Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Aşk Kategorisindeki bloglar

ince sızım

14 Haziran 2008 , Cumartesi | Etiketler : gül

Ellerin kurtulduğunda ellerimin zindanından,
Et olurum! Şehrin yalnız sokaklarında ruhsuz yürüyen,
Senli zenginliğimi, tenha boşluğumla doldurur yitişin,
Her demim keder, her demim hüzün, her demim isyan…

Sende gül çok,
Neşeler de sende,
Işıltısı en bol sevinçlerin en pembeleri de.
Sendedir en kederli anlarında,
Nazar edip yakamozla yıkanan çöplere,
Türlü çirkinlikleri origaminin uçan turnalarına benzetme
Ve ceylan gözlerinle derdini inceden inceye anlatmanın o dehşetli yetisi…
Benimse nem var ezildiğim güneşçe devasa güzelliğinin değirmenine karşı
Tüm biçareliğimle okuduğum “kırık mızrak” dizelerimden gayri?

Can katar canıma,
Ürkek ellerinin sıcak buğulu, nemli yüzeyi…
Tenindeki ben, alfabece yanık izin ve
tatlı hevesin,
Biziz saçlarının ayrık dünyalık kokusunda dirildikçe dirilen,
Ve loş ayrılıkların koynunda, miskin yüreği sen gittikçe çürüyen…

Sesin demir atmışken gönlüme nasılda çabuk çabuk akar zaman,
Vakit ayrılığa keser kör gecede, saatler muzdarip cellatlıklarından…
Yitişlerinde aynı sen olurum, damla misal süzülürken ellerinden,
İçerim en derin hazları, nur yüzlü gülen çehrenin kristal aynasından.

Çalarım vedalarında, gönül kapılarını,
İşitirim “kimsin” diyen caniçerilerinin seslenişini,
Gözlerim yaşarır aşkından, sevinirim sesinle ve “Sen”im derim, Senim, Sen

aşk acısı

14 Haziran 2008 , Cumartesi | Etiketler : asd

Aşk için bahar.Tehlike her yerdedir…Vuruluverirsin hiç ummadığın birine.Ama öyle çarpar ki kalbin, duracak gibi aldatır seni.Bahardan sonra yaz gelir…Hepimiz biliriz, sabun köpüğü gibidir yaz aşkları.Bence öyle basit değil.Henüz silinmedi hiçbirinin yarası benden.Aşk gitti ama acısını bıraktı, iz kaldı.Güz aşkları mevsimine dönünce dönence, pencereye sinmiş insanlar gelir gözümün önüne.Ve yavaş yavaş görünürler etrafta.Kimi yaza girerken terk ettiği aşkını, kimi yaz aşkını düşünür.Kimi ayrılık planlar ama hala yüreği yanar.Kimi terk edilmişliği sindirmeye çalışır.Çok azdır taze aşk yakalayan. Sanki bir doğum öncesi ölüm gibidir.Sonra kış gelir.Kimi yüzsüzler yazın hiç aldatmamış gibi eski sevgilisine döner;kimi sadıklar kavuşur…Kimi yalnızdır, kimi yorgun…O yorgunlar için kış uykusu başlar…Belki de taze baharlara, taze aşklara enerji depolarlar…Aşk dört mevsimdir herkesin sözlüğünde.Ama nedense bana bu anlattıklarımı çağrıştırmaz.Saçmaladım belki de bir paragraf boyu.Yalan attım.Aslında doğru olsalar bile yalanlardı çünkü, hissetmediklerimi yazdım.Ezbere konuştum.Aşk , kelimesi içimde gebe olduğum bir kelimedir.Her duyuşumda doğum sancısı çeker, doğuramam.Ama gözlerimin önüne o gelir.Sadece bir bakışına karın ağrıları, suyla yatışmalar.Bir tebessüme ömür bulmak.İtiraf.Saatler süren telefon konuşmaları.İlk duygular, çocuksu güzellikler.Ve sonra….. Nefessiz kalmacasına ağlamalar.Izdırap çığlıkları…Kış..Kış..Kış….. Azap….Ve sonunda doğan gün….Hemen her mevsim aşık olmuşumdur birilerine….Hatta sonbaharda bile…Ama onca ufaklı büyüklü sevda içinde, böylesine derinde var olan,böyle yaktı mı iz bırakan, bu kadar çaresiz bırakan,bu kadar arzu illetine hasta eden, bu kadar dizginsiz, sorgusuz,başına buyruk, acımasız, bu kadar bugünsüz sevda görmedim.Ve işte hiç biri böyle koyup, böyle yıkıp gitmedi.Ondan önce hiç biri içimden bir şey götürmemişti.Ondan sonrası zaten götüremez çünkü, götürülecek bir şey kalmadı..İşte o insan, beni aşka karşı böyle kelimesiz böyle hayretli, böyle çaresiz, isteksiz bırakıp gitti..Şimdi ben nefretten bile aciz isem bana bir şeyler borçlu.İçimden söküp aldığı bir şeyleri.Bana beni borçlu.Herkesi seven o sersem yüreğimi..Benden alıp kaçtığı o masum kızı borçlu.Bana bir dün, birde yarın borçlu.Benim ne günahım vardı da aşk için üç kelime etmekten aciz kalacaktım.Benim ne günahım vardı da her mevsim başka meyve yemek varken iştahsız kalacaktım.Yoktu elbet günahım..Onunda yoktu ya..Öfkem susmama engel…Ama ikimizin de suçu yoktu…Suçlu yoktu..Benim mevsimim sonbaharsa, yaza, kışa, bahara dönmez…Benim gibilerin nasibi pencere önüne sinip, mazide yaşamak,kendinle kanlı bıçaklı düellolar yapmak…Kendinle savaşmak , hırpalamak…Yaptığının farkına varıp ,bir de üstüne onun için cezalandırmaktır.

aşkın gözü kördür

10 Haziran 2008 , Salı | Etiketler : ask
Dünya yaratılmadan önce, iyi ve kötü huylar ne yapacaklarını bilmez vaziyette dolanıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her zamankıinden daha fazla canları sıkkın oturuyorlarken; Saflık ortaya bir fikir atmış: "Neden saklambaç oynamıyoruz?"..
Hepsi bu fikri beğenmiş. Çılgınlık bağırmış."Ben ebe olmak ve saymak istiyorum"…Baska hiç kimse çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için, Çılgınlık bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış.1,2,3,..
O saydıkça iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramışlar. Şefkat Ay’ın boynuzuna asılmış; İhanet çöp yığınının içine girmiş; Sevgi bulutların arasına kıvrılmış; Yalan bir taşın altına saklanacağını söylemiş ama yalan söylemiş çünkü gölün dibine saklanmış; Tutku dünyanın merkeizne gitmiş; Para Hırsı bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış.Aşk; kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş.(Aşkı saklamak zordur )Ve çılgınlık 100′ü saydığı anda; Aşk sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış..
Ve Çılgınlık bağırmış.. "Önüm, arkam, sağım, solum sobe,geliyorum!" İlk önce Tembelliği görmüş, çünkü saklanacak enerjisi yokmuş.Sonra Şefkati ayın boynuzunda, İhaneti çöplerin arasında, Sevgiyi bulutların arasında, Yalanı gölün dibinde ve Tutkuyu dünyanın merkezinde birer birer bulmuş.Sadece biri hariç. Umutsuzluğa kapılan Çılgınlığın kulağına Haset fısıldamış: "Aşkı bulamıyorsun, çünkü o güllerin arasında saklanıyor."
Çılgınlık çatal şeklinde bir sopa almış ve güllerin arasına saklamış, ta ki yürek burkan bir haykırış onu durdurana kadar. Ve haykırıştan sonra, Aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış. Parmaklarıyla kapadığı yüzünden sicim gibi kan akıyormuş. Çılgınlık, Aşkı bulayım derken, heyacandan Aşkın gözlerini kör etmiş.. "Ne yaptım ben?!!" diye bağırmış."Seni kör ettim. nasıl onarabilirim? Aşk cevap vermiş: "Gözlerimi geri veremezsin. Ama benim için bir şey yapmak istersen, benim klavuzum olabilirsin"..
İşte o günden beri Aşkın gözü kördür ve Çılgınlık da her zaman onun yanındadır…

ey sevgili

10 Haziran 2008 , Salı | Etiketler : sdf

ey sevgili,
içtiğin hoş şaraptan bana da ver
sesin tutkulu şeylerden söz etsin
kıskanç bülbüller dilsiz kalsın
ama önce sen iç
sonra dudaklarının kokulandırdığı bardağı bana ver
açan güllerin ve kalbimin sesinden başka bir şey duymayacaksın"

günaydın

10 Haziran 2008 , Salı | Etiketler : sdf
Farkında mısın?

Son günlerde ne kadar da aciz kaldık

Bize ait cümleler kurmaktan
Bırak seni seviyorum demeyi,
Bir günaydını bile çok görür olduk birbirimize
Tükenen, sevgimiz mi,

 

Yoksa, yoksa dilimiz mi varmıyor?

Ne sen bana iyi misin diyorsun,

Ne ben sana günaydın
Farkında mısın? ağzımızı bıçak açmıyor
Sebepsiz değil yavan kelimelere baş vurmamız,
Saçlarını bile taramıyorsun eskisi gibi.
Benimse içimden gelmiyor tıraş olmak.
Eskiden daha zili çalmadan açardın kapıyı.
Kokunu taa aşağılardan duydum derdin.
Özledim derdin.
Kısar gözlerini, ya sen ya sen derdin.

Öylece sarılıp kalırdık kapı eşiğinde.
Kaç gecedir koltuğun bir kenarında uyuyup kalıyorum.
Öyle arttı ki son günlerde romatizmalarım.
Adeta kar yağıyor geceleri sol omzuma.
Sana ilaçlarımın yerini korkudan soramıyorum.
Ya cevap vermezsen,
Ya git kendin al dersen.
Korkuyorum işte,
Sevginin tükendiğini bilmekten korkuyorum.

Dün, ilk defa kahvaltı etmişsin beni kaldırmadan.
İlk defa çayı dün soğuk ve şekersiz içtim.
Kaç zamandır adımla seslenmiyorsun bana
Bir tabloyu meydana getiren iki unsur gibiyiz.
Senin vurdumduymazlığını,
Benim aksiliğim tamamlıyor.
Sen ayrı odadan kalkıyorsun,
Ben taa uçtaki odadan.
Bir suçlu gibi öne eğip başımızı,
Öylece geçiyoruz yanından birbirimizin.
Hiç umursamadan!
Yok yok bu böyle olmayacak.

 

Ya sen aç kıza telefon

Ya ben bu böyle olmayacak.

İstersen oğlanları sen ara,
Onlar seni daha bir severler.
Kısaca ya ben gideyim, ya sen
Belki de bir zaman ayrı kalırsak,
Kim bilir belki de özleriz birbirimizi.

 

Bu günleri hiç düşünmeden,
O hoyrat, o pervasızca harcadığımız,
Aşkımıza nasıl muhtacım şimdi, nasıl! Bilemezsin.
Olsun, bir müddet yemeği dışarıda yerim.
İlaçlarımı masanın üstüne geceden dizerim…
Parmağıma ip bağlarım falan.
Ya da istersen ben gideyim.
Gideyim de nereye.
Galiba yaşlanmamalı insan.
Suç erkek veya kadın olmakta değil,
Suç dediğim gibi o hoyratça harcadığımız
yılların bir bedeli olmalı.

 

Dün o filmi seyrederken ağladığını gördüm
Sanma ki fark etmedim.
Sanki ikimizin son dönemi.
Ne kadar açığa vursak ta öfkemizi,
Gem vuramasak ta alışkanlıklarımıza.
Demek ki bazı şeylerin çok geç anlaşılıyormuş değeri.
Bir ara gözüm takıldı, saçlarına karışmış akların.
Benimse kış çoktan oturmuştu şakaklarıma.

 

Hatırlar mısın ilk yemeğe çıktığımız günü,
Nasılda elim ayağıma dolaşmıştı hani, Hatırlar mısın,
bir mecal kalırcasına gülüğünü,
Şimdi ise bak yüreğimiz bir mecal.
Dağ başı yalnızlıklarına mahkum ettik birbirimizi.
Ne zaman biter bu suskunluğumuz bilmem.
Ya bir ölüm anı çığlığıyla,
Sahi ben ölürsem ağlar mısın?
Bana, bana hiç sorma.
Düşünmek bile acıtıyor içimi.
Cam kesiği ağrılara gark oluyorum.
Hem benim bildiğim önce,
Erkekler ölür.
O zamanda sen,
O zamanda sen kalacaksın yapayalnız.
Ne yapar, ne edersin bu koca şehirde.
Kim getirir her sabah o çok sevdiğin,
Taze fırın ekmeğini.
Kim sular bahçeyi,
Kim budar yediverenlerini.
Ve kim koyar sen daha uyanmadan
Yastığına o en güzel güllerini….
Zor değil mi?
Yaşamın en zor tarafı işte.
Kolay değil alışkanlıklardan,
Bir an için vazgeçmek.
Zaten, zaten benim tek alışkanlığımda sensin.
Yok, yok senden vazgeçemem.
Zaten benim bildiğim,
Erkekler özür dilemeli ilk,
Galiba daha bir yakışıyor
Seni seviyorum demek erkeğe.
Yok yok, bu sabah kalkınca,
İlk işim sana sarılıp ve hiç yüksünmeden,
Ve kırgınlığı bir yana atıp,
Seni seviyorum demeliyim.
Seni seviyorum günaydın demeliyim.
Günaydın bir tanem,

 

Seni çok seviyorum.

 
BEdirhan GÖKÇE

deli yüreğim

10 Haziran 2008 , Salı | Etiketler : gülüm

                                                   

DELİ YÜREĞİM

Yarim, deli yüreğim nerelerdesin?
Bensiz ne yer, ne içersin?
Kimle gezer, kimi seversin?
Yoksa sende benim gibi bilinmezlerde misin?

Ne dünümün tadı var ne de bugünümün adı,
Gittin ya kırıldı kolu kanadım.
Sevgine açım, yüreğine muhtaç,
Duy sesimi yüreğim, yeniden gönlünü aç!

Döndüremedim seni bu seferden, gittin ve gelmedin,
Yokluğunda neler çektim bilmedin, bilemedin.
Her şiirim sana, her şarkımda sen varsın
Yüreğim,deli yüreğim,
İçimdeki küllenmiş aşkı yeniden yakarsın.

Ah deli yüreğim senden uzaklara ben nasıl gideyim,
Ah deli yüreğim sensiz uzaklarda söyle nasıl edeyim.

Düşündükçe seni yüreğime ekerim,
Üst üste sigara yakar, seni içime çekerim.
Anla beni yüreğim hiçim sensiz, yarımım
Farkına varamayacak mısın ah-u zarımın?
Hep diyorsun Rabbena, hep bana
Allah aşkına bir kez olsun hak ver bana.

Sevenler mesut olmaz derler ama yine severler,
Biraz acı var içinde o da mayasıdır derler.
Deli dediler, divane dediler, kınadılar ah ah,
Tutkununda ötesinde sevgim, şahidim Allah.
Neyse sevdam ben seni içimden de severim,
Mutluluğuma sebep yine seni bilirim,
Ben bunu der,bunu söylerim,
Vakit tamam…
Yolcu yolunda gerek,
bana müsaade yol uzun,
gitmem gere yüreğim,deli yüreğim…

Ah deli yüreğim senden uzaklara ben nasıl gideyim,
Ah deli yüreğim sensiz uzaklarda söyle nasıl edeyim.

ELVEDA CAN ÖZÜM

30 Mayıs 2008 , Cuma | Etiketler : as

 

 

Geç kaldın canözüm;

Nerelerdeydin bu saate kadar ?

Ben gitmeliyim şimdi senden,

Vaktinde yetişebilmek için bir bilinmeze.

“ Nereye böyle erken, erken “ deme,

Çok bekledim seni; bir nefes daha fazladan kalabilmek için bizde.

“ Bu kadar çabuk mu ? ” deme sakın…

Kovalamaca oynayan akreple yelkovanı hiç suçlama,

Sana su gibi akıp geçen saatlerin

Her dakikasının, her bir saniyesinde bir iğne saplandı benim yüreğime.

Sen kim bilir hangi sevdalarda, hangi pamuk bulutun üzerindeydin

Seni beklerken kum tanelerinden tesbihler yaptığım benim azap saatlerimde.

Yazık, yarım kaldı bir sevda masalı daha.

Hani mutlu sonla biterdi bütün masallar,

Kim kandırdı benim büyümeye direnen çocuk yüreğimi,

Neden öğretmediler AŞKIN tüm edebi kuralları yıkan,

Sonu hüzünle, kavuşamamakla biten gerçek bir masal olduğunu.

Yoksa kavuşamadığımız için mi aşkız seninle ?

Biz !

Ne hoş geliyor kulağa, söylemesi bile başka bir güzel

Birkaç saatliğine olsa da, biz olabilmek nasılda tarifsiz bir duygu.

Ah ! geceleri yastığa başımı sensiz koymak yok mu !

Bir gece istedim, tek bir gece;

Yatağımızda iki yastık olmasına rağmen

Tek bir yastığı paylaşacak kadar sokulup sana

Kokunu duyumsayarak,sıcaklığını tenimde, nefesini yüzümde hissederek uyumak…

Gözümü açtığımda gördüğüm ilk ve en güzel şeyi,

Seni o an içinde yaşayabilmeyi istedim

Gitmeden önce…

Çok geç kaldın canözüm…

Bak işte, yokluğunda yüreğime iğneler saplayıp geçmeye direnen saniyeler

Şimdi yanımdasın ya, tek tek söküyor iğneleri yerlerini kanata kanata

İnanılmaz bir hızla.

Şimdi gitmeliyim ben…

Bir iz bırak demeyeceğim sana

Ey yar !

Yaralarım öyle derin, öyle çok kanıyor ki,

Çok zaman alacak kabuk bağlaması ,

Tam iyileşmeye yüz tutmuşken irinlenecek aniden ve başlayacak tekrar kanamaya,

Tekrar, tekrar… hiç geçmeyecek belki.

Şimdi gidiyorum canözüm erken, erken, geç kalınmışlıklar yüzünden.

Beni bekleyen bir bilinmeyene vaktinde yetişebilmek için,

Bende bıraktığın en derin izinle birlikte…

Sevdamla…

Şimdi gidiyorum erken, erken

 


 

 

 

hadi gülüm

18 Mayıs 2008 , Pazar | Etiketler : dfg

Benim sana olan sevgim anlatılmaz gülüm.

 

Öyle seviyorum ki seni;

Bütün varlığımla.

Aklımda sen…

Dilimde sen…

Gönlümde sen…

Yüreğimde sen…

Gözlerimin her baktığı yerde sen.

Şarkılarda ki gibi;

Attığım her adımın birisi sen…

Aldığım her nefesin birisi sen…

Bana duymak istediklerimi söyle gülüm.

Diyeceklerin yüreğinden gelsin.

Ben yüreğinden gelen sözü isterim gülüm.

 

Tarifi imkânsız duygularla seviyorum seni dedim.

Tertemiz, en saf haliyle.

"Biliyorum" dedin sadece.

"İnanıyorum sana çünkü hissediyorum"

Haykırdım sana seni ne çok sevdiğimi

Ve bekledim…

İstedim ki, sende bana söyleyesin.

Benim gibi haykırasın yüzüme;

Her gün… Her an… Her dakika…

Dedin ki;

"Dilde değil benimki, gönülde"

"Zaten yüreğim sana haykırıyor sen duymasanda"

Ama biliyorsun, gönül bu istiyor be gülüm

Yüreğinin sözünü duymak.

Hadi durma! Sende haykır yüzüme.

Bana duymak istediklerimi söyle gülüm.

Yüreğinin sözü olsun o iki kelime.

"Seni Seviyorum"

 

Dedim ki;

Sağanaklar altında sırılsıklam aşığım sana.

Kelimeler kifayetsiz kalıyor aşkımı anlatmaya.

"Bana aşk deme. Aşk gelip geçicidir" oldu sözün.

"Bir varmış bir yokmuş masalından."

Ah zalim ah.

Ne zaman anlayacaksın beni?

Ne zaman aşka inanacaksın?

Ne zaman atacaksın aşkın içine kendini?

"Sen" i, "Ben" i bırakıp, ne zaman "Biz" olacağız?

Ben, "Biz" olmak için çırpınıp hayaller kurarken

Sen seyreyleme ne olur!

Hayallerim hayallerin olsun izin ver.

Gel zalim! Gelde tamamla beni.

Bir sözüne        kurbandır bu can.

Beklerim…

Sonsuza kadar beklerim.

Sen yeterki bana duymak istediklerimi söyle;

"Yüreğinin sözü olsun"

 

Kurtar beni bu çırpınıştan,

Kır zincirlerini,

Yık etrafında ördüğün duvarlarını,

Yen içinde hapsolduğun korkularını,

Yak aşkın ateşini,

Gir hayallerimin içine gerçek olsun…

Yoruldum artık! Yoruldum be gülüm!

Al, bitir benim bu yorgunluğumu.

Son ver dermanı sende olan şu çaresiz bekleyişlerime.

Bana duymak istediklerimi söyle gülüm.

Yüreğinin sözü olsun o iki kelime.

"Seni Seviyorum"

 

Diyorsun ya hep;

"Aşk gelip geçicidir" diye.

"Bir varmış, bir yokmuş masalıdır" diye.

Ah zalim, bir fırsat versen bana, bir izin versen.

Sen ve ben’i  "Biz" etsen.

İşte o zaman göreceksin aşkın yüceliğini.

İşte o zaman anlayacaksın aşkında kalıcı, sevgiye eşdeğer olduğunu.

Bir varmış bir yokmuş değil gülüm.

Belki de bütün dünya görecek sayemizde

Aşkında bir varmış hep varmış olduğunu.

Hadi gülüm. Ne olur.

Bana duymak istediklerimi söyle.

Söyle ki;

Yüreğinin sözü olsun o iki kelime.

"SENİ SEVİYORUM"

 

 

asla

18 Mayıs 2008 , Pazar | Etiketler : sdf

Sen hayatımın en vazgeçilmez aşkı
Sen uğrunda en çıldırdığım esmer
Sen yolunda savaşlar verdiğim sevdam
Sen uğrunda ölümlere gidip geldiğim
Sen beklediğim
Sen özlediğim
Sen gizlediğim…

 

Güneş doğmayı unutabilir
Sabah olmayı
Yağmur yağmayı
Ama ben seni asla…

Çiçekler açmayı unutabilir
Kuşlar uçmayı
Baharlar gelmeyi
Ama ben seni asla…

Ne zaman bir şiir okunsa aklımdasın
Ne zaman bir telefon çalsa karşımdasın
Sen tanrımın en güzel armağanı
Sen hayatımın en gerçek yalanı
Sen bütün huylarımı ezbere bilen
Sen gözyaşlarımı en iyi silen
Sen dünyanın en güzel kadını

Sen yemeğimin tuzu
Yüreğimin buzu
Anasının en güzel kızı
Sen kalbimde en tatlı sızı
Sen bütün varlığımın en sevimli hırsızı
Sen sevdikçe sevilesi
Övdükçe övülesi
Öptükçe öpülesi aşkım…

Sen beni yokluğuyla delirten
Varlığıyla yolumu yolundan çeviren
Sevdasıyla beni bir dağ gibi deviren kadın
Bundan böyle senden sorulsun günahlarım
Sende bütün sorularım
Sende bütün cevaplarım
Adam olmuşsam senden
Katil olursam senden
Ben çoktan vazgeçtim kendimden
Ama senden
Asla kadınım
ASLA!…

gül yüreklim

18 Mayıs 2008 , Pazar | Etiketler : dfg

Gül yüreklim,
Hep baharlarında nefes aldım.
Hep güneşi gördüm ıslak kirpiklerinde.
Hep mutlulukları soludum sevginde..

Acılarını, gergef işler gibi
Yüreğimin solgun köşelerine motifledim.
Çünkü; umut fakiri acıların,
Yarınlarımın müjde kokan çicekleriydi.

Suyum, ekmeğim
Nefesim, azığım oldun hayat yolculuğunda.
Baktığım her yerde,
Çiceklere adanmış bir gülüştün sen.
Gözyaşlarımla aktığım nehir ,
Yokuşlarda soluduğum
Yürek kaleminin en güzel şiiri oldun sen..

Yağmur damlası olup
Bereket türküleriyle düşerken sen,
Yüreğini açan bir toprak olurum ben…
Gül yüreklim,
Ayazlar, gözlerimi üşütmeden
Her gözyaşınla öp solgun can evimi…

Bengisuyu olup,
Rüzgarla sessizce tomurcuğa inerken sen,
Ben, güneşte titreyen yaprak olurum.
Her düşüşünde dudaklarınla öp
Üşüyen nefesimi gül yüreklim.

Korkularımda sığındıgım limandın sen.
Mutluluk olup aktığım,
Şiir olup gözlerine ağladığım candın sen…..
Sağırlaşan akşamlarda,
Alev alev yandığım bir sevdaydın sen..

Lacivert okyanuslara uzanan umuttu gözlerin.
Yaralı yüreğimi dayadığım uçurumdun sen…
Türkülerde büyüttüğüm çocuğun,
Acılara serilmiş dilsiz umudun,
Mutluluğa adanmış sevgisiydin sen….

Ah gül yüreklim,
Bir sabah uyanırsan baharlara,
Acılarında ıslanmış dudaklarınla öp yüreğimi.
Bırak, acıların benim tek mirasim olsun.
O kangren olmuş sancılarını ser yüreğime.
Öyle bir ser ki ;
Güneşi, gölgelerde seven bir çınar gibi
Acılarında bile sevginle mutlu olayım….

Sayfalar : 1 2 3 4 [5] 6 7 8 9 10 ...

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.