi sessizliklere, gözyaşarına boğma.

 Bilmeliyim bana dair ne varsa….

Devamı için tıklayın »

sevgiler nefrete dönmeden

30 Mart 2008 Pazar | Kategori Aşk 2

 

Ne zaman sana benzeyen birini görsem,sen zannediyorum.
Koşup bakıyorum ardından sesleniyorum,
Oysa yoksun.
Sen geliyorsun aklıma,
Düşünüp ağlamaklı oluyorum.
Sonra..
Boşver diyorum , boşver bitti.
Her güzel şey gibi,
Kısacık bir ömürdü belki bir kaç aya sığıveren.
Sen yeni bir omuz bulursun,
Başını koyup ağlayacak yalandan.
Ben kadehime gözyaşlarımı doldurup içerim,
Sevgimi meze yapıp unutana kadar seni.

Bak.
Ağlamıyorum artık,
Gülebiliyorumda sen yokken.
Nefretimi yaktım sigaramın ucunda duman,duman.
Sevgimin üstüne bir çizgi çektim,
Silmedi silgiler .Silemedim.
İzin verde bende yaşasın sevgim.
Bırak masamda karşımda otursun.
Görmesemde bir kadehi paylaşsın benle.
Hadi gülüm.Şerefe.
Bakma sarhoş olduğuma ,bu da geçer.
Kalkarız ayağa yine.
Düşsek te yıkılmayız ölesiye.
Öylesine içiyorum iş olsun diye.
Sanmaki senin için sarhoşluğum,
Sana değil gülüm unutamadığım başkası.
Unutamadığım masum ağlamalar,masum göz yaşları.
Nasıl da inanıyor insan sevince.
Uykularımı kaçırıyor karanlık gece.
Rüzgarın uğultusu korkutuyor gülüm.
Hava soğuk, sarhoşum,denizde durgun.
Aklımı kaçırıyorum sanki,birazda üşüyorum.
Ne olur.Bir el dokunsa arkamdan,
Öpse soğuk dalgalar bedenimi.
Zor da olsa üzülme gülüm,gel gör cenazemi.
Ağlama yalnızca alkışla,
Ne zaman hatırlarsan beni.

Şişeler boşaldı,film koptu,hatırlamıyorum gerisini.
Yinede üzülme gülüm zorlayıp vicdanını.
Yine bulursun bir kaç kuruş verecek birisini.
Ama .Sevgiye ihtiyaç duyarsan bir an.
Sanmaki sana,etinedir sevgisi.
Bir anlık zevkin hırıltılarıdır sahte sevgi sözcükleri.
Sanmaki bende sevdim,
Sanmaki sevgime isyanım geceleri.
Başkası olsa yıkılırdı belki.
Yıkılmadım ulan,düşmedim,
Dim dik ayaktayım ilk günkü gibi.
Kustuğum kan değil,kızılcık şerbeti,
Sendemi zannettin seni sevdiğimi,
Geç bunları gülüm ,geç..
Sevmedim vallahi ,sevmedim billahi,
Ben ,beni sevmişim gülüm, boş ver.
Ben kimseyi sevmem kaldıki seni.

Dur biraz.Sigaramdan bir nefes,
Rakımdan bir yudum alayım.
Oh… yarasın.
Zehir olsunda aksın içime.
Kadehler ölüme ,sevgiler nefrete dönüşmeden
Yazıyorum aklıma ne gelirse.
Ben Şairim….
Şairler son yolculuğuna uğurlanır şiirle.
Sende bana bir şiir söyle hiç sevmesende.
Biraz sıkıntıya gir oku.
Eğer gelirsen kabrime.
Çiçek getirme istemem,duada etme.
Suda dökme toprağıma üzülme.
Bir damla göz yaşı ver yeter.
Bir de şiir oku ihanet üzerine.
Ben duyarım gülüm sesin titresede.

Kim demiş şairler sevmez diye,
Şairlerde sever ölümüne hemde.
Bende sevdim ulan,sevdim işte.
Delicesine.
Tanrının laneti gibi çöktü üstüme,
Sevginin gölgesi istemesemde.
Artık şiirde yazmayacağım belki.
Belki sevmeyeceğim kimseyide.
Ölümü bekleyeceğim camdan bir kutuya koyup sevgimi.
O gün geldiğinde.
Belki hiç duymayacaksın katedrallerdeki çanları.
Sabahın bilmem kaçında camilerdeki salaları.
Üsküdar eşrafından olup,
Bilmem nerde oturan,
Vefat etmiştir .Allah rahmet eyleye…
Duysanda umursamayacaksın belki.
Nereden bileceksinki.
Biten bir ömrün,
Bitmeyen bir sevginin,
Son yakarışları bu,
Sessizce…

bugün senden ayrıldım sevgilim

30 Mart 2008 Pazar | Kategori Aşk 3


Bugün Senden Ayrıldım Sevgilim…
  Bugün senden ayrıldım sevgilim!!!
Oturdum sabaha kadar tek damla uyku uyumadan sana bunları yazdım…
gittiğinden değil,
ayrıldığımızdan değil,öyle anlama,
hep yazmak istemişimdir….
hep çok sarhoş olup,seninle düşünmeden konuşmak istemişimdir
söyleyeceklerim seni üzse bile…
sana karşı bir şeyler saklı olsun istemedim içimde,
nasıl gözlerimi anlayıp görebiliyorsan
öyle gör istedim yüreğimi!…
ama ne yapabildim ne de anlatabildim sana bunları yazık…
sırf tepkin ne olurdu diye;
sana anlatabilmek için,
senin beni anlayabilmen için,
hatalar yapmak isterdim ve sana bunları anlatmak,
seni bunlar kızdırsa bile…
Şimdi anlayabiliyorum kendimi,
yargılayabiliyorum gerçekten
ve seviyorum ve seveceğim her zaman seni…

Bugün senden ayrıldım sevgilim,
Hani sen gidince,
ölü gibiyim derdim ya,
terkedilmiş bir ev gibi soğuk ve yalnız
cansız,ruh gibi,
manasız!
Sen gidince
Yapamam derdim ya hayatımın anlamı kalmaz
Anlamsız!
Şimdi öyleyim işte, hem manasız hem anlamsız,
Beni milyon kere yaktın ama dumansız!…

ölümü ve seni gözleyeceğim artık
yatırıp uzaklara gözlerimi,
elbet biri gelirde beni bu çıkmazlardan
tutup elimi götürür diye…
bir çocuk gibi bekleyeceğim
bir çocuk gibi
kim bilir belki çıkarda gelirsin bir gün diye…

bu yazdıklarıma kızma,
çünkü sensiz hayal kurmadım,
hep ümit ettim,
hep umdum
mutluluk çok uzak değil
ha ulaştım ha ulaşacağım diye,
ama inan sensiz hayal kurmadım…
inan sensiz ummadım….

Bugün senden ayrıldım sevgilim,
Ayrıldım diye yazmadım bunları,
bu yazdıklarım gerçekten tanıdığını sandığını tanıtsın sana,
"sevgi yetmiyor" tanıtsın sana…
seninle hiç ayrılmayı düşlemediğim
için böyle davranıyorum
böyle yazılar yazıyorum sana,
ama anlamı olmayacak biliyorum ,
sende bir gün eminim geç kalmışlığın
ne demek olduğunu anlayacaksın benim gibi,
şimdi anlamanı beklemediğim gibi…
şunu merak ediyorum hep;
yokluğuma alıştın mı!!!
alıştın mı diyorum
çünkü varlığıma bir zamanlar alıştığın için…
ister kız ister darıl ama biricik,
demek ki sen bana sadece alışmışsın…
varlığıma, adım anıldığında şeklime alışmışsın
ve sen bunu başka şeylerle karıştırmışsın…
iyi bir sevgili olamadım biliyorum,
ama iyi bir sevici olmuşum kendi kendime ,
hep de kandırmışım kendimi…

birde seninle beraber şunu öğretti bana
ister sevgilin olsun,
ister can ciğer arkadaşın,ister yarenin,
ister dostun, vermeden alamıyormuşsun,
bunu!!!
ben böyle kandırmışım işte kendimi,
başına gelmeyince anlamıyor,
öğrenemiyor insan,
öğrendik işte sağol sayende…

BUGÜN SENDEN AYRILDIM SEVGİLİM

 

leyla ile mecnun aşk görsün

28 Mart 2008 Cuma | Kategori Aşk 2

 

   
 

Ne zaman yüreğimde bir deli tay gemi azıya alsa…
Ne zaman yağmur yürekli bulutlarla yarışsa gözlerim..
Ve ne  zaman ürkek bir ceylan geçse düşlerimden..

Sen geliyorsun aklıma… Duru, berrak, engin, derin gözlerinle sen… Gelip oturuveriyorsun yüreğimin orta yerine.

"Ne zaman aklıma gelsen
 Kırk ikindi yağmurları misali
 Uzunca bir sağanak
 Boşalıyor gözlerimden
 Sana giden yollarda
 Başlıyor bir tipi
 Başlıyor bir boran"

O ünlü türküye inat, yolun sonu görünmüyor, dağlar geçit vermiyor. Lakin; gönül de ferman dinlemiyor. Bir al kızı oluyorsun düşlerimde. Hani ninelerimizin soğuk ve karlı kış günlerinde anlattığı, ağzımızdan buharlar çıkarak, soğuktan kızarmış burunlarımızla dinlediğimiz o masal kızı.. Hani yakaladığında senin olan ve her isteğini yerine getiren güzel peri kızı. Seni yakalamak için büyük çaba sarf ediyorum. Ama beyaz bir köpük gibi kayıveriyorsun avuçlarımdan. Ellerim boş kalıyor, gözlerim boş bakıyor, yüreğim boş…

Bir bebek oluyorsun sonra. Henüz emekleyen ve eşyalara çarpa çarpa yürümeye çalışan şirin ve afacan bir bebek. Ve yürüyorsun beynimde, bedenimde, yüreğimde.. tüm hücrelerimde yankılanıyor ayak seslerin.

Sonra deniz oluyorsun. Yemyeşil/masmavi bir deniz. Nice fırtınalara gebe engin bir deniz. Ve ben gözlerinin hapsinde müebbet muhabbete mahkum bir forsa. Yüreğim yüreğine prangalı, gönlüm gönlüne kilitli bir forsa. Mahkum sevinir mi hiç? Ama ben seviniyorum. Çünkü senin mahkumunum. Ne güzel bir mahkumiyet bu.

Ve sonra yağmur oluyorsun, rüzgar oluyorsun, bahar oluyorsun, aşk oluyorsun… Ama her şeyden önemlisi ben oluyorsun. Öyle bir ben ki; baştan aşağı sen… Fikrimin ince gülü, a yirmi dört ayarım, suna boylum, kalem kaşlım..

Yalan değil seni sevdiğim. Seni özlediğim yalan değil. Sensiz gecelere, öksüz hecelere, isyankâr ağıtlara, yetim türkülere, odamın duvarlarına sor. Dolunaya, ufuklara, başa karlı dağlara sor. Kalemime, bağlamama sor..

Bugün bunu bir kez daha anladım. Anladıkça ağladım, ağladıkça anladım.

Ömrümde ilk kez böylesine deli seni sevdim..
Ömrümde ilk kez böylesine deli seni özledim..
Ömrümde ilk kez böylesine deli seni arzuladım..

Ve şimdi ömrümde ilk kez bir sigara yakıp; dumanını ciğerlerime değil, ta iliklerime çekiyorum. Gün doğmuş, gün batmış kimin umurunda.

Yokluğunda terk edilmiş bir kent gibiyim.. Tut sana uzanan ellerimden Sevda Ecesi… Sıla tükensin, hasret ölsün.

Tut… Ki Leyla Mecnun aşk görsün…

 

içimde yaralı bir aşk kaldı

27 Mart 2008 Perşembe | Kategori Aşk 2

İçimde yaralı bir aşk kaldı senden sonra.

 

 

İçimde yaralı bir aşk kaldı senden sonra.
Kaybetmek zormuş.
Oysa ne kadar da kolaydı sevdalanmaya çalışmak.
Aslında yoktun ya başta.
Niye o yokluk şimdi anlamsız bir boşluk yaratıyor.
Beni hayata bağlayan şeyler dönüp arkalarını gittiler.
Hayat dedim de, üç beş kırık dökük kelimeyle anlatmaya çalıştığım herhangi bir şey.
Hayat sana yakın, benden uzak şimdilerde.

Nefes almak güç müydü eskiden.
Yokluk, sensizlikle eş anlamlı değildi.
Öncesi ve sonrası kayıp bir duygu bu.
Unutmaktan bahsediyor şimdi içimde hareket halindeki yalnızlık.
Öfke var birde ara sıra çıkıp gösteriyor kendini.
Baktığım yerler boşluk.
İçimden ağlamak gelmiyor.
Gözyaşı yok. Düğümlenmiş boğazım.
Sevdaya yakındı adın önceleri.
Şimdi perişan halim seni sıradanlaştırıyor.
Her şey koca bir yokluk.
Peki var olan ne?
Nedir şimdi yaşamak dediğin.
Ya sevmek gerçekten eskiden kalma bir yalan mı.
Düşlemeye bile korkuyorum seni.

Şimdi sen gidiyorsun.
Git.
Kal diyemem.
Tükettiklerim acıya yakın.
Özlemlerim maskeli.
Gözlerimde sisli bir şehir.
İçimde yıkılıyor mabetler.
Yüreğim enkaz.
Şimdi sen gidiyorsun ya
Boşlukta dağılıyorum ben.

yalnızlığın acıttığı an

27 Mart 2008 Perşembe | Kategori Aşk 5


yalnızlığın acıttığı saatler…

Devamı için tıklayın »

dsadas