Sadece İslam Propagandasına Hayır!

(28 Oy, 5 üzerinden 3.93 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...

Anayasa değişti..”Şavaşarak çekilenler kışkırtıyorlar!”: Üniversite ayakta!". "Sokaklar birbirine girecek"..

Üniversitenin ayakta falan olduğu yok… Sokaklar da hiç olmadığı kadar sakin… Ama birileri türban yüzünden savunmada… Türban yüzünden kargaşa çıksın istiyorlar… Ama söyledik  dayanak yok… "Üniversitede okuma özgürlüğü" türbanlı-türbansız reşit biri için öyle bir dayanak ki artık Anayasa Mahkemesi bile bu özgürlüğü engellerse varoluşu tartışmalı hale gelir…

 

Anayasa Mahkemesi önce Türkie ne amçlıyor önüne takkesini koyup düşünmeli..Amaç demokrasi mi? Yoksa  , tek tip yaşam mı?

Anayasa mahkemesi şunu görmeli:  Türkiye’de her aile resmi-zorunlu okul eğitimi dışında çocuğunu yetiştirmekte özgür…

Bir aile kızını Kuran kursuna gönderiyor, diğeri göndermiyor. Bir aile kızını Müslümanlığın davranış kalıplarıyla yetiştiriyor, diğeri yetiştirmiyor!

Bu aile eğitiminin sonucunda (kızların bulunduğu ortamlardaki etkileşimlerinin de sonucu olarak) bir kız örtünüyor, diğeri örtünmüyor.

Eğer Anayasa’ya bu noktada madde koyup kızların örtünmesini engelleyemiyorsan ondan sonra nasıl engelleyeceksin! Anayasa’ya böyle "baskıcı" bir madde koyabilir misin? Hayır.

Peki daha ne kadar şişenin ağzındaki tıpa olabilirsin?

Devlet olarak yapacağın şey reşit olmayan bu kızlara (tabii ki erkeklere de) ilk, orta, lise eğitimlerinde yansız bir şekilde dünya dinlerini öğretmek… Örneğin NTV yayınlarından çıkan Brigitte Dumortier’in Dinler Atlası’nı ders kitabı olarak okumalarını sağlamak… Din olgusunun içeriğini anlamalarını sağlamak… Sadece İslamiyet’i değil ama..Sadece islam propagandası yapmak değil ama..  

Bu açıdan kısa bir süre önce Danıştay’ın verdiği karar doğru. Ne demişti sekizinci daire :

 “Anayasa’nın 24. maddesinde, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretiminin zorunlu olduğunun belirtilmesi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen öğretimin adının din kültürü ve ahlak bilgisi olmasına rağmen, içerik olarak din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi olarak kabul edilemeyeceği açık olduğundan ve din eğitiminin de ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlı olması karşısında, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin bu içeriği ile zorunlu tutulmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

Yani din dersi adı altında sadece islamiyeti öğretir, hatta sünnisini, hem de propagandasını yaparsanız bu hukuka aykırı..


Doğrusu Hıristiyanlığı, Protestanlığı, Katolikliği, Yahudiliği, Hinduizmi, Budizmi, Ateizmi, Çin ve diğer Japonya dinlerini anlatmak, Arap dünyasının dinsel haritasını çıkarmak… Tarafsızca bu kızlara dünya dinlerini öğretmek…

Sonra isteyen  tercihini örtünmekten yana kullanır ister kullanmaz bize ne! Biz ne yapıyoruz? Din Kültürü ve Ahlak dersi adı altında sadece "Müslümanlık" öğretiyoruz. Din dersi hocalarını çoğu birer tebliğci…

Siz müfredata bakmayın… Pratiğe bakın… Sıraların üzerinde namaz kıldıran mı istersin, yoksa dua ezberletme yarışması yapan mı… Bırakın diğer dinleri daha Aleviliğin bu derslerde nasıl okutulması gerektiğine karar verememişiz…

Yıllardır yabancı dil, milli güvenlik, müzik, beden eğitimi derslerinin çoğunda "mış" gibi yapılmasına izin verdiğimiz gibi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde de "mış" gibi yapılmasına izin veriyoruz. Sonra "kaçın şeriat geliyor" diye hem korkuyor hem de korkutuyoruz… Benim projem: daha özgür, daha global ama zorunlu  Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi seferberliği…

Aksi durumda başını örten genç kızların kendi iradeleri, tüm dünyanın din bilgisini alarak başlarını örttüklerine kimseyi ikna edemezsiniz..

 Kritik Köşe Yorum

Vodafone’un “Skandal, çok uzak” sözcükleri ile özetleyeceğimiz reklamları müthiş başarılı oldu. Turkcell’i de ürküttü. Turkcell hemen “kapsama” alanının güçlülüğünü öne çıkaran reklamlara başladı. 

Kısa Vodafone reklamları reklam sektörünü de derinden titretti.Çünkü bu reklamın kısa ve başarılı olduğunu gören reklamverenler “ben de bundan istiyorum” demeye başladı. Sonuçta “Spartaküs” gibi reklam yapıp kolayına kaçan reklam firmalarını etkilendi..

Vodafone reklam kampanyası dışardan uyarlama bir kampanya..Dolayısıyla ne Kristal Elma ne de Effie ödülü alabilir. Ama bu Vodafone reklamlarının Türkiye’nin 2008’in şu ana kadar ki en başarılı reklam kampanyası olduğu gerçeğini değiştirmiyor.   

Anket Yorum

Başbakan medyayı fırçalamakta haklı mı haksız mı diye sormuştum:
Okurlarımın dağılımı şöyle:

% 53 Haklı
% 41 Haksız
% 6   Emin değil

Yani Başbakan’ ı haklı bulanlar AKP’nin oy oranı ile örtüşüyor.  Başbakan’ın oyu % 20 olsa sizce medyayı bu kadar fırçalayabilir miydi? Yani Başbakan gücünü sizden mi alıyor?

İSTATİSTİKLER

Türkiye İstatistik Kurumu’nun  son araştırmasına göre Türkiye’deki çalışma yaşındaki insanları düşündüğünüzde işsizlik oranımız 2007 yılında da yine yüzde 9,9 oldu. Anımsarsanız işsizlik oranı, 2006 yılında da yüzde yine 9,9 olmuştu. Ancak bana bu rakam hiç inandırıcı gelmiyor. Size?


KRİTİK KÖŞE

aliatifbir@mynet.com

Yorumlar