Hangi İş Ne Kadara Kuruluyor
16 Haziran 2008 Pazartesi Comments Off
16 Haziran 2008 Pazartesi Comments Off
ODTÜ işbirliği ve TÜBİTAK katkılarıyla geliştirilen, kendi kendini temizleyen, mikrop barındırmayan, koku gideren, UV ışınlarını engelleyen perde "Green Guard"ın üretimine başlandığı bildirildi.
Elvin Tekstil’in dünyada "ilk" defa nano teknolojiyi kullanarak ürettiği perde, çay, yağ, şarap gibi organik lekeleri zaman içinde yok ediyor.
Green Guard, UV ışınlarını engelleme, mikrop barındırmama, kendi kendini temizleme, asılı olduğu mekanı kötü kokulardan arındırma gibi birçok işleve sahip.
Elvin Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Canan Sönmez Canik, yeni perdenin tanıtımı amacıyla düzenlenen basın toplantısında, Green Guard’ın 2 yıllık bir çalışmanın ürünü olduğunu belirterek, "Bu ürün sadece ülkemiz için değil dünya için de çok önemli bir buluş. Sanayi ve üniversite işbirliğinin en önemli kanıtını sizlere sunmuş oluyoruz" dedi.
ODTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Karakaş da, bu teknolojinin pek çok farklı tekstil ürününe uygulanabileceğini, duvar kağıdı, perde, ev tekstili, otomotiv, halı, cam ve seramik gibi ürünlerin, üzerinde çalıştıkları yeni ürünlerden olduğunu söyledi.
Karakaş, "Havadaki güneş ışınlarını kullanıyoruz. Odadaki oksijen ve su buharı ile yüzeydeki organik kirletici ve bakterileri bertaraf ediyoruz. Hiç bir zararlı atık da yok" dedi.
Soruları da yanıtlayan Karakaş, ürünün en az diğer perde kumaşları kadar dayanıklı olduğunu ve yıkanabildiğini, özellikleri sayesinde daha az yıkama gerektirdiğini söyledi.
ODTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Bakır da, ürünün tamamen antimikrobik olduğunu, üzerindeki organik lekeleri temizlediğini, bunun için de sadece güneş ışığı veya ortamdaki ışığı kullandığını söyledi.
-"ÇEVRECİ BİR ÜRÜN"-
Bakır, "Üzerinde mikrop barındırmıyor. Bu, evlerin yanında hastane ve oteller için de çok önemli bir özellik. UV ışınlarını emerek güneşin zararlı ışınlarının gelmesini engelliyor. Odada sigara dumanı gibi zararlı gazları yok ediyor. Kumaş üzerinde zararlı bir madde yok, hiçbir atık üretmiyor. Küresel ısınmada su kıtlığı da düşünülürse kullanım suyu ihtiyacını azalttığı için son derece çevreci bir ürün" dedi.
Formülün ODTÜ laboratuvarlarında geliştirildiğini ifade eden Bakır, bu akıllı kumaşın sadece Türkiye’de değil dünyadaki diğer insanların da hizmetine sunulacağını kaydetti.
Elvin Tekstil Genel Müdürü Osman Canik de sorular üzerine, projeye 600 bin YTL’lik bir bütçe ile başladıklarını ve bunun 550 bin YTL’sini harcadıklarını ifade ederek, "Bunun yüzde 60′ı TÜBİTAK tarafından tekrar bize sunuluyor. Daha sonra harcamamızın yüzde 40′ı da vergi muafiyeti olarak ödediğimiz vergiden düşülecek" dedi. Canik, Türkiye’de AB ve TÜBİTAK fonlarının iyi değerlendirilemediğini de söyledi.
Elvin Tekstil olarak yıllık cirolarının 15 milyon dolar olduğunu, bunun 10 milyon dolarını ihraç ettiklerini ifade eden Canik, Green Guard’ın ihracatta ilgi duyulacak bir ürün olacağını düşündüklerini belirtti.
Verilen bilgiye göre, Green Guard’ın üretiminde kullanılan temel ham maddelerin tamamı Türkiye’den sağlanabildiği için Türkiye’nin kendi kendini temizleyen "ilk" perdesi Green Guard’ın fiyatı diğer Elvin perdelerine yakın olacak.
Kaynak: samanyoluhaber
22 Mayıs 2008 Perşembe Comments Off
Bilim adamları, yıldız ölümü olan bir süpernova patlamasını kameraya kaydetmeyi başardı.
Uluslararası astronomlar ekibine liderlik eden Princeton Üniversitesi’nden Alicia Soderberg, süpernova patlamasıyla ilgili açıklamasında, "Yıllardır bir yıldızı infilak ederken görmeyi düşlüyorduk. 9 Ocak’ta, doğru teleskopla, doğru zamanda, doğru yerdeydik. Tarihe tanıklık ettik." dedi.
Konuyla ilgili bir diğer bilim adamı Edo Berger de yerde ve uzaydaki en güçlü teleskopları kullanarak yıldızdan gelen patlamanın gelişimini gözleyebildiklerini anlattı. Berger, şiddetli ışın patlamasının, bir süpernovanın doğumu olduğunun kesinlikle doğrulandığını kaydetti.
Soderberg’in ekibinin, Dünya’dan 88 milyon ışık yılı uzakta bulunan NGC 2770 galaksisinin bir kolunu buldukları, NASA’nın bir uydusunun yardımıyla Süpernova 2008D’nin ölüm sancısına tanıklık ettikleri belirtildi.
Kaynak: Zaman Gazetesi
13 Mayıs 2008 Salı Comments Off
Türk- İş verilerine göre yoksulluk, açlık sınırı ve asgari ücret miktarları
Aylık yoksulluk sınırı 2.336 YTL
Aylık açlık sınırı 717 YTL
Aylık brüt asgari ücret 585 YTL
Mükelleflerin Aylık Ortalama Gelirleri (YTL)
| İSTANBUL | 1.159 |
| BURSA | 1.017 |
| ANKARA | 1.014 |
| ESKİŞEHİR | 960 |
| DENİZLİ | 924 |
| AYDIN | 914 |
| BALIKESİR | 870 |
| ZONGULDAK | 865 |
| MANİSA | 856 |
| MUĞLA | 843 |
| İZMİR | 828 |
| K.MARAŞ | 826 |
| KAYSERİ | 816 |
| ORDU | 804 |
| ÇANAKKALE | 757 |
| ADANA | 744 |
| KOCAELİ | 728 |
| TRABZON | 718 |
| AFYONKARAHİSAR | 693 |
| EDİRNE | 693 |
| HATAY | 691 |
| SAMSUN | 686 |
| BİLECİK | 666 |
| BOLU | 659 |
| ANTALYA | 644 |
| UŞAK | 639 |
| KIRKLARELİ | 638 |
| ISPARTA | 634 |
| MERSİN | 632 |
| BARTIN | 632 |
| TEKİRDAĞ | 630 |
| TOKAT | 626 |
| KONYA | 623 |
| SİNOP | 622 |
| SAKARYA | 615 |
| KARABÜK | 614 |
| KÜTAHYA | 597 |
| MALATYA | 597 |
| KASTAMONU | 570 |
| SİVAS | 562 |
| KİLİS | 560 |
| GAZİANTEP | 558 |
| DİYARBAKIR | 555 |
| TUNCELİ | 542 |
| RİZE | 541 |
| ARDAHAN | 539 |
| GİRESUN | 512 |
| OSMANİYE | 506 |
| KIRŞEHİR | 502 |
| BAYBURT | 499 |
| DÜZCE | 492 |
| ERZİNCAN | 491 |
| YALOVA | 488 |
| BİTLİS | 485 |
| ERZURUM | 471 |
| SİİRT | 469 |
| Ş.URFA | 465 |
| KARAMAN | 464 |
| ÇORUM | 463 |
| AMASYA | 460 |
| ELAZIĞ | 457 |
| ADIYAMAN | 453 |
| GÜMÜŞHANE | 445 |
| BURDUR | 423 |
| ARTVİN | 405 |
| NİĞDE | 396 |
| KARS | 392 |
| BİNGÖL | 375 |
| VAN | 361 |
| KIRIKKALE | 360 |
| ÇANKIRI | 360 |
| NEVŞEHİR | 349 |
| AKSARAY | 310 |
| IĞDIR | 307 |
| HAKKARİ | 300 |
| BATMAN | 284 |
| YOZGAT | 283 |
| MUŞ | 258 |
| AĞRI | 187 |
| MARDİN | 175 |
| ŞIRNAK | 63 |
Kaynak: Hürriyet
11 Mayıs 2008 Pazar Comments Off
NASA’nın geçen Ağustos’ta fırlattığı yeni Mars fatihi Phoenix (Anka Kuşu) uzay aracı, her şey yolunda giderse 25 Mayıs’ta Kızıl Gezegen’in kuzey kutbu yakınlarına inecek.
NASA’nın Pasadena’daki Jet Motorları Laboratuvarından Phoenix projesi direktörü Barry Goldstein, uzay aracının şimdiye dek sorunsuz gittiğini, ancak inişin ne kadar yumuşak olacağını düşününce endişelendiklerini ve heyecanlandıklarını söyledi.
Nisan başında güzergahını bir miktar değiştiren Phoenix’in 10 Mayıs’tan başlayarak üç cumartesi arka arkaya roketlerini ateşleyeceğini belirten Goldstein, uzay aracının çok düzgün ilerlediğini, bu nedenle belki manevralardan birine gerek kalmayacağını kaydetti.
Mars’a son inen NASA’nın ikiz robotları Spirit ve Opportunity ile kaybolan İngiliz uzay aracı Beagle 2’nin tersine Phoenix, Kızıl Gezegen’in yüzeyine inişini yumuşatmak için hava yastığı kullanmayacak. Phoenix, bunun yerine son ana kadar yumuşak iniş için motorlarını kullanarak, bir ilki yerine getirmeye çalışacak.
NASA’nın Mars’ta su arayış stratejisi son yıllarda sıra dışı keşifler yapmasını sağlarken, Phoenix, ilk kez Mars toprağında buz halinde olduğu tahmin edilen suya dokunarak ve analiz ederek Mars keşif stratejisini tamamlamayı amaçlıyor.
ZOR KOŞULLARDA GÖREV
Sıvı haldeki suyun, toprağın kimyasını ve mineral yapısını nasıl değiştirdiğini ölçerek Kızıl Gezegen’in kuzey kutbundaki buzun tarihini inceleyecek Phoenix aracı, ayrıca Mars kutup çevresinin ilkel mikroplar için uygun bir yaşam alanı olup olmadığını görme olanağı sağlayacak.
İki güneş paneli açıldığında 5 metre genişliğe ulaşan ve 1,52 metre uzunluğu bulunan Phoenix uzay aracının, 10 cm kadar derinlikte bulunduğu tahmin edilen buz tabakasına ulaşabilmesi için toprağı kazacak 2,34 metre uzunluğunda bir robot kolu bulunuyor. Uzay aracının gönderdiği fotoğraflar arasında bu robot kolun da görüntüleri bulunuyor.
Bu kola eklenen bir kamera ile bir sonda, toprağı ve bulduğu buzu inceleyecek Phoenix’in, Mars atmosferinde asılı su ve tozu lazerle ölçecek meteorolojik ölçüm araçları da bu misyon sırasında 3 ay süreyle hava durumunu gözleyecek.
NASA’nın düz ve kayalık olmayan bir araziye indirmeyi planladığı Phoenix, görevini sıfırın altında 73 ila sıfırın altında 33 santigrat derecede yapacak.
Mars atmosferine giriş hızını azaltmak için önceki uzay araçları gibi bir termik kalkan kullanacak ve hızını sonrasında saatte 210 kilometreye düşürmek için bir süpersonik paraşüt açacak uzay aracı, daha sonra üç ayağı üzerine yumuşak iniş yapmak için retro-füzelerini ateşleyecek.
Toplam 8 ay sürecek yolculuktan sonra Kızıl Gezegen’e ulaşması planlanan uzay aracı, NASA için Arizona Üniversitesinin Lockheed Martin şirketi, Jet Motorları Laboratuvarı ve Kanada Uzay Ajansıyla yaptığı işbirliğiyle üretildi.
Şu ana ve geçmişe ait olası yaşam belirtilerinin yanı sıra Mars’a yapılacak bir insanlı uçuş için gerekli ortamı inceleyecek Phoenix’in fırlatılmasını da içeren bu programın maliyetinin 400 milyon doları aşacağı tahmin ediliyor.
Uzay aracı, Alman bilim adamlarının, “NASA’nın 30 yıl önce Mars’a gönderdiği iki Viking uzay aracının Kızıl Gezegen’de mikro organizmaların varlığını keşfedebileceği, ancak bunları bilmeden öldürdüğü” yolundaki iddiaların incelenmesi açısından da bir şans olarak görülüyor.
Gezegenin yörüngesinde araştırma yapan Mars Odyssey aracı, 2002 yılında kuzey kutbunda buzulların bulunduğu bir bölge tespit etmişti.
Bilim adamları, Phoenix’in Kızıl Gezegen’in jeolojik tarihiyle ilgili önemli ipuçları elde etmesini bekliyor. Uzay aracının birinci hedefi buzun içinde mikropların yaşayıp yaşamadığını bulmak olacak.
Phoenix, NASA’nın düşük bütçeli uzun dönem sürdürülebilir uzay araştırmaları planının bir parçası. NASA, insanlı uzay üsleri kurmadan önce, karşılanabilir bütçelerle desteklenen araştırmalar yaparak, astronotları öncül araştırma yükünden kurtarmak istiyor.
Phoenix, daha önce 2001 yılında Mars Surveyor programının bir parçası olarak uzaya gidecekti, fakat bu program, Mars Polar Lander’ın 1999 yılında Mars yüzeyine çakılmasının ardından geçici olarak durdurulmuştu.
Polar Lander, Mars’ın güney kutbuna ineceği sırada motoru erken kapanmış ve araç dengesini yitirerek düşmüştü.
Phoenix, o günden beri NASA’nın uçak yapım işlerini yürüten Lockheed Martin’in deposunda bekletiliyordu.
Şu anki teknolojik koşullarla zor olan Mars’a uzay aracı gönderme işine kalkışan ABD, Rusya, Avrupa ve Japonya tarafından şimdiye dek fırlatılan 35 uzay aracının üçte ikisi başarısız oldu.
Kaynak: AA
11 Mayıs 2008 Pazar Comments Off
Uluslararası Kızılhaç Teşkilatı, kasırga felaketinin yaşandığı Myanmar’a yardım taşıyan bir geminin battığını açıkladı.
YANGON - Teşkilatın açıklamasında, bin dolayında felaketzedeye yardım taşıyan geminin Yangon ile Mawlamyinegyun arasında suda yüzen bir ağaç gövdesine çarparak battığı belirtildi.
Sözcü Michael Annear, kazanın, zaten çok yavaş yürütülebilen yardım çalışmalarına büyük bir darbe indirdiğini söyledi.
Gemideki mürettebatla Kızılhaç çalışanlarının kurtarıldığı kaydedildi.
RESMİ VERİLERE GÖRE ÖLÜ SAYISI 28 BİN 458
Myanmar devlet televizyonu, ülkeyi geçen hafta vuran Nergis kasırgasının 28 bin 458 kişinin ölümüne yol açtığını duyurdu.
Kanal, kayıp kişi sayısının 33 bin 416 olduğunu belirtirken, BM tarafından yapılan açıklamada bu rakam 220 bin olarak gösterildi.
BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisinin hazırladığı raporda, kasırgadan yaklaşık 2 milyon kişinin etkilenmiş olabileceği ve ölü sayısının 101 bine çıkabileceği belirtildi.
Kaynak: NTV
11 Mayıs 2008 Pazar Comments Off
Çin’in finans ve ticaret merkezi Şanghay’ı sanayi ve liman şehri Ningbo’ya bağlayan 36 kilometre uzunluğundaki köprü 11.8 milyar yüene (1.7 milyar ABD Doları) mal oldu.
PEKİN - Şinhua haber ajansının bildirdiğine göre, böylece iki şehir arasındaki ulaşım süresi 4 saatten iki buçuk saate indi. 32 kilometresi deniz üstünde bulunan ve Hangcou körfezini geçen köprünün yapımına Kasım 2003’te başlanmıştı.
Dünyanın dördüncü büyük ekonomisi durumundaki Çin’in ekonomik büyümesinde Yangzte Nehri Deltası’nın büyük payı bulunuyor. Şanghay şehriyle Zhejiang ve Jiangsu eyaletlerini kapsayan yaklaşık 100 bin kilometrekarelik bölgede 72.4 milyon kişi yaşıyor.
Kaynak: Ntvmsnbc
9 Mayıs 2008 Cuma Comments Off
Geniş bant internet erişimi konusunda yayınlanan bir araştırmaya göre, internet erişim miktarımız iyi gibi görünse de geniş bantta sınıfta kalıyoruz.
Amerikan ITIF (Bilgi Teknolojileri ve Yenileşim Vakfı) vakfı tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’nin, gelişmiş Avrupa ve dünya ülkelerine oranla geniş bant internetteki durumunun pek iç açıcı olmadığını söyleyebiliriz. Tabii ki aşağıdaki tabloda kalkınmış ülkelerle kendimizi kıyasladığımızı belirtmemiz gerekir.
Bu tabloyu, hedeflediğimiz yerlerden ne kadar uzakta olduğumuzu gösteren ve bizi kamçılayan bir tablo olarak düşünmenizi isteriz.
Bahsettiğimiz Tablo
Bilgiler sırasıyla; sıralama, ülke, hane başına geniş bant aboneliği oranı, ortalama geniş bant erişim miktarı (indirme hızı) ve Megabit başına USD cinsinden fiyat.
Durum Değerlendirmesi
Buradaki sıralamalar genel bir puan ortalamasına göre yapılmış durumda ve değerlendirmeye alınan şey fiyatlar, kişi başına düşen abonelik miktarları ve sunulan ortalama hız.
Bu durumda, ülkemizdeki fiyatların kötü olmadığını bile düşünsek fiyat karşılığı alınan hizmet miktarının (bant genişliğinin) azlığı sebebiyle bu sıralamada uzun süre yukarılara çıkmamız mümkün görünmüyor.
Kaynak: Shiftdelete.net
7 Mayıs 2008 Çarşamba Comments Off
HOLDİNGLERİ BİLE SOLLADI
Atatürk Üniversitesi 200 milyonluk geliri ve 5 bin çalışanı ile büyük şirketleri aratmıyor.
Türkiye’nin birçok üniversitesi kaynak yetersizliğinden yakınırken, özel bir şirket gibi çalışan Anadolu Üniversitesi yıllık gelirinin yüzde 52’sini geliştirdiği projelerden kazanıyor. Referans Gazetesi’nden Ceyda Çağlayan’ın haberine göre Anadolu Üniversitesi uyguladığı "girişimci üniversite" modeli ile holdinglere taş çıkartıyor. Otomotivden seramiğe, havayolundan perakendeye kadar birçok sektörden şirkete projeler geliştiren, işbirliği anlaşmaları imzalayan üniversite 200 milyon YTL’lik yıllık geliri ve 5 bin çalışanı ile büyük şirketleri aratmıyor. Üniversite yıllık geliri ile ETİ’den sonra Eskişehir’in en büyük ikinci şirketi konumunda.
Birçok devlet üniversitesi bütçe ve kaynak yetersizliğinden şikayet ederken Anadolu Üniversitesi, yıllık gelirinin yüzde 52’sini geliştirdiği projelerden kazanıyor. Bu başarısı ona üniversiteler arasında kendi kaynaklarını yaratma bakımından Türkiye birinciliğini getirdi.
Uzun yıllar sanayi deneyimi bulunan ve TOBB’da sektör kurulu başkanlığı da yapmış olan Anadolu Üniversitesi Rektörü Fevzi Sürmeli, "Biz devlet üniversiteyiz. Kimse bizi ‘oturun bunları yapın’ diye zorlamıyor. Ama proje yaratıyoruz. Dünyada havaalanı işletme ruhsatı alan ilk ve tek üniversiteyiz" diyor. Sürmeli’nin en büyük iddiası üniversite-sanayi işbirliğinde bir numara olmak.
‘Girişimci üniversite’ modeli
Türkiye’de 50′nci kuruluş yılını kutlayan Anadolu Üniversitesi yarattığı özel sektör odaklı modelle batıdaki "girişimci üniversite" modelinin de Türkiye’deki en başarılı uygulayıcısı oldu. Devletin tahsis ettiği ödeneklerin yetersizliği karşısında gelir kaynaklarını çeşitlendirme arayışına giren üniversite ABD, İsviçre, Kanada ve İngiltere başta olmak üzere özellikle batının önde gelen üniversitelerinin uyguladığı proje odaklı sistemi örnek aldı. Proje odaklı üniversite-özel sektör işbirliği sayesinde örneğin sadece Harvard ve Columbia gibi üniversitelerin yıllık bütçesi 1 milyar doları geçiyor.
204 milyon YTL’lik üniversite bütçesinin sadece yüzde 48′inin devlet ödeneği, geri kalan yüzde 52’sinin kendi geliştirdikleri projelerden elde edildiğini söyleyen Anadolu Üniversitesi Rektörü Fevzi Sürmeli, "Bütçe büyüklüğünde üniversiteler arasında 9′uncu sıradayız. Ama kendi kaynaklarını yaratma bakımından birinciyiz. Kimi üniversitede bu oran sıfır" dedi. Anadolu Üniversitesi’ni sadece öğrencilere eğitim vermediğini, özel sektör ve kamu kuruluşlarına da hizmet üreten bir anlayışta olduğunu ifade eden Sürmeli, "Biz çalışan bir üniversiteyiz. Kaynaklarımızı da ürettiğimiz bu projeler oluşturuyor. Devlet üniversitesi olmamıza rağmen gitmediğimiz fuar, katılmadığımız tanıtım kalmadı" diye konuştu.
Sanayicinin ihtiyacını gözetiyoruz
Dünya akademik çevrelerinde son yapılan araştırmaya göre Anadolu Üniversitesi’nin 15 bin üniversite arasında bin 67′nci, ODTÜ ve Boğaziçi’nin ise 400′üncü sıralarda olduğunu ifade eden Sürmeli, Oxford, Cambridge gibi üniversitelerin bütçeleriyle karşılaştırıldığında bunun normal olduğunu söyledi. Türk üniversitelerinin dünyada ilk 500 içine girememesinin en büyük nedeninin zayıf mali yapıları olduğunu vurgulayan Sürmeli, "Bu nedenle Türk üniversiteleri kendilerine gelir getirici yeni kaynaklar yaratmak zorunda. Biz de bu doğrultuda sanayicinin, özel sektörün, hatta kamu kurumlarının ihtiyaçlarını gözeterek gelir yaratıcı projelere yoğunlaştık" dedi. Üniversitelerin yüz milyonlarca YTL’yi yöneten kurumlar olduğunu, bu nedenle tıpkı bir işletme mantığıyla yönetilmeleri gerektiğini ifade eden Sürmeli, reel sektörde nerede bir açık, ihtiyaç hissediliyorsa bunu bir fırsat olarak algılayıp oraya yöneldiklerini belirtiyor.
Diğer yandan verdikleri hizmetlere sadece gelir gözüyle bakmadıklarını vurgulayan Sürmeli hayata geçirdikleri Yunus Emre Yeni Nesil Öğrenme Portalı ile isteyen herkesin üniversitenin uzaktan eğitim derslerine ücretsiz erişebildiğini söyledi. Sürmeli, bankacılık, dış ticaret, gümrük, ekonomi, muhasebe, çocuk gelişimi, işletme, kamu yönetimi gibi 149 dersin elektronik ortamdan erişilebilir hale getirildiğini, yakında ders sayısının 234′e çıkacağını söyledi.
Seramik şirketine ortak oldu
Rektör Fevzi Sürmeli’ye göre, üniversitelerin önündeki bürokratik engeller de istenildiği takdirde aşılabiliyor. Bunun son örneği ise, üniversiteye kaynak yaratmak üzere özel sektörle birlikte ortak kurdukları Anadolu Teknoloji Araştırma Şirketi. Hukuki olarak üniversitelerin şirket kurmasının yasak olduğunu ifade eden Sürmeli, "Şirket kuramıyorlar ancak ancak bağış kabul edebiliyorlar. Güzel bir projemiz vardı, özel şirketlere gidip anlattık. Eczacıbaşı, Kale Seramik, Kütahya Porselen ve Hitit Seramik bir şirket kurdular. Sonra herbiri hisselerinin yarısını üniversitemize bağışladı. Böylece kurduğumuz anonim şirkette üniversitenin yüzde 50, diğer şirketlerin de toplam yüzde 50 payı oldu" dedi. Şirketin seramik sektöründeki firmalara Ar-Ge ve danışmanlık hizmeti vereceğini belirten Sürmeli, sırada ise sanayiciler ve Eskişehir OSB ile mobilya ve modaya yönelik hayata geçirilecek yeni şirketlerin bulunduğuna işaret etti.
Havaalanı ruhsatı dünyada tek
En büyük gelir kaynaklarından birini ise havacılık sektörüne yönelik geliştirdikleri projelerin oluşturduğunu söyleyen Sürmeli, dünyada havalanı işletme ruhsatı alan ilk üniversite olduklarına işaret etti. Sürmeli, "Eskişehir’de 380 tane ticari işletmenin fabrikası var. Bu ihtiyacı görüp özel uçakla gelecek işadamlarına hizmet vermeye başladık" dedi. Brüksel Havayolları ile de bir anlaşma imzaladıklarını ifade eden Sürmeli, haftada bir gün Eskişehir’e sefer düzenleyen şirketle gidilen anlaşma sayesinde yıllık 100 bin YTL gelir yarattıklarını vurguladı. THY’nin de ücret karşılığı Eskişehir seferlerinde burayı kullandığını ifade eden Sürmeli, yakında Eskişehir seferlerine başlayacak Pegasus ile de anlaşma imzalamak üzere olduklarını söyledi. Bir diğer önemli gelir kaynaklarının da özel sektöre eleman yetiştirmek olduğunu ifade eden Sürmeli, bunların başında THY’ye verdikleri pilot yetiştirme hizmeti olduğunu belirtti. Sürmeli, yetiştirdikleri pilot başına 40 bin euro gelir elde ettiklerini vurguladı.
Ford ve Migros çalışanlarını eğitti
Teknolojik altyapıyı geliştirerek büyük şirketler ve KOBİ’lere online şirketiçi eğitim vermeye başladıklarını ifade eden Sürmeli, oluşturdukları özel programlarla Ford Otosan’ın 81 ildeki bayilerine, Migros’un da çeşitli kademelerdeki elemanlarına farklı konu başlıklarında eğitim verdiklerini söyledi. Belli maliyetle kurdukları teknolojik altyapıyı küçük değişiklikler yaparak sürekli gelir yaratan bir sisteme dönüştürdüklerini ifade eden Sürmeli, bu sayede Adalet, İçişleri ve Milli Eğitim bakanlıklarına da ücret karşılığı e-sertifika projeleri geliştirdiklerini söyledi. Sürmeli şimdi de KOSGEB ile işbirliğine giderek KOBİ’lere yönelik bir e-sertifika programı hazırladıklarını söyledi. Sürmeli, son olarak yurtdışında yaşayan ancak iyi Türkçe bilmeyen üçüncü kuşak Türklere yönelik e-sertifika programı başlattıklarını, bundan da önemli bir gelir elde edeceklerini vurguladı.
Öğrencilerin kurduğu şirketi 120 milyon dolara sattılar
Üniversite bütçelerinin milyar dolarları bulduğu ABD, Kanada, İsviçre gibi ülkelerde üniversite gelirlerinin en büyük kalemini özel sektöre üretilen projeler oluşturuyor. Örneğin Siemens, Motorola, Lafarge, Nestle, L’Oreal ve Roche gibi dünya devlerine proje üreten İsviçre’deki Lozan Federal Teknoloji Enstitüsü (EPFL) bünyesinde öğrencilerin kurduğu ve obezite hastalarına yönelik mide kelepçesi üreten şirket özel sektöre 120 milyon dolara satıldı. Öğrencilerin laboratuarda geliştirdiği ilk bilgisayar mouse’nu da Logitech firması ile işbirliğine giderek piyasaya süren üniversite, 500 milyon adet satarak milyonlarca dolar gelir elde etmişti.
Anadolu Üniversitesi uyguladığı "girişimci üniversite" modeli ile holdinglere taş çıkartıyor. Türkiye’nin birçok üniversitesi kaynak yetersizliğinden …
( KB)
KAYNAK: HABERTURK
4 Mayıs 2008 Pazar Comments Off