AŞİRET-TÖRE DÜZENİ BOZULMADAN PKK TERÖRÜ BİTMEZ!
23 Mart 2008 Pazar | Kategori Siyaset | Etiketler : pkk İhbar EtDünyanın hiçbir yerinde PKK gibi uzun soluklu olabilen bir terör örgütü görülmemiştir. Türkiye PKK terörünü maalesef doğru teşhis edemediği için hala bu sorun ile mücadele etmektedir.12.Eylül.1980 öncesinin sıradan bir örgütün daha sonra bu boyuta ulaşması değişik ülkelerin desteği kadar bizim hatalarımızdan da kaynaklandığı açıktır. Terör ülkeler arası bir savaş aracıdır. Bu itibarla PKK zaman içerisinde enerji kaynakları savaşının orta yerinde değişik ülkelerin taşeronluğunu yapan en başta gelen aktör olmuştur. Bu güne kadar önce Suriye, İran, Rusya, daha sonra Almanya, Fransa gibi Avrupa ülkeleri ve ABD tarafından kullanılmış bir cinayet şebekesidir. Bir çok eylemin bu ülkelerin gizili servileri tarafından doğrudan veya destek vermek suretiyle işlenerek PKK’ya atfedildiği artık açıkça bilinmektedir. Örneğin son Dağlıca operasyonu ve 7 askerimizin kaçırılması olayının PKK adıyla Türkiye’yi istedikleri çizgiye çekmek isteyen ülke gizli servislerinin işi olduğu üstü kapalı olarak ülkemizi yönetenler tarafından da ifade edilmiştir. Nitekim bu olay sonrasında farklılıklar görülmüştür. ABD’nin Ortadoğu petrollerini kontrol etmekteki amacı kendine rakip olabilecek Çin ve Almanya, Fransa gibi Avrupa ülkelerinin bu bölgeyi kontrolünü engellemektir. ABD’nin Ortadoğu petrolüne ihtiyacı yoktur ama ne Çin’de ne de Avrupa’da petrol yoktur. ABD PKK’yı Türkiye’yi kendine paralel hareket etmeye ikna etmek ve bölgeye zaten işgalci olarak girmiş olduğundan Kürt tabanı kaybetmemek için kullanmaktadır.
Avrupa PKK’yı Türkiye’nin ABD ile hareket etmesini engellemek ve bölgede Türk-Kürt çatışması ile enerji kaynaklarının kontrolünde Türkiye’yi devreden çıkarmak ya da kendine paralel siyaset izlemesi için kullanmaktadır. Aslında PKK ABD, Avrupa ve Çin, Rusya tarafından Ortadoğu’daki kendi projelerini gerçekleştirmek amacıyla desteklenen bir örgüt konumundadır. Aksi halde bu boyuta ulaşabilmesi ve bu zararları verebilmesi mümkün değildir. Bu madalyonun bir tarafıdır. Öteki tarafında Türkiye vardır. Hatalar, ihmaller, yanlışlıklarla dolu bir dönem çıkar karşımıza. Türkiye’mizi yönetenlerin PKK karşısında sosyal ve siyasal anlamda iyi bir sınav vermedikleri ortadadır. Türk halkının siyasetçilerimizden duyduğu en büyük yalanlardan birisi “terör ile bir yere varılamaz” yalanıdır. PKK, terör ile bir yere varıldığını adeta ispat etmiş durumdadır. Türkiye’nin milli dokusunda büyük bir sosyal, psikolojik, ekonomik, siyasal ve kültürel tahribat yaratmıştır. Türkiye’yi yönetenlerin bu yalandan sonra en büyük hatası PKK’ya “bölücü örgüt” tanımlaması yapmasıdır. PKK ilk yıllarında Güneydoğudaki ağalık-aşiret düzenine karşı mücadele etmek, aşiret töre, ağa baskısından kurtularak Kürtlerin birey haline gelmesini savunan sosyalist ideolojiyi benimsemiş bir örgüttü. Türkiye en azından 80li yıllarda feodal yapıyı değiştirseydi, kapsamlı bir toprak reformunu yapsaydı, demokratik ve hukuki hakları bütün ülkeye yayan bir düzen sağlayarak Kürtler birey haline gelebilseydi bu yaşadıklarımızın hiç birinin bu yoğunlukta, bu bedelde olmazdı denilebilir. Bölgede aşiret yapısı en ciddi problemdir. Sıradan bir Kürt bir hiçtir, geliri yoktur, törelere riayet zorunluluğu vardır. Töre ağanın egemenliğidir. Hukuk yoktur töre vardır. Hukuk devlet, töre aşiret ağası demektir.Aşiret ağasının egemen olduğu yerde devlet egemenliği aslında yok demektir.Devletin zaafıdır aşiret düzeni.Osmanlı zamanında da aşiret baskısına isyan ederek dağa çıkan Kürt vatandaşlar “Hamidiye Alayları” ile bastırılmış ve ağalık-aşiret düzeninin devamı sağlanmıştı.PKK’nın varlık sebebi aşiret düzenine isyandı.İlk eylemleri, cinayetleri ağalık düzenini yıkmaya yönelikti.Asıl hedefleri Türkiye’deki feodal düzeni yıkmaya yönelikti. PKK’nın mücadele ettiği kurum devlet değil aşiret düzeni yani ağalardı. Oradaki aşiret yapısı PKK’ya karşıydı bu yüzden.Devlet yıllar boyu bölgeyi aşiret ağalarını muhatap alarak algılamış onların taleplerini bölge insanının talebi olarak görmüş buna göre siyaset üretmişti Ülkemizi yönetenler PKK karşısında belki bu sebeple aşiret düzeni ile sıkı ilişkiye girerek ağalarla aşiret düzenine başkaldıran Kürtlerin taleplerinin ve eylemlerinin bastırılması yolunu seçtiler.Bölgedeki aşiret düzeni PKK ile düşmandı ama siyaset yoluyla Türk devletine “bunlar bize değil size düşmandır” diyerek kendilerine yönelmiş husumeti devlete yönelttiler.PKK bu yüzden “bölücü örgüt” sıfatı aldı.Bu sıfat bölgedeki aşiret düzeninin Ankara’ya ulaştırdığı ve Ankara’nın hatalı bir biçimde bu sıfatı vermesiyle Türkiye’nin her yerinde her bir vatandaş kendi halkına karşı cinayetler işleyen sıradan bir terör örgütünü “bölücü” olarak tanıdı ve kabul etti.PKK’ya devleti yönetenler tarafından “bölücü” sıfatı resmen verilmekle Türkiye en büyük hatalarından birisini yapmış oldu.Zira bir devlet bir terör örgütüne “bölücü” sıfatını yakıştırdığı anda onun siyasi bir örgüt haline getirmiş, siyasallaştırmış, siyasi hedefini resmen kabul etmiş ve gerçekleşebilir saymış olur.Mesele PKK’nın Türkiye’yi gerçekten bölmeyi isteyip istemediği değildir, önemli olan sizin ona verdiğiniz payedir, sizin ona yüklediğiniz anlamdır.Bir örgüte “bölücü örgüt” dediğinizde onu kendi ağzınızla “gerilla” ilan etmiş olusunuz.Kendi elinizle siyasallaştırmış olursunuz.PKK’nın en büyük siyasi başarısı buradadır. Türkiye’nin en büyük hatalarından birsi de kendi resmi dilini bu kadar acemice ve sorumsuzca kullanmasıdır. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın geçtiğimiz haftalarda “PKK TBMM’ye girdi ve siyasallaştı” demesi de bu anlamda değerlendirilmelidir. Devletin resmi ağızlarından bu sözlerin çıkması hiç de doğru değildir. Hukuken, siyaseten bu sözler vahim bir hatadır. Basit bir örgütün “bölücü örgüt” sıfatı verilerek siyasi hale getirilmesindeki vahim hata demokratik yollarla 1.5 milyon vatandaşımızın oyunu alan yasal bir siyasi partiyi PKK terör örgütü ile özdeşleştirmek, dolayısıyla 1.5 milyon insanın bölücü talepte bulunduğunu ve Türkiye’den ayrılmak istediğini kabul etmek anlamı taşıdığı için, resmen bu sıfatı vermek Türkiye açısından tarihsel bir hatadır Tekrar edersek. DTP’nin kendine yüklediği anlamdan ziyade Türkiye Devletinin DTP’ye verdiği paye, yüklediği misyon önemlidir
AŞİRET-TÖRE DÜZENİ BOZULMADAN PKK TERÖRÜ BİTMEZ! (2)
Avrupa Birliği’ne gireceğiz diye emperyalist zalimlerin her dediklerine boyun eğmek, artık gaflet olmaktan çıktı, zillet olmaya başladı.Başlarına çalınsın onların AB’leri!..Şimdiye kadar onların sayesinde mi ayakta durduk? Türkiye yi Avrupa Birliği gibi emin ellere teslim etmişiz.Tek AB’den azarlayıcı ses gelmesin de kim ne yaparsa yapsın..Şu anda yüz binlerle ifade edilen ‘’sokak çocukları’’ aslında PKK çocukları, gelecek yıl milyonlarla ifade edilirler..Aklınızda bulunsun.Avrupa PKK’nın yanında.Zaten her zaman yanında olmuştur.PKK çocukları okul bahçelerine kadar girdiler, yakında evlerinize, iş yerlerinize girerlerse, muhtemelen uyanacaksınız..Amma çok geç olacak. Sivil Toplum Örgütlerine, derneklere, görsel ve sesli Radyo sahiplerinden radyolarından akşama kadar müzik yayını yerine radyolarınıza daha seviyeli bu konularla ilgili milli yayınlar yapmanız dileklerimi sunuyorum.
Bu topraklarda yalnız Türklerin ve Kürtlerin değil, Çerkez, Abaza, Laz,Gürcü,Arnavut, Arap, Boşnak, Pomak bütün Müslüman kardeşlerimizin tertemiz kanları var.Onun için Çapulculara, tahrikçilere ve hainlere bu Millet itibar etmeyecektir. Mübarek Anadolu, Haçlıların, hainlerin, Ermenilerin, misyonerlerin ve onların yerli işbirlikçileri at oynatacakları bir meydan değildir. Ne PKK, Ne AB, ne ABD, ne de başka bir herze!…Her şeyden önce vatanımız, milletimiz, dinimiz ve devletimiz…Rahmetli Namık Kemal gibi haykırasım geliyor: Uyan ey inleyen yaralı aslan, bu gaflet uykusundan. Bende bir asker çocuğu olarak ülkemizi parçalamak isteyen güçlere lanet olsun diyorum, şu da bilinsin ki bu asil millet yeri geldiği zaman tek yürek, tek bilek olmayı da bilir. 20 yılı aşkın sürede Türkiye’de bir kardeş kavgası çıkarılmış. Kardeş kavgası çıkaranların dış güçlerle temasları netleşmiş durumda. Onları dış güçler koruyor, hapse girenleri çıkarttırıyor, Abdullah Öcalan’la ilgili girişimde bulunuluyor. Bir plan var adım adım ilerliyorlar. Komplo olduğunu söylüyor DTP Genel Başkanını, Osman BAYDEMİR’i ve onların yandaşlarını bu millet sizi affetmeyecektir. Din, Bayrak, Vatan, gibi kavramlar ortak değerlerimizdir, bunlara hiç kimse dil uzatamaz. Bizi bölmek istiyorlar. Bunun için başta Amerika ve Masonlar ve Türkiye’deki uzantıları, Lions loca ve kulüpleri faaliyetlerini hızlandırdılar. Ermeni örgütleri faaliyetlerini hızlandırdılar. Zaten PKK’da bir ermeni örgütüdür. Kürtleri temsil etmemektedir. Bu gibi örgütler gençlerimizi, ailemizi ve neslimizi çürütmeyi planlıyorlar. Bunu günlük hayatımızda gözümüzle görüyor, nefsimizle yaşıyor, ruhumuzla hissediyoruz.
Biz bölünmeyeceğiz ve çürümeyeceğiz..bunu hiçbir zaman başaramadınız ve başaramayacaksınız.İdeolojik basınıyla üzerimize yürüseler de, müstehcen neşriyatıyla istila ve işgale kalkışsalar da çürümeyeceğiz…Sinema ve televizyon filmleriyle gelseler de, ekran ve mikrofon oyunlarıyla yürüseler de, irtica ve mürteci maskeleriyle hücuma geçselerde çürümeyeceğiz… Çürümüş gibi görünenlerimiz dahi çekirdek gibi olacaklar.Bir de görecekler ki, çürüttüklerini sandıkları çekirdeklerden fidanlar fışkırmış, çınarlar yükselmiş.Biz çürümeyeceğiz…. Çünkü bizi çürütmek isteyenlerin kendi sefil durumlarını biliyor, çürüttükleri neslin acıklı hallerini görüyoruz….İçki, kumar, uyuşturucu ve sefahat sefaletleri….Bunların aile hayatları birer ibret tablosu, çoluk, çocuklarının yaşayışları birer hicab aynası… Bin bir gayri meşruluk var yaşayışlarında. Bunlara rağmen bizi neye davet ediyor, ne gibi olmamızı, kime benzememizi tavsiye ediyorlar? Şu anda kendileri nedirler ki? AB’ sürecinde hala İnsan haklarından, özgürlüklerinden, sosyal devletten bize akıl veriyorlar, kendileri çürümektedir. Bu kadar içimizde faaliyet yapsanız da Hayır ve asla! Biz çürümeyeceğiz…
Biz Müslüman’ız, gururla Türk’üz, yaşayışımızla, örfümüzle, ibadetimizle, adetimizle, aile yapımızla, samimiyet ve ihlasımızla! Biz camiye gider, inandığımıza ibadet ederiz.Burada göremediklerimizin nerede olduklarını (kendileri gibi) biz de bilmiyor, arkalarından gidemiyoruz.Onlar kusura bakmasınlar, Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya kalkmasınlar.Biz çürümeyeceğiz..İnanmışlar el ele vererek, gönül gönüle gelerek, kol kola girerek, Kabe’nin etrafındaki gibi saf saf olarak.Buradan o sözde Müslüman olduğundan şüphe ettiğim Asker ve bebek katili İmralıadada yatan sefil sürüngenin sözcüleri olan hainlerle işbirliği içerisinde bulunan ve bu ülkenin ekmeğini yiyipte hainlerle beraber olan ve teröristleri kahraman gibi göstermeye çalışan, Demokratik olduğundan söyleyen fakat insanlığın ve demokratlığın zerresi olmayan Demokratik Toplum Partisi ve Diyarbekir belediye başkanlığını yapan Osman BAYDEMİR’i protesto ediyor, onu ve beraber olduğu hainleri kınıyorum.Bu ülkede yaşıyorsanız adam gibi adam olmaya davet ediyorum. Devletin koltuğunda oturmaya utanmıyor musunuz. Şunu da çok iyi bilinki bu milletin yüreğini kabartmayın, Atatürk’ün çocuklarını kızdırmayın. Biz büyük ve asil bir milletiz ve devletiz. Bayrağımızla Askerimizle, Polisimizle. Bu değerlerimize uzatılan dili Atatürk nasıl kestiyse bu asil millette kesmesini biliriz. Onun için diyorum ki Biz çürümeyeceğiz, Çürütmeye de bölünmeye de müsaade etmeyeceğiz. Yaptığınız hesaplar hep boşa gidecek, bu Millet söz konusu Din, bayrak, toprak olunca yeri gelince el ele beraber olmayı da bilir, Bu Milletin ülkesine nasıl sahip çıktığını geçmişe bakarsanız örneklerini çok iyi göreceksiniz. Ülkemiz üzerine oynadığınız oyunları biliyoruz. Allah Müslüman Türk’ün her zaman yanındadır bunuda iyice bilin. Saygılarımla
Türkiye’yi bölmek PKK veya başkaca bir örgütün haddine değildir Türkiye bölünemez.Türkiye birçok reformları hızla yaparken niçin hala Güneydoğu’daki aşiret yapısını sona erdirecek ve bölge halkını aşiret- töre sömürürsünden kurtarıp birey haline getirecek bir “Toprak Reformu”nu düşünmemektedir? Tam tersine Devletin ve siyasi partilerin hala aşiret ağalarıyla bölgede ittifak yapmaları sorunun çözümünü engelleyen bir büyük hatadır. Silahlı unsurlar savaş yöntemleriyle elbette bertaraf edilmelidir. Ama bu sorunu çözmez, sadece çözümüne uygun ortam sağlar. Çözüm için ise devlet egemenliğini tartışılır hale getiren Güneydoğudaki aşiret-töre düzenini , ağaların yönettiği feodal yapıyı sona erdirerek Toprak Reformu dahil yapısal reformların hızla yapılmasıdır.
HAKKIDIR HÜR YAŞAMIŞ BAYRAĞIMIN HÜRRİYET,
HAKKIDIR HAKK’A TAPAN MİLLETİMİN İSTİKLAL

23 Mart, 2008 Pazar
bukonu uzerine epeyce egilmissiniz..tebrikler.. asiretler ve baslari toprak reformuyla bitirilmez.. tespitinizi yaparsiniz. ve birgecede hepsini toplar topraga gomersiniz..enkolayi budur..PKK nin bukadar uzun soluklu olmasi turkiye uzerine nekadar kotu emel oldugunu gosterir.bir ara begenmesekde derin devlet bunlari sakarya civarinda topraga gomuyordu.. temiz bir calisma ile tertemiz olur.. saygilarimla
23 Mart, 2008 Pazar
susurlikta gordukki. asiret reisleri bir ellerinde korucularin aldigi maas birellerinde PKK ile isbirligi neticesinde insan ve uyusturucu ticaret paralari hukumete bile kafa tutup meclisten inmiyorlar… yoksa PKK bugun teror orgutu olarak bir ideali degil ranti temsil etmektedir… suriye nasil cark etmisti bizi ciddi gorunce irak ta ayni sekilde oiki kedi tirsacak ama amerikali abileriningazina geliyorlar…gazlarini almak lazim…saygilarimla