Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Kategori : 'Aşk'

Kırık Kanepe (Gerçek bir sevgi hikayesi)

16 Haziran 2008 Pazartesi Comments Off

saglamtarafye3.png

Mut"un bir dağ köyünde dostlarla birlikte gezerken yaşlı bir karı-kocayı gördüm. Baktım, bir kanepenin üzerinde oturuyorlar. İyice yaklaştığımda; tezekten yapılmış evlerinin bahçesinde oturdukları kanepenin bir tarafının tamamen kırık olduğunu, kanepenin sağlam tarafına yanaşarak oturduklarını ve sohbet ettiklerini anladım. Yüzlerinde bir tebessüm vardı. Kanepenin bir tarafı tamamen kırılmıştı. Evin halinden ve karı-kocanın kılık kıyafetinden maddi durumlarının hiç iyi olmadığı ve yeni bir kanepe alacak güçlerinin olmadığı hemen anlaşılıyordu. Selamlaştıktan sonra, "Kanepe kırılmış!" dedim. Yaşlı adam büyük bir bilgelikle cevap verdi; "Biz de sağlam tarafına oturuyoruz.. Yetiyor bize!" Kadın da tamamladı;He ya, yetiyor bize! Bak ne güzel oturuyoruz!" Sevdiğimin elini daha sıkı sıkı tuttum. Öyle ya, aşk " bu kanepe neden kırık, neden yeni bir kanepe almıyoruz?" diye dırdır etmek, şikayet cümleleri kurmak yerine "kanepenin sağlam tarafını paylaşmak" değil midir?

Kaynak: Tahir Özgür

Babam Gitmesin (Benim İçimi Parçaladı)

19 Mayıs 2008 Pazartesi Comments Off

Mutluluğun Kaynağı Nedir?

19 Mayıs 2008 Pazartesi Comments Off

swscan00028.JPG

Beklentisi az olan insanlar daha fazla mutludurlar

Beklentisi fazla olan insanlar daha az mutlu olurlar…

Hipotezlerimizi kurduk. Günün hipotezinin doğruluğunu nasıl ispatlayabiliriz. Biraz düşünmek gerekiyor sanırım. İlk kategorimiz aşk olduğu için şu sekilde anlatalım

Sevdiğimiz bir insandan, beklediğimiz ilgiden azını görmemiz halinde ne olacaktır?

Peki ya beklediğimiz insana beklediği ilgiden fazlasını gösterirsek…

Beklediğimizden fazlasını alırsak…

Beklenilenden azını verirsek…

 

Bu durumda mutluluğun kaynağı nedir?

 

Selami UZAYIR

8 Bin Yıllık Aşkın Fotoğrafı

11 Mayıs 2008 Pazar Comments Off

8-bin-yyllyk-athk.JPG

Diyarbakır Bismil’de yapılan kazılarda, 8 bin yıl öncesine ait sevgili oldukları tahmin edilen birbirine sarılı kadın ve erkeğin mezarı bulundu. Buluntular, arkeologları şaşırttı….

Diyarbakır’ın Bismil ilçesindeki Hakemi Use Kazısı’nda günümüzden 8 bin yıl öncesine ait, birbirine sarılı kadın ve erkeğin olduğu ve sevgili oldukları belirtilen bir çiftin mezarı bulundu. Kazıda Neolotik (Yeni Taş Çağı) döneme ait mezarda birbirine sarılı ve sevgili oldukları değerlendirilen kadın ve erkek iskeletlerinin bulunduğu mezarın bulunması heyecan yarattı.

Bu mezarın geçen yıl İtalya’nın kuzeyinde Verona şehri yakınlarındaki Mantua kazısında gün ışığına çıkartılan ve MÖ 5000′lere tarihlendirilen bir erkek ve bir kadının gömülü olduğu mezardan yaklaşık bin yıl daha eski olduğu bildirildi. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Halil Tekin, kazı bölgesinde köy topluluğunun önemli bir evresini tespit ettiklerini hatırlattı.

Tekin, şunları söyledi: Henüz çalışmalar tamamlanmasa da otuzlu yaşlarda bir erkek ve yirmili yaşlarda bir kadın, yan yana gömülmüş ve gömme şekillerinden aynı zamanda öldüklerini anlıyoruz. Bireylerin gerçek yaşları ve ölüm nedenleri, geçirdikleri hastalıklar veya ölüm nedenleri araştırmalar sonunda belli olacak.

Kaynak: Takvim

İlişkinin Büyüsünü Sürdürmek İçin…

7 Mayıs 2008 Çarşamba Comments Off

 

Zamanın ilişkinizi de yaşlandırmasını ve yıpratmasını engellemek istiyorsanız, aşağıda uygulamanız çok da zor olmayan öneriler var. Bunları yapın ve ilişkiniz heyecanını, tadını uzun yıllar boyu kaybetmesin.

res305m2nj6.jpg

"Seni seviyorum" deyin.

Ona sarılın.

Ufak sevgi sözleri yazıp sağına soluna bırakın.

Bir "merhaba" demek için iş yerini arayın.

Onunla yürüyüşe çıkın.

Hatalarınızı kabul edin.

Hobileriyle ilgilenin.

Şikayet etmek yerine, yapacak bir şeyler önerin.

Konuşurken gözlerinin içine bakın.

Ona çiçek gönderin (erkeklere de!).

Yaptığı güzel şeyler için onu takdir edin.

Yardımınızı önerin.

Size bir şeyi nasıl yapacağınızı göstermesini isteyin.

Onun için şiir yazın.

Cinsellikle ilgili görüşlerine saygı duyun.

Hafta sonu tatiline çıkın.

Birlikte neler yapmak istediğinizi hayal edin.

Onunla, yapmak istediklerinizi yapın.

Mum ışığında bir yemek hazırlayın.

Birlikte eski fotoğraflarınıza bakın.

Kahvaltısını yatağına götürün.

Piknik yapın.

Ona kart gönderin.

Beklemediği zamanlarda hediyeler alın.

Sevdiği yemekleri yapın.

Sevdiğiniz şarkılardan bir CD yapın.

Fikrini sorun.

Ne hissettiğini sorun.

En çok sevdiği televizyon programını onunla beraber seyredin.

Güneşin batışını birlikte seyredin.

Birlikte oyun oynayın.

Onun istediği bir filme gidin.

Hepsi Ödenmiştir! Annelere ithafen

7 Mayıs 2008 Çarşamba Comments Off

 Küçük oğlu sessizce annesinin yanına geldi ve ona elindeki kağıdı uzattı.

anne.jpg

 


Annesi ellerini önlüğü ile kuruladıktan sonra kağıdı okumaya başladı;

Çimleri biçtiğim için 5 ytl
Odamı temizlediğim için 1 ytl
Alışverişe gittiğim için 50 ykr
Küçük kardeşime baktığım için 25 ykr
Çöpü attığım için 1 ytl
İyi bir karne getirdiğim için 5 ytl
Bahçeyi temizlediğim için 2 ytl

Toplam borç 15 ytl, 75 ykr

Anne, umutla kendisine bakan oğulun elinden kağıdı aldı
ve kağıdın arka yüzüne şunları yazdı;

Seni 9 ay karnımda taşıdım  BEDAVA
Hasta olduğunda başında bekledim, elimden geleni yaptım,
senin için dua ettim  BEDAVA
Yıllar boyu değişik nedenlerle senin için gözyaşı döktüm  BEDAVA
Senin için geceler kaygı duyup, uykusuz kaldım  BEDAVA
Oyuncaklarını topladım, yemeğini hazırladım
giysilerini yıkadım, ütüledim  BEDAVA YAVRUM

bunların hepsini topladığın zaman
gerçek sevginin bedelinin olmadığını görürsün,
bedavadır çünkü…

Oğul annenin yazdıklarını okuyunca gözleri doldu.

Annesine baktı, "Anneciğim seni gerçekten çok seviyorum" dedi
ve kalemi alarak kağıda,
"HEPSİ ÖDENMİŞTİR" yazdı.

ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN…

Duygu Yüklü Bir Hikaye - Şimdi bir saatini alabilir miyim babacım?

5 Mayıs 2008 Pazartesi Comments Off

 

 

baba-odhul.jpg

Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki çocuğunu kapının önünde beklerken buldu.

Çocuk babasına, - "Baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun" diye sordu…

Zaten yorgun gelen adam, "Bu senin işin değil" diye cevap verdi.

Bunun üzerine çocuk "Babacım lütfen, bilmek istiyorum" diye üsteledi.

Adam : - "İllâ da bilmek istiyorsan 20 milyon" diye cevap verdi.

Bunun üzerine çocuk "Peki bana 10 milyon borç verir misin" diye sordu.

Adam iyice sinirlenip, "Benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi, derhal odana git ve kapını kapat" dedi.

Çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı.

Adam sinirli sinirli: - "Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder." diye düşündü.

Aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşti ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşündü, "Belki de gerçekten lazımdı"…

Yukarı çocuğunun odasına çıktı ve kapıyı açtı…

Yatağında olan çocuğa, "Uyuyor musun" diye sordu. Çocuk "Hayır" diye cevap verdi…

- "Al bakalım, istediğin 10 milyon. Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm. Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim" dedi…

Çocuk sevinçle haykırdı, "Teşekkürler babacığım"…

Hemen yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkardı. Adamın suratına baktı ve yavaşça paraları saydı.

Bunu gören adam iyice sinirlenerek, "Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun?…

Çocuk : - "Param vardı ama yeterince yoktu " dedi ve yüzünde mahcup bir gülücükle paraları babasına uzattı;

- "İşte 20 milyon…

- "Şimdi bir saatini alabilir miyim babacım?…"

  

 

Hayatınızı zehir etmek de mutlu kılmak da size bağlı

1 Mayıs 2008 Perşembe Comments Off

penguen

Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız, kahve fincanına çarpıyor ve bir fincan kahveyi gömleğinizin üzerine döküyor.

Biraz önce olan olay üzerinde hiçbir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise, sizin davranışlarınıza göre belirlenecek:

Lanet ediyorsunuz. Kahveyi üzerinize döktüğü için, kaba bir şekilde kızınızı azarlıyorsunuz. Kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor. Kızınızı azarladıktan sonra, eşinize dönüyor ve kahve fincanını masanın kenarına çok yakın koyduğu için eleştiriyorsunuz. Bunu kısa bir tartışma takip ediyor.

Öfkeyle üst kata çıkıyor ve gömleğinizi değiştiriyorsunuz. Aşağıya indiğinizde kızınızı, ağlamaktan dolayı kahvaltısını bitirememiş ve okul için hazırlanmamış bir halde buluyorsunuz. Kızınız otobüsü kaçırıyor.

Eşinizin işe gitmek için hemen çıkması gerekiyor. Aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve kızınızı okula bırakmak üzere hareket ediyorsunuz. Geç kaldığınız için hız sınırlamasını aşıyorsunuz. 15 dakikalık gecikmeden ve hız limitini aştığınız için, ödediğiniz "ağır para cezası"ndan sonra okula ulaşıyorsunuz.

Kızınız size "Hoşça kal" demeden binaya koşuyor. Ofise 20 dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak çantasını evde unutmuş olduğunuzu anlıyorsunuz.

Gününüz korkunç bir şekilde başladı! Devam ettikçe daha da kötüleşiyor sanıyorsunuz. Eve gitmeyi dört gözle bekliyorsunuz. Eve ulaştığınızda, eşiniz ve kızınızla olan ilişkilerinizdeki tersliği görüyorsunuz.

Neden? Sabahleyin nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak! Neden kötü bir gün geçirdiniz?

a-kahve sebep oldu

b-kızınız sebep oldu

c-polis sebep oldu

d-siz sebep oldunuz

Cevap "D" şıkkı. Kahvenin dökülmesinde sizin bir kontrolünüz yoktu. Sizin gününüzün kötü geçmesinde o 5 saniye içindeki davranışlarınız sebep oldu. Olabilecek ve olması gereken şöyleydi:

Üzerinize kahve döküldü. Kızınız ağlamak üzere. Siz nazikçe "Tamam tatlım, bir dahaki sefere biraz daha dikkatli olman gerek" diyorsunuz.

Havluyu kaptığınız gibi üst kata çıkıyorsunuz. Gömleğinizi değiştirip, evrak çantasını aldıktan sonra aşağıya iniyorsunuz ve aynı anda pencereden kızınızın otobüse bindiğini görüyorsunuz. Kızınız geri dönüp el sallıyor. Siz ve eşiniz işe gitmek için, birlikte çıkmadan önce, öpüşerek vedalaşıyorsunuz.

İşe 5 dakika önce geliyorsunuz ve çalışma arkadaşlarınıza neşeli bir şekile selam veriyorsunuz. Patronunuz ne kadar güzel bir günde olduğunuz hakkında konuşuyor.

Farka bakın! 2 farklı senaryo. İkisi de aynı başladı ama ikisi de farklı bitti.

Neden?

Can Aksın

Sevgi

30 Nisan 2008 Çarşamba Comments Off

Zaman hızla akıp giderken, insanlar sevdiklerinin kıymetini biliyorlar mı?sevgi

İnsan dünyaya bir kere geliyor değil mi? Reenkarnasyona inanmıyorsanız evet…

Dünyadaki bütün serveti bir araya getirseniz bir saniye önceye dönebiliyor musunuz? Bugünün şartlarında hayır

Peki size soruyorum sevdiklerinize günde kaç kere sarılıyorsunuz? Hemen hemen hiç

O zaman durum vahim. Öldükten sonra sevdiğinize bağıra bağıra onu deliler gibi sevdiğinizi söyleseniz bir şey değişecek mi? Hayır

Örneğin anneniz, babanız, eşiniz, kardeşiniz, arkadaşınız sizin için ne kadar değerli, ona sarfetmeniz gereken kelimeleri sarf ediyor musunuz?

Her insanın güzel sözler duymaya, sevmeye sevilmeye ihtiyacı var değil mi?

Hiç düşündünüz mü? Hayata niçin geldiğinizi sorguladınız mı? Doğduğunuz ilk anda annenize neden bağlandığınızı? Niçin sevgi üzerine şiirler, romanlar yazıldığını, şarkılar söylediğini…

Hayatta iyi ve kötü kavramı var değil mi? Güzel ve çirkin gibi.

Peki olması gereken nedir yani siz hangi tarafta olmalısınız kendinizce

Yanınızdakinlere niçin sarılmıyorsunuz. Yarın bunun için çok geç olmayacağından emin misiniz?

Peki şimdi ne duruyorsunuz?

Onlar bunu hak etmiyor mu yoksa?

Yoksa siz de mi bir takım kötü insanlar yüzünden bütün insanlara karşı tavır takınanlardansınız?

SİZCE OLMASI GEREKEN NEDİR?

Yazar: Selami UZAYIR

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.