Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

YoKSuN ArTiK,YoKSuNuM ArTiK…

18 Haziran 2008 Çarşamba | Kategori Aşk 0

Yaralarımdan armağan sevdalar bıraktım sana giderken..Uzanıpta tutamayacağın,ulaştığın asla senin olamacayak düşleri adadım aşkına..Ben giderken senide götürdüm içimde…İlk yanlızğımda çaresiz hissettim kendimi…Meğerse geceyi görmekten uyanamamışım sabahlarıma…Seni hiç bitmeyecek yerime koydum ve uyandım kabuslarımdan..Yanındayken güzeldi herşey zannederdim…Yanılmışım..Gerçekten herşeyi güzel yaşatsaydın şimdi yanımda olurdun..Her aşkında kayboluşumda çıkışı yok sanardım derinliğinden…Hapsettiğin kalbimi kurtaramıycam sanardım ellerinden…Yüzümde sakladığım acımı yanında her haykırdığımda umuduma umutsuzluk katardı sözlerin…Anlamını kaybettiğinde adın dudaklarımda ozaman anladım herşeyim olsaydın herşeyimi alıp gitmezdin.. Senin için "özel" olanın artık karşındakine "genel" gelmesidir ayrılık…Fırtınama sebep olacak sözlerin yok artık…Mutluluğuma engel suskunlukların var karşımda…Bütün aşklarımı sayıklayarak vazgeçiyorum aşkından…Kendimi masum saydığım için değil haklı çıkmaya çalışmam..Bedelini ödediğim cezamın yükünü hafifletmek sadece yaptığım..İçim yana yana ağlamak yok artık,bütün gece adını sayıklamak ,her yattığımda sana diye uyanmakta yok…Çekti bedenin bütün ağırlığını üstümden…Sevdamı sen tükettin ama alışkanlığımı ben yok edemedim..Uğruna yaptığım herşeyi helal ederek çıkarıyorum seni kalbimden.Her kavgamızı,her gülüşünü, her öpüşünü unutarak siliyorum geçmişimden…Yabancıdan farksızsın artık… Rahatım artık en azından düşünmüyorum kimseyi…Zaten geri gelip kapımı çalarsanda bulamıycaksın beni…Bir başka rüzgarda bir toz bulutu olarak savrulucam başka şehirlere…Bir gün yaz günü üşüdüğünde seni ısıtan rüzgarımla geleceğim geri…Ama sen mutlu olacaksın bir başka sahilde bir başkasıyla…Ömrüm boyunca yanında olmak istemiştim ama aşkımızın ömrü yetmedi…Belki ben yettiremedim… Gizli tuttuğum hayallerimle saklanıyorum utangaç dünyama.Her gizemini yitirdiğinde dünyam hayat hataya sürükledi hislerimi…Bozuldukça dünyamın huzuru keyfi kaçtı mutluluklarımın…Ruhumun büyüsünü bozacak gerçeklerle karşı karşıya getirdi beni ayrılırken sölediklerin…Birgün senin yokluğuna kolay alıştım diyeceğin aklımın ucundan bile geçmezdi…Ama hayat o ki aklıma gelen değil gelmeyen hep başıma geldi…Hep ummadığım yerden yakaladı… Ve anladımki sabah kalktığımda herşey aynıydı…Anladımki bugune kadar anladığım herşey aslında hiçbirşeyin toplamıydı… Anladım geri gelmeceyek giden,geldiğinde yerinde olmayacak seven….

Benim askim sana cok…

31 Ocak 2008 Perşembe | Kategori Aşk 0
 

sırılsıklam yağmurlarda ıslanmakmıydı yoksa bu deli bozuk sewda…
ellerimi kimsesiz bırakmakmıydı onca vaadin karsılığı…
aşk sana teslim yüreğimin en yalın hali iken
erkeklikmiydi arkana bakmadan gitmen….
…kork askımdan sen kork….

bildiğim bişe varki benim aşk ım sana çok…

hadi bakalim kolay gelsin,bir acayip ince is:))

21 Ocak 2008 Pazartesi | Kategori Oyun 1
 

zeki ögrenci:)))

21 Ocak 2008 Pazartesi | Kategori Mizah 0

Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip
üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş.

Profesör kaşlarını çatarak: " Okuzler ve kuslar ayni masada oturamaz!"

Ogrenci: "O zaman ben ucuyorum…"

Profesor cevaba cok sinirlenmis, sinavda ogrenciye takmis ve sinavini
basarisiz gecmesi icin elinden geleni yapmis.

Yanliz sinavda ogrenci tum sorulari mukemmel bir sekilde cevaplamis.

Profesor ogrenciye: Sana son bir soru soracagim - demis.

Yolda yururken iki torba buldugunu hayal et, birinde akil var, digerinde ise
para var. Hangi cuvali alirsin?

Ogrenci: "Para olan cuvali secerdim…"

Profesor: "Ben akil olan cuvali secerdim…"

Ogrenci:"Normal! Kimde ne eksikse onu secer…

Profesor cok sinirlenmis, ogrencinin not defterini alip icine "Okuz" yazmis.
Ogrenci nota bakmadan odadan cikmis.

Bir dakika sonra ogrenci kapiyi aralamis : "Sayin profesor, imzanizi
atmissiniz, fakat notumu yazmayi unutmussunuz."- demis :)))

hesaba bakin yaa:)))

21 Ocak 2008 Pazartesi | Kategori Mizah 0

Soru, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinin İşletme Matematiği kitabından gerçek bir alıntıdır. Hiç dokunulmadan ve yorumsuz şekliyle verilmiştir:

Kitap Adı: İşletme Matematiği
Yazar: Prof. Dr. Müh. Yılmaz Tulunay

Sayfa: 173 Soru :
Amerika’ya lisansüstü çalışmalar yapmak üzere giden Mehmet, iki kız arkadaş edinmiştir. Bunlar Mary ve Nancy’dir. Mehmet’e göre;

a-) Mary olgun bir kızdır ve klasiklerden zevk almaktadır. Böyle bir yerde onunla 3 saat birlikte olmak 12 dolara mal olmaktadır. Diğer taraftan Nancy daha çok popüler eğlenceleri yeğlemektedir. Onunla böyle bir yerde 3 saat birlikte olmanın maliyeti de 8 dolardır.

b-) Mehmet’in bütçesi gönül işlerine ancak ayda 48 dolar ayırmasına olanak vermektedir.
Ayrıca, derslerinin ve çalışma koşullarının ağır oluşundan dolayı, kız arkadaslarına en fazla ayda 18 saatlik süre ve 40.000 kalorilik enerji ayırabilmektedir.

c-) Mary ile her buluşmasında 5.000 kalori enerji harcayan Mehmet, Nancy için bunun iki katını harcamaktadır. Eğer Mehmet’in Mary ile buluşmaktan beklediği mutluluğu 6 birim ve Nancy ile buluşmaktan beklediği mutluluğun da 5 birim olduğunu biliyorsak, mutluluğunu maksimize etmek isteyen Mehmet’in sosyal yaşamını nasıl planlaması gerekecektir?

Grafik ve cebirsel yoldan bulunuz.

BIR ÖGRENCININ CEVABI:

Sayın Hocam, Bu Mehmet şerefsizi buradan Amerika’ya lisans üstü çalışma yapmaya gitti de herifin s…nin derdi bize mi düştü? Biz burada tahsili bırakıp karıya, kıza dalsak bizi de böyle ballandıra ballandıra kitaplara yazar mısın? Neyse geçelim sorduğunuz sorunun cevabına;

a-) Bi kere bu Mehmet ibnesinde iki hatuna ayrı ayrı zaman harcayacak g.. de, para da yok, sıkarrrr. Ayrıca dünya piyasalarında saati 100 dolardan açılıp minimum 50 dolara kadar düşen tarifeler göz önüne alındığında, 3 saati 12 dolarlık ya da 3 saati 8 dolarlık karılardan hayır gelmez. Muhtemelen Mary 68, Nancy 79 yaşındadır ve ikisinin de bu güne kadar yattıklarının haddi hesabı yoktur. Bu durumda Mehmet’in hem vakit darlığı, hem kadınların hali, hem de para yokluğu sebepleriyle bu iki orospuyla grup sexi yapması gerekir.
b) Mehmet’in bütçesi (bu gönül işi tabirini ben anlamadım)sevişmek için ayda 48 dolara yetiyorsa zaten bu o…..çocugunun masturbasyon yapması daha uygun olur. Böylelikle iki ay para biriktirip bu çuvalların yerine doğru dürüst bir karıya zıplar ve ayırdığı 40.000 kaloriyi hakkıyla harcar.

Ama siz bu cevabı kabul etmeyeceğiniz için şöyle cevap verelim; Mehmet’in bütçesi 48 dolara yettiği için ancak grup sex yapılacağından pazarlıkla miktar iskontosu alınır ve bütçe rahatlatılır.Böylelikle ayda ayırdığı saati 3 saate bölersek 6 kez yapmış olur ve her sevişmede 40.000/6= 6700 (yaklaşık) kalori harcar. Bu hayvan bir seferde kesintisiz 3 saat zıplayabiliyorsa zaten Amerika’da kalması ve buralara dönmemesi hepimiz için hayırlı olur.
c-) Mehmet Mary ile her buluşmasında 5.000 kalori harcıyorsa yukarıdaki hesaba göre Nancy’ye sadece 6.700 - 5.000 = 1.700 kalori kalır ki bu da Nancy gibi falafoş bir motoru sadece gıdıklar. Bu durumda birinden 6, diğerinden 5 birim zevk alan Mehmet’in mutluluğunu maksimize etmesi için kendisini de birilerine d..dürmesi gerekir.
Sonuç olarak bu işe alışan Mehmet’in bundan sonraki sosyal yaşantısını kaşarlı bir ibne olarak planlaması gerekir. Bu sayede ayda 48 dolar tasarruf sağladığı gibi üste para da kazanarak bütçeyi de düzeltir.

Saygılarımı arz ederim

SeNi SeViYoRuM!!

15 Ocak 2008 Salı | Kategori Aşk 1

Ellerimin arasından kayıp gidiyor hayat… Kendimi avutmak için bulduğum her şey bir süre sonra anlamsız geliyor… Bir şeyler biterken yanı başında neyle avunabilir ki insan… Kendimce oyunlar buluyor, sıkılıyorum bir süre sonra, kitaplar hiçbir şey anlatmıyor ya da kendimi dinlemek canımı sıkmaktan başka bir şeye yaramıyor…

Sense bir yerlerde kendine duvarlar örüyorsun… Biliyorum ki ne kadar ararsam arayayım yanına gelebileceğim bir kapı bulamayacağım… Kendine duvarlar örüyor ve bizi dışarıda bırakıyorsun…

Olsun diyorum, ördüğün duvarları maviye boyuyorum, çiçekler ekiyorum dibine, büyümüyorlar… Mavilerim soluyor, sen susuyorsun… Ben ölüyorum…

Kendime yalanlar uyduruyorum kendim bile inanmıyorum… Oyunlar buluyorum sıkılıyorum… Durmaksızın bir şeyler bitiyor içimde…

Sana sorduğum soruların hiçbir cevabı yok aslında duymayı beklediğim… Sadece sesini özlediğimden…

Ellerimin arasından kayıp gidiyorum… Kendim bile tutamıyorum kendimi… Ama olsun ben sana elimi uzatıyorum… Kurtar diye değil… Sadece dokunmayı özlediğimden sana…

Senden başka bir nedenim yok… Senden başka bir istediğim yok… Senden başka hiçbir şeyim yok…

Seni Seviyorum… Duy diye değil… Sadece kendime hatırlatmak için söylüyorum…

ANLADIM..

27 Kasım 2007 Salı | Kategori Aşk 0

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..

”Sana ihtiyacım var, gel! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım..
Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar,
Ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

BiR KADININ GÜNLÜGÜ:)

26 Kasım 2007 Pazartesi | Kategori Mizah 2

Kadinin Günlügü:
Bugün üç yil bitti. Onun karsisina gelinlikle çiktigim günkü kadar mutluyum. Tanrim, onu ne kadar seviyorum. Mükemmel bir erkek,cazibeli, yakisikli, anlayisli,sevecen, her sey var. Bugün Cumartesi, biraktim arkadaslariyla eglensin. En sevdigi yemek olan pastirmali kurufasulye ile pilav yapiyorum. Pisti, demleniyor.Banyo yaptim, en sevdigi kiyafeti giydim. Yemekten sonra, söminenin karsisina bir sise kirmizi sarapla uzanacagiz.. Eve geldi sonunda. Beni öpüsü biraz soguktu, akli baska yerde sanki.Aman Tanrim, yoksa? Arkadaslariyla ne yaptigini sordum, agzinda bir seyler Geveledi. Yemekte biraz keyfi yerine gelir gibi oldu,ama hala dalgin, hala uzak, hala kabuguna çekilmis. Herhalde ÖTEKINI düsünüyor. Benden genç mi acaba? Isyerindeki sarisin pazarlama temsilcisi olmasin? Söminenin karsisinda sarabimizi yudumlarken, artik dayanamadim "neyin var?" diye sordum. Gülümsedi, zoraki bir gülümseme, aci dolu, uzaklik dolu.. "Yok birseyim" diye geçistirdi. O gürül gürül yanan askin bu kadar çabuk bitecegine inanamiyorum, daha dün bana ebediyete kadar benimle olmak istedigini söylüyordu. Bugün aramizda iletisim kopuklugu basladi bile. Belki de kilo aliyorum. Çok mu vir vir yapiyorum? Elini tuttum. Elimi oksadi, ama eller hissiz, parmak uçlari soguk…Stepe baslasam? Çocuk istesem? Yalan, yalan, yalan. Kendimi kandirmaktan baska bir sey degil bunlar.
Bitti…Bittti…Bitti. Tanrim, ölmek istiyorum. Kendimi son kez onun kollarina attim. Aglaya aglaya uykuya dalmisim.

Erkegin Günlügü:
Öf be, fenerbahçe yenildi … Ama, kuru fasülye güzeldi :)))

OFiSTE BiR SABAH..

25 Kasım 2007 Pazar | Kategori Mizah 3

ŞEF: Ooo,Kaan bey nerelerdesiniz?Kötü bir şey olmamıştır inşallah.(Yine geç geldi hıyar.)

KAAN: Sormayın müdür bey,başıma neler geldi bir bilseniz!(Ulan bu da beni her gün kapıda bekliyor herhalde.)

ŞEF: Hayırdır n’oldu?(Gözleri kan çanağı,akşam odun gibi içmiş bu hıyar!)

KAAN: Efendim dün halamın oğlunun evinde kaldım,gecenin vakti karakola düştük maalesef.(İnandı galiba. İsterse detay sorsun,yol boyunca hikaye düşündüm.)

ŞEF: (İnanmis gibi yaptım ya,gözleri parladı.Yol boyunca yalan düşünmüştür zaten.)Allah Allah geçmiş olsun,gelin oturun şöyle.(Hala leş gibi içki kokuyor it!)

KAAN: (O kadar da sakız çiğnedik ama kokuya uyandı galiba lavuk)Şimdi efendim,benim dayımın oğlu(lan demin halamın oğlu mu demiştim yoksa?)Kedi ticaretiyle uğraşıyor.

ŞEF: (Oha!Uydurduğu mesleğe bak)Aaa,çok ilginç bir iş.Para bırakıyor mu bari.

KAAN: (Sanane lan parasından)Sokak kedisi değil efendim,amcamın oğlu(Lan valla iyice karıştırdım. Amcaoğlu muydu,dayıoglu mu?)Van kedisi satıyor.

ŞEF: Eee,n’olmuş,kedi mafyasıyla başı derde mi girmiş?(Lafı soktuk ama anlayacak adam nerede?)

KAAN: (Espri yaptı hayvan)Yok efendim,öyle değil.Şimdi teyzemin oğlu(Ulan şuna baştan kuzen desene,iş iyice moka sardı )Van kedisi satıyor.İstanbul’da bu işi sayılı adam yapıyor biliyorsunuz.

ŞEF: Bu meslek dalını ilk kez sizden duydum,sayısını bilemiycem.(Yahu,laf sokmaya çalışacağıma kafayı uçsam ya şuna.Neyse sakinleşeyim.)

KAAN: Neyse beyefendi,diğer satıcılardan biri,sokak kedilerini toplayıp gözlerine lens takıyormuş meğer (uçtuk mu ki?),sonra da değişik göz renkleri var diye Van kedisi olarak satıyormuş.

ŞEF: (Vay ki vay,vay ki vay!Bu itin idrarını tahlile göndericem,alkol kafası değil bu)Bakın siz şu sahtekarlara.

KAAN: Kesinlikle haklısınız efendim,neler var.Baksanıza,sen tut hayvanların gerçek gözünün üstüne renkli lens tak,sonra da Van kedisi diye sat.(Kesin abarttık)

ŞEF: (Onu anladık eşşek sıpası,gerisinde ne yumurtlayacan ben onu merak ediyorum)Sizin kuzenin ne alakası var ki bununla?(Kuzen dedim ya,sevindi,gözleri parladi.Salak…Salaak…Salaaak…)

KAAN: (Kuzen dedi,valla kuzen dedi.Kurtuldum stresten)Efendim,İstanbul’da ne kadar Van kedisi ticareti yapan varsa topluyorlar.

ŞEF: Doğru ya,zaten sayılı.(Bunu dövmek de kesmeyecek,ne yapsam acaba?)

KAAN: Aynen öyle beyefendi.Neyse,evdeyim diye beni de aldılar.(Of be,kurtulduk galiba)

ŞEF: (Karşi saldırının zamanı geldi),Neyse olayın ayrıntılarını okuruz gazetelerden,ilginç olay,kesin haber olur.(Bakalım nasıl karşılayacak?)

KAAN: (Bunu da hesapladım dallama,ulan ne zekiyim be.)Yok efendim,yapanlar bulundu.Sonra araya bir sürü insan girdi,bizim yeğen(hay anasını mıçtık)de suçsuz olduğu için,ticari itibari sarsılmasın diye gazetelere yansımayacak olay.

ŞEF: (Bak,bak,bak.Yavsağa bak!Analitik düşünüyor ya,bunu da hesaplamış.Analitik kötek atıcam bu deveye)Neyse,geçmiş olsun.Siz bugün eve gidin,iyice bi dinlenin isterseniz.Moraliniz bozulmuş,uykusuz kalmışsınız.(Lan bi git,daha kapıda yersin uçan tekmeyi.Bu sefer girişmezsem şerefsizim)

KAAN: (Hisar’da manitalar bekliyor,tabii giderim kerizim.Lan bu lambayı da müdür yapmışlar ya buraya, helal olsun valla.He he he.)Sağolun,aslında iyi değilim,dinlensem gerçekten iyi olur.(Lan herif saatini falan çıkarıyor,odunu yiyecez galiba,vazgeçelim)Ama gece ne güne duruyor ki beyefendi,gece dinlenirim.
Zaten geç geldim,arkadaşlara da ayıp oldu.

ŞEF: (Saati boşuna çıkardık,uyandı hayvan)E hadi yerinize geçin o zaman.Tekrar tekrar geçmiş olsun. (İşten kovmak tatmin etse,dakikada kovucam da,dövmem lazım,şöyle evire çevire dövmem lazım ki hıncımı alabileyim.Neyse bir dahaki sefere)

KAAN: Sağolun efendim,anlayışınıza teşekkür ederim(Lan gitse miydim ki?Saati öylesine çıkardı belkide..)

BEN BU ASKTAN GiDiYORUM SEVGiLiM!!

24 Kasım 2007 Cumartesi | Kategori Aşk 2
Ben bu aşktan gidiyorum sevgilim. Seni benim yokluğuma terk edip gidiyorum. Hadi şimdi gökyüzünden sana yıldızları indirsinler;sana kar yagdırsınlar;ıssız bir ülke versinler. Hadi şimdi sana bunları verebilecek bir sevda seç kendine ;gez ara bul hadi!!!İşte bukadar imkansız bir SEN ve bir AŞK seçmişim kendime. Ne bekliyordun söylermisin;ben seni sadece uçsuz, bucaksız içine hiç ihanet girmeyen bir SEVGİ ile sevdim. Ben seni sevdim;Elini, gözünü, beynini, yüreğini seni sen olduğun için sevdim. Çıkarsız, beklentisiz AŞK dolu sevdim seni. Sana CAN dedim;CANözüm dedim. Bendeki sendin bu. Başka bir kelime yakışmazdı yüreğimin sesine. Seni öyle çok sevmiştimki;Geçmişimi silmiş, geleceğimi yok sayıyordum. Sana binlerce defa gidiyorum dedim, gidemedim. Sen gitme dememiştin;ben gidemiyordum. Sanki gitsem kalbimi elime verecekler. Bir kuşun kanadını kıracaklar. Bir yavru yetim, öksüz kalacakmış gibi hissederdim. Kendimi kandırıyormuşum. Belki bir yanım hep eksik kalacak ama hayat devam edecek …
 
dsadas