23 nisan resimleri
öğretmenim,sol trafın sonundaki beyza nur onun yanındaki sude onun yanındaki ben benim yanımdaki buse
öğretmenim,sol trafın sonundaki beyza nur onun yanındaki sude onun yanındaki ben benim yanımdaki buse
Onum adını yazamayacağım.Çünkü yazarsam unutacak.
Bunun için ona,Korkmaz diye uydurma bir ad takacağım.
Korkmaz.adını yakışan biçimde korkusuz bir çocuktu.Gürbüz bir yapısı vardı.Güçlü kuvvetliydi.Benzi çıra gibiydi.
Korkamaz, hep hareketliydi.Koşuyor , oynuyor,zıplıyor.Vücudu çok dayınıklıydı .Bunun için büyüklerinin ufak tefek uyarılarını dinlmiyirdu.
Gelişmekte olan bir civcivin gereksinim duyduğu besin ve su yumurtada mevcuttur. Yumurtanın sarısı, protein, yağ, vitamin ve mineraller içerirken, akı da bir su deposu işlevini görür. Ayrıca civcivin oksijen almaya ve karbondioksitini dışarı atmaya, bir ısı kaynağına, kemiklerinin gelişmesi için kalsiyuma, suyunun korunmasına, bakterilerin bulaşmasını engelleyecek ve mekanik darbelere karşı koruyacak bir sisteme gereksinimi vardır. Tüm bunları da yumurtanın kabuğu karşılar.
Civciv, kabuk zarlarının iç yüzeyinde bulunan bol damarlı bir katman aracılığıyla oksijen alır ve karbondioksitini atar. Gaz alıp verme, erişkin hayvanlarda olduğu gibi akciğerlerle değil, kabuktaki küçük gözenekler yoluyla olur.
Bir yumurta kabuğunun, gaz, su ve ısı işlemini düzenlemesi gerektiği kadar sağlam da olması gerekir. Kabuk, gelişmekte olan civcivi dış darbelere karşı koruyacak ve kuluçkaya yatan annenin ağırlığını kaldırabilecek kadar dayanıklı olmalıdır.
Denizatları, sıcak okyanus kıyılarında rahat saklanabilecekleri, yosun, mercan ve süngerlerin arasında yaşarlar. Sert ve kalın derileri, düşmanlarına karşı zırh görevi yaparken, aynı anda birçok yöne bakabilen gözleri, avları için büyük bir tehlike oluşturur. Erkek denizatları, dişi kangurular gibi, bir keseye sahiptir. Çiftleşme zamanında dişi deniz atı, bu keseye çok sayıda yumurta bırakır. Yumurtalar, 1,5 ay boyunca kesede kalır. Erkek denizatı gelişip minik birer denizatı olana kadar, kesesinin içindeki bir sıvı ile yumurtalarını besler ve kuluçka kesesinin iç dokusunda bulunan kılcal damarlar aracılığıyla onlara oksijen sağlar.
İşte bizim dershanemiz,
Derli toplu, güzel temiz.
Masa, sıra, tabureler,
Pırıl pırıl pencereler.
Karatahta karşımızda,
Ata resmi başımızda.
Evimizden çok severiz,
Kirlenmesin aman deriz
Sensin canim yazim kisim
Benim sirin nazli kusum
Sana sevgi ucurmusum
Uyu ninni uyu ninni
Bilirim ne cok dusun var
Cicek cicek opusun var
Bir gul gibi gulusun var
Uyu ninni uyu ninni
Kovan kovan balin olsun
Bin cicekli dalin olsun
Denizlerde salin olsun
Uyu ninni uyu ninni
Gozlerin akip gidiyor
Uykulara gul seriyor
Ruyalar seni bekliyor
Uyu ninni uyu ninni

Köpeklerin kokulara karşı olağanüstü hassas burunları vardır. Sokakta yürürken, diğer köpeklerin bıraktıkları kokuları ve çevredeki insanların kendilerine özgü kokularını tahlil ederek, onlar hakkında bilgi toplarlar. Havadaki en küçük oranlardaki kokuları dahi güçlük çekmeden tespit ederler. Koku alma duyusu kuvvetli bir köpek türü olan "bloodhound", hiçbir belirtinin görülmediği bölgelerde iz sürebilir, dört günlük bir izi takip edebilir ve bir insanın izini 80 kilometreden daha fazla sürebilir.
Bayrak yarıya çekilmiş,
Atatürk’üm öldü diye.
En son yaprak da dökülmüş,
Atatürk’üm öldü diye.
Sürü yas tutmş ovada,
Kuşlar susmuşlar yuvada,
Rüzgar esmez olmuş dağda,
Atatürk’üm öldü diye.
Irmaklar yaslı çağlamış,
Ağaçlar sessiz ağlamış,
Vatan karalar bağlamış,
Atatürk’üm öldü diye
Kedileri çok severim uysal bir hayvandır.