Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
2 Mayıs 2008
(0 Oy, 5 üzerinden 0 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...
İhbar Et Etiketler : deneme

NE NEDİR?

 

 

Aşk;

senin dilini bilmeyen uzak doğulu bir turist;

sen ne söylersen söyle,

 o,

başını eğerek sana hep

gülümseyecektir.

 

 

Yalnızlık,

kötü kokan bir çorap;

bir vakit sonra sahibini de rahatsız eden.

 

 

Hayat dediğin şey;

rüzgârlı

ama güzel bir öğle sonrası.

 

 

Hayat;

rüzgârlı

ama güzel bir öğle sonrası,

sen

etekleri suda uçuşan bir vapurun pilelerinde (otururken) martılar konuşurken

kendini erteleyip

 okumaya çalıştığın gazete;

ne kadar uğraşırsan uğraş,

rüzgar dinmedikten sonra

 almaz istediğin şekli;

aldığındaysa sen ve vapur;

çoktan iskeleye varmış olur.

En iyisi katlayıp üstüne oturmak,

ve

ıskalamadan hiçbir kareyi

manzaranın tadını çıkarmak.

 

 

Para,

sokakta el ele yürüdüğün sevgilin;

yanında olunca kadınların sana hep daha çok baktığı.

 

 

Hayat;

kulaklarının uzun süredir uğramadığı bir radyo istasyonu;

sen

dinlemesen de

o hep

çalacaktır.

 

 

Ayakta işemek,

 erkekler için bedeli ağır bir ayrıcalık;

diyetini,

 etimizi en az bir kez fermuara sıkışarak ödediğimiz.

 

Korku;

kül tablasında olduğu halde yanmaya devam eden bir amerikan sigarası;

vazgeçmez seni öldürmekten

 bir an olsun;

sen onu öldürene kadar.

 

Aşk

 suçu henüz kanıtlanamamış bir elbise hırsızı;

aynı örtünün altında üşüdüğün sevgilinin tenine değinceye kadar masum.

 

Yalnızlık;

etrafına sadece sürüden ayrıldığı zaman saldıran, azılı bir boğa;

başını yaslayacağı tek yer cellâdının elindeki kalp rengi pelerin.

 

Mutluluk;

 Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarında hizmet gören kadrolu bir tren;

ya geç gelir

ya da çoktan gitmiştir.

 

Aşk;

karşısındakiyle el işaretleriyle anlaşan bir dilsiz;

bu dili bilmeyen ve onu uzaktan kaçamak bakışlarla süzen birinin anlam veremediği.

 

Hain;

kendine en yakın bildiğin dost;

tek farkı, artık dost değildir.

 

Alkol;

seyyar satıcısının elinden bir otobüs yalnızlığında devralınan yapışkanı bitmiş bir yara bandı

ya da

hangi yol üstü lokantasından olduğu hatırlanmayacak kadar eski ve kuru bir ıslak mendil;

içimizdeki yürek acısına ancak o kadar iyi gelir.

 

YAZAN

SERDAR ONUK

 



Yorum yazmak için Giriş yapınız