Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
2 Mayıs 2008 Cuma

·         Benim için en kolay ilişki on binlerce insanla yaşadığım. En zoru ise sadece bir kişiyle olanı . (Bob Dylan)

 

·         İnsan davranışının bir haritası yoktur. (Björk)

 

·         I am the coolest guy in the country. (Iggy Pop)

 

·         Ne albümü? Yeni bir albüm çıkarmayı kim takar? Ben zaten güneşte yaşıyorum. (Nigel Mogg, The Quireboys)

 

  • Hiçbir zaman küçük bir kız olmadım. (Bret Michaels, Poison)

 

·         En iyi müzik aslında dünyayla yüzleşmeyi sağlayandır. (Bruce Springsteen)

 

·         Sesimin iyi olduğunu düşünmüyorum. Ama zaten önemli olan iyi bir sese sahip olmak değil, yorumunun farklı olmasıdır. (Stephen Malkmus)



2 Mayıs 2008 Cuma
  • Yine geçen hafta geberen satanist Ayn Zıvayn’ın kendisine evil’dan rahmet, ailesine de “şşşşt” deriz.

 

  • Geçen hafta altına kaçırdığı tüp bebekle tüm manşetleri içine çeken Ibıdık Lüngo konu hakkında bu hafta “travertenlerin gölgesi basura iyi gelmez” diyerek kafaları karıştırdı.

 

  • Yaşının küçük olması sebebiyle adı gazetelerde Z.T olarak geçen sosyetenin küçük orospusu M.F ameliyatla adını P.Ö olarak değiştirdi.

 

  • Ünlü topograf Mustafa Hiyeroğlif’in şiirleri geçen hafta sonu katıldığı bir edebiyat sohbetinde başına gelen dinozor çükü fosili nedeniyle bir süre yayımlanamayacaktır.

 

  • Gerçekleri olduğu gibi söyleyen herkese “salaksınız oğlum siz” diyen adamlar “üç kediler” adı verilen bir grup feminist eşek tarafından katakulliye getirilip, Madagaskar’a götürüldüler.

 

  • Ünlü gezgin Durmuş Ekspılorır; Fadimem’in “Ay em e solcır” adlı kilibinde yazdığı şarkıda “patates püreleri başa bela, yanımda sen olmayınca” adlı bir Meksika atasözünü seslendirdi.

 

  • “yırtık çoraplı üç paraşütçü” konulu porno filmler halkın ruh sağlığının amına koyduğu gerekçesiyle mahalle pezevenklerine toplatıldı.

 

  • Dünyaca ünlü manken Neyil Amı-strong attığı büyük adımlarla herkesi abuşturdu.

 

  • Geçen hafta fakir bu hafta zengin olan Bay Hakkı, devlet kanalıyla akan bir yarışma programında “ünsüz Ka” dediği gerekçesiyle ömür boyu tutuklandı.

 

  • “Dedem öldü ühü ühü!” diye yazılıdan kaçan veletlerle ilgili soruşturmaca başlatan ve Zsa Zsa Gabor’dan sonraki ilk akıllı yelebiye başkanı Zıbıdık Zugzug geçen hafta mahalledeki tüm atari salonlarına işedi.

 

  • Dün akşam geç saatlerde katıldığı bir tartışmaca programında “bir tivi kanalındaki tüm haber bültenlerinin anasına küfretmekle, ana haber bültenine küfretmek aynı şey değildir” diyen Yekeriya Zebay, adli tıpta top sektirirken kameralara yakalandı.

 

  • “fuhuş dünyasında hızla yükselen götler” adlı kitabı yok satan Ferazung Kötköt, önceki akşam bir barın kapısında yakalandığı paparazzilere nanik yapıp itin götüne kaçtı.

 

 

Serdar onuk



2 Mayıs 2008 Cuma

·        Oğlum eski eriksonlarda sim kartı konuşurken çıkarabilirsen bedavaya konuşuyormuşsun.

 

·        Oğlum aslında hiçbir şey yokmuş!

-         nası lan?

-          oğlum işte her şey biz istediğimiz için oluyomuş. Mesela ben istediğim için bu yol varmış, başkası istediği için bu araba gidiyormuş.

-         sktir lan!

-         İnanmazsan inanma çok da skimde.

 

·           Oğlum aslında Amerikalıların bu hayalet uçakları var ya. Onların teknolojisini uzay gemilerinde almışlar. Baksana oğlum başka kimsede var mı?… Seninde bi skim bildiğin yok be!

 

·        - oğlum Edison var ya katilmiş ipne!

- nası lan?

Oğlum onun nikola tesla diye bin taşaklı bi hocası varmış aslında bu herif kablosuz elektriği bulmuş. Sonra Edison ondan tırtıklıya tırtıklıya ampülü şey etmiş. Karanlıktan korkan pezeveng ne olcek

 

·           Oğlum kızlarla öpüşürken sola yatık öpüşürsen acayip tahrik oluyorlarmış.

 

·           Oğlum bi gün sormuşlar bizde ki emrah’a modzart dinler misin diye?..

Eee

Çok dinlemem ama konsere gelirse giderim demiş.

Hasktir ya puahhahha

 

·           Oğlum türkücü mahsun redrose varya bi mağazaya gitmiş. Tezgahtarlar bunu görünce tabi hayhay efendim. Sormuşlar mehsün bey nasıl yardımcı olabiliriz size diye. İç çamaşırı alacaktım demiş.eee

Sonra don bölümüne geçince eleman sormuş slip mi veriyim diye.

Mahsun patalatmış bombayı yok siz verin ben evde silerim.. hahahey

 

·                                   Oğlum mikalenjola var ya!

-ninja kaplumbağalardaki

-ebenin hamındaki. Oğlum sistina şapelitesindeki tavana tanrının eli freskini yapan usta ressam.-ee?

-eee ne? Topmuş oğlum o. Oğlancıymış. Sen git bin taşaklı reim yap, sanatın dibine vur. Sonra tüysüz kovala. Tüüü pis herif.

 

 

Serdar onuk



2 Mayıs 2008 Cuma

Bu hafta bahsedeceğimiz kayda değmez husus, vücudumuzun üzerinde taşıdığımız elbiselere bizden hiç izin almadan ahlaksızca bulaşıveren ziftlerlen ilgili.Aslında arkadaşları onlara “Ulen zift maça gelmiyon mu?” dese de, biz onlara insan dilinde “zift lekesi” diyelim.Bu lekeler çok yamandır.Maazallah her an her yerde!Bu alçak-namussuz yer virüsüne yaz aylarında,yeni yerleşkelerde ve seçim öncesi dönemlerde sıkça rastlanır.Şöyle ki;yazın kafir vajinası gibi yanan yollarda giden “as 900-as 650” kod adlı büyük arabacıların ezdiği eriyik halde bulunan asfalttan yürürken siz “Daha taksidi bitmedi .mına koyim!!Tövbe yarabbim mübarek günde adamı küfürettiriyolar!”.Diyerek incelediğiniz ayakkabının altına yapışan asfaltın bir şekilde pantolonunun ile olan  teması sonucu oluşan haldir.Asfaltın kabarması ile sıtart alan zift lekelenmeleri hadiseleri tarihi olarak çok eskilere dayanmaktadır.Misal mesela asfaltın mucidi “Hüseyin Asfalt” paçasına yapışan ilk zift lekesini görünce “Allahım istemeden bir canavar yarattım!!!” gibi hiç de kendisine yakışamayan tırsakça demeçler vermiştir.Oysa 100 arkadaşına sorduk “Hüsein kelli felli adamdı.Yapmaz öyle şeyler nırç nırç…” die serzenişte bulunmalarına  rağmen ben Hüseyin’in arkadaşı olan bu şeylere olayın iç yüzünü anlatınca “Vay şerefsiz ipne!” diye hemen satıverdiler güzelim Hüseyin’i. Ben de “Zaten Hüseyin’in arkadaşı da Hüseyin gibi olur.” diye gayrı içimden geçirerek, bu durumu kafamdan hemen sktirettim!…Ha ne diyodum?!Bu asfaltın kabarması ile sıtart alan(yav bu kelimeyi ikinci kez kullanıyom da ama hani böyle ingilizce kelimeleri türkçeleştirince daha bi havalı oluyo ya ondan yani)“Yav abicim sen Sur Borusu kıvamında mübarek bi şahsiyetsin. Nene gerek böle?…” ifadelerin yer aldığı düşünceler duyar gibi oluyorum.Bak ağlatacaksınız beni….Hadi insan ne  kadder dahi olsa da bazen de duygularına teslim oluyo… Saybörg değiliz ya en nihayetinde… Ya ne alakası var şimdi!Ben ne diyon?_Sen ne diyon ya?..Alla alla!!!Asfalt diyom ben. Kabarıncasının sebebi sıcaklarlan beraber olarak seçim öncesi siyasik partiler tarafından“Seç-Man”nin oylarını kökmek amacıyla çalışmalarda da olabilmektedir.Sen şimdi “Diyosun ayakkabıları sktirett de, süt gibi pantolon gitti mına koyim!?”.Oğlum sen de mal delisiymişsin be yavrum.Git “fayt kılab”ı izle.“Dibe vurma felsefesi” olayına bırak kendini.Umursama böle şeyleri.Fani bunlar fani…!Bi de fütursuzca “Bu leke de çıkmaz ki şimdi”?! da diyosundur!!Öyle mi?Öyle tabi benim ki de soru…Çok biliyosun yani.İyi gel öyleyse.Ben susuyum he!O zaman gel sen yaz!Alla alla ya!!Çıksın diyosan dinliycen lan o zaman şarkı bitene kadar oldu mu geeeenç!Al sana çıkarmak için formül:”Gidicen önce vazelin alcan.Nerden alıcaan?!Ohoo….O beni ilgilendirmey.Ayrıca vazelinin kültürümüzdeki temsiliyetine bakarak için için “ıhıhhı ıhıhı” diye gülüyosan.Bu pespayelik deyil de nedir ha?Tüü sana verdiğim emekleri verdiğim elimi skiim!.. “Yok gülmüyorum abi.Vallaki bak…” diyosan aferin o zaman.He bi de “abi zaten bizim evde vazelin vardı yani” diye de ekliyosan sorun yok…Nası yok lan?Naapıyon lan sen o vazelinlen(neyse bu konuya bilaree dönerim artık)…Al şimdi pantolunun zift lekeli bölgesini eline.Sür oraya vazelini.Heh öyle.Yay şimdi…Heh ince ince.Bi saaat bekle bakem….(tiktaktiktak-ulen sizin için saaat efekti bile yaptım gözü kör olmayasacılar daaa ne yapayım)Şimdi karbon–tetra klorürle sil vazelin sürdüğün yeri.Ne demek lan “karbon-tetra klorür ne ki abey?”Sen hiç kimya okumadın mı?Farz edelim ki okumadın.Her şeyi ben mi akıl edicem.Bir günde karbon-tetra klourürünüzü kendiniz akıl edin .mına koyım ya.adamı zıvanadan-şirazeden attırmayın leyyn.Len hükümet len….Gidin eczaneden isteyin versinler.Sonucu şaşırtıcı olarak göreceksiniz.(o konuya sonra döncem)

serdar onuk



2 Mayıs 2008 Cuma

Bazen böyle “anam anam” diye kıvranırda tuvalete gidip “cozart açazırt pufurızt” diye boşaltırsın ya içindekileri.Böyle kıçının en uç kısmı “sızımmm,zınnn,sızın” şeklinde ince ince acır…Kıçını yıkayıp kalktıktan sonra(temizle tabi kıçını öyle boklu boklu gezinilir mi?! Koskocaman adamsın!kalıbından utan!)tam sifonu çekecekken bi bakarsın tuvalette “kan” var!Tüüü Allah belanı vere!Pis herrif!O kan ne lan? Dibini mi dövdürüyon?!?Yok lan yok delikanlı adama benziyon sen.Yapmazsın öle şeler!Olsa olsa yediklerindendir..!Çok sıcak ve çok soğuk şeyler yeme.Hem çok sıcak ve soğuk şeyler yemek para ister.Zenginsin heralde! Saçıyon .mına goyim!Kaç tane fakir fukara aç dolaşıyo!Sen git “sıcak soğuk” şeyler ye iç!Hiç utanmıyon di mi kendinden?!Hmmm…Bi de bu durumda ayrıca  kullanmakta olduğun bazı ilaçlar neden olabilir.Ne biliyim canım?Büssürü ilaç var şimdi!Hangi birini sayıyım.Bu duruma biz tıpçılar “kolit” deriz. Öyle bakma suratıma asfalta yapışmış deniz anası gibi!  Anlamazsın..!Kolit kim sen kim?! “Haddini bil deyyus” demiş atalarımız…Ha ne diyodum?Bu durumun tedavisinde” rejim ve ıstırahat esastır.Her boku yemiycen!Az az ve dahi düzenli yiycen.Bi de sabahtan akşama kadar o bar senin peki söyle bakalım bu bar kimin şeklinde saçma sorular sorarak geceleri sürtmeyecennn dışarılarda!Oturcan evinde adam gibi kitap okuycan!Eşşek okuycan ki böyle hasta olmıycan!“Ya ne alakasıı var şimdi kitap okumakla hasta olunmuyo mu?Yani peki o zamanlar niye enteller hasta oluyo” diyosan,  allah seni bildiği gibi yapsın derim evlat.Daa ne diyim ki yani.İyi amuda kalk o zaman, bak bakalım amuda kalkmak  hasta öküzleri iyi ediyo mu?Kan istemiyosan yapcan bunları…“Yargılama uygula” demiş bazı diğer atalarımız!Öyle yağlı et,pastırma,sucuk,salam böörek,alkol almayıp yemiycen!Gebes!Ne dedim leyn ben az önce?!Fakir gibi yiycen aza az. “Ya abi ne bağrıyon ya!!bi yandan zaten kötümün acısı, bi yandan senin hiddetin bi yandan bilmem ne!ühü ühü…” tamam len ağlama ama sen de kızdırıyon beni…He ne diyodum?Çorba içcen,patates püresi,makarna,pilav yiycen.Pis herif zıkkımlan zıkkımlan sonra yandı götüm keten helva diye kapıma dikil. “Ya abi?”.Tamam lan tamam tutamadım bi an kendimi….

 

Belki bak bu önemli bi hastalığın habercisi olabilir.Böyle önemli hastalıklar kaprisli olur, gelmeden önce haberci gönderir: “bak geliyorum ona göre hazırlan” diye.Bu durumda bi doktora gidip kanamanın nedenini tespit ettirmek gerekir.

serdar onuk



2 Mayıs 2008 Cuma

Bu hastalık daha ziyade böyle mahalledeki ya da eve gelen misafirlerin zorla oynatılan çocuklarından bulaşan bir hastalıktır.Tıp dilinde bu hastalığa…. Ne denir? Ya bilmiyon işte! Dinle de öğren eşşek! Tıp dilinde bu hastalığa “morbili” denir. Bu hastalığın kaynağını tavuklardan gelen bir virüsün oluşturduğu konusunda biz bilim adamları arasında yaygın bir kanı hakimdir. Zaten tavuklara karşı “gel” anlamında kullanılan anonimel(ben buldum) tabir olan “geh bili bili” de morbili teriminden şey olmuştur… Yani, kızamık tükrüklen bulaşır.Eve gelen diğer veletler ilen oynarken içlerinden birinin geçen 2 dakikanın ardından artık samimi olduğunuzu düşünerek “Ehiye ehiye! Ver o oyuncağı bana!” diyerek üzerinize abandığı bi sırada, salyalarının üstünüze başınıza sıçramasıylan birlikte işte böyle böyle bulaşır! +-10 gün içinde insanları “Yaklaşmayın lan! Yakarım!” diye tehdit eder. Belirtileri çok fenadır! Ayyy allahım evlerden uzak! Hasta kişi öksürür, aksırır, böle azında yüzünde yaralar bereler çıkar! Sonracıma sağında solunda kırmızı lekeler çıkar. Dahası baş ağrısı olur, ateşi çıkar!. Ayyy fena oluyorum!… Dahası bu hastalık kişiyi gittikçe vampirleştirir. Işıktan kaçar olursun. Tabi tabi! İlk vampirler kızamığı uzun süre atlatamamış kişilermişdi. Hatta ünlü vampir Aleksandır Senpetersburg’un konuya ilşkin olarak  “Eeeh! Yetti be! İyileşmiyom lan” şeklinde tarihe damgasını vurmuş bir sözü de vardır…. Ha ne diyodum?! Bu hastalık pistir ki; ağzın kupkuru olur,dilin paslanır!.. Konuşacak çok az şey vardır çünkü artık… Sanki radyoaktif bir tavuk tarafından skilmiş gibi heryerin kıpkırmızı kesiliverir ivedi bir şekilde. Eğer basiretliysen, dayanabilirsense 3-4 gün, acıyı atabilirsen kafandan ve bulabilirsen ruhunun derinliklerindeki gerçek seni…. İşte… İşte o an lanet olası mother fakır ateşin düşmeye ve dahi bi anda kayboluverir….Ancak tabi öyle kolay değil bu ibnemsi vampirlikten kurtulmak. Mücadele ister hatta fedakarlık hayatından bi nebze.Ve hatta hatta o kadar yogunsundur ki artık, burnundan çıkan 1.5cm uzunluğunda elips şeklindeki sümüğünü yatağın altına sürmek bile zor gelir, bi çırpıda yutuverirsin!!! Tabi bi de böyle pis eder adamı!.. Yok eğer “Bu acılara daha fazla  dayanamicam! Bedenimi ele geçirmesine izin veriyorum!” diyosan! Ah oğul o zaman iki tuttun “ronköpnömani” mi olursun artık, “zatülcenp” mi, “ortakulak iltihabı” mı? Sen seç yani. Hani asisin ya! Seç hadi! Nooldu? Dondun kaldın? Seçmiyon mu?..Yaaa efendi ol böyle! İyileşcen lan o kadar!

 

He bu arada. Bi kere Kızamık olanlar bi daa olmazlar. Hayatın bize uyguladığı testlerden biri buda. Ama bu dediklerim hep fakirler için. Korkma lan zengin! Sen 2 yaşına kadar gidip aşı olursun bi şey olmaz sana!Her zaman ki gibi…

serdar onuk



2 Mayıs 2008 Cuma

Bu hafta değineceğim konuda başlıkta belirttiğimiş olduğum gibi yani gün boyu masa başındaişgören,devamlı suretln,bu hayat mücadelesinde tk başına ayakta duramayıp da dirsekleriyle dirsekleriyle “ımhggh” dayanamıyorum artıkın diyerekten bir yerlere yaslanan arkadaşlarlan ilgili bilhassa..üzülmeyin.ben bununda çaresini buldum.işte bugüne kadar sır gibi saklaadığım bu gerçeği kamuoyuna açıklıyorum(len niye bugüne kadar sakladın cimri g.t bu kazakların incelen dirsekleri yüzünden yılda kaç insan ölüyo haberin var mı)ya tamam biliyorum bazı sereefsizce tavırlara girmiş olabilirimhatta bu serefsizliklerim buşhun serefsizliyle dahi kıyaslanabilr ama ben de bazı yerlere demokrasi ve özgürlük götürmek istemiş olamazmıyım yani…ne diyodumbiliyorum hayat mücadelesi zor ama üzülmeyin.ben ve normalde götünüzü yırtsanız bulamıyacağınız eşsz bilgilerim yanınızdayız.”yıpranan eskiyen,incelenkazak dirseklerine bir dur,bir yavaş lan,bir hop biraderserin gel demenin zamanı gelip geçiyor ey aladanan halkım.diyelim ki böyle bi kazaklan çıktın dışarıliseden acayip hasta olduğunama o zamanlar bir tırtıl gibi olduğun için sana pas vermeyen bi manitaya denk geldin.şeklin sağlam,body yapmışsın,saçlar jöleli,elinde araba anahtarları sallaya sallaya hatuna doğru yaklaşıyosun.şimdi kozasından sıyrılmış bir kelebek gibisindir artıkın  maşallaahhhh.ama o da ne kız bir an kazağının dirseğindeki incelmeyi ve pamuk topahklanmasınıgördü.ve ve allahım işte o an badi yapmayıp kalın giyindiğini,saçalrının jöleli ancakinceden kepekli ve arasında keşiş modeli bir kellik olduğunuve anahtarlıların arasında bir akbil olduğunu farketti..sıtop.o zaman ne yapcaz şaklimizi tamalamak ve diğer fasolarıda yavaş yavaş allahın iznilen ört bas etmek için kazağımızın renginde yada uyumlu bir renk de olabilir tercşhe göre bilyorsununuz ki zen de zorlama yoktur.yuvarlak bi halde kesilmiş kumaş parçasını kazaan dirseğine dikcez. Hem daha şirin olur hem daha sağlam.

 

serdar onuk



2 Mayıs 2008 Cuma

Kulaklarınızı kapatıp bir bardak su için. Ne oldu? İçtin mi? Aferin!Şimdi de götünle sandalyenin sırt yaslama kısmın hafifçe vurarak(ama unutmayın hafifçe) bir elinizle de burnunuzu karıştırın.Geçti mi?!Geçmedi di mi?!.Nası geçsin ki aptal! Daha karabiber taneleri çiğniycen.”Bunlarda mı nerden çıktı?”.Ohooo!Sen bana söylesene “hınçkırıkın” geçsin istiyomusun istemiyomusun?…He işte. Ben de onu diyorum.Geçsin yani.Öyle, ne öyle çocuk gibi “hıçkıdı hıçkıdı” oturulunur mu topluluk içinde!Eşşek kadar adam olmuşsun!…Ha ne diyodum!Sonra üzerine sirke damlattığımız bi kesme şekeri  böyle “püfürü püfürü” diye buharı tüten bir çaya… Atmıyosun!”Hey sen dostum o kara kıçınla ne yaptığını zannediyosun he lanet olsun meeeeen!”(pardon sienbisi-e açık kalmış.)At dedim mi ben sana?Töbe yarabbi tövben! Kimlerlen uğraşıyorum…Şekeri al şimdi…Çayın üzerine getir elini…Sakin ol her şey sanan bağlı…Yavaşça değdir şimdi şekeri çaya… Çoook yavaş….Şşşşşhhh… Ohh ever! Yani evet!.Ohh daha derine…Şimdi çayın kahverengisi şekeri ele geçirdi mi?Yavaş yavaş parçalanmaya başlayıp,kendini çayın akışına bıraktıysa artık şeker ve sen bu kadar işi yaparken “hıçkırmak” bi kere bile aklına gelmemişse!Tamamdır bu iş.

serdar onuk



2 Mayıs 2008 Cuma

Bu vak’anın temeli taa inkalara, hatta onlardan daha da “taa” böyle ilk uygarlıklara dayanır. “Oha lan! Kötü kokular da adı geçen “buzdolabı” daha yeni icad edilmedi mi?” diye aklından bilgiçce düşünceler geçirerek bana artizlik yapma!Hareketin kıralını görürsün şerefsizim!!! Aaaaa….Delirtmeyin lan beni… Ne diyodum?!Eşşek kafa!O zaman da buzdolabı vardı. Ama adı “buzdolabı” olmayabilirdi yani!Ne bileyim o zamanlar da belki adı “patates”, “Patates” olmasa bile başka bi isimdi.Ne biliyon ki?.Belki de yine buzdolabı diyolardı. Teknoloji de şimdiki kadardı! Hatta daha hatta fazla gelişmiş bu “buzdolabı” deneni de da icad etmişlerdi!sonra bi şey oldu.üff ya uğraşamam şimdi!Ukala şey!. Bak yine sapıttırdın konulardan beni!Naapcam ben senlen?!.O zamanlar tarih daha yeni olduğu için  buzdolabında kötü kokular değil, buzdolabında “kötü ruhlar” zuhur edermiş.Öyle insanlar bozulmasın diye yiyeceklerini topraan altına koyarmış geceden.Sabah bi bakarlarmış ne kadar pasta börek varsa  hepsi dağılmış,ellenmiş,bozulmuş..!Peki niye olmuş bunlar? “Buzdolabındaki kötü ruhlardan” tabikine. Rakip kabilenin büyücüsünün bizim kabilenin başına sardığı kötü ruhlardan pekala.Sonra sonra kabile büyükleri “Ney edelim?! Hımmmm….“Evreka! Evreka!”(bilen bilir)Şef ulu zumbalaya danışalım.” diyerekten dayanmışlar benim x üzeri 23. dedemin kapısına. Tabi “kan” aynı. Zeka küpü maaşallah!Pat diye koymuş lafı!(o zamanlar “laf koymak” şimdiki gibi küstah anlamda değilmiş. Hey eski insanlar ahh ahh ya.)“Dolaba koyacağınız bir parça vanilyalı pamuk kötü ruhları kovacaktır.”demiş cevap kağıdın da(ayrıca aklınızda bulunsun bu soruyu bu sene öss de bekliyorum.)…He ne diyodum?! Heh.Bunun üzre kabile de bi telaş hasıla olmuş. Demişler ki hemen peşi sıra: “Ey ululardan ulu kişi Zumbala! Vanilya nedir ki hele Pamuk nedir?”diye.İşte  bizim rahmetlik Zumbala  hiç dayanamazmış; böyle insanlar üzülsün, ağlasın falan.Zaten ilk çağlar, millet yokluk içinde yaşıyo! Bi de…Tüh bak şimdi bende hüzünlendim görüyon mu? Bazen bööle açıp bakıyom da eski resimlere, Hey gidi günler hey. ya o insan silüetindeki melek şahsiyet Zumbala ettiği büyü ile bir anda edivermiş ortalığı.Vanilya!Pamuk bahçeleri!Bundan tırsan kötü ruhların da her biri kaçışıvermiş…Böylece buzdolabına konan vanilyalı pamuk kötü ruhları kovmuş…Tabiii aylar ayları, yıllar yılları kovalayıpta “teknoloji” denen o “fetbaz-müşrik-iblisi” şey icad edilince, “globalleşme” denen illet sarınca toprak anayı.Buzdolabındaki “kötü ruhlar” da olmuş “kötü kokular”! Eee tabi modern hayatın gerektirdiği bazı şeyler var.Ama şef dedem zumbala büyük adammış vesselam…

serdar onuk



2 Mayıs 2008 Cuma

Sebebinin ne idüğü belirsiz olan bu hastalık….Ya aslında belirsiz değil de işte ne biliyim öyle bir bahar havası var ki bugün kendi içimden sebeplere girip şeytanımı uyandırmak istemedim…….Bu edepsiz hastalık böbreklerinin iç kısımlarının iltihaplanmasıdır.Tıp dilindeki adını boş verin canım.Noolcak ki yani bilince.Bak ben biliyom de ne oluyo ki yani.“piyelonefrit”!Hah bak sende öğrendin şimdi.Ne oldu yani??Sırf bu bilgiye sahip olabilmek için kim bilir,beynin yeni gelene yer açmak için harddiskte kaç tane güzelim işe yarar bilgiyi sildi.Yazık ya bu güzel havada…Bu hastalığın iki çeşidi var.Yani seçim sana bağlı.Zorlama yok yani.Yok özgürlük  2 seçenek varken 3.cüyü seçemektir şeklinde ukala ve (anlamını bilmediğim bir kelime olan) asortik tavırlar takınmaya kalkışma!!Bak hava güzel,kafam güzel,şimdi ağzınınızı burnunuzu karışık edip elinize vermiyim elinizeelinize mirim(“-ne diyon olum sen adam gibi konuşsana okurla!” “-tamam ya tamam”)Ya hava ne güzelken bu hastalığın ilk çeşidi:

1.       Akut Böbrek İltihabıdır:Böyle bir anda geliverir(aşk gibi)bi titreme alır vücudu,kaburga altlarında yanlarında bi yanma başlayıp geceleri uyutmayan sızılara ağrılara dönüverir.Çişerkende acır pipiniz,yoksa kukunuz.Engin-derin tecrübelerim bu güzelim havayı bok etmesin diye  bedeninin iki yanına su torbasına koymalısın belinin.Allah’ım bu hava o kadar güzeldi ki şiir gibi dökülüyor kalemiminin 0,2B ucundan.Ve az yozlaşmış bi çay bahçesi hayaliyle evde yatarken bol su,limonata ve açık çay içilir ve dahi bunlar yapılırken asla “ahahaha ıhıhı” akut böbrek hastalığının başkanı da Nasuh Mahruki mi diye espiriler aklıdan geçirilemez.

2.      Velevki ikinci çeşidi Kronik Böbrek Hastalığıdır.”Valla ben su da içmem çay da,hele ki limonata hiç içmem!Yanıma da koydurtmam o balonları!O kadarrr!”.Diyosan ağar abi.Al sanan kronik böbrek hastalığı.Şimdi sıçtın işte.”İki yerim ağrıdı.Ne mızmızlancam be.Hastalıktır gelir geçer…”diyodun.Ne lan bu sosyoljik olgumu,antropolog musun lan sen?!He!Bak yine kırdırtçaksınız bana  ayak tırnaklarınızı.Ne o?..Ateşin mi çıktı?Başında dönüyo tabi.Oooh demek halsizsin…”Abi götünü yiyim. Bokunu emiiim.Bana bi çare et.Bi derman!Bilgeliğin yüzü suyu hürmetine…” şeklinde 19.yy kalma kandırıkçı cümlelerle gelme…Çek biraz…”ıpıgggh ıghhh uff çok acıyo”….Uleyn bak yine dayanamıyom….Geberme emi…Git mahalle bakkalına.Al meyve sularını.Al al.Bol bol iç iç iç iç iç iç…. Hııımmm!!Nası?Yavaş yavaş…Di mi!Ayrıca tuzlu ve hayvansal gıdaların tüketimi azaltılmalıdır…ya ne güzel hava hava ne güzel…. 

 

serdar onuk



Sayfalar : [1] 2 3 4