Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

ÖLÜM HERKESİ EŞİT KILAR

07 Tem

ERDEM BEYAZIT

                        ÖLÜME SAYGI

  Ölüm bir melek halinde gelir

  Ve öper usulca çocuk yüzleri

  Belki bir gün kurtuluruz

  Karıncaların yolunu şaşırtan ince

  rüzgarlarla

  Kaplumbağaların hasret kaldığı

  derin tepelerde

  Çocuk gibi bakalım mavi sulara

  Şehirlere bırakalım insanlığımızı

  eskittiğimiz

  Sislerden dumanlardan yollara

  atılan mısır koçanlarından

  Belki tutarız birgün belki kurtarır bizi

  Simsiyah saralım bezlerle dağları 

  rüzgarları

  Gül bahçeleri ağlasın

  Dallarda salınan çocuk salıncakları

  ağlasın

  Kırmızı balonlar bizsiz kaybolsun

  gökyüzünde

  Haydi sığının şehirlere

  Kabuğunuza çekilin yorganınızı çekin

  üstünüze

  Kalsın titrek ve mavi elleriniz

  Bekleyin ölüm geliyor usulca

  Usulca girer koynunuza.

                                Erdem BEYAZIT 

   

                      ÖNDEN GİDENLER İÇİN

  Onlar gittiler

  Yalnız bir yemin kaldı aramızda

  Ben şimdi bu yanda

  Kasılmış çıplak bir kurşun gibiyim

  Namluda

 

  Onlar gittiler

  Topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında

  Ben şimdi bu yanda

  Gerilmiş bir an gibiyim

  Doğumla ölüm arasında

 

  Onlar gittiler

  Gelen zamandan bir haber gibiydiler

  Ben şimdi bu yanda

  İçilmiş bir and için beklemedeyim

  Kurulmuş bir saat gibi

 

  Onlar gittiler

  Giderken bir muştu gibiydiler

                             Erdem BEYAZIT

  (1939-5 Temmuz 2008)

  Rahmetullahi Aleyh

 

03 Tem

SERZENİŞ

         Sarar bedenimi bir acı hüzün

         Üşütür yüreğimi

         Soğuk bir yalnızlık

         Donarım

         Bir şarkı duyarım uzaklardan

         Hüzünlü

         Tırmalar kulaklarımı

         Kimsesizliğin sesi

         Beynimin odalarındadır hasret

         Yanarım

         Gurbet avuçlarımdadır artık

         Ve sen gözlerimde yaşsın

         Bir başımayım çaresiz

         Ağlayamam korkarım

         Bir kuş havalansa imrenirim

         Rüzgar eser serin serin

         Ürperir tenim yokluğunla

         Yüreğim kabarır

         Ruhum artık bedenimde değildir

         Kanatlanırım uçarım

                                         R.A.

       

27 Haz

İNTİKAM

     Bir akşam çıkacaksın karşıma ansızın

     Yıkılmış perişan

     Ama ben seni tanımayacağım

     Çektim ipini sevgimin

     Hiç oralı değilim

     Bir ağaç altı yok artık benim için

     Kır çiçekleri de solmuş

     Sığırcıklar ötmüyor

     Güneş puslu gökyüzünde

     Yazık yıldızlar da görünmüyor

     Bir gün çıkacaksın karşıma ansızın

     Utanmış mahcup

     Yok hayır seni affetmeyeceğim

     Söndürdüm yüreğimi

     Soğudum buz gibiyim

     Başka aşklara da yelken açmayacağım 

     Çatlasa dudaklarım

     Ve sen bir vaha olsan

      Hayır hayır

     Ölsem de asla

     Suyundan içmeyeceğim.

                                 R.A.

    

26 Haz

HÜZÜN

   Hüzün, bir bitişe gidişin çağrışımını geti

rir insanın aklına.Sonbahar ne kadar genç

olursa olsun insanın sonuçta bir sona doğ

ru gidişinin öyküsüdür.Kader..Doğduğun gün

ölüme açarsın bağrını.Her ne kadar baharsa

da hazan başlamış demektir artık. O her an

seninledir. Ve siz her saniyenizde ölümle

berabersinizdir.Onunla birlikte yaşamakta

sınızdır.Gün gelir ölüm sizin en iyi dostunuz

olmuştur.En vefalı bir dost..Ve gün gelir alır

götürür sizi sonsuzluğa.İsterseniz itiraz edin.

                                                        R.A.

23 Haz

ÖLÜM

   Ölüm,varlığın hayata eş en kesin bir gerçeği..

Her canlı ölmek için doğar ve ölmemek üzere

doğmak için ölür.Şu halde,ölümsüz bir hayata  

 basamak olduğu için,ölüm hayattan daha öte

 bir anlam ifade eder.

    Ölüm ilmi ilahidebaşlayıp,sonsuza uzanan yol

culuğumuzun kısa fakat çok anlamlı dünya dura

ğında yerine getirmemiz gereken görevlerimizden

 bir terhis olduğu ve artık"iş bitti,mükafat zama

nı,ücret zamanı geldi,"ilanı olduğu için güzeldir.

Fakat bütün bu güzelliklerin eldeedilebilmesi için

temel şart da imandır.Allah’a ve diğer iman esas

larına inanmanın yanı sıra,bilhassa ahirete yakiyn

dir ki,insanı dünyada da ölüm korkusundan kur

tarır,ölümü özlenen,açılması beklenen sırlı bir ka

pı haline getirir.

  Ölüm,dünya hayatından çok daha öte bir hayata

zemin hazırladığı için de güzeldir.Esasen hayat,ö

lüme dayalıdır.Yani ölüm temelinde yükselir.

  İnsan ölüp gitmekle,dünya hayatından çok daha

geniş ve ayrıca ebedi ahiret hayatına ilkadımı atmış

olur.Dolayısıyla her bir hayat mertebesinin çekir

deği ölümdür.Şu halde ölmeden dirilmek,ölmeden

daha üst bir hayat mertebesine ulaşmak mümkün 

değildir.Öyleyse ölüm bu önemli yanıyla da güzel

dir.Güzeldir çünkü onu da yaratan Allah’dır

 

 

 

22 Haz

HAYATI ANLAMAK

         Hayatı yaşamak,anlamak,görmek

    lazım.Hatalar yapmalı sonra pişman

    lıklar duymalıyız.Keşkelerimiz de ol

    malı.Zaman zaman ayağımız tökezle

    meli.Düşmeliyiz,yeniden kalkmak ve

    yeniden yürüyebilmek için.Yoksa na

    sıl biliriz ve idrak edebiliriz Rabbimi

    zin bize verdiği nimetlerin değerini?

                                                    R.A.

   

 

18 Haz

ANIMSAMAK SENİ

      Anımsamak seni

      Bir şeyler kaybettiriyor yer yer

      Tam orta yerinde

      Kalmış gibi kasırganın

      Eli kolu bağlı çaresiz

      Öyle bir şey

      Anımsamak seni

      Yüzükoyun mezara uzanmak gibi

      Gönüllü mesela          

      Hani bilir misin

      Öksüz kalır da insan

      Yaşlanır üç beş yıl birden

      Ak düşer saçlarına ansızın

      Kaynağı kesilir umutlarının

      Sararıp solar çaresiz

      İşte öyle ki anımsamak seni

      Burun buruna gelmek ecelle

      Sonra yenik düşmek gibi hani

      Değil halbuki tüm bunlar

      Olmak ya da

      Olmamak arası bir şeydir

      Anımsamak seni

      Bir an içi burkulur insanın

      Acır yüreği

      Ard arda geçer sonra her şey

      Gözlerinin önünden

      Ve kelimelerin aciz kaldığı

      Anlatımsızlıklar içinde kıvranırsın

      İşte öyle ki

      Anımsamak seni

      Eli kolu bağlı beklemek gibi                                    

                                       R.A.

17 Haz

ŞEMSİ BELLİ

  Yazar ve şair.1929 yılında doğdu.Ankara Hukuk

Fakültesinden mezun oldu.Öğretmenlik ve gazete

cilik yaptı.Bu arada şiir,öykü,inceleme,anı,oyun gi

bi farklı türlerde eserler verdi.Özellikle1968 yılında

yayımlanan Anayasso adlı kitabı ve bu kitaba adını

veren aynı adlı şiiriyle tanındı.Anayasso,Köy Akşam

ları,Bahar Güneşi,Bir Yangının Külünü yayımlanmış

bazı eserleridir.Bir Yangının Külünü adlı şiiri şarkı ola

rak da ünlüdür.1995 yılında vefat eden şairi Anayasso

adlı şiiri ile bloğumuzda anmak istedik.

 

                                             ANAYASSO

  Gül gurban olam hökümat baba

  Baa bir alfabe veremez miydin

  Gara dağlar gar altında kalanda

  Ben gülmezem

  Dil bilmezem

  Şavata’dan Hakkari’ye yol bilmezem

  Gurban olam, çaresi ne hooyy baboov?

  Bebek yanır,bebek hasda,babak ataş içinde

  Ben fakiro

  Ben hakiro

  Dohtor,ilaç,çarşı,bazar tamtakiro

  Gurban olam bu ne işdir hooyy baboov?

  Çociğ ağliir çociğ öliir,geçit vermiir Zap Suyi

  Parasızo

  Çaresızo

  Ben halsizo,ben dilsizo,şeher uzak,yolsizo

  Bu ne haldır,bu ne işdir hooyy baboov?

  Gara dağda gar altında ufağ ufağ mezerler

  Yeddi ceset hetim hetim Zap Suyunda yüzerler

  Hökümata arzeylesem azarlar

  Ben ketumo

  Ben hetimo

  Ben ne biçim vatandaşım hooyy baboov?

  Şavata’dan Angara’ya ses getmiir

  Biz getmağe guvvatımız heç yetmiir

  Malımız yoh

  Yolumuz Yoh

  Angara’ya ses verecek dilimiz yoh

  Ganadımz,golumuz yoh

  Bu ne biçim memlekettir hooyy baboov?

  Yerin,yurdun,adresini bilmirem

  Angara’da anayasso!

  Ellerinden öpiir Hasso

  Yap bize de iltimaso

  Bu işin mümkünü yoh mu hooy baboov?

                                 SEMSİ BELLİ

 

 

 

14 Haz

MUTLULUK

   Aradığımız şey yaşanmış zamanda değil

yaşanmışlıktadır.Dün başka türlü mutluy

dum,bu gün başka türlü mutluyum.Ama

mutluyum.Çünkü mutlu olmak insanın ken

di ellerindedir.

   Hiç kimse hiç bir zaman elde etmek iste

diklerinin tümüne sahip olamaz.Sahip ol

duklarımızla yetinmek zorundayız.Yoksa

başka türlü nasıl mutlu olabiliriz ki?Unutul

mamalıdır ki elimizdekileri de yitirebiliriz.

Bunu bile bir mutluluk sebebi yapabilmeyi

bilmeliyiz.Çünkü yüce Yaratan vermiş dene

miştir,alır yine dener.Allah’dan geleni şü

kürle karşılamak bile bir mutluluk nedeni

olmalıdır.Tüm maddi varlığımız,hatta haya

tımız bile bize ait değilken elde edemedik

lerimiz için üzülüp kendimizi harap etme

nin bize ne faydası var?Hayat okadar kısa

cıktır ki bunun için zaten bize ait olmayan

şeyleri(maddi,manevi)elde etmek için har

cadığımız zamanın hiç değilse bir kısmını 

kendimize  ve sevdiklerimize ayırsak ne iyi

ederiz!

 Yumalım gözlerimizi, uzanalım çimenlere

nefes almanın bile ne büyük bir nimet oldu

ğunun ayırdına varalım ve şükredelim yara

dana.Bize bahşettiği mutluluk vesileleri için.

                                                           R.A.

23 May

SIRA İLE ARKADAŞ

  Yol uzun,hava karlı,soğuk yerindeydi.Askerlikten kal

ma laciverde boyanmış kaputunun altında donuyor,hırsı

nı altındaki hayvandan alıyordu.

  -Yürü Allah’ın belası yürü!

  Hayvan her adımını düşünerek atıyor,arada buğulu ne

feslerine insan ağzından çıkar gibi "Ih,ıh"diye inltiler ka

tarak halinden şikayet ediyordu.

  Memet topuklarıyla karnına doğru iki vuruş daha yaptı.

Hayvan acı ile kişnedi.Sendeledi,ön ayaklarını büktü,son

ra arkalarını kırdı.Ayaklarını özengilerden dar kurtaran

Memet,yana sıçradı.At göz kapaklarını titreterek yavaş

yavaş kapadı.Karışık iniltili soluklar burun deliklerinden

fışkırır gibi çıkıyordu.

  -Bana numara mı yapıyon be!

  Katı postalının ucunu vurmak için kaldırdı.Tam hayva

nın karnına onun canını yakacak bir vuruş yapacakken

hayvan belki de yattığı yerin soğukluğundan kurtulmak i

çin çırpındı.Uzın boynunu salladı,bir dizini bükmeye uğraş

tı,fakat yine birden bire yere uzandı.Memet’in aklına kasa

bada,yola çıkarken,hancının söyledikleri geldi.

 -Ağa hayvanın sancılı galiba.Üşütmüş olacaksın.Bak ye

rinde duramıyor.Yem bile yemiyor.Yola çıkmasan iyi olur.

  Ama o dinlememiş elli kilo da yük almıştı.Yolda hayvanı

zorladıkça zorlamıştı.Bir an kadar düşündü.hayvanı seyret

ti.Sonra erzak torbasını ağır semeri atın sırtından aldı.Hay

vanın yattığı yerde karlar erimeye başlamıştı.

  -Kalk be,diye seslendi.Davran be!

  Tekme ile kalkmaya alışıktı hayvan.Sahibi yine vuracak

diye kişnedi.Fakat Memet vurmadı.Koltuğuna girer gibi ön

ayaklarından birine yapıştı.Vay gücüyle yardım etti.Hayvan

binbir güçlükle kalktı ama sallanıyordu.

  Kendisine ettiği hizmetler,yıllarca taşıdığı yükler,arabadan

sabana,sabandan oduna,odundan düvene koşulmaları gözü

nün önüne geldi.Kendi işi olmadığı zamanlarda gündelikle

başkasına kiralardı.Çok hırpalamıştı bu hayvanı çok!!

  Gözleri doldu.

 -Ihlama be,dedi.Ihlama.

  Ona candan bir yakınlık,bir minnettarlık duyduğunu his

setti.Hem ya bu hayvan elinden giderse ne yapardı?

 -Hava kararıyor be,dedi.Kurda kuşa yem olacağız.Köy

şuracıkta.Dayan biraz yoldaş,dişini sık be.Ahıra bir mangal

koyarım Fatma ablan da su kaynatıverir ateşte.Peştemalı sı

cak sıcak sararız sancıyan yerine.Davran be efe.Hadi dav

ran ağam!

  Kar azıtıyordu.Hayvanın etrafında döndü.Sonra birden ka

rar verdi.Çıkarttı sırtından kaputu.Serdi hayvanın sırtına

bir iple de güzelce bağladı karnından.Sonra yularını koluna

taktı,semeri sırtına vurdu,erzak torbasını eline aldı.

 -Sıra ile arkadaş,dedi.Sıra ile.

  İlk evleri görünen köye goğru yürürken alnından boncuk

boncuk ter boşanıyor ve durmadan mırıldanıyordu.

 -Sıra ile arkadaş sıra ile!!       

                                         Bu bir Orhan Kemal hikayesidir.

Sayfalar : [1] 2 3 4

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.