Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
9 Kasım 2007 Cuma

Çok şahane bir ülkede yaşıyoruz. Bu yüzden nereye dönsek düşman çıkıyo karşımıza, nereye dönsek TERÖR. Nasıl mücadele etmeli bular kim derken bide bakıyoruz ki… Evet ne bakalım ya karşımızda cebi para dolu fiyaka adamlar yada aslında açlıktan ağızarı kokan Türkiyemin herşeyine muhtaç olan ama yinede dışardan beslenmeyi tercih edip dağlarda, sokaklara ve artık MECLİSTE gerillalık yapan kahpe PKK ve yandaşları… Durum ortada ya son demimize kadar savaşıcaz yada bi korkak gibi istedikleri yerleri verip çekilicez. İşte buna biz yok deriz. Benim ülkem o kadar ucuz değil. Aslında bu deyimi kullanmakta yanlış benim ülkem o kadar değerliki paha biçilemez… Biz bu terörle halk olarak karşı karşıyayız. Peki ya ne yapmalıyız? Bize yakıştığı gibi olmak koşulu ile sokaklara çıkmalıyız ellerimizde Türk bayrakları ile… PKK nın yandaşlarına hiç bir kurumda yer vermemeye çalışmalıyız. Üstümüzde oynanan oyunlardan birinede gelip meslise o kadar PKK yı soktuk ama bundan sonra dikkatli olmalıyız. Türk halkı olarak yüzde kaçlarla gelirse gelsin hükümeti eleştirmeyi unutmayalım. Yoksa onlar babalarının çiftliği gibi at koşturuyolar. Yerimizi onlara vermeyelim dedim ya bu ancak ve ancak hedeflerimizi yüksek tutup okullarımızda başarı gösterip önemli yerlere duyarlı Türk evladı olarak gelmekten geçer. Açalım artık gözlerimizi sorgulayalım ne ne değil bilelim. Askerimize sahip çıkalım. Artık akıllı olma günüdür. Artık bazılarının çarkının dönmesine dur deme günüdür. Eli silahlılardan bahsettik peki ya cebi paralılar ne olacak. Bunlara da DUR!!! demeliyiz. Bor madenini duymuşsunuzdur. Bu maden %70-80 arası Türkiye de çıkarılıyo ve işletmeleri ETİBANK a ait. Aman biz bunu nasıl unuttuk bu kadar gelir getiren bir yeride özelleştirelim diyolar ve artık ETİBANK da özelleşiyo. Peki buna nasıl sıra geldi çünkü Bor ile çalışan araba üretildi. Amerika ne diyo bu işe? Ne diyecek zil takıp oynuyo. Çünkü onların Türkiye gibi oyuncağı var ve bu oyuncağın bor madenleri var. Arkadaşlar bu işletme Amerika ya değerinin çok çok altında bir fiyatla satılacak. Önemli bir kaynağımızı daha Amerika kurutacak. Bunada hayır demeliyiz. Peki ya nasıl adamlar kapıya dayandı heran gidebilir buralar. Halk olarak Hükümete eee artık burada DUR!!! demeliyiz. Aslında onlar seçim mitinglerinde ’Durmak yok yola devam!’ derken anlamalıydık ama neyse artık buda geçti. Bundan sonra mücadele etmek var. İşte size iki farklı terör örneği. Birinde askerim şehit oluyo diğerinde önemli işletmelerim ucuza satılarak benim ekonomik yönden zayıflamama yol açılıyo. Burada yapanda yaptıranda suçlu. Bizler Osmanlı nın torunlarıyız bizler Atatürk ün torunlarıyız. Tarih boyunca nelerle mücadele ettik bundan sonra yılmak yok. Bugün yan gelip yatma değil mücadele günüdür. Hepimiz üstümüze düşen görevleri yapmalıyız…



9 Kasım 2007 Cuma

 

BU BENİM ELİ ÖPÜLMESİ GEREKEN ANNEM YURTDIŞINDA KÜRDİSTN YANDAŞLARININ MİTİNGİNDE TEK BAŞINA OLMAKTAN HİÇ KORKMADAN ELİNDE ŞANLI BAYRAĞIM ONLARA TÜRKİYE Yİ HATIRLATIYO. HEPİMİZ BÖYLE OLMALIYIZ HEPİMİZ ONLARA KENDİMİZİ HATIRLATMALIYIZ….



9 Kasım 2007 Cuma



9 Kasım 2007 Cuma

Gözlerim dolar, yüreğim titrer, içim yanar, dilimde dualar başlar sizler için ey Kutsal Varlıklar… Besmelelerle, tekbirlerle anmak lazım sizleri… Hergün öyle yada böyle şehit veriyoruz.. Ya bi’kahbe kurşunla yada bi teknik hata ile… Kahbe kurşun… Lanetlediğim elime geçse ezip linç edeceğim aklıma geldikçe öfke kustuğum gerilla takımı… Tabi vatan haini gerilla… Bunun üstünde yıllardır tartışılıyo. Hala ‘çözümleri bilinsede’ birşeyler yapılmıyo. Allah’ın izniyle yapılacak, onlarında kökü kazınacak… Peki ya teknik hatalar. Bunlar neden oluyo benim güzel ülkem. Bunlar neden oluyo… Devir kurtuluş savaşı devri cephede top yok, mermi yok ne var biliyo musun soba borusu… Evet soba boruları düşman cepheye bakınca bizim cephanemiz çok diye göstermek için. Şimdi ise devir MİLENYUM yıl 2007 ama eğitim uçaklarımız VECİHİ döneminden kalma… Yazık ama çok yazık.. Benim Şerefli ordumun Şerefli subayına yazık değil mi? Onların anası, karısı, babası, bacısı yok mu? Onlar o orduya kırk elekten geçip girebiliyoken utanmıyor musunuz be nuh yılından kalma uçaklarla eğitim yaptırmaya… Felakete uğrarız biz batarız. Bugün 2 tane aslan gibi PİLOTUMUZU ŞEHİT verdik. Sebep açıklanmadı. Tabi açıklanmaz ne denilecek ‘bugün 2 tane şehit verdik, bu şehitler ise zaten orduda çok az olan zorlu bir elemeden geçen 8 yıl okuyan Şerefli Pilotlarımızdı. Sebep ise uçaklarımız çok eski’ mi diyecekler. Ben kahbe kurşunu lanetlediğim kadar benim subayımın çok eski uçaklarda eğitim yapmasına sebep olanlarıda lanetliyorum. Ateş düştüğü yeri yakar. Bir gün bunlara sebep olanlarında inşallah ocaklarına bu ateş düşerde anlarlar bizim yürek acımızı. Şehidim emanetin şerefim olacak dualarımız hep sizinle…. 

 



9 Kasım 2007 Cuma

FACEBOOK artık Türkcemize yeni bir deyim daha girdi. Öyle ki: ‘kardeş nettin feysbuka kayıt oldun mu?’ diye sorucaz birbirimize. Ne yapalım artık global yapıda bundan da eksik olmayalım. Doğru kullanmak lazım tabi ki bunuda. Çünkü zaaflarımıza uyarda bunuda yoldan çıkarırsak herşey çığrından çıkar… ben tavsiye ediyorum ama denemeyenlere. Eğer art niyetli değilseniz sizde kaydolun FACEBOOK A. Ama yok siz chat edasında bi ortam arıyosanız chat programları hala var siz orda kalın……

 



7 Kasım 2007 Çarşamba

BAYRAK

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı…
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !

 ARİF NİHAT ASYA



7 Kasım 2007 Çarşamba

Bir Selama Değmedi

Bu gün ben seni gördüm
Selam vermek istedim
Yüzünü yana çevirdin
Söyle,yıllardan beri
Kalbimiz beraber duydu
Beraber vurduğu yılları
Peki,ne çabuk unuttun
Beş yıl gözümden akan o kanlı yaşları
Bir selama değmedi mi?
Hiç yüzüme bakmadan yanımdan nasıl geçtin
Sen aşkın selamını korkuya mı değiştin
Yoksa sen kendi yeminine sözüne sadık kalmadın mı?
O kadar yakın iken bu kadar uzak oldun
Tatlı gülüşlerimiz, acı feryatlarımız
Bir selama değmedi mi?
Kaygılı-kaygısız anlarımız
Bir selama değmedi mi?
Yalnız şimdi anladım ah sen daha benim için
Ulaşılmaz bir çiçeksin
Yaşanmış günlerim tekrar geri dönmeyeceksin
Kop ey tufan, es ey yel, Hazan oldum döküldüm
Tam beş yıl kalbimde
Beslediğim sevgi, bir selama değmedi
Bir günlük hasretime dayanamayan gülüm
Peki ne oldu bu hasret bir selama değmedi mi?
Gittin, arkandan baktım can ayrıldı canımdan
Sen nasıl sorumsuzca geçtin yanımdan
Ah çektim,üstümdeki yapraklar titredi gülüm
Senin kalbin titremedi
Arkanada bakmadın
Neden senin yolunu sevgi kesmedi?
Kazancımız söyle bu mu?
Söylenmemiş o selam elvedamız mı oldu?
Sen bana zulm ettin bana zulum yakışır
Bir selama değmeyen aşka ölüm yakışır

Bahtiyar Vahapzade



7 Kasım 2007 Çarşamba

Demek gidiyorsun…
Ben bunu hakketmedim!
Ne varsa aşka ve cesarete dair
Sırtlayıp o büyük yangınınla gidiyorsun demek!!
Git……..
Oysa
Sen öğretmen çıktığın yıl
Vurup alnıma kavgayı
Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı
Akşamlarım olmuştu ve kuduz gecelerim
Göz yaşlarım ağlarken
Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime
O gün bugündür tetikte bir ömrün son kurşunusun
Hiç aklıma gelmezdi gülüm
Buda bana ders olsun!!!!
Demek gidiyorsun…
Böyle olsun istemezdim oysa!!
Hazin vedaların bu baş dönmesi
Cellat kırmızısı bir hüsrandı yollarda.
Sen öğretmen çıktığın yıl
Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler
Eyvahhhhh…….
Esmer bir ağadı bileylemişsem
Cinnetin ucunu yakmışsam bir kez
Cehennemin nizamiye kapısındaysam
Ateşten bir nehre dönen bu isyan
Hep o gül yangınına kanat çırpar
Ve en korsan şarkılar yüzünü şarapla yıkar.
Gidiyorsun demek…
Ben bunu hakketmedim!!
Ne varsa aşka ve cesarete dair
Sırtlayıp o büyük yangınınla git.
Hadi durma,gençliğimin vebalini,
Ve sevgisiz hayatımızın bedelini ödemeden git..
Bu şiiri sana armağan ettim
Yanına almayı unutma sakın
Issız gecelerde okur ağlarsın
Kimseler görmese de kanarsın gülüm
Neler çektiğimi o gün anlarsın!!!
Sonbahar yağmuruyla ıslandım sokaklarda
Ağladım ikimize senden çoook uzaklarda.
Şimdi hüzün makamında bütün şarkılar
Bu yorgun ses,bu kör lamba,bu ateşi sönmüş soba
Tanığıdır yanlızlığın,pişmanlığın tanığıdır.
Çünkü,çünkü benim kitabımda, aşk bir defa yaşanır..
Demek gidiyorsun…
Git……………………..
Bir yanda ölümün alnındaki ter
Bir yanda suya düşen sardunya
Ve sabahın saçlarındaki kırağı kadar ışıyorsun
Hadi durma,
Sırtlayıp o büyük yangının vebalini
Ve sevgisiz bir hayatın bedelini ödemeden git.
Bilirsin,gecenin en karanlık olduğu an
Sabahın en yaklaştığı zamandır
Ve hiç bir şey hakkında bildiğimiz her şey
Aslında YALANDIR….
Demiştim ya…
Sen öğretmen çıktığın yıl
Vurup alnıma kavgayı
Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı,
Hüzün sarısı yapraklarını
Akşamlarım olmuştu,kuduz gecelerim
Göz yaşlarım ağlamıştı
Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime
Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler.
Demek gidiyorsun…
Git…
Bu şiiri sana armağan ettim
Yanına almayı unutma
Belki soban sönmüş,kitabın bitmiş,dizlerinde battaniye
Yanlızlığın iç çekişini duyarsın
Paketteki son sigaran
Ve titrek bir mum alevi hüznüyle geçmişe dalarsın
Kimseler görmese de kanarsın gülüm.
SENDE YANARSIN ??????