30 Nisan 2008 Çarşamba Comments Off

Adam; bir haftanın yorgunluğundan sonra, pazar sabahı kalktığında, bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapip, evde oturacağını düşündü.
Tam bunları düşünürken; oğlu koşarak geldi ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu. Baba oğluna sözvermişti; bu hafta sonu sinemaya götürecekti. Ama hiç dışarı çikmak istemediği için bir bahane bulması gerekiyordu.
Gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilisti.
Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna "eğer bu haritayı düzeltebilirsen, seni sinemaya götüreceğim"dedi.
Sonra düşündü "oh be kurtuldum. En iyi çoğrafya profosörünü bile getirseler, bu haritayı akşama kadar düzeltemezdi."
Aradan onbeş dakika geçtikten sonra; oğlu babasının yanına koşarak geldi. "Baba haritayı düzelttim. Artık sinemaya gidebiliriz.
Adam önce inanamadı ve haritayı görmek istedi. Gördüğünde hala hayretler içinde idi. Bunu nasıl yaptığını sordu. Çocuğun cevabı şu oldu:
"Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan resmi vardı.
İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ…"

30 Nisan 2008 Çarşamba Comments Off

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
Ataol BEHRAMOĞLU
30 Nisan 2008 Çarşamba Comments Off
Zaman hızla akıp giderken, insanlar sevdiklerinin kıymetini biliyorlar mı?
İnsan dünyaya bir kere geliyor değil mi? Reenkarnasyona inanmıyorsanız evet…
Dünyadaki bütün serveti bir araya getirseniz bir saniye önceye dönebiliyor musunuz? Bugünün şartlarında hayır
Peki size soruyorum sevdiklerinize günde kaç kere sarılıyorsunuz? Hemen hemen hiç
O zaman durum vahim. Öldükten sonra sevdiğinize bağıra bağıra onu deliler gibi sevdiğinizi söyleseniz bir şey değişecek mi? Hayır
Örneğin anneniz, babanız, eşiniz, kardeşiniz, arkadaşınız sizin için ne kadar değerli, ona sarfetmeniz gereken kelimeleri sarf ediyor musunuz?
Her insanın güzel sözler duymaya, sevmeye sevilmeye ihtiyacı var değil mi?
Hiç düşündünüz mü? Hayata niçin geldiğinizi sorguladınız mı? Doğduğunuz ilk anda annenize neden bağlandığınızı? Niçin sevgi üzerine şiirler, romanlar yazıldığını, şarkılar söylediğini…
Hayatta iyi ve kötü kavramı var değil mi? Güzel ve çirkin gibi.
Peki olması gereken nedir yani siz hangi tarafta olmalısınız kendinizce
Yanınızdakinlere niçin sarılmıyorsunuz. Yarın bunun için çok geç olmayacağından emin misiniz?
Peki şimdi ne duruyorsunuz?
Onlar bunu hak etmiyor mu yoksa?
Yoksa siz de mi bir takım kötü insanlar yüzünden bütün insanlara karşı tavır takınanlardansınız?
SİZCE OLMASI GEREKEN NEDİR?
Yazar: Selami UZAYIR