Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


okul öncesi hamur tarifi

27 Nisan 2008 Pazar Yorum yok »

 

 

A. TUZ SERAMİĞİ

1. Kolay Oyun Hamuru

3 bardak un

1/4 bardak tuz

1 bardak  su

1 çorba kaşığı sıvı yağ

Birkaç damla  gıda boyası

Unla tuz karıştırılarak bir bardak  suya eklenir. Hamur çok sert olursa su, çok  yapışkan olursa un eklenir.

2.

2 bardak un

1 bardak tuz

2 çorba kaşığı sıvı yağ

1 bardak su

Bütün malzemeler su ile karıştırılır. İçine biraz toz boya konur. Hamur plastik bir torbaya sıkıca sarılarak saklanır.

3.

2 bardak un

1 bardak tuz

1 çorba kaşığı sıvı yağ

toz boya

Malzemeler hamur kıvamına gelinceye kadar karıştırılır, yoğurulur.

4.

2 çorba kaşığı nişasta

4 çorba kaşığı kaynar su

4 çorba kaşığı tuz

toz boya

Nişasta, tuz, toz boya karıştırılır. Karıştırarak kaynar suya eklenir. Karışım kaşığı  etrafında toplanmaya  başlayıncaya  kadar benmaride pişirilir. Karışım katılaşmaya başlarsa biraz daha sıcak su eklenir. Yapışkan  olursa nişasta serpilir. Yağlı kağıda sarılarak serin bir yerde saklanabilir.

5.

2 bardak tuz

1 bardak mısır nişasta

1 bardak soğuk su

su ve tuz karıştırılır, kaynayıncaya kadar ateşte tutulur. Nişasta soğuk suda eritilerek  sıcak karışıma  eklenir. Bu karışım ele alınacak hamur kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Gerektiğinde  su eklenir. Bu malzeme şekil verildikten sonra bir iki gün içinde sertleşir. Sertleştikten sonra boyanır, verniklenir.

6. 1 bardak tuz

1/2 bardak nişasta

1/2 bardak sıcak su

Bütün malzemeler  karıştırılarak koyulaşıncaya kadar ateşte pişirilir. Çabuk koyulaşacağından fazla pişirmemeye dikkat etmelidir. İçine biraz kolonya eklenebilir.

KAĞIT HAMURU

Kağıt hamuru için gerekli malzemeler gazete kağıdı, nişasta veya un, formika zamkıdır.

Gazete kağıtları küçük parçalara ayrılarak, içinde  su bulunan bir kaba konur. Birkaç gün bekletildikten sonra yumuşamış olan kağıtlar  elle sıkılarak alınır ve başka bir kaba konur. Sulandırılmış olan un veya nişasta zamkla birlikte kağıtların üzerine dökülür.

TALAŞ HAMURU

1. 1 bardak talaş

2 bardak beyaz tutkal

Talaş ve tutkal top haline gelinceye kadar karıştırılarak yoğrulur. Hamur parmaklara yapışırsa talaş eklenir.

2. 6 bardak talaş

5 buçuk bardak un

2 çorba kaşığı tuz

Bütün malzemeler yavaş yavaş karıştırılır. Biraz kaynar su eklenir. Hamur  kıvamına gelince nemli bir beze sarılarak saklanır.

3.

 4 bardak talaş

2  çorba kaşığı tuz

Bir kaba talaş konur. Sulandırılmış un veya zamk yavaş yavaş eklenir. Hamur haline gelinceye kadar yoğurulur.

 

MUM BOYA

Mum boya anaokullarında çokça kullanılır. Piyasadan satın alınabilir veya okulda  da yapılabilir. Gerekli olan malzeme:

2 adet beyaz toz boya

1 çorba kaşığı toz boya

Mum eritilerek içine toz boya eklenir. Önceden hazırlanan kaplara dökülür ve buzdolabına konur. özellikle daha küçük yaştakiler  bu kalın mum boyaları  kolayca kullanabilirler.

Türkiye’de okul öncesi eğitim

27 Nisan 2008 Pazar Yorum yok »

TÜRKİYE’DE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM 

Türkiye’de ki okul öncesi eğitimin gelişmesini imparatorluk dönemindeki okul öncesi eğitim ve Cumhuriyet’ten günümüze kadar olan okul öncesi eğitimi diye adlandırabilir.

İmparatorluk Döneminde : Okul öncesi eğitimi üstlenen bazı kurumlar vardı. Bunlar sıbyan okulları, ıslahhaneler, darüleytamlar. 

Sıbyan okulları, yani mahalle mektepleri Kur’an Okumayı, hesap yapmayı birazda yazmayı öğreten ilköğretim kurumlarıydı.
 
Darüleytamlar ve ıslahhaneler ise çoğunlukla savaşta ailelerini kaybetmiş çocukların barındırıldığı yerlerdi.
 
Resmi anaokullarının açılışı Balkan Savaşları’ndan sonra yaygınlaşmaya başlamıştır. Özel ana mektepleri ise 23 Temmuz 1908’ten önce bazı illerde, bu tarihten sonra da İstanbul’da açıldığı bilinmetedir.
 
“Osmanlı İmparatorluğu döneminde çocukların küçük yaştan itibaren iyi bir dini eğitim görmesi ve dini sağlam kişiler olarak yetiştirilmesine önem veriliyordu. Bu nedenle Cumhuriyet ‘ten sonraki okul öncesi eğitimden çok farklıdır.
 
İmparatorluk döneminde ilk planlanmış okul öncesi eğitimi çalışmaları 1913 yılında yapılmıştır. 6 Ekim 1913’te Tedrisat-ı İptidaiye Kanun-ı Mukavvati yanı ilköğretim geçici kanunu yayınlanmıştır. 15 Mart 1915’de de Ana Mektepler
Nizamnamesi hazırlanmıştır. Bu nizamnamede ;
 
Anaokulları, ilkokulu bulunan bir kız okuluna bağlı olarak ya da bağımsız olarak açılır.
 
Anaokulu kurulurken;
 
a) Binasının okul yapısına elverişle ve sağlık şartlarına uygun olmasına
 
b) Çocukların sayısıyla orantılı genişlikte bahçesinin bulunmasına,
 
c) Her çeşit eğitim aracının hazırlanmış olmasına özen gösterilecektir.
 Anaokulları ücretli veya ücretsiz olarak açılabilir.
 Ücretli resmi anaokullarına parasız çocuk alınmaz.
 Anaokullarına 4-5-6 yaşındaki çocuklar alınır. Erkek ve kız çocukları birlikte bulundurulabilir.
 Çocuklar anaokuluna alınırken doktor tarafından muayene edilecek, bulaşıcı hastalıkları olmadığı ve aşılı oldukları tespit edilecektir.
 Anaokullarında çocuklar yaşlarına göre sınıflarına ayrılırlar.
Her sınıfa en çok 30 çocuk alınır.
 Anaokullarında sağlığa uygun ve ahlaki oyunlar, okul içinde yürüyüşler ve düzenli beden eğitimi, dine ve milli öykü okumalar ve konuşmalar, resimlerin incelenmesi ve el işleri yaptırılır.
 Anaokulları, en az haftada bir sağlık incelenmesine tabi tutulacak ve çocuklar tek tek muayene edilecektir. Gerek görülürse bu denetimler hakkında çocukların velilerine bilgi verilecektir.
 
Anaokullarında sınıf sayısı kadar bayan öğretmen ve yardımcı bayan öğretmen bulunur. Yönetim görevleri birincilere verilir.
 
Bir anaokulu öğretmeni olmak için; a) Darülmuallimat (İstanbul Kız Öğretmen Okulu) Ana Muallime Şubesinden mezun olmak.b) Veya bir anaokulu yönettiğine dair belgesi bulunmak. c) Veya anaokulu öğretmenliği yapabilecek yetenek ve bilgiye sahip olduğunu göstermek. ç) Türkçe’yi güzel telaffuz etme ve akıcı bir anlatıma sahip olmak gereklidir.
 
Anaokulu öğretmenleri Osmanlı uğruna sahip olacaklar ve hiçbir bulaşıcı hastalıkları bulunduğu doktor raporu ile belirlenecektir.
 
Anaokulu öğretmenlerinin terfi ve meslekte ilerlemeleri ilköğretim Kanunu”ndaki hükümlere tabidir.
 
İlk öğretmen Kanunu gereğince açılacak Sıbyan sınıfları da bu nizamname hükümlerine tabidir.
 
Bu nizamname yayınlandığı tarihte yürürlüğe girer.
 
Anaokullarına öğretmen yetiştirmek için 1915’te öğretmen okulu açılmıştır. Bu okul 1 yıl süreli eğitim veriyordu. 4 yıl hizmet göstermiştir. 370 mezun vermiştir. Ekim 1919’da kapanmıştır.
 
CUMHURİYET’TEN GÜNÜMÜZE
 
Cumhuriyet”in kurulduğu sıralarda Cumhuriyet’in getirdiklerine ayak uydurulabilecek insanlara ihtiyaç duyulduğu için ilköğretime ağırlık verilmiştir. Bu nedenle okul öncesi eğitim ailelere ve yerel yönetimlere bırakılmıştı.
 
25 Ekim 1925 ve 29 Ocak 1930 tarihlerinde çıkarılan çıkarılan kararda bütçe imkanlarının anaokulundan ilkokula kaydırılacağı bildirilmişti.
 
Bu nedenle anaokulları kapatılmıştı. Yalnızca çocuklarını kimseye bırakmayacak annelerin olduğu yerlerde açılabileceği bu şartlara uymayan annelerin çocukları alınırsa kurumun kapatılacağı bildirilmişti.
 
Hayatını işçilikle kazanmak zorunda olan dul ve fakir kadınların 3-7 yaş arasındaki çocuklarını sabahtan akşama kadar oyalamak, yedirmek, içirmek, giydirmek ve terbiye etmek için 1932 yılında İstanbul Belediyesi tarafından çocuk yuvası açılmıştır.
 
1961-1962 öğretim yılına kadar da resmi ana sınıfı, anaokulu açımlamamıştır. Bu dönemde 10 ilde ana sınıfı açılmış ve 20 ilkokul öğretmeni atanmıştır. Kız Meslek Liselerinde anaokulu öğretmeni geliştirmek için 1960-1964 yıllarında çocuk gelişimi ve bölümü açılmıştır.
 
1970-1971 yılında ilk öğretmen okullarının programları 4 yıllığa çıkarılmış ve okul öncesi eğitimi dersi eklenmişti.
 
1973 yılında çıkan MEB Temel Yasası ile tüm öğretmenlere yüksek öğrenim görme zorunluluğu getirilmiştir. 1980’de YÖK’ün kurulmasıyla bir çok üniversitede okul öncesi öğretmenliği Anabilim Dalları oluşturulmuştur.
 
İlköğretim çağına girmemiş çocukların eğitimi için 1992 yılında MEB tarafından merkez teşkilatında okul öncesi Eğitimi Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
 
KAYNAKLAR
 
Ya pa Okul Öncesi Eğitimi ve Yaygınlaştırılması Semineri (3) /1985
Yapa Okul Öncesi Eğitimi ve Yaygınlaştırılması Semineri (1) /1984
Anı Yayıncılık okul Öncesi Eğitiminin İlke ve Yöntemleri (Cumhuriyet ile ilgili bilgiler alınmıştır.)

ON KÜÇÜK KÖPEK

27 Nisan 2008 Pazar Yorum yok »

ON KÜÇÜK KÖPEK

 

Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar Eren adında bir çocuk varmış.

Eren  kırlarda koşup oynamaya bayılıyormuş. Yine bir gün oynamak için  kırlara gitmiş. Bu sırada peşine bir köpek takılmış.

Zavallı köpek, pek aç görünüyormuş. Yiyecek bir şeyler  arıyor, yerleri kokluyormuş. Eren köpeğe acımış.

-         Vah vah, demiş. Keşke sana verecek bir şeylerim olsaydı…

Köpek acı acı havlamış. Sanki Eren’in  söylediklerini anlamış. Bir süre birlikte  yürümüşler. Az sonra bir de ne görsünler? Karşılarında kocaman bir kemik yığını durmuyor mu?

 

Eren sevinçle:

-İşte, demiş. Senin için  yiyecek bir şeyler. Hem de sana üç gün yeter.

Fakat aç köpek birden  geri dönmüş ve koşa koşa oradan uzaklaşmış. Eren buna çok şaşırmış. Bir taşın  üstüne oturmuş. “Hayvancağız hiçbir şey yemeden nereye gitti?” diye düşünmüş.

Çok geçmeden köpek geri gelmiş. Arkasında da zıp zıp zıplayan ok küçük  köpek varmış.Küçük köpeklere yiyeceği göstermiş. Kendisi de bir kenara çekilmiş. Ok küçük köpek doyana kadar yemişler. Sonra  büyük köpeğe teşekkür eder gibi bakmışlar.

İşte ondan sonra büyük köpek , yiyeceğe yaklaşmış. Geride kalan kırıntıları yemiş.

Eren köpeğe hayretle bakarak, “inanılmaz!” demiş. “Köpek bile paylaşmayı biliyor. Başkalarını kendine tercih ediyor.”

Alıntıdır: Timaş yayınları, Masal parkı

Kanarya ve Papatya

27 Nisan 2008 Pazar Yorum yok »

Kanarya ve Papatya
Bir zamanlar kanarya ve papatya arkadaş olmuşlar. İkisi birbirlerini çok seviyorlarmış. Kanarya her gün papatyanın yanına geliyor onunla konuşuyormuş.
Bir gün bahçenin sahibi çiçekler arasında gezerken kanaryayı görmüş. Onu yakalayıp, bir kafese koymuş. Kafesi bahçenin duvarına asmış. Sonra işlerini yapmak için evine gitmiş.
Ama kanaryaya su vermeyi unutmuş. Zavallı kanarya susuzluktan kıvranıyormuş
Papatya arkadaşının bu haline acımış.
-         Seni çok seviyorum. Senin için çok üzülüyorum. Ama hiçbir şey yapamıyorum. Yerimden bile kıpırdayamıyorum, demiş.
Kanarya:
- Ama benim için dua edebilirsin, diye konuşmuş.
O zaman papatya yapraklarını açıp, arkadaşı için dua etmiş. Duası biter bitmez yağmur başlamış. Yağmur suları kanaryanın kafesindeki su kabını doldurmuş. Kanaryacık bu sudan kana kana içmiş.
Akşama doğru bahçe sahibinin oğlu gelmiş. Kanaryayı kafeste görünce, ona acımış. Kafesin kapağını açıp, onu bırakmış.

Kanarya ve papatya, o günden sonra bir daha hiç ayrılmamışlar. Her zaman mutlu mutlu yaşamışlar.

Kaynak:Timaş yayınları Masal Parkı



Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.