NE NEDİR?
Aşk;
senin dilini bilmeyen uzak doğulu bir turist;
sen ne söylersen söyle,
o,
başını eğerek sana hep
gülümseyecektir.
Yalnızlık,
kötü kokan bir çorap;
bir vakit sonra sahibini de rahatsız eden.
Hayat dediğin şey;
rüzgârlı
ama güzel bir öğle sonrası.
Hayat;
rüzgârlı
ama güzel bir öğle sonrası,
sen
etekleri suda uçuşan bir vapurun pilelerinde (otururken) martılar konuşurken
kendini erteleyip
okumaya çalıştığın gazete;
ne kadar uğraşırsan uğraş,
rüzgar dinmedikten sonra
almaz istediğin şekli;
aldığındaysa sen ve vapur;
çoktan iskeleye varmış olur.
En iyisi katlayıp üstüne oturmak,
ve
ıskalamadan hiçbir kareyi
manzaranın tadını çıkarmak.
Para,
sokakta el ele yürüdüğün sevgilin;
yanında olunca kadınların sana hep daha çok baktığı.
Hayat;
kulaklarının uzun süredir uğramadığı bir radyo istasyonu;
sen
dinlemesen de
o hep
çalacaktır.
Ayakta işemek,
erkekler için bedeli ağır bir ayrıcalık;
diyetini,
etimizi en az bir kez fermuara sıkışarak ödediğimiz.
Korku;
kül tablasında olduğu halde yanmaya devam eden bir amerikan sigarası;
vazgeçmez seni öldürmekten
bir an olsun;
sen onu öldürene kadar.
Aşk
suçu henüz kanıtlanamamış bir elbise hırsızı;
aynı örtünün altında üşüdüğün sevgilinin tenine değinceye kadar masum.
Yalnızlık;
etrafına sadece sürüden ayrıldığı zaman saldıran, azılı bir boğa;
başını yaslayacağı tek yer cellâdının elindeki kalp rengi pelerin.
Mutluluk;
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarında hizmet gören kadrolu bir tren;
ya geç gelir
ya da çoktan gitmiştir.
Aşk;
karşısındakiyle el işaretleriyle anlaşan bir dilsiz;
bu dili bilmeyen ve onu uzaktan kaçamak bakışlarla süzen birinin anlam veremediği.
Hain;
kendine en yakın bildiğin dost;
tek farkı, artık dost değildir.
Alkol;
seyyar satıcısının elinden bir otobüs yalnızlığında devralınan yapışkanı bitmiş bir yara bandı
ya da
hangi yol üstü lokantasından olduğu hatırlanmayacak kadar eski ve kuru bir ıslak mendil;
içimizdeki yürek acısına ancak o kadar iyi gelir.
YAZAN
SERDAR ONUK