Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Kategori : 'Dünya'

Taşın Bıraktığı İz…

19 Mayıs 2008 Pazartesi Comments Off

Genç bir yönetici, yeni jaguarı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar gecen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş çarptı.

Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti. Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı. Bunu yaparken de bağırıyordu:

- "Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor? O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o taşın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir sürü para ödemek zorunda kalacağım. Neden yaptın bunu?"

Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi.

- “Lütfen, amca, lütfen kızmayın Ben çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim, bilemedim. Taşı attım çünkü işaret etmeme rağmen diğer arabalar durmadı.”

Çocuk gözlerinden süzülen yasları elinin tersiyle silerek park etmiş bir aracın arkasına işaret etti.

- “Abim orada. Yokuştan yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü ve ben onu kaldıramıyorum.”

Çocuğun simdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu;

- Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardim edebilirimsiniz? Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır.

Ne diyeceğini bilemez halde, genç yönetici boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı. Yerde yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp, çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı. Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan genç adam, abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı. Jaguar marka arabasına geri dönüşü yavaş yavaş oldu ve yol ona çok uzun geldi. Arabanın yan kapısında taşın bıraktığı iz çok derin ve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiçbir zaman tamir ettirmedi. Oradaki izi, su mesajı hiç unutmamak için sakladı:

“Hiçbir zaman yasamın içinden, seni durdurmak ve dikkatini çekmek için birilerinin taş atmasına mecbur kalacağı kadar hızlı geçme. Allah ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur. Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa, bize taş fırlatmak zorunda kalır. Fısıltıyı dinle veya taşı bekle.”

Kaynak: Alıntıdır

Saygılar

Selami UZAYIR

Tepki Tepki Üstüne

19 Mayıs 2008 Pazartesi Comments Off

3 yıl önce bir kağıtta okuduğum ve sakladığım mizah ile tepkiyi anlatan bu güzel yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum…

 

Tepkisiz milletiz vesselam. Mısır’da, Afrika’nın adı sanı duyulmamış diyarlarında bile en ufak şeyde ahali tepkisini kitleler halinde dile getiriyor ama nacip milletimiz el ân sessizliğini koruyor. İsmail Küçük kardeş bir tepkiler manzumesi göndermiş:

Klasik Tepki: Sıraya geç kardeşim

Neoklasik: Şeker kardeşim sıraya geçiver

Realist: Sıra var

Sürrealist: Sallandıracaksın bunlardan ikisini Kızılay’da bak bir daha yapabiliyorlar mı?

Romantik: Beyefendi galiba sırayı görmediniz

Naturalist: Sırana geç

Modern: Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa’da…

Post-Modern: Sırana geç lan hörgüç

Uzlaşımcı: Acelesi olmasa öne geçmezdi; üzmeyin garibi

Devrimci: Alt yapı sorunları çözülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek

Kaderci: İki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür

Kuşkucu: Ön ve arka kavramları görecelidir. O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir

Kant’çı: Algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa, adam yok olur.

Kötümser varoluşçu: Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adam da ölecek

İyimser varoluşçu: Sıkmayın canınızı, şu anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor.

Hümanist: İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince, aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz.

 

 

Derdini Gördüm, Derdime İmrendim…

10 Mayıs 2008 Cumartesi Comments Off

1.jpg

2.jpg

3.jpg

4.jpg

5.jpg

DERDİMİ DİNLEDİM,     DERDİMDEN İĞRENDİM

ONUN DERDİNİ GÖRDÜM,      DERDİME İMRENDİM

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.