Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

yılın çanta modeli

3 Haziran 2008 Salı | Kategori Moda 1

sizlerde (siz bayanlar yani) benim gibi çanta meraklısı mısınız? çanta, benim için vazgeçilmez aksesuardır. giyim tarzına uygun çanta kullanmayı  çok severim. tabi birde onun tamamlayıcısı var. ayakkabı. işte vazgeçilmezlerim. her zaman ihtiyacım olduğunu düşündüğüm iki şey. her dışarı dolaşmaya  çıktığımda beğendiğim bir çanta olursa alırım. tıpkı birçok bayan gibi.bu yıl , dirseğe doğru itilerek kullanılan çantalar moda. ben genelde büyük çanta severim. ama resimdeki çantalarda hiç fena  değil.bu çantalar, çok ünlü bir markanın bu yıl için tasarlanmış modelleri.ben en çok en son resimdeki çantayı beğendim…

                     dg-canta.jpg

kocanızın istediğiniz gibi olmasını istermisiniz?

1 Haziran 2008 Pazar | Kategori Kadın 1

Bir dediğinizi iki etmeyen, itaatkâr bir kocanız mı olsun istiyorsunuz? İşte Tempo’dan ABD’li Amy Sutherland’in 4 adımda başarıya ulaşan yöntemi.

Evin orasına burasına dağılmış kirli çamaşırlardan… Bir omlet uğruna muharebe alanına çevrilmiş mutfak manzaralarından… Randevu yerine sanki Yemen’den geliyormuşçasına geç kalmalardan… Anahtardan dosyaya, tıraş losyonundan cep telefonuna kadar ne kaybedilse, sizi sorumlu tutan tavırlardan… Uzun lafın kısası, tertipten, düzenden nasibini almamış, dağınık, aklı bir karış havada kocanızdan yorulup, sıkılıp, usandıysanız… “Bir mucize formül bulsam da şunu şöyle bir yeniden yaratsam.” diyenlerin imdadına yetişen bir kitap ABD’de piyasaya çıktı.
Tipik şikâyetler
Kitabın yazarı, ABD’li gazeteci Amy Sutherland, ne bir ilişki uzmanı ne de evlilik danışmanı. Kendisinin, “Savsak kocanızı nasıl hayallerinizdeki ideal eşe dönüştürürsünüz?” tarzında, bir çeşit Güzin Abla haline geliş macerası hem komik hem ilginç. Amy’nin 12 yıllık evlilik geçmişlerine rağmen hâlâ âşık olduğu kocası Scott, pek çok hemcinsi gibi unutkan, dalgın, ihmalkâr, her yere geç kalmayı seven, kararsız ve değişken bir mizaca sahipti. Amy de kimi zaman homurdanarak, bağırıp azarlayarak kendince bir yol tutturdu. Ancak bütün bu serzenişleri işe yaramadı. Evlilik danışmanı da derdine çare olmadı.
Tam umudunu kesmişken
Meseleyi çözmekten umudunu kesen Amy’nin hayatı ve erkeklere bakış açısı, konuyla son derece alakasız bir proje sayesinde değişti. O dönemde egzotik hayvan eğitmenleri hakkında yazması gereken bir kitap vardı. Bu nedenle hayvanların yaşadıkları değişimi anlamak amacıyla Kaliforniya’ya gidip gelmeye başladı. Bu eğitimler sonucunda, sırtlanlar bir emirle tek ayakları üzerinde dönüşler yapıyor, pumalar tırnaklarını kestirmek için pençelerini uzatıyor, denizaslanları burunlarının ucunda top oynatıyor, babunlar kaykay kullanıyordu.
Amy uzun eğitim süreçlerini izlerken, kafasında sihirli bir ampul yandı. Yırtıcı, egzotik yaratıklar bütün bu imkânsız hareketleri, davranış biçimlerini yapabiliyorlarsa; bu tekniklerin, evdeki bambaşka bir tür üzerinde de olumlu sonuçlar verebileceğini düşündü. Acı ama gerçek… Bu farklı tür, inatçı ama sevimli kocası Scott’tan başkası değildi.
Film teklifleri aldı
Amy Sutherland, bu garip deneyini ve kendince elde ettiği başarıyı ilk olarak 2006’da, The New York Times gazetesinde kısa bir makale olarak yayımladı. Makalesi o yılın, elektronik postayla en çok gönderilen hikâyesi seçildi.
NBC’nin ünlü ‘The Today Show’una konuk oldu. Hollywood’dan film teklifleri aldı, hatta bir tanesini kabul etti. Son olarak Şubat 2008’de ‘Shamu Bana Hayat, Aşk ve Evlilik Hakkında Ne Öğretti? Hayvanlardan ve Eğitmenlerinden İnsanlar İçin Dersler’ adlı kitabı piyasaya çıktı.
Koca eğitiminin temel kuralları
Olumlu davranışı takdir ettiğinizi belli edin. Kirli sepetine bir tek çorap bile atsa teşekkür edin.
Hoşunuza giden bir şey yaptığında bir öpücükle, sevdiği bir yemekle, vs. ödüllendirin.
Unutmayın! Tepkinin iyisi de kötüsü de davranışı körükler.
Hoşunuza gitmeyen tavırları sabırla görmezden gelin.
Sakın boşu boşuna dırdır etmeyin! İşe yaramaz.
Azarlamak, bağırmak sadece erkeğin sıkıcı huylarını müzminleştirmeye yarar.
Etrafa atılmış kirli çamaşır sadece kirli çamaşırdır. Kişisel olarak algılamayın!
Kocanızı sizden çok farklı, bambaşka bir tür gibi kabullenin. Böylece objektif olabilirsiniz.
Hatayı kendinizde de arayın. İşe yaramayan stratejileri değiştirin.
İlgisini başka yöne çekin. Örneğin, mutfakta dolaşmaması için salona cips ve bira hazırlayın.
Ders 1: Yaklaştır
Amy’nin egzotik hayvan eğitmenlerinden öğrendiği temel ders, beğendiği davranışı ödüllendirmek, beğenmediğini ise görmezden gelmekti. Dırdır etmek, azarlamak söz konusu değildi. Kaliforniya’dan Maine’deki sıcak ama dağınık yuvalarına döndüğünde, Amy, Scott’a tamamen farklı davranmaya başladı. Örneğin, Scott çamaşır sepetine kirli tişört mü attı, hemen teşekkür etti. İkinci kirli çamaşır için öpücükle ödüllendirdi. Bu arada yatak odasının yerinde duran kirli yığınının üstünden, tek bir ters laf bile etmeden usulca geçip gitti. Zamanla fark etti ki Scott, Amy tarafından takdir edilmenin keyfini çıkarırken etraftaki kirli yığınları da küçülmeye başladı. Bu yöntemin adı ‘yaklaştırma’ydı.
Ders 2: Sabret
Eğitmenin beğenmediği davranışlara en ufak bir tepki vermemesinin adı ise ‘en az güçlendirici sendrom’. Zira pozitif ya da negatif herhangi bir tepki, davranışı körüklemekten başka bir işe yaramaz. Oysa hiçbir tepki verilmediğinde, o davranış biçimi zamanla yok oluyordu. İşte bu nedenle Amy kendini çok zor tutsa da hoşuna gitmeyen tavırlara kayıtsız kalmaya karar verdi.
Ders 3: İmkânsız kıl
Uyguladığı üçüncü teknik ‘uyuşmaz davranış’ kavramıydı. Bu yöntem, dikkati başka bir noktaya çekerek, istenmeyen davranışın yapılmasını engellemeye, mümkünse imkânsız kılmaya yönelikti. Amy bu tekniği kendisi yemek pişirirken Scott’ı mutfaktan uzak tutabilmek için kullandı. Ayağının altında dolaşmaması için salonun uzak bir köşesine bir çanak cips ve salsa sos koydu, parlak fikri tabii ki işe yaradı.
Ders 4: Kişisel alma
Dördüncü kural ise hataları asla kişisel olarak ele almamaktı. Eskiden Scott’ın münasebetsiz tavırlarını hakaret gibi ya da değer görmediğinin işareti olarak algılayan Amy, buna da son verdi. Eğitmenlerin mottosunu benimsedi: ‘Hata hiçbir zaman hayvanda değildir.’ Böylece kendi tepkilerini ve yanlışlarını da tahlil etmeyi öğrendi. Scott’ın kimi içgüdüsel tavırlarının köklü ve değişmez olduğunu kabullendi. Artık eskiye oranla, sivri uçları biraz daha yontulmuş bir kocası ve daha hoşnut olduğu bir evliliği vardı.
Üstelik bu durumu anlayan kocası, üzerinde böyle bir teknik uygulanmasından hiç gocunmadığı gibi, taktiği kapıp Amy üzerinde denemeye başlamıştı.

BEBEK ANNELERİ, OKUYUNUZ…

31 Mayıs 2008 Cumartesi | Kategori Kadın 1

Merhaba anneler; küçük , güzel bebeklerin tatlı anneleri…

Belki beni tanıyorsunuzdur tabi yazılarımı takip ediyorsanız…Bende bir anneyim. O yüce mertebeye bende ulaştım . Evet, annelik…Bence bir kadının ulaşabileceği en yüksek mertebe, derece bu… Beni bu mertebeye kızım canımdan öte bebeğim ECE’m ulaştırdı. Bebeğim bugünlerde 1. yaşını doldurmak üzere.Doğum günü hazırlıklarının telaşı içindeyiz. acaba hangi yemekleri , pastaları yapsam vs. vs.

dscf2245.jpg

Sevgili bebek anneleri, sizlerde en az benim kadar seviyorsunuzdur yavrunuzu biliyorum. Üzerine titriyorsunuzdur. herşeyin en iyisinin ,en doğrusunun bebeğinizle olmasını istiyosunuzdur. Ben bu( blog demiyorum, site diye adlandırıyorum )sitede uzun araştırmalarım sonucu bulduğum bilgileri, sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Aslında sitenin kurulum aşaması şöyle gelişti. kızımın doğumundan önce , bebek bakımıyla ilgili kitaplar almış, okuyordum. Tabi kitap bilgileri yeterli gelmeyince netten araştırmalar yapmaya başladım. Değişik görüşleri inceleyerek, en doğruyu yakalamaya çalıştım. Edindiğim bilgiler, çok ve akılda kalamayacağı için, bunları bir world belgesinde toplamaya karar verdim . Ama daha sonra site kurup, orada derli toplu bir şekilde herşeyi yayınlamak fikri daha cazip geldi. Ve… böylece "ECEMİNSEVİNCİ"meydana çıktı…

        bebe521.gif             enfant_441.gif          bebe521.gif

..Sitemdeki  yazılarda , bebeğiniz için gerekli olan tüm bilgileri bulacaksınız. Sitedeki bağlantılar bölümünde de , bebek ile ilgili her tür konuda bilgi alabileceğiniz site adlarını bulabilirsiniz. Sizlere, bebeğinizle mutlu, sağlıklı , güzel bir ömür diliyorum. Herşey gönlümüzce olsun…

nerede o güzellikler

31 Mayıs 2008 Cumartesi | Kategori Müzik 0

      Arabesk ile pop müziği ayıramıyorum artık. içiçe geçmiş durumdalar…nerede o eski pop müzik. gerçi yaşım genç ancak 70′lerin müziğini özler oldum. o zamanlar teknik ekipman şimdiki kadar çok değildi ama şarkıların saflığı , duru güzelliği anlatılmaz. bugünlerde redbul reklamının fon müziği"uçtu uçtu kuş uçtu"şarkısı mesela, ne safbi şarkı. kızım onu çok beğeniyor. her çıktığında oynamaya başlıyor. bu nedenle netten şarkıyı indirdik. dinledikçe oynuyo canımıniçi…Her neyse, konuya dönelim. nerede artık İlhan İrem ‘in şarkıları gibi şarkılar. onun  şarkılarının  sözlerini hiç duydunuz mu bilmiyorum .  en güzel şiirlerden bile daha güzel, yoğun, duygulu…sadece sözler mi, müziklerde müthiş. günümüzde de yokmu iyi şarkılar. var elbet. mesela Feridun Düzağaç. Ben onun tarzının İlhan İreme yakın olduğunu düşünüyorum.bence ilhan iremin yeni dönem temsilcisi…

       enfant_602.gif        enfant_602.gif      enfant_602.gif     enfant_602.gif

Geçenlerde müzik kanallarında, ibrahim tatlısesin deniz sekinin şarkısını okuduğunu gördüm. deniz sekinin o şarkıyı söyleyişini hatırladım birden. sevdiğim bir şarkı…aynı şarkıyı iki ayrı tarza sahip kişiler okuyabildiğine göre acaba şarkı arabeskte mi  ki ibo okuyor diye düşündüm. yoksa ibo pop müzik söylemeye mi başladı…

 Aynı durum, teoman ve müslüm gürses olayında da geçerli. paramparçayı okudu bazılarının Müslüm babaları. yine aynı soru…teomanın şarkısı arabesk mi ? yoksa müslüm gürses pop mu okuyor…

Gördünüz mü ne kadar da içiçe girmiş durumda…bu bence basitlik. başka birşey değil. yıllardır böyle akılda kalamayan , basit, içi boş şarkıları bizlere dinletiyorlar.  piyasaya çıkan şarkı, bikaç günde unutulursa da, "çabuk tüketen bir toplumuz"diyorlar.

 Erken kalkanın kaset çıkardığı ülkemizde(artık cd oldu bu, hatta bazı uyanıklar, tek şarkılık singıl dedikleri bişeyi çıkarıyorlar. bu tip durumlara prim verenlerin aklına şaşarım)bu gürültü kirliliğinin içinde nasıl kalıcı olmayı düşünebiliyorlar ki…

İki cıstak ritm yakalayan hemen buna kaset yapıyor. sonra nay nay nay diye şarkıcığını söyleyip, sanat yaptığını , sanatçı olduğunu sanıyor… ben oturduğum yerde bu basit çocukcağızların basit şarkıcıklarının kat kat daha iyisini besteleyebilirim. bunun bişeyi yokki, sizde deneyin, .şaka biyana , böyle müzikleri dinlemeyelim lütfen.

Şarkının çıkış tarihinin eski olması, onun eskidiğini, anlattıklarının günümüzde de geçerli olmadığını göstermez. İlhan İremi tanımıyorsanız, geç kalmayın, bir an önce tanıyın derim. herkese kaliteli müzikler dilerim…

 enfant_602.gifenfant_602.gifenfant_602.gifenfant_602.gifenfant_602.gifenfant_602.gif

bebek çorbaları

30 Mayıs 2008 Cuma | Kategori Yemek 1


Yeşil Mercimek Çorbası

Malzemeler
1 yemek kaşığı kıyma
1 tatlı kaşığı sıvıyağ
1çay bardağı yeşil mercimek
1 adet küçük soğan
1 tatlı kaşığı salça
Tuz

Hazırlanışı
Kıymayı bir tencereye koyup,  soğan ve sıvıyağ ilave edin. Orta hararetli ateşe koyup, soğanlar hafif sararıncaya ve kıyma kendi bıraktığı suyu çekinceye kadar kavurun. Sulandırılmış salçayı ilave edip karıştırın. 1 Su bardağı su koyup, akşamdan ıslanmış veya haşlanmış mercimekleri yıkayıp ilave edin. Orta hararetli ateşte,  mercimekler iyice yumuşayıncaya kadar pişirin. İnmesene yakın, tuzu atıp 1-2 taşım daha kaynatın.

 

Yoğurtlu Sebze Çorbası (225 Kal, 5gr protein):

(1 porsiyon)
1 kepçe yoğurt (125cc)
1 orta boy patates
1 yemek kaşığı buğday veya pirinç
1 tatlı kaşığı zeytinyağı

Tencereye yoğurt konur az su ile sulandırılırak üzerine herhangi bir sebze doğranır.1 yemek kaşığı tahıl unu zeytinyağıyla pişirilir.

 

Mercimek Çorbası-2- (200 Kal, 3gr protein)

(2 porsiyon)
2 yemek kaşığı mercimek
1 boy havuç
1 küçük boy patates
¼ küçük dilim soğan
1 çay bardağı su

HAZIRLANIŞI: Bir tencereye 2 yemek kaşığı mercimek, 2 çay bardağı su konur. 1 küçük boy havuç, patates ve soğan rendelenip,1 yemek kaşığı zeytinyağı eklenip pişirilir.

 

Pirinç-Mercimek Çorbası

İçindekiler
1/2 yemek kaşığı kırmızı mercimek
1/2 yemek kaşığı pirinç
1, 1/4 su bardağı su
1 çay kaşığı sıvı yağ

Yapılışı
Mercimek, pirinç ayıklanır, yıkanır ve kaynamakta olan suya salınır. Yumuşayıncaya kadar pişirilir, yağ eklenir. Çorba, pirinç yerine bulgur konarak da yapılabilir.

Tarhana Çorbası-1- (360 Kal,3.5 gr. protein): (2 porsiyon)

Yoğurt (150 cc) (bir buçuk çay bardağı)
Buğday unu (2 yemek kaşığı)
Değişik sebzeler
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
YAPILIŞI
Malzemenin hepsi az su eklenerek karıştırılıp pişirilir.Ocaktan inmeye yakın
az zeytinyağı eklenir..

Tarhana Çorbası-2-

İçindekiler
1 su bardağı su
1/2 yemek kaşığı tarhana
1 tatlı kaşığı yağ

Yapılışı
Tarhana soğuk su ile ezilir ve karıştırılarak pişirilir, yağ eklenir. Tarhana acısız olmalıdır.

Yayla Çorbası

İçindekiler
3/4 su bardağı yoğurt
1/2 su bardağı su
1 yemek kaşığı pirinç
1 çay kaşığı sıvı yağ
1 çay kaşığı un

Yapılışı
Pirinç ayıklanır, yıkanır ve su ile haşlanır. Ilımaya bırakılır, yoğurt ve ezilmiş un eklenir. Karıştırılarak pişirilir, yağ eklenir.
 

İrmikli Çorba

 

1 küçük patates

1 küçük soğan

1 kaşık irmik

1 kaşık zeytinyağı

1 yemek kaşığı kıyma

 

Bütün malzemeyi bir bardak suyla pişirip süzgeçten geçirerek bebeğinize yedirebilirsiniz.

 

Tavuklu Şehriye Çorbası

 

1 parça tavuk eti

1 yemek kaşığı un

2 yemek kaşığı tel şehriye

1 domates

biraz sıvı yağ

su ve tuz

 

Sıvıyağı ve unu  bir tencereye koyup hafif kavuruyoruz.Daha sonra rendelenmiş domatesi ,suyu ve küçük parçalara ayrılmış tavuğu koyup kaynatıyoruz.Tavuk piştikten sonra  şehriyeyi de suyun içine katıyoruz.Pişmeye yakın tuzunu ekliyoruz.

 

Domates Çorbası – Sütlü

Malzemeler
1 tatlı kaşığı tereyağı
1 Çorba kaşığı un
1 Adet olgun domates
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı su
Tuz

Hazırlanışı

Tereyağını tencereye alıp, eritin. İçine unu ilave edin ve hafifçe sararana dek kavurun. İçine ılık su ve sütü azar azar ekleyin. Topaklaşmaması için devamlı karıştırın. Domatesleri rendeleyin tencereye ilave edin. Tencerenin kapağını çorbanın taşmaması için hafifçe aralık bırakarak 10-15 dakika pişirin. Tuzunu ayarlayın.

Karnabahar Çorbası

Malzemeler
bir kaç parça karnabahar
1 tatlı kaşığı un
1 tatlı kaşığı ayçiçek yağı
1 çay bardağı süt
1 su bardağı su
1 yemek kaşığı arpa şehriye
bir kaç dal maydanoz
Tuz

Hazırlanışı
Unu sıvı yağda hafif kavurun. Üzerine suyu ve sütü boşaltıp, pürüzleri giderene dek karıştırın. Bu arada karnabaharı küçük çiçeklere ayırın. Tencereye arpa şehriyesi ile birlikte atın. Kaynayıncaya kadar karıştırmaya devam edin. Şehriyeler ve karnabahar piştiğinde, ateşten almadan hemen önce  maydanozu kıyıp çorbaya karıştırın ve ocaktan alın. Tuz ilave edin.
 

Kış Çorbası

Malzemeler
1/2 çay bardağı Pirinç
bir parça tavuk göğsü
1 adet küçük patates
1 adet küçük havuç
1 adet küçük kereviz
bir kaç damla  limon
1 yumurtanın sarısı
İnce kıyılmış maydanoz
Yeteri kadar tuz

Hazırlanışı
Pirinci ve tavuk göğsünü ayrı yerlerde haşlayın. Küp şeklinde doğradığınız patates, havuç ve kerevizi tavuk etiyle beraber bir tencereye koyun. Sebzeler iyice pişince, haşlanmış pirinçleri ve tuzu da ekleyin. Bir kabın içinde çırptığımız yumurtayı ve limon suyunu çorbanın kaynayan suyuyla karıştırın ve bu karışımı çorbaya ekleyin.Çorbayı süzgeçten geçirin, üzerini kıyılmış maydanoz ile süsleyin.

 

Terbiyeli Sebze Çorbası

Malzemeler
1 yemek kaşığı tereyağı
1 çay kaşığı kaşığı un
1 küçük kuru soğan
yarım adet pırasa
yarım adet havuç
yarım su bardağı bezelye
yarım adet patates
2 su bardağı tavuk suyu
1 su bardağı süt
Tuz

Terbiyesi için
Yarım çay bardağı yoğurt
1 adet yumurta sarısı
Yarım adet limon suyu
Yarım demet dereotu

Yapılışı
Kuru soğanı yemeklik doğrayıp, pırasaları ayıkladıktan sonra kıyın. Havucun ve patatesin kabuklarını soyduktan sonra küçük küpler halinde doğrayıp, patatesleri kararmamaları için su dolu bir kapta bekletin, dereotunu ayıkladıktan sonra ayrı ayrı kıyıp, tabaklara alın.

Derin bir tencerede tereyağını kızdırıp, içine kuru soğan ilave edip, soğanlar pembeleşinceye kadar kavurun. Soğanlar pembeleştikten sonra içine kıyılmış pırasaları ekleyip, sote edin. Pırasalar sönünce içine doğranmış havucu, bezelyeleri ve patatesi ekleyip, kavurmaya devam edin. Daha sonra içine unu ilave edip, unun kokusu çıkana kadar kavurun. En son olarak sebzelerin içine tavuk suyunu, sütü, tuz ilave edip, çorbayı bir taşım kaynatın.

Çorba kaynarken küçük bir kasede yoğurdu, limon suyunu, ve yumurta sarısını bir çırpıcı veya mikser yardımı ile karıştırın. Çorbayı ateşten indirmeden terbiyeyi içine karıştırarak bir taşım kaynatın. Terbiyeyi ekledikten sonra çok kaynatırsanız eğer çorba kesilir. Pişen çorbayı servis tabağına alıp, üzerini taze dereotu ekleyin.
 

Terbiyeli Tel Şehriye Çorbası

Malzemeler

1 tatlı kaşığı tereyağ
2 Bardak et veya tavuk suyu
1 Adet küçük boy domates
1 Kahve fincanı tel şehriye
maydanoz
Tuz

Terbiyesi İçin;
1 Adet yumurta sarısı
3-4 damla limonun suyu
1 Çorba kaşığı un
1 Çorba kaşığı yoğurt

Hazırlanışı

Bir tencereye tereyağını koyarak eritin. Yağ eriyince rendelenmiş 1 adet domatesi ilave edin. Domatesler eriyip, salça haline gelene kadar arada bir karıştırarak pişirin. Domatesler pişince et suyunu, şehriyeyi ve tuzu katıp yaklaşık 20 dakika kısık ateşte pişirin. Kıyılmış maydanozu katıp bir taşım daha kaynatın. Yumurta sarısını, limon suyunu, unu ve yoğurdu bir kasede iyice çırpın. Çorba suyundan bir kepçe alarak azar azar ve sürekli karıştırarak terbiyeye ilave edin. Çok kısık ateşte kaynayan çorbaya terbiyeyi yavaş yavaş ve çorbayı sürekli karıştırarak ilave edin. Kısık ateşte bir taşım kaynatıp, ateşi kapatın.
 

 

Sütlü Çorba (150 Kal, 4 gr. protein)

(1 porsiyon)
1 çay bardağı süt (100 cc)
1 yemek kaşığı silme pirinç
Domates suyu (50 cc)
1 tatlı kaşığı zeytinyağı

HAZIRLANIŞI : bir tencereye süt konur 1 silme yemek kaşığı pirinç unu , yarım çay bardağı domates suyu veya ezmesi eklenip pişirilir. 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ilave edilerek çocuğa yedirilir. Un katılmadığında çok az ekmek içi ufalanıp verilebilir.

bebekler için kahvaltılar

30 Mayıs 2008 Cuma | Kategori Yemek 2

Kahvaltı Tarifi-1

2 adet kuru kayısı
1 yemek kaşığı mısır unu
1 tatlı kaşığı tahin
1 çay kaşığı tereyağ
1 su bardağı su (200ml)
1 tatlı kaşığı pekmez
Kahvaltımızın hazırlanışı
Kuru kayısıyı küçük küçük doğrayıp bir cezvede su ile pişirin. Tereyağını eritip mısır ununu hafif pembeleşene kadar kavurun. Kayısılı suyu mısır ununa dökün huzlı hızlı karıştırarak topak olmasını engelleyin. Sürekli karıştırarak kısık ateşte 10 dakika pişirin. Mama muhallebi kıvamında olmalı, çok katılaşırsa sıcak su ilave edip biraz daha pişirin. Biraz soğuyunca tahin ve pekmezi ilave edin.

Mısır ununu kavurmadan direkt cezvedeki kuru meyveli suya katarak muhallebi pişirir gibi hazırlayabilirsiniz.

 


Kahvaltı Tarifi-2

 

1 adet haşlanmış yumurta

1 kibrit kutusu suda bekletilip tuzu alınmış beyaz peynir

1 çay kaşığı tereyağı

1 çay kaşığı zeytinyağı

biraz ekmek içi

1 çay bardağı süt veya devam maması

1 çay kaşığı bal(1 yaşından sonra)

 

Yumurta,peynir ve ekmek içi iyice ezildikten sonra diğer malzemeler karıştırılır ve en son üzerine ısıtılmış süt katılır.

 

 

Kahvaltı Tarifi-3

 

1 Adet yumurta

Yarım Muz

1 kibrit kutusu suda bekletilip tuzu alınmış beyaz peynir

1 çay kaşığı tereyağı

1 çay kaşığı zeytinyağı

1 tane ceviz(iyice ezilmiş)

1 kaşık pekmez

biraz ekmek içi

1 çay bardağı süt veya devam maması

 

Yumurta,peynir muz ve ekmek içi iyice ezildikten sonra diğer malzemeler karıştırılır ve en son üzerine ısıtılmış süt katılıp muhallebi kıvamına getirilir.

 

 

Kahvaltı Tarifi-4

Malzemeler:
• 150 ml. hazırlanmış Devam Biberon Maması
• 2-3 yemek kaşığı Milupa 8 Tahıllı ve Ballı Kahvaltılık Ek Besin
• 1/8 haşlanmış yumurta sarısı*
• ½ kibrit kutusu (yaklaşık 10 g.) beyaz peynir**
• 1 tatlı kaşığı pekmez

Hazırlanışı:
Devam mamasını(Aptamil 2, Milumil 2, Conformil 2 veya 8. aydan itibaren Aptamil 3 veya Milumil 3) kutu üzerinde yazan tarife göre hazırlayınız. Ilık iken içerisine tüm malzemeleri yavaş yavaş ilave edip, bir çatalla iyice karıştırınız.Bebeğiniz için lezzetli ve besleyici kahvaltı karışımı hazır..
 

 

 

 

1 yaşındaki bebekler için yemek tarifleri

30 Mayıs 2008 Cuma | Kategori Yemek 0

ELMALI BROKOLİ PÜRESİ

Çok sık duyarız brokolinin faydalarını. Gerçekten de vitamin açısından zengin bir sebzedir brokoli. A, B1, C ve E vitaminlerince zengin, kalsiyum, selenyum ve potasyum minerallerinede sahip bir sebzedir.

Brokolinin faydalarına gelince; bağışıklık sistemini güçlendiriyor, mineral ve demir eksikliğini gideriyor, alyuvarların oluşumunda önemli bir yere sahip olan folat maddesini içeriyor.

Ne yazıkki bebeklere brokoliyi yedirmek için, faydalarını saymak işe yaramıyor. Bir çok bebek keskin kokusu nedeniyle brokoliden pek hoşlanmıyor. Brokoli ile hazırlanan yemek tarifleri içinde bebeklere en uyan tarif bu. Malzemeleri size ilginç gelebilir ama pişince tadı güzel oluyor.

Brokoli nasıl pişirilir?

En iyi yöntem buharda pişirme, böylece besin değerinin sadece %7 si kayboluyormuş. Buhar pişiriciniz yoksa bir tencereye biraz su koyup üzerine ateşe dayanıklı bir süzgeç yerleştirin. Brokoliyi çiçeklere ayırıp sap kısımları aşağı gelecek biçimde süzgeçe yerleştirin ve tencerenin kapağını kapatın. Su süzgeçe değmemeli. 10-15 dakika haşlayın.

Malzemeler

  • 200 gram brokoli (bir çorba kasesi)
  • 1/4 elma
  • 1 tatlı kaşığı zeytinyağı
  • 1 tatlı kaşığı soğan (isteğe bağlı)
  • 1 çorba kaşığı elma suyu
  • 1 tutam tarçın
  • 1 tutam tuz - 12 aylık tan büyük bebekler için
  • 1/2 çay bardağı su

Elmalı Brokoli Püresi’nin Yapılışı

Brokolileri buharda iyice pişirip bir kenara bırakın. Zeytinyağını tencereye koyup soğanı ilave edin. 2-3 dakika pişirdikten sonra ince dilimlenmiş elmayı, elma suyu ve suyu ekleyin. Ara sıra karıştırarak elmalar yumuşayana kadar pişirin. Brokolileri tencereye katıp bir iki sefer karıştırın. Karışımı ateşten indirip içine bir miktar tarçın ve tuz ilave edin. Püreyi ister çatalla ezip isterseniz blendırla püre kıvamına getirip bebeğinize yedirebilirsiniz. Afiyet olsun.

BEZELYE ÇORBASI

Bebeklere çiğ bezelye tanesi vermek pek önerilmiyor çünkü boğazlarına kaçma ihtimali var. Ancak bu aydan itibaren haşlayıp önüne koyup yemesi için teşvik edebilirsiniz. Böylece yiyecekleri tutmayı ve çiğnemeyi öğrenmeye başlar. Çorbadaki dereotu hem gaz giderici hemde iyi bir kalsiyum kaynağıdır.

Bezelye Çorbamızın Malzemeleri

  • 1 büyük çay bardağı taze bezelye
  • 1 küçük doğranmış taze soğan
  • 1 tatlı kaşığı doğranmış dereotu
  • 1 tatlı kaşığı irmik
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 250 ml sıcak su

Bezelye Çorbamızın Tarifi

Çorbayı iki şekilde yapabilirsiniz. Birinci yöntem su kaynadıktan sonra içine bütün malzemeleri katıp pişirebilirsiniz. İkinci yöntem ise taze soğanı yağda hafifçe çevirip sıcak suyu ilave edin. Su kaynayınca bezelye ve dereotunu katın. 10 dakika sonra irmiği ilave edin. Bezelyeler yumuşayana kadar pişirin. En son blendırla iyice ezin, bezelye çorbanız hazır. Afiyet olsun.

 PİRİNÇ UNU KURABİYESİ

Bu kurabiyeler çok çabuk dağılıyor, bu nedenle bebeğinizin eline verip yedirmek için uygun değil. Kurabiyeyi kahvaltısında hazır bisküviler yerine kullanabilir ya da meyve pürelerine arasıra ufalıyabilirsiniz. Bu kurabiyeyi bebeğiniz 6 aylık olduktan sonra yedirebilirsiniz.
Pirinç Unu Kurabiyesinin Malzemeleri

  • 60 gr oda sıcaklığında tereyağ ( 2 yemek kaşığı )
  • 125 gram pirinç unu
  • 2 yemek kaşığı pekmez
  • 1 yumurta sarısı

Un Kurabiyemizin Tarifi

Bütün malzemeyi karıştırıp dağılmayan bir hamur yapın. Serçe parmağınız kalınlığında açarak ister bardak ağzı isterseniz kurabiye kalıpları ile keserek şekil verin. Çok kalın açmayın içi pişmiyor. 170 derece fırında üzeri hafif pembeleşene kadar pişirin. Yaklaşık 10-15 dakika kadar.

epiktetos(köle, esir)

28 Mayıs 2008 Çarşamba | Kategori Şiir 1

Epiktetos

Hür İnsan Üzerine Şiir

Ey yolcu, yol hazırlığını yap ve koyul yola; şunu bilerek:

Özgür kişi sadece karakterinde hür olan kişidir. Kişi hürriyetinin ölçüsü bizzat kendi doğasında bulunur. Ve kararında içtenlikliyse hür kişi, yüreğinde ise dürüstlüğü, işte bunlar asil yapar kişiyi. Ve bununla yücelir hür kişi hatalarla değil.

 

Ana-babadan gelen uydurma bir asaletten tat almaz o. Zira, ana-baba değildir hür insanı doğuran. Tanrıdır herkese ata olan ve de tek kök insanoğluna.Herkesin tek şansı vardır, o alır kader icabı beden güzelliğini. Budur soy güzelliği ve hür olma hali gerçek anlamda.

Ruhen köle olan ise sakınmaz kötü sözden, katmerli köle de olsa. Aşırılıktır şiarı bu kişinin, yüreğinde soysuzluk vardır.

 

Ey yolcu, Epiktetos köle bir anadan doğmuştu, ama yüceydi herkesten, bir kartal gibi; Bilgelikte ise takdire şayandı ruhu.

 

Söylemem gerekirse; tanrısal bir varlık doğurdu onu. Keşke şimdi de (bu mümkün olsa). Böylesine yararlı ve sevinç kaynağı bir insan tüm ünlü kişiler arasında köle bir anadan dünyaya geldi.

Şiirin yazarı olan Epiktetos, MS.50 yılı civarında Frigya’nın Hierapolis kentinde dünyaya gelen ve 138 yılında Epirus bölgesindeki Nikopolis kentinde ölen ünlü bir filozoftur. ‘Epiktetos’ aslında bir isim değildir. Köle, esir anlamına gelir. Yaşadıklarından dolayı ona isim olarak konmuştur.Roma’ya köle olarak götürülmüş, daha sonra azad edilmiştir.

Bu şiir Isparta Çandır Vadisi’nde Yazılı Kanyon’un girişinde bulunan kaya üzerine oyulmuş bir belgedir (tahmini MS100). Ancak kaya dinamitle patlatıldığı için yok edilmiştir.

Tanrının birliğine, tüm insanların aynı ve tek tanrıdan geldiğine inanan bir düşünür olan Epikietos’a göre, fiziksel yapı, dış görünüş, ya da bunlardan kaynaklanan sosyal konum insan iradesinin dışında gelişen durumlardı.

İnsanı mutlu yada mutsuz yapan durum ise, bunlar hakkındaki kişisel görüşlerimize bağlı idi, yani elimizde olan bir şeydir.

Ektiğini biçersin.

Arzularımızı ve korkularımızı ortadan kaldırdığımızda bizim için hiçbir zalim kalmayacaktır.

Eğer kanatlarımız balmumundan yapılmışsa güneşten uzak durmalıyız.

Allah, bütün insanları mesut olmaları için yaratmıştır; bedbaht oluyorlarsa kendi hataları yüzünden oluyorlar.

İnsan, insanın efendisi olamaz.

Bardağımızı kırdıklarında, komşumuzun bardağı kırıldığı zamanki kadar sakin olmalıyız.

Düşmanlarımızı düşünmek için ayıracağınız bir dakika bile düşmanlarımızdan daha değerlidir. Nefret ve intikam hissi bize büyük zararlar verir.

Kader eninde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar.

Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder.

Bunu bilen adam kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz, kimseyi itham etmez, kimseden nefret etmez, kimseye kin tutmaz.

Bunu bilen adam karşılaştığı aksiliklere şaşmaz. Önüne çıkan maddi-manevi engellerin kendi günahlarından başka bir şey olmadığını bilir…"

nereden çıktı bu indigo çocuklar :) ???

28 Mayıs 2008 Çarşamba | Kategori Haber 0

 

Ece’m , daha öncede belirtmiştim sanırım. Oldukça hareketli, zeki olduğunu ortaya koyan davranışlar sergileyen, çok sosyal ,iletişim kurmayı iyi bilen akıllı bir bebek. Bütün gün onunla uğraşmaktan bitap düşüyorum. Etrafımda gördüğüm hiçbir bebek onun gibi değil. Sakin, uslu bebekler ….Peki benim kızım neden böyle beni parmağında oynatıyor? Bu durum aklımı çok kurcalıyordu. Gerçi hala öyle… Kızımın diğer bebeklerden farklılığının farkındayım ve bunun adı ne ? Öğrenebilmek için geniş bir araştırma yaptım . Bebeğim henüz küçük olmasına rağmen sanırım bir indigo.  Bu, bir yandan güzel bir durum. Aşağıda , indigo çocuklar ile ilgili bir yazı var. Aslında günümüzde pek çok çocuk böyle .Akıllı cevaplar veren , düşünce gücü yüksek, çocuk olduğu halde birey davranışları sergileyen özellikte.Bebeğimin hareketliliğinden şikayet ettiğim zamanlarda (ki bu şikayeti kimseye yapmam içimden konuşurum , çocuğundan şikayetçi olan annelerden olmam, olamam.)"zeki bebekler hareketli olur "diye düşünerek içimi rahatlatıyor, böylece yorgunluğumu birazda olsa azaltıyordum. Tabiiki  her hareketli çocuk zekidir diye birşey yok ancak zeki bir çocuğunda bebeklikten itibaren sessiz, araştırmayan , kurallara uyan, biblo gibi yerinde duran bir yapıda olacağı da düşünülemez sanırım.

Bu yazı indigo çocukları daha iyi tanımak isteyenler için;

İNDİGO ÇOCUK NEDİR?
Bir dizi yeni ve olağandışı psikolojik
nitelik sergileyen ve genelde daha önce belgelenmemiş bir
davranış biçimi gösteren bir çocuktur.

İNDİGO ÇOCUKLARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ
Onlar dünyaya bir asalet duygusuyla gelir ve çoğunlukla da
öyle davranırlar. “Burada olmayı hak ettiklerini” hisseder
ve başkalarının bu hissi paylaşmadıklarını görünce çok
şaşırırlar. Kendi değerlerini iyi bilirler. Mutlak otorite

karşısında zorluk yaşarlar. Ritüel- yönelimli ve yaratıcı
düşünce gerektirmeyen sistemlerde düş kırıklığı yaşarlar.
Çoğunlukla , evde ve okulda işleri yapmanın daha iyi
yollarını görürler, bu da onların “ sistem yıkıcılar”
(herhangi bir sisteme uyum sağlayamayanlar) gibi
görünmelerine neden olur. Suçluluk duygusu verilerek
disipline sokulmaya karşılık vermeyeceklerdir.
İhtiyaçlarını bildirmekten çekinmezler.

4 Tip İndigo Çocuk Var:

1. İnsancıl: Kitlelerle çalışabilecek olan, yarının doktor, avukat, öğretmen, tüccarları, siyasetçileridirler Bunlar bütün oyuncaklarını ortaya dökerek oynayan çocuklar. Herkesle son derece dostça konuşurlar ve güçlü fikirlere sahiptirler. Biraz sakar ve dağınıktırlar.

2. Kavramcı: İnsanlardan çok projelerle ilgilenirler. Mimar, mühendis, pilot, subay, tasarımcı, astronot olurlar. Atletik yapıdadırlar. Etrafındakileri yönetme eğilimi
vardır.

3. Sanatçı: Diğer indigolardan çok daha duyarlıdır ve genelde daha ufak tefektirler. Sanatla ilgilenirler ve yaratıcıdırlar. Yarının öğretmenleri ve sanatçılarıdırlar.

4. Boyutlararası: Diğer indigolardan daha iri yapılıdırlar. Onlar dünyaya yeni felsefeleri getirecek olanlardır. ‘Bunu biliyorum, bunu yapabilirim’ laflarını ondan çok sık duyarsınız.
İNDİGO ÇOCUKLARI YETİŞTİRİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONULAR:

Sınırlar koyarken yaratıcı olun. Bu çocuklara, yetişkin
sorumluluk vermeden onlar yetişkinlermiş yada yaşıtlarınızmış
gibi davranırlar. Onları büyüklük taslamadan ve küçümsemeden
dinleyin , saygı gösterin. Eğer onları sevdiğinizi
söyler,
ama saygısızca davranırsanız , onlar size güvenmeyeceklerdir.
Bir indigo çocuğu yüzünden ve gözlerinden hemen tanıyabilirsiniz,
onlar çok yaşlı, derin ve bilge bir ifadeye sahiptirler.

İNDİGO ÇOCUĞU DİSİPLİNE SOKMAK:

1. Çocuğu her zaman bilgilendirin ve işin içine katın.
2. Basit açıklamalarla potansiyel yanlış anlamayı önleyin.

3. Çocuğunuza tepkisel davranmayın.
4. Emirler vermekten kaçının.
5. Bir durumu ortaya çıktığı anda çözüme kavuşturun.
6. Çocuğunuza vurmayın ve kaba sözler söylemeyin.
7. Sevginizi açıkça gösterin.

İndigo Çocuklar, Lee Carroll & Jan Tober, Akaşa Yayınları 2001
KRİSTAL ÇOCUKLAR

"İndigo Çocuklar" denen daha büyük yastaki çocuklar (aşağı yukarı yedi ila yirmi beş

yaşları arasında bulunanlar), Kristaller ile bazı özellikleri paylaşmaktalar. Her iki kuşak

ta son derece duyarlı ve psişiktir ve önemli yasam amaçlarına sahiptir. Aradaki esas fark

onların mizaçları, zihinsel ve duygusal yapılarıdır. Indigo’lar bir savaşçı ruhuna sahiptirler, çünkü onların ortak amacı insanlığa artık hizmet etmeyen eski yaklaşımları ortadan kaldırmaktır. Onlar burada dürüstlükten yoksun yönetim ve eğitim sistemlerini ve yasal

sistemleri ortadan kaldırmak üzere bulunmaktalar. Bunu başarabilmek için, onların kızgın

bir mizaca ve ateşli bir kararlılığa ihtiyaçları var. (sayfa 7)

Kristal Çocukların Özellikler:

1. Çoğunlukla 1995′te ve o yılandan sonra doğmuşlardır.

2. Yoğun, uzun ve dikkatli bakan iri gözleri vardır.

3. Mıknatıs gibi çeken manyetik kişiliklere sahiptirler.

4. Son derece sevecendirler.

5. Çoğunlukla geç konuşmaya başlarlar

6. Çok müzik yönelimlidirler ve daha konuşmaya başlamadan önce şarki söyleyebilirler.

7. İletişim kurmak için telepatiyi ve kendi yarattıkları işaret dilini kullanırlar

8. Onlara otizm ya da Asperger sendromu tanısı koyulabilir.

9. Sakin, tatlı ve şefkatlidirler.

10. Başkalarını bağışlayıcıdırlar.

11. Son derece duyarli ve empatiktirler.

12. Doğaya ve hayvanlara çok bağlılık duyarlar.

13. Şifacılık yetenekleri sergilerler.

14. Kristaller ve kayalar ile çok ilgilenirler.

15. Sık sık meleklerden, rehber ruhlardan ve geçmiş yasam anılarından söz ederler.

16. Son derece sanatçı ve yaratıcıdırlar.

17. Vejetaryen yemeklerini ve meyve sularını "normal yiyeceklere" tercih ederler.

18. Şaşırtıcı bir denge duygusuna sahip korkusuz araştırıcılar ve tırmanıcılar olabilirler.

(sayfa 9)

*Kaynak: Doreen Virtue, Ph.D., Kristal Çocuklar (2004). İstanbul: Akasa Yayınları
İNDİGO HAYAT RENGİ

İNDİGO’lar için, yeni bir çocuk türüdür diyebiliriz. Öğrenecekleri bir hayat dersi veya yoğun stres bölgeleri yoktur. Onların süreçleri, bize yarınımızı göstermektir. Rengin kendisi, bir dönem boyunca yoğun olarak kullanılmıştır. Bu çocuklar ortaya çıkmaya başladığında sağlık problemleri yaşıyorlardı. Şimdi bu problemler daha azalmış gibi görünüyor.

Bu çocuklar davranışları yüzünden kendilerini suçlu hissetmezler. Bu, kendilerini hiçbir şey için suçlu hissetmedikleri anlamına gelmez. Aslında her birimiz kendi potansiyelimizi ortaya çıkarabileceğimiz bir şekilde beklentilerimize uygun yaşamıyorsak, bir çeşit suçluluk hissederiz. İNDİGO, çevresel baskı nedeniyle kendini suçlu hissetmez.

İNDİGO’ların beden yapıları diğer renklerden farklılık gösterir. Diğerlerine göre ya daha büyük ya da daha küçüktürler ve değişik besinlere ihtiyaç duyarlar. Mide salgısını artıran tüm besinlere (sütlü besinler gibi) karşı alerjik oldukları görülür. İNDİGO’lar bu yiyecekleri yiyip içmeyi öğrenebilirler ama bunları yediklerinde çoğunlukla fiziksel problemleri ortaya çıkar. Bu problemleri ortadan kaldırmak, onlar için kolay değildir. Genel olarak alerjiye diğer herkesten daha fazla eğilimlidirler ve özellikle de göğüs bölgeleri zayıftır.

Yaşamlarının ilk dört yılı geçirdikleri en zor yıllardır. Sık sık hastalanırlar ve bedenleriyle ilgili problemleri vardır. Fiziksel problemler genellikle göüs bölgesi ile kulak ve boğazda ortaya çıkar. İlk dört yılı atlattıktan sonra, bu problemler nadiren, stresli ortamlarda bulunduklarında ortaya çıkar. Fakat bir istisna vardır. Özellikle genç bir İNDİGO gözlerini gökyüzüne dikmiş hayal kururken onu izlemek yararlı olacaktır. Bu, onda önüne geçmekte zorlandığı duygusal bir stresi gösterir. Böyle bir durumdayken çevresiyle iletişim kurması için onu teşvik edersek, belki o zaman bir şeyler yapabiliriz. İNDİGO’nun duygularını bedeninde biriktiremediğini hatırlayın. Onları anında dışarı vururlar. Bu nedenle, İNDİGO’lar çoğunlukla birden fazla kişiliğe sahipmiş gibi görünürler. Aslında öyle değillerdir. Bundan kaçınmak için İNDİGO’lar bulundukları ana ait fobilerini dışa vurmak zorundadırlar. İNDİGO’ların korkularını ifade etmelerine izin verilmeli ve bu korkulara kişisel olmayan bir şekilde eğilebilmesi sağlanmalıdır. Bu farkı kendileri algılayamazlar.

İNDİGO çocuklar, parlak zekaları ve hassasiyetlerinden dolayı, kendilerine sunulacak objektif görüşlere ihtiyaç duyarlar. Bu çocukların inanılmaz bir öğrenme kapasiteleri vardır. Ben onlara bilgisayarlarşmış çocuklar diyorum. Parlak bir zekaları vardır ve zorlu mekanik alanlarda çalışmayı severler. En sevdikleri oyuncaklar, aynı zamanda onlar için bir öğrenme aracı da olan bilgisayarlardır. Uzayla ilgili oyunlardan hoşlanırlar. Biçim değiştirebilenler, şekilden eşkle girenler, Yıldız Savaşları ve Evrenin Efendilerinin hepsi İNDİGO oyuncaklarıdır. Evrenin değişmez kuralı burada da görülür, insanlar bir şey için hazır olduğunda, evren onu gerçekleştirmek için gereken beceriyi onlara verir. Bu nedenle, günümüzde uzayla ilgili oyuncaklar bu kadar çok sayıdadır. İNDİGO’lar bunlardan olduğu kadar, geleneksel oyuncaklardan da hoşlanırlar. Bilgisayardan hoşlanan düşünsel süreçlerinden dolayı, bu çocukların ebeveynleri onlara yol göstermelidir, onlara bir şeyler öğretmeye çalışmamlıdır. Bu çocukların bize geçmişi değil, geleceği göstereceklerini unutmayın. Onlardan öğreneceğimiz şeyler vardır ve bu yüzden onları desteklememiz gereklidir.

İyimserlik onların özelliklerinden biridir ve bu özellikleri İNDİGO’lara zaman zaman sorun çıkarabilir. Hoş olmayan bir durum ortaya çıktığında, onunla nasıl başaçıkacaklarını bilemeyebilirler. Bu nedenle böyledurumlar için özel bir rehberliğe ihtiyaç duyabilirler. Ebeveyn olarak onların bu özelliğine uyumlu davranmamız gerekir.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, İNDİGO’nun süreci bize yarını göstermek ve bundan zevk alarak bugünü yaşamaktır. Bunu güzel bir şekilde yaparlar. Bu çocuklar gözleri açık doğmuştur. Parlak gözleri ve güzel bir bakış açıları vardır. Eğlenmekten hoşlanan mutlu çocuklardır. Bir İNDİGO’nun yaşama isteğini ve onların yaşamdan ne kadar zevk aldığını görünce, gelecekte bizi bir kıyamet gününün beklediğine inanasım gelmiyor. Bu çocuklar, gelecekteki güzel günlerin öncüleridir. Bu güzel yaklaşımları mutlaka bir şeylerin işareti olsa gerek. Bizse geçmişe odaklı bir biçimde, geleceğe ilişkin korkulu bir bakış açısı geliştirmişiz. Hep daha kötüsünün olacağına inanırız. İNDİGO’lar hayatı gelişme olarak algılar ve her şeyin güzel olacağını BİLİRLER. Bu onların tamamıyla saf, aynı zamanda da korku ve paranoyaya karşı bağışık olduğunu göstermez. Bununla birlikte, eğer bulundukları anda korkulu anlar yaşıyorlarsa, yetişkinlik yıllarını kolay geçiremezler.

İNDİGO’ların sezgileri de son derece güçlü ve hassastır. İnsanların, mekanların ve olayların içlerinde olup biteni belirler. Sonra da bunlar gerçekten oluyormuş gibi onlara tepki verirler. Örneğin, İNDİGO’ bebeğin yatağında yattığını varsayalım. Ebeveynlerse karşılıklı sessizce oturuyor olsunlar. Bununla birlikte, bu durumun altında duygusal bir takım zorluklar olabilir. Bebek bu duyguları anlar ve onlara tepki verir. Küçük yavru artık sinirli, rahatsız ve uyumsuz bir hal alır. Ebeveynlerse bu durumun nedenini anlayamazlar. Evet, her şeyin altında görünmeyen bir problemin olduğunu bilirler ve onu çözmeye çalışırlar. Problemin zaman içinde kendini belli edeceğinin de farkındadırlar ama yine de ŞİMDİ çözmek isterler.

MOR’lar ve KRİSTAL’ler gibi hayat renklerinin çoğunun hayat dersi, yaşamdan zevk almayı bilmektir. Aralarındaki fark, İNDİGO’ların eski hatıralarını ve şimdiki yaşamlarını birleştirerek zevk alabilmeyi başarmalarıdır. Hafızaları gayet iyi olmasına rağmen, İNDİGO’lar geçmişi düşünerek vakit harcamazlar. Ama onunla bağlarını da koparmazlar. Bununla beraber, karşılaşacakları zorluklar, diğer insanların yaşama sevinçlerini coşkularını fazla bularak onları kısıtlamaya çalışmasından kaynaklanır. Bu durumda onların öğreneceği ders, başkalarının etkilemesine izin vermeden yaşama sevinçlerini devam ettirmeleridir. Bazen bir ders almadan da yaşayabiliriz, bazense başka insanların etkisiyle bir ders alırız. Bu İNDİGO’ların başına sıkça gelen bir şeydir.

İNDİGO’lar dört ayrı kişilik yapısı gösterirler. Bu yapılar hakkında aşağıdaki tanımları yapabiliriz:

1. Sanatçı

2. Kavramcı

3. Hümanist

4. Dünya dışı

Sanatçı olanlara diğerlerinden daha az rastlanır. Çoğunlukla fiziksel çalışma gerektiren görsel sanatlara doğru kayarlar ve bu alanlarda oldukça yeteneklidirler. Bu, onların sonradan öğreneceği bir şey değildir, doğuştan gelir. Yetenekleri herkes tarafından kolayca farkedilir. Sadece, seçtikleri sanat dalı konusunda teknik kazanmak için disiplinli olmaya ihtiyaçları vardır.

Kavramcı olanlara daha çok rastlanır. Parlak zekaları ve bilgisayara eğilimli olmalarıyla ayırt edilebilirler. Ellerine geçen her şeyi, önce parçalara ayırır, sonra da birleştirirler. Bu çocuklar, erken yaşlarda bir bilgisayara sahip olmayı sadece istemezler aynı zamanda ihtiyaç duyarlar. İnsanlar, olaylar ve mekanlar hakkında gerçekler söz konusu olduğunda etrafımızda dolanıp dururlar.

Hümanist olanlara daha çok rastlanır. Parlak zekaları vardır ve çok fazla insan odaklıdırlar. Bu İNDİGO, insanlardan çok fazla uzaklaşmak istemez. Ama başka birine daha fazla ilgi gösterildiğinden, kendi anne veya babasını kaybedebilir. Ebeveynlerinin kendilerini beklemediklerini öğrenince çok korkarlar. Kendi kendilerine olmaktan hoşlanmazlar. Yakınlarında birilerinin bulunmasına ihtiyaç duyarlar.

Dünya dışı olanlar, bu dört İNDİGO kişiliği arasında en kendine özgü olanlardır. Her şeyi merak ederler. Özellikle de insan bedeni hakkında her şeyi bilmek isterler. Küçük kardeşlerine, çocuk bakıcılarına, kedi ve köpeklere, başkalarına son derece zalimce şeyler yaparlar. Aslında zalim olmak istemezler. Sadece merak ederler. Parmaklarınızı gözüne doğrultunca ne olacağını görmek isterler. O zaman siz de yumuşak bir biçimde parmağınızı onların gözüne doğru yaklaştırmalısınız ki, ne olduğunu anlayabilsinler. Veya bir kedinin boğazını sıktıklarını gördüğünüzde, siz de onların boğazını birazcık sıkın, böylece kedilerin hissettiklerini anlarlar. Bunları bir kez öğrendikten sonra da tekrar denemeyeceklerdir.

Dünya dışı İNDİGO’ların “her şeyi bilirim” yaklaşımı vardır. Aslında tabiki bilmezler ama bunun farkında değildirler. Sadece bildiklerini sanırlar. Diğer üç kişilikte “ben her şeyi bilirim” yaklaşımı görülmez.

İNDİGO’ların tümü parlak zekaya sahip, hassas ve çevrelerinde iyi etki bırakan kişilerdir. Aslında onların uygunluk anlayışı ilginçtir.

Kişilik tiplerinden bağımsız olarak bu çocukların, kendilerine yön gösterilmesinden çok merakları konusunda rehberlik edilmesine ihtiyaçları vardır. Yaratıcı olacaklarına hiç şüphe yoktur. Bu rehberlik sevecen ve destekleyici bir şekilde yapılmalıdır. İNDİGO’ların özellijle kendi yanlışlarını görmek istemediklerini unutmayın. Bu biz ebeveynler için kolay bir şey değildir çünkü hep “yanlış olanı” görmek için eğitilmişizdir.

İNDİGO’ya ilişkin çift hayat renkleri, diğer renklerden farklıdır. İNDİGO’ların öğrenmeleri gereken bir ders olmadığını unutmayın. Ama eğer yardımcı bir rengi daha varsa, onun dersini öğrenirler. Mesela hayat rengi SARI’yı ele alalım ve bir İNDİGO/SARI kombinasyonu yaratalım. İNDİGO, spesifik kişiliğine bağlı olarak aynı kalacaktır. Ama SARI bu kişinin devam eden çalışmalarında rol oynayacaktır. Bunların tümü son derece kafa karıştırıcı olabilir.

İNDİGO’nun parlaklığı ve hassaslığı, SARI’nın savaşçı kişiliğindeki reddedillme korkusuyla birleşir. Bu nedenle bazen, bu kombinasyonun etrafa dikkat etmediği ve yalnızlığı yeğlediği görülecektir. Ama İNDİGO’ların kendilerini rahat hissetmedikleri zaman yalnız olmaktan hoşlanmadıklarını unutmayın. Bu yüzden, bu çift hayat rengine sahip çocuk korkak, yalnız kalmaktan hoşlanmayan ve kendisine güven sağlayacak insanlara nasıl döneceğini bilmeyen biri olacaktır. Eğer annesi veya babası bu çocuk için uygun ortamı oluşturmuşsa o zaman çocuk böyle durumlarda onlara dönecektir. Eğer böyle bir durum oluşturulmamışsa, çocuk hasta olur. SARI’ların duyguları çok yoğunsa hastalanırlar. Yani en azından kafalarını karıştırıcı bir durumdur. Bu çift renklerin hayat dersleri çok karmaşık deneyimler edinmeyi içerir.

Eğer İNDİGO başka bir renke birlikte görülüyorsa, diğer rengin özelliklerini okumak önemlidir. Diğer renk bir liderlik rengiyse (BRONZ, SARI, MOR gibi), İNDİGO’nun etkileri diğerlerine göre daha kalıcı olacaktır. Bu özellikler ani öfke veya huysuzluk krizleri, aşırı hassasiyet ve zaman zaman umursamazlık şeklinde kendini gösterecektir.

Ama eğer İNDİGO’lar “takip eden” renkerin biriyle birlikte görülüyorsa (MAGNETA, KIRMIZI, PEMBE, TURUNCU, EFLATUN), o zaman utangaç ve merak duygularını dile getiremeyen kişiler olacaklardır. Merak ettiklerini gerçekleştirmeden önce, istekleri ve hareketleri arasında köprü kuracak bir güvenceye ihtiyaç duyacaklardır. Bu çocuklar ya arkadaşlarına karşı kızgın ve iyimser ya da doğru veya yanlış olsun, onlara gıpta etmeye eğilimli olacaklardır. Normal İNDİGO’ya göre daha fazla güvenceye ihtiyaç duyacaklardır. Ayrıca onlara öğretilmiş olan sınırlara sahip olacaklardır. “Takip eden” kombinasyonlar genellikle Dünya dışı tiplerden çıkar ve bu çocuklar küçüklüklerinde sıkı gözetim altında tutulur. Yeterince sevgi ve takdir gördüklerinde, yardımcı renkten ziyade İNDİGO’nun özelliklerini gösterirler. Bu onlar için daha iyidir.

İNDİGO’nun bu özel tipi, çift hayat renkleriyle birlikte görülür. İNDİGO’nun çift renginde bir renk bütünlüğü oluşturan üç faktör olduğunu unutmayın. Bu özelliklerden ilki İNDİGO’nun öğrenecek dersi olmayışı ve bu özelliğin ona verdiği kendine güven ve ve iyimserliktir. O zaman bütün güçlü ve zayıf yanları ile ikinci renge dair öğrenilecek bir DERS vardır. Üçüncü olarak, İNDİGO’nun ortaya çıkabilecek dört kişilik yapısı olduğu unutulmamalıdır. Örneğin İNDİGO/SARI kombinasyonu, İNDİGO’nun Kendine güven güveni ve iyimserliğinin yanında , SARI’nın savaşçı gücü ve reddedilme korkusundan kaynaklanan zayıflığına sahip olacaktır. Her iki renkte çok iyimser, hassas ve kuvvetli sezgilere sahip oldukları için, bu kombinasyon bunların tümüne sahip olacaktır. Mesela bu kombinasyonun İNDİGO’nun kişilik yapılarından Hümanist olduğunu düşünelim. O zaman bu kombinasyon tüm oyunlarda ve yaptığı her işte insanlarla birlikte olmayı isteyecektir. Kişiliği bir kavramcıysa, zaman zaman hatalar yapacak ve böylece hayatında ÇOK ŞEY değil, etrafında fazla insan olmasını sağlayacaktır. Bu özelliği bu kombinasyonun gösterişçi olmasına da yol açabilir. Sanatçı kişilik yapısına sahipse, yaptığı sanatı mutlu bir şekilde dışa vuracaktır. Dünya dışıysa, kişiliği aşırı derecede titiz ve gerçekte böyle olmadığı halde, herkese inanmayan bir şekil alacaktır. Gördüğünüz gibi, çift renkler ve kişilik yapılarını birlikte düşündüğümüzde son derece karmaşık bir görünüm ortaya çıkabiliyor.

Böylece İNDİGO’ya ilişkin çift renkleri izleme yöntemleri şunları içerir:

1. İNDİGO’nun uygulamasının tanımı

2. Çift renklerin uygulamalarının tanımı

3. İNDİGO kişilik tipine dikkat etmek

bebekler nasıl şımartılır?

25 Mayıs 2008 Pazar | Kategori Sağlık 0

Evet, bebekler kolay şımarabilen varlıklardır. Ben, kızım Ece’ yi fazlasıyla şımarttığımı düşünüyorum. Bu, benim açımdan hiçte iyi olmadı, çünkü çok yoruluyorum. Ancak kızım için en doğru olanın da bu olduğunu biliyorum. Bebeklerin ağlamasına izin vermek, bana doğru gelmiyor. Bebek, kendini ifade edebilmek için ağlama yolunu seçer çünkü başka bir ifade şekli yoktur.Ağladığı sırada kendisiyle ilgilenilmediğini görünce "ben değersizim"mesajını alır Bir çok kaynakta , ağladığında bırakın ağlasın, bi süre sonra bundan vazgeçecektir deniyor ancak bebeğin psikolojisinde açtığı yaralar düşünülmemiş sanırım.Ben, çocukluk çağında yaşanılanların çocuğun bütün hayatını etkilediğine inanıyorum.Çocuk, yaşadıkları ölçüsünde kişilik geliştirir ve yetişkin olduğunda da , olaylara bakış açısı, yaklaşımı, küçükken yaşadıklarının etkisindedir.Bu sebeple kızımın özgüveni tam , sağlıklı bir yetişkin olabilmesi için onun ağlamasına fırsat vermiyorum. Ne kadar çok yorulsamda sanırım en doğrusunu yapıyorum . Bu nedenle mutluyum. Bebekler çok zeki yaratıklardır…

bebe182.gif        bebe_281.gif         bebe_482.gif     bebe_691.gif

İlk yıllarının ikinci yarısında bebekler anneleri kullanma hususunda artık ustalaşmışlardır. Bazı toplumlarda bebek gününün büyük kısmını annesi ile geçirmektedir. Bazılarında ise çalışan anneler çoğunluktadır ve bebeklerin erkenden belli ölçüde bağımsızlık kazanması hedeflenir. Bu hem annesinin kendi ihtiyaçları ve diğer sorumlulukları için zaman ayırmasını sağlar, hemde bebeğin kendine olan güvenini arttırır. Ayrıca diğer insanlarında hakları ve ihtiyaçları olduğunu bebeğe öğretir. Bebeğinizi şımartmak istemiyorsanız, şimdiden bazı tedbirler almalısınız. Aşağıdakileri bir deneyebilirsiniz.
• Bebeğinizin gerçek bir ilgi eksikliği yüzünden kucakta taşınmak istemediğinden emin olun. Gün boyunca birkaç defa oturup onunla oyun oynadınız mı? yoksa onunla olan bütün etkileşiminiz onu bir oyun parkında oyuncağı ile yalnız bırakmaktan, siz akşam yemeğine başlarken onu oyuncağı ile yalnız bırakmaktan ve işe gitmeye hazırlandığınız sırada onu alıp sallamaktan mı ibaret? Eğer böyleyse bebeğiniz hiç dikkate alınmamaktansa bütün gün kucakta taşınmanın daha iyi olacağı fikrine varmış olabilir.
• Bebeğiniz ağladığında onun gerçekten fiziksel ihtiyaçları olup olmadığını kontrol edin. Yemek zamanı mı? Aç mı? Yorgun mu? Eğer böyleyse onun ihtiyaçlarını karşılayın.
• Bebeğinizi eğlendirecek oyuncakları ve eşyaları olduğundan emin olun. Böylece tüm vaktini sizinle geçirmek istemeyecektir. Dikkat alanı dar olduğu için ulaşabileceği alan içine iki veya üç oyuncak koyun, bunun tersine çok fazla oyuncak onu yoracak ve sinirlendirecektir.

           bebe_482.gifbebe_482.gifbebe_281.gifbebe_482.gifbebe_482.gif
• Her şikayet ettiğinde onu kucağınıza almayın ama onunla ilgilenin ve dikkatini başka taraflara çekmeye çalışın. Örneğin ona tahta kaşıkla tencereye nasıl vurulacağını öğretin.
• Eğer kısa bir süre sakinleşmişse yapmanız gereken işler olduğunu söyleyin ve tereddüt etmeden yanından ayrılın. Onun görüş alanı içinde kalabilir ve eğer işe yarıyorsa ona şarkılar söyleyebilirsiniz. Ama eğer sizin varlığınızda huysuzluğu daha da artıyorsa bebeğinizi oyun parkına veya emniyetli bir yere yerleştirip görüş alanı dışına çıkın. Bunu yapmadan önce, ortadan kaybolduktan sonra tekrar geri geleceğinizi anlatmak için köşenin arkasına geçip başınızı içeri uzatın.
• Her seferinde onu oyuncakları ile biraz daha uzun süre yalnız bırakın. Bırakın istiyorsa itiraz etsin. Ama daima o ağlamadan önce yanına dönerek onu teskin edin ve daha sonra yine ayrılın. Onu kucağınıza mümkün olduğunca almayın. Eğer ağlayana kadar beklerseniz ilginizi çeken tek şeyin bu olduğunu düşünecek ve ve bunu bir silah olarak kullanacaktır.
• Onu kucağınıza almayın ve günün her dakikasında onunla oynayamadığınız için suçluluk hissetmeyin. Eğer böyle davranırsanız, tek başına oynamanın eğlence değil cezalandırma olduğu ve yalnızlığın iyi bir şey olmadığı mesajını verebilirsiniz. Onunla oynamak için vakit ayırdığınız sürece, birbirinizden ayrı geçirdiğiniz zamanın hem size hem ona faydası olacaktır.

     bebe_691.gif          bebe_691.gif        bebe_691.gif

Büyükanne ve Büyükbabaların Bebeği Şımartması

Büyükler için hayat daha kolaydır. Bir bebeği sonuçlarına katlanmaksızın şımartabilirler. Torunları için getirdikleri tatlı çörekleri iştahla yerken onu zevkle seyrederler. Ama az sonra sofrada tok ve suratsız bir çocukla savaşacak olan kendileri değildir. Torunları şımartmak büyüklerin vazgeçmeyeceği bir hak mıdır? Bir ölçüye kadar evet. Sizin çocukluğunuz sırasında onlar üstlerine düşeni yapmışlardır ve şimdi yükü omuzlamak sırası sizindir. Yinede herkesin üzerinde görüş birliğine vardığı bazı gerçekler vardır.

• Uzakta oturan büyükanne ve büyükbabalara daha çok esneklik gösterilebilir. Bebeğinizi senede iki üç defa gören büyükler muhtemelen onu şımartamazlar. Böyle zamanlarda bebeğinizin bir öğle uykusunu kaçırmasını yada şekerleme yemesini çok görmeyin çünkü bunlar alışkanlık haline dönecek kadar çok tekrarlanmaz. Bırakın bu seyrek aksamalardan herkes zevk alsın ve daha sonra her zamanki rutininize dönün.
• Aynı bölgede ve özellikle aynı evde yaşayan büyüklerin bebeği şımartması daha kolay olur. Her sızlanışta bebeğin kucağa alınması çocuğun kafasının karışmasına ve kuralların sürekli değişmesine neden olur. Bundan sonrada çocuğun o kurallara uyması güçleşir.
• Ebeveynlerin koyduğu belli kurallar değişmemelidir. Uzakta veya yakında otursunlar, aynı düşüncede olmasalar bile büyükler o kurallara uymak zorundadır. Yatma saati, şekerli gıdalar, televizyon seyredilmesi bu kuralların konusu olabilir. Bu tip kurallara büyükler karışmamakla beraber dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise bunların anne ve babanın ortak fikirleri olmasıdır. Çocuk anne ve babadan farklı mesajlar almamalıdır.

           bebe_281.gif  bebe_281.gif  bebe_281.gif  bebe_281.gif
• Büyüklere ait bazı hakların dokunulmaz olduğu bilinmelidir. Örneğin anne babanın pahalı olduğu için alamadıkları bir oyuncağı almaları ve genel olarak herşeyden biraz daha fazla vererek kendilerini torunlarına teslim etmeleri . Ama bu şımartmaları anne babanın koyduğu kuralları ihlal etmeden yapmaları gerekir.

Büyükler kendilerine konan sınırı aşarsa ne olur? Sizin o kadar incelikle koyduğunuz ve tutarlılıkla oluşturduğunuz kuralları görmezden gelir ve açıkça ihlal ederlerse ne yapmalı? O zaman onlarla açıkça konuşmanın zamanı gelmiş demektir. Konuşmayı sevecen ve gerilimsiz olarak sürdürün. Eğer çok önemli konularda sizinle aynı duyarlılığı göstermiyorlarsa, durumun ciddiyetini vurgulayın. Onların bebekle vakit geçirmelerini sizin de istediğinizi, ama koymuş olduğunuz kuralları çiğnemelerinin onun kafasını karıştırdığını ve yaşama düzenini bozduğunu ve aile dengesini sarstığını açıklayın. Bazı konularda esnek olmaya hazır olduğunuzu, ama diğer konularada onların boyun eğmesi gerektiğini anlatın.

dsadas