MEHMET AKİF ERSOY
25 Aralık 2007 Salı | Kategori Edebiyat | Etiketler : tarİh İhbar EtMEHMET AKİF ERSOY
Arkadaşlar Mehmet Akif Ersoy hakkında yazılacak o kadar çok konu var ki, anlata, anlata bitirilemez. Bazı hainlerin değil Türk Bayrağını asmadıkları gibi Milli Marşımızı bile ağızlarına almadıkları gibi neredeyse unutturmak için ellerinden geleni yapacaklar. Bizlere de bu hainlere karşı olarak her gün okuduğumuz Kurtuluş destanımız olan İstiklal Marşımız ve milli marşımızın şairi unutulmamalı, hatırlanmalı, mısra mısra örnek alınmalı. Ulusal Marşlar, milletlerin bağımsız ve özgür yaşamak istediklerinin bir ifadesidir. Her milletin ulusal marşı, o milletin tarihi gelişimini, ulusal benliğini ve kendine has özelliklerini gözler önüne serer. Bu bakımdan ulusal marş, o millet için bayrak kadar öneme sahip olan bir ulusal değerdir. İşte bu ulusal İstiklal Marşımızın ve Safahat adlı eserin büyük yazarı Mehmet AKİF ERSOY, vatanı ve milleti için yaşanmış bir ömrü ardında bırakarak 27 ARALIK 1936’da dünyaya gözlerini yuman büyük şairinin ölümünün 133’ncü. Yıldönümü dolayısıyla birçok yerde anılıyor. Ben de Tokat’ta gerçekten İstiklal Marşı’mıza ve yazarına biraz daha değer verilerek bilgi şöleni, konferans tertip edilsin ve dualarla anılsın diye beklerdim. Keşke bir Cuma günü adına Mevlüt okutulsun diye beklerdim, o gün Akif için Camilerde hutbe okunsun diye beklerdim. Böyle memleket sevdalısı bir insanı ve bu millete İstiklal marşını hediye eden bir kahraman ona yakışır bir şekilde anılması lazımdı. Gelecek nesillere, gençlere Akif’i tanıtmalıyız, sevdirmeliyiz, örnek almalıyız, ama maalesef okulların birçoğunda olduğu gibi hiçbir sivil toplum örgütünde böyle insanlar için program yapılmadığını görüyoruz, bu çok üzücü bir olay. Mevlana gibi, Necip Fazıl gibi, Mehmet Akif ERSOY gibi insanlar duvarlara resimleri asılarak hatırlanmaz, yılda bir iki kere şiirini okuyarak hatırlanmaz. Oysaki her gün bu insanların yaptıklarını kendimize örnek almalıyız, çocuklarımıza anlatmalıyız. Merak ediyorum kaç taneninizin çocuğu böyle insanları biliyor, bu memlekete nasıl bir eser ve düşünce bıraktıklarını biliyor. Burada görev sivil toplum örgütlerine düşmektedir. Partilerin gençlik kollarına düşmektedir. Böyle değer verdiğimiz insanları bizleri takip eden nesile daha iyi anlatalım, onların Vatan sevgisini, insan sevgisini, Kur’an sevgisini, Bayrak sevgisini, Toprak sevgisini ve İstiklalimizi nasıl kazandık bunları çocuklarımıza veya bilmeyenlere çok iyi anlatılması, öğretilmesi lazım. Ersoy’u anlamamak bir noksanlıktır. Eserleri ve hayatıyla bir fazilet abidesidir Akif Ersoy. Akif Tarihe sığmayan bir destandır. Mehmet Akif, Sezai Karakoç’un deyişiyle, bitmekte olan günün doğuş vakitlerini hatırlayıp teselli aramak yerine, çevreyi gelecek günün doğuşuna hazırlamıştır. Şiirinden dostluğuna, vefasından azmine ve nihayet son yolculuğuna kadar, hayatını gelecek nesiller ve onların münevverleri için adeta eksiksiz bir rol modeli olarak yaşamıştır.
Mehmet Akif ERSOY, 1873 yılında İstanbul da doğdu, babası, devrin sayılı alimlerinden ve Fatih dersiamlarından İpekli Temiz Tahir Efendi, annesi ise Buharalı bir alimden gelme, Tokat doğumlu Emine Şerife Hanımdır. Milli mücadelemizin manevi lideri M.Akif Ersoy, bilindiği üzere Çanakkale ve İstiklal Savaşımızın da gür sesidir.Mehmet Akif’i anlamak, geçmişi tanımak, geleceğe yönelmek; dini,ahlaki ve uygar niteliklerimizi öğrenmek; bizi yer yüzünden silmek isteyen düşmanlarımızı bilmek; daha da önemlisi, kara günler yaşamamak için neler yapmamız gerektiğini kavramak; çağdaş uygarlık düzeyine en kısa yoldan ulaşmanın yöntemini bulmak demektir..Hiçbir şairimiz, sömürgeci Avrupa’nın kepazeliklerini onun kadar isabetle sergilememiş, sahte yüzünü onun kadar açıklıkla gözler önüne sermemiştir.Emperyalizm, hiçbir zaman onun kadar müthiş bir düşman tanımamıştır.Akif hem bir ülke sesi, hemde bütün bir kıtanın feryadıdır.Bu feryada kulaklarımızı açık tutmalıyız. Mehmet Akif ERSOY, gerçek dindarlara ve susan dinsizlere kızmaz, Yalnız dini geri götürenlere ve bir de Türk halkının inançlarına küfredenlere kızardı. O, Müslümanlığı güzel olduğu için değil, ‘’doğru’’diye sevdi. Çok çalışkandı, Emek verilmeden kazanılan her şeyi haram sayardı.
Mehmet Akif, Burdur Milletvekili olarak 1921 yılında Ankara’ya gelmişti, bu sıralarda, Türk’ün İstiklal marşını yazma yarışması açılmıştı. Yarışmanın para ödüllü olması neden ile, Akif bu yarışmaya katılmadı. Zira Akif, Türk’ün İstiklal Marşı’nı para ile yazacak bir insan değildi.Ne var ki yarışmaya gelen şiirlerden hiç biri, bir milli marştan beklenen heyecanı vermiyordu.Öyle bir şiir olmalıydı ki mısralarında bayrak dalgalanmalıydı.Bunu da ancak Akif yazabilirdi.Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrı över harekete geçti.Akif’in en yakın arkadaşı Hasan Basri Çantay, ikna gücünü kullanarak Akif’i yarışmaya katılmaya razı etti.Anlaşmaya göre, Akif yarışmaya katılacak, ancak kazandığı takdirde, söz konusu ödülü almayacak ve bu para, yoksul kadınları korumayla ilgili bir hayır kurumuna bağışlanacaktı. İstiklal Marşı Ankara’nın o en soğuk günlerinde Tacettin Dergahı’nın mescitle bitişik odasında sabaha karşı tamamlanır. Hepimiz biliyoruz ki,Akif o soğuk kış günlerinde sırtına giyecek bir paltosu bile yoktu.Bugünün ekonomi uzmanları, Akif’in hepimizce bilinen asil endişelerle kabul etmediği o para ödülüyle, o günlerde Ankara’nın en beğenilen yerlerinden oldukça büyük, geniş bahçeli bir konak satın alınabileceğini ifade ediyorlar.Yine hepimiz biliyoruz ki , Akif o yıllarda kirada oturuyordu…İşte tarih, işte Akif,işte biz…….Sorunumuz, günün ve geleceğin ihyasıdır.Karşımıza örnek bir karakter abidesi var.Tercih bizimdir. Nazım Hikmet gibi Polonya asıllı bir şaire nasıl değer veriliyorsa İstiklal Marşımızın şairi Türk kanı taşıyan Mehmet Akif ERSOY’a da Nazım’dan 10 kat daha fazla hatırlanması ve değer verilmesini bekliyorum.
Yıllarca, asırlarca süren uykundan artık,
Silkin de; muhitindeki zulmetleri yak, yık!
Bir baksana, gökler uyanık, yer uyanıktır
Dünya uyanıkken uyumak, maskaralıktır!
(Mehmet Akif ERSOY)
MEHMET AKİF ERSOY (2)
Mehmet Akif’in yazdığı İstiklal Marşı, TBMM’nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, milletvekillerinin coşkun alkışları arasında ve dört defa ayakta dinlenerek milli marşımız olarak kabul edildi. Ve Akif ALLAH BİR DAHA BU MİLLETE BİR İSTİKLAL MARŞI YAZDIRMASIN ifadesini kullanmıştır. Akif İstiklal Marşı’nda dua ediyor;
Ya Rab…Vatanıma düşman girmesin,Camilerimize,mukaddes ve mübarek değerlerimize düşmanlar el sürmesin.Ezan varsa, hürriyet de var.Ezanlar ebediyen susmasın.Cennet Vatan için, elbette herkes canını feda eder..Millet olarak bu iman ve güce sahibiz.Vatanı için canını feda etmeyecek tek bir kişi dahi çıkmaz.Toprakları sıksan, sanki şehitlerin kanı fışkıracak, damla damla akacak.Şüheda, ‘’Şahid ve şehid’’ anlamına gelir. Vatanın her karış toprağında mutlaka şehid kanı vardır.Şehitlerin kanları ile bu topraklar sulanmıştır. Mehmet Akif Ersoy; ezanların susmaması, dinin temeli olması ifadesi ile, aynı zamanda Türkiye’de hakim olan İslam Dini’nin devamından, milletimizin kıyamete kadar Müslüman olarak kalmasından, yaşamasından da bahseder.Bir memleketin minarelerinde ebedi ezan okunursa, o memleket Müslüman demektir.Ezanı ve camisi olmayan memleket ve vatan, istila edilmiş, insanları esir alınmış demektir..Medeniyet getirmek için geldik diyen emperyalist güçlerin zulüm,haksızlık ve işkenceden başka bir şey vermediğini Mehmet Akif, İstiklal Marşı’nda, onların medeniyetini tek dişi kalmış canavar olarak ifade etmektedir.İmanı olanın cihana hükmedeceğini işaret eden Akif, her şeyin başının iman olduğunu belirtmiştir.İstiklal Savaşı boyunca, zafere en çok inanan insan Mehmet Akif ERSOY 1935’te amansız bir hastalığa yakalandı.Tedaviler, hava değişimleri fayda vermeyince, gurbette ölme korkusuna düştü.1936’da yurda döndü.Ne yazık ki bütün çabalara rağmen, yakalandığı bu amansız hastalığın pençesinden kurtulamadı.27 Aralık 1936’da hayata gözlerini yumdu.Gençler, mezarı başında büyük bir ürpermeyle İstiklal Marşı’nı söylediler. Cenazesi tıpkı kendisi gibi, içten bir merasime sahne oldu. Hava soğuktu, şiddetli bir poyraz esiyordu, kar yağmıştı, her yer bembeyazdı. Naaşı, örtüsüz, üstü açık bir tabutla Beyazıt Camii’nin bahçesine getirildi. Caminin bahçesinde bekleyen öğrenciler, tabutu görünce hüngür hüngür ağlamaya başladılar. Öğrencilerin bazıları hemen etrafa dağıldı. Çok geçmeden ellerinde büyük bayraklarla dönüp tabutu bayraklarla sardılar.
Çıplak bir tahta olarak gelen tabut, musalla taşında al sancaklarla, Kabe örtüsü ile donatıldı. Akif’in dostları, şairler, edipler, yazarlar ve üniversite talebeleri ve hocaları vardı. Kuruluşunda canla başla çalıştığı devletin hiçbir temsilcisi cenazede nedense yoktu. Gençler Akif’in cenaze arabası ile götürülmesine razı olmadı. Hatta omuzlarına bile koymayıp Edirnekapı Şehitliğine kadar ellerinin üzerinde taşıdılar. Herkes ağlıyordu. Akif’in defninden, okunan Kur’an-ı Kerim’den ve dualardan sonra kabri başında konuşmalar yapıldı. Hıçkırıklar eşliğinde dinlenen ve yapılan konuşmaların sonuncusu şu müthiş cümlelerle tamamlandı: ‘’Ey Çanakkale şehitleri! Sizi terennüm eden Akif misafirinizdir. Ona iyi bakınız! Ey Akif nisyandan korkma! İstiklal Marşı söylendikçe unutulmazsın! Ve bu marş, Türklük yaşadıkça vardır! Yakın arkadaşı, Astronom Tahir Gökmen, tarifsiz acılar içinde, Akif için şöyle bir tarih düşünüyordu:
Mum gibi yandı ciğer, çünkü vatan türküsünü,
Hep geçen kapkara günlerde terennüm etti.
Çıktı kırklar, bir ağızdan dediler tarihin
İçimizden vatanın şairi gitti. (1355)
Mehmet Akif İstiklal Marşı ‘’ benim değil, milletindir’’ diyerek Safahatına almamış, kahraman ordumuza armağan etmiştir.
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak;
O Benimdir, o benim milletimindir ancak. (Mehmet Akif ERSOY)
Evet değerli kardeşlerim zamanınızı iyi kullanınız, Ülke gündemini ilgiyle takip ediniz, ilgi olmadan bilgi olmaz. Milletimize hizmette bir sporcu gibi koşunuz. Dünü aşınız. Atatürk’ün çizdiği ışıklı yoldan asla ayrılmayınız. Vatan hainlerine, onların siyasi uzantılarına ve milletimizi kışkırtmak isteyenlere itibar etmeyiniz. Mehmet AKİF’i anlarsak sorun kalmaz Dinimizi, Bayrağımızı, İstiklal Marşı’mızı, Askerimizi, Devletimizi böyle değerli insanlarımızı ve milletimizi seviniz, koruyunuz, çocuklarınıza öğretiniz. Zira gelecekteki yiğit koruyucular onlar olacaktır diyor merhum Mehmet Akif ERSOY ve şehitlerimiz için dua etmenizi diliyorum. Dualarımız Mehmet Akif’e, Rahmet’e, O’na olsun. Sevgi, saygı ve hürmetlerimle.
SELAHATTİN ALAÇAM
