Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

bebeğim , ben ve ilkler…

7 Mayıs 2008 Çarşamba | Kategori Aşk 2

bebeğim.

bugün seninle neçok ilk yaşadığımızı düşündüm.

kahvaltıdan sonra bana sarıldığında hep olduğu gibi dünyanın en mutlu insanı hissettim kendimi.televizyondaki programda sunucu, anneler gününü kutluyordu.bende "anneler gününe daha çok var" diye yüzeysel yaklaştım. kadın programlarına karşı olan tutumum bu çünkü. sonra birden senin ışıltılı gözlerine bakınca , senle birlikte birçok ilki yaşadığımızı farkettim. bu , beni hem sevindirdi, hem de hüzünlendirdi. ilkler…

ilk önce senle birlikte  sevdiğin birinin acısını tatmanın  nasıl bir duygu olduğunu yaşadım, öğrendim. evet…canım babacığım, güzel babamın kaybını birlikte yaşadık yavrum. bu, senle yaşadığımız ilk acıydı.  malesef son da olmayacak. dünya üzerinde varolduğumuz sürece son olması mümkün değil.  yinede "insan hikayeleri" duydukça , kulağına çalındıkça haline şükretmeyi öğreniyor insan. ama yinede bu , yaşayabileceğim enbüyük acılardan birisiydi yavrum…ne denebilirki…

senle ,ilk defa yeni bir yıla girdik(pek farkında olmasamda). ve bu yıl , senle ilk defa annelergünü olgusunu yaşıyor olacağım. anneler günü her yıl kutlanır. aslına bakarsan , insanların sevdiği kişilere değer vermesini hatırlatan bu günler . ..ben ,en yakınlarımız için yılda bir günün belirlenmesine karşıyım diyeceğim ama o zamanda  anneyi babayı, sevgiliyi,  kadınları , çocukları önemsemeyen insanlar ne olacak.  onlar belki bu belirlenmiş günlerin sayesinde bu insanların değerli olduğunu anlıyorlardır, yılda bir kere bile olsa. 

 bu durumda ,"benim hayatımda olan , hayatımın parçası olan günler , tabiki değerli. ama başkasının belirlediği  bir gün benim için neden değerli olsun "diyemiyorum . yukarıdaki düşüncelerimden dolayı…

yakında senin ilk yaş gününü kutlayacağız. "ilk doğum günün". zaman ne çabuk geçmiş. ne çabuk büyüdün . daha dün küçücük bir bebektin  elime alırken korktuğum…evet bebeğim,. ilkler, ilkler, ilkler…

her ne olursa olsun hayatta ,var olduğumuz için mutluyum .  senle birlikte var olduğum için mutluyum. senle daha ne ilkler yaşayacağız. bilemiyorum.  bunu tasavvur etmek çok zor. yine de herşey olduğu gibi güzel… öyle değil mi bebeğim…

çocukların beslenme çantalarında neler olmalı?

7 Mayıs 2008 Çarşamba | Kategori Sağlık 0

 

 
Devamı için tıklayın »

yemek yeme isteğini azaltmak için …

6 Mayıs 2008 Salı | Kategori Kadın 1
özellikle bayanlar…malesef bende yemeyi sevenlerdenim . az yemek çok zor ,biliyorum . ama yinede işte size birkaç ipucu:

Yeme İsteğini Ortadan Kaldırma Davranışı

16.gif16.gif16.gif16.gif

• Televizyonda yiyeceklerle ilgili olan program ve reklamları seyretmemeye çalışın.

• Evde enerjisi yüksek (tatlı, kuruyemiş gibi) yiyecekler bulundurmayın.

• Yiyecekleri göremeyeceğiniz şekilde dolaplarda tutun.

• Diyetinize uygun olmayan besinleri buzdolabının arka tarafında bulundurun.

• Belirli bir yerde oturarak yemek yiyin. Örneğin mutfak dışında yemek yemeyin.

• Yemek biter bitmez masayı terk edin.

• Kalan yemeğinizi uygun şekilde paketleyerek başka bir zamanda kullanmak üzere saklayın.

• Canınız sıkıldığında bir şeyler atıştırmak yerine başka aktivitelerle meşgul olun.

• Aralarda canınız bir şey yemek istediğinde 10 - 15 dakika bekleyin. Bu sırada yeme isteğiniz ortadan kalkabilir.

• Buzdolabınıza kilolu veya zayıf iken çektirdiğiniz bir fotoğrafınızı yapıştırın.

• Uzun zamandır giyemediğiniz bir kıyafeti dolabınızın içine değil, dışına asın.

16.gifgeburtstagstorte.gif16.gif

Yemeyi Geciktirme ve Yenenlerin Miktarını Azaltma Davranışı

• Yeme isteği duyduğunuzda 2 bardak su için.

• Canınız yemek istediğinde kendinizi ince olarak hayal edin.

• Daha az miktarda yemek yapın.

• Yemek tarifinde bir ölçü yağ koyun deniyorsa, siz yarım ölçü koyun.

• Yemek için küçük, yağsız salata için büyük tabak kullanın.

• Masaya yemeği servis tabağı veya kasesi ile getirmeyin.

• Servis yapılan kaşık ve kepçenin küçük boy olmasına dikkat edin.

• Aile bireyleri ile yiyorsanız önce onların yemeğini koyun, kendinize az bırakın.

• Yemeğe başlamadan önce yavaş yavaş elliye kadar sayın.

• Yemeğinize konsantre olun ve keyfini çıkarın.

• Yavaş yiyin, lokmaları küçültün ve çok iyi çiğneyin.

• Yemek yerken başka şeylerle (okuma, TV seyretme gibi) uğraşmayın.

• Her lokmadan sonra çatalı, kaşığı tabağa bırakın.

• Yediğinizi bir porsiyon ile sınırlayın.

• Yemeği birkaç dakika bırakarak yanınızdakilerle konuşun.

• Yemek süresini uzatın. Unutmayın, tokluk hissi 20. dakikada oluşur.

• Yemeğin yağlı kısmını tabakta bırakın.

• Tatlıya başlamadan önce bekleyin ve gerçekten aç olup olmadığınıza karar verin.

• Tam olarak doyduğunuzda değil, açlığınız geçtiği zaman yemeği bırakın.

• Annenizin sözlerini unutun, tabaktakileri bitirmek zorunda değilsiniz.

• Ayrıca yemek öncesinde, yemek esnasında ve yemek sonrasında birer bardak su için.

geburtstagstorte.gifgeburtstagstorte.gif

muhteşem eserler

5 Mayıs 2008 Pazartesi | Kategori Tarih 0

                     c17102.jpg

vincent van gogh …deliliğin sınırlarını aşmış , bir kadına duyduğu aşktan ötürü çektiği acıyı azaltmak için kulağını kesmiş sıradışı bir sanatçı. ve bu deli dahinin en beğendiğim ve sanırım en bilinen tablosu"yıldızlı gece". ruhundaki dalgalanmalar tablosuna yansımış bence… öyle değilmi???

                                        dscf0909.jpgcanımıniçi

dscf1854.jpg

bu resimlerdeki de benim muhteşem güzellik tatlı bebeğim ,kızım. onu çok seviyorum…

                    c35106.jpg

işte bir diğer güzel eser. yunanlı kızlar top oynuyor. mitolojik bir konu. sanatçıyı hatırlayamadım.

bunlarda klasik eserler. çok güzeller değil mi?

kls2gc6ei7.jpg

kls7zv8wp91.jpg

kls6ls1ye4.jpg

okul başarısını arttırıcı davranışlar

3 Mayıs 2008 Cumartesi | Kategori Eğitim 1

 

Çocuklarımızın okulda başarılı olması ,hepimiz için çok önemlidir.Eğitimci olmam nedeniyle böyle bir yazıyı sizlerle paylaşmayı uygun gördüm;

1- SORUMLULUK DUYGUSUNU ARTIRMAYA ÇALIŞIN
2- YAŞINA UYGUN YAPABİLECEĞİ GÖREVLER VERİN
3- BAŞARILI OLMUŞ KİŞİLERİ ONA SEVDİRİN VE ÖRNEK GÖSTERİN
4- KENDİNE GÜVENMESİNİ SAĞLAYIN
5- OKUL ARKADAŞLARI İLE İYİ İLİŞKİLER KURMASINI SAĞLAYIN
6- ONDAN YAPAMAYACAĞI ŞEYLERİ İSTEMEYİN
7- ONA YAŞINDAN VE OLDUĞUNDAN DAHA KÜÇÜKMÜŞ GİBİ DAVRANMAYIN
8- ONUN İLE BİRLİKTE VAKİT GEÇİRİN , KENDİNİ İFADE ETMESİNİ SAĞLAYIN
9- UYGUN OLMAYAN ARKADAŞLARINI ONUNLA KONUŞUN
10- MADDE KULLANIMINDAN UZAK KALMASINI SAĞLAYIN
11- DERS İÇİN YETERLİ VAKİT AYIRMASINDA ONA YARDIMCI OLUN
12- ONUN OKUL BAŞARILARINI UYGUN BİR ŞEKİLDE ÖDÜLLENDİRİN
13- ONA HER ZAMAN CESARET VERİN , DESTEKLEYİN
14- BAŞARISIZLIKLARI İÇİN KONUŞUN , ONU BAŞARIYA MOTİVE EDİN
15- ÖĞRETMENİ İLE ONUN HAKKINDA SIK SIK İLETİŞİME GİRİN
16- ÖĞRETMENİNİN ONUN HAKKINDAKİ ÖNERİLERİNİ DİKKATE ALIN
17- HAYATTA DÜZENLİ VE PROGRAMLI OLMASINA YARDIMCI OLUN
18- ONUN STRES FAKTÖRLERİNİ HESABA KATIN , PSİKOLOJİK DURUMUNA DİKKAT EDİN
19- AİLE İÇİ HUZURU VE SEVGİ ORTAMINI ONUN İÇİN HAZIRLAYIN
20- ANNE VE BABA BİRLİKTE DERSLERİ KONUSUNDA DESTEK OLUN
21- DERS ÇALIŞMA HARİCİ ZAMANLARDA DİNLENMESİNİ SAĞLAYIN
22- ONU OKUMAYA TEŞVİK EDİN, OKUMA ALIŞKANLIĞI KAZANMASINA YARDIMCI OLUN
23- ONA UYGUN DİKKATİNİ DAĞITMAYACAK BİR DERS ÇALIŞMA ORTAMI HAZIRLAYIN
24- DİKKATİNİ DEVAM ETTİRME KONUSUNDA EKSİKLİĞİ OLUP OLMADIĞINI KONTROL EDİN
25- ONUN KAPASİTESİNDEN DAHA FAZLA BEKLENTİLERE GİRMEYİN
26- OKULU SIRADAN BAHANELERLE AKSATMASINA İZİN VERMEYİN , BU DURUMU DENETLEYİN
27- DERSLERİNE ENGEL OLABİLECEK İSTEKLERİNİ UYGUN BİR ŞEKİLDE SINIRLAYIN
28- ONU DERS VE SINAVLAR KONUSUNDA PANİĞE SEVK ETMEYİN
29- HER GÜN DÜZENLİ DERS ÇALIŞMASINI SAĞLAYIN
30- DÜZENLİ ÖĞÜNLER ,GIDA ALIMI VE ÇEŞİTLİLİĞİNİ SAĞLAMAYA ÇALIŞIN
31- ONUN KABİLİYETLERİNİ YÖNLENDİRİN VE GELİŞMESİNİ SAĞLAYIN
31- ONUNLA MÜMKÜN OLDUĞU KADAR NİTELİKLİ ZAMAN GEÇİRİN
32- UYKU DÜZENİNİN BOZULMAMASINI SAĞLAYIN
33- HAFTA SONLARI VE YAZ TATİLLERİNDE YETERİNCE DİNLENMESİNİ SAĞLAYIN
34- OKULDA YOLUNDA GİTMEYEN ŞEYLERE KARŞI UYANIK OLUN
35- YAŞITLARI VE BAŞKALARI İLE ONU KIYASLAMAYIN
36- ONUN İLE OKUL VE DERSLER HAKKINDA BELLİ ARALARDA DURUM DEĞERLENDİRMESİ YAPIN
37- ONU ARKADAŞLARI İLE REKABETE SÜRÜKLEMEYİN
38- ÇOK AŞIRI DERS ÇALIŞMASINI SINIRLAYIN
39- ONUN HOBİLERİNİ ARTIRIN , DERS DIŞINDA HOBİLERİ İLE İLGİLENMESİNİ SAĞLAYIN
40- ONUN HER ZAMAN İÇİN YANINDA OLDUĞUNUZU DEVAMLI HİSSETTİRİN
41- KÜÇÜK PROBLEMLER BÜYÜMEDEN ZAMANINDA MÜDAHALE EDİN
42- DERS ÇALIŞIRKEN BELLİ ARALARLA DİNLENMESİNİ SAĞLAYIN
43- DEFTER VE KİTAPLARINI DÜZENLİ VE TEMİZ KULLANMASINI SAĞLAYIN
44- KAPASİTESİNİN ALTINDA UYARI DÜZEYİ DÜŞÜK BİR SINIFTA İSE OKUL İLE DURUMUNU GÖRÜŞÜN
45- BAZI DERSLERDE BİRLİKTE ÇALIŞARAK ONA DESTEK OLUN
46- ÇOCUĞUNUZUN GÖRME VE İŞİTME PROBLEMİ OLUP OLMADIĞINI DEĞERLENDİRİN
47- BEKLENENİN ÇOK ALTINDA BAŞARI DURUMUNDA ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNE DİKKAT EDİN
48- SPORTİF FAALİYETLER İLE DERS DIŞI DİNLENMESİNİ SAĞLAYIN
49- OKUL İÇİ SOSYAL ETKİNLİKLERDE ONU CESARETLENDİRİN
50- AİLEYİ ETKİLEYEN STRES ETKENLERİNİN OKUL BAŞARISINI DÜŞÜRECEĞİNİ UNUTMAYIN
51- ANNE VE BABANIN YALNIZ BİRİNİN OKUL KONUSUNDA DESTEĞİNİN TAM OLARAK YETERLİ GELMEYECEĞİNİ , HER İKİ EBEVEYNİN BİRLİKTE GEREKEN ÖNEMİ VERMESİ GEREKTİĞİNİ UNUTMAYIN
52- ONUN ZİHİNSEL YETENEĞİNİN EZBER VE TAKLİTE GÖRE DEĞİL , MANTIK VE ÜRETKENLİĞE DAYALI OLMASI KONUSUNDA YÖNLENDİRİN

 

bebeklerde uyku düzeni oluşturma

3 Mayıs 2008 Cumartesi | Kategori Sağlık 0

 

bebe26.gifbebe26.gifbebe26.gif

dscf1839.jpg

Uykunun Önemi
Uyku karmaşık, beyin işlevi ve psikoloji ile ilgili yaşamsal bir durumdur. Bu nedenle uyku düzensizliğinin bir hastalık veya bir problemin göstergesi olabileceği ve çocuğun gelişimi açısından düzenli gece uykusunun yararı büyüktür ve şu üç dönemi içerir: uykuya dalma, rüyasız uyku ve rüyalı uyku dönemleri. Uykuya dalma döneminde yavaş yavaş çevre ve beden ilgili anılar azalarak, kişi uyku dönemine geçer. Rüyasız uyku dönemi bedenin temel yapı taşları olan proteinlerin yeniden oluşturulduğu ve kişinin fiziksel yorgunluğunu atarak dinlenmesini sağlayan ve büyüme hormonunun salgılandığı bir dönemdir. Rüyalı uyku dönemi, uyuyan kişinin göz kapaklarında ve gözlerinde hareketlerin başlaması ile fark edilir. Rüyalar başlar, bu dönemde görülen rüya ile uyumlu olarak beden hareketlerinin ortaya çıkmaması için kasların gerginliği kaybolur. Eğer böyle bir düzenleme olmasaydı, gördüğümüz rüya ile hareket ederdik, hatta yataktan kalkıp dolaşırdık.

bebe32.gifbebe32.gifbebe32.gif

Bu özellik yeni doğan bebeklerde tam oluşmadığından el ve ayaklarında ya da yüzünde, bazen gövdesinde küçük hareketler olabilir. Bu dönem doğumdan sonra yaklaşık uykunun yarısını oluşturur, 1 yaşından sonra ise erişkindeki gibi yaklaşık uykunun beşte birine düşer. Yeni doğan bebekler düzensiz bir uyku düzenine sahiptir ve bunun olgunlaşması yaklaşık 6 ay sürer. 24 saatin yüzde 75’ini uykuda geçirirler. Kısa süreli dilimler halinde yaklaşık sekiz uyku dönemi vardır ve her dilimde ortalama 2-4 saat uyurlar. Her ne kadar böyle bir yorum yapsak da ilk aylarda uykusuzluk sıradan bir durum olmasına rağmen, ancak sonuçlarından dolayı aile için önemlidir. Ortaya çıkan gerginlik ve sinirlilik durumu yalnız çocuğun uykusuzluğunu artırmaz, aile içinde stres ve yeni çatışmalara sebep olur. Tüm ailelerin merak ettiği yaşa uygun ortalama uyku saati her çocuk için aynı olmayabilir, ayrıca her çocuk için uykuya dalma süresi de farklılık gösterebilir.

dscf1978.jpg

İlk Yıllarda Uyku Sorunları Normaldir
Yaşamın ilk yıllarında uyku sorunları çok sık görülür. Çocukluk çağında en sık uykuya dalmada güçlük, gece yarısı sık uyanma, kabuslar ve uyurgezerlik gibi uyku sorunlarına rastlanır. Ebeveynler için çocuklarına erken yaşta iyi bir uyku alışkanlığı kazandırmak önemli bir görev olmalıdır. Sanılanın aksine çoğu kez ufak bir yardımla çocukların uyku alışkanlığı düzene girebilir. Uyku problemi için öncelikle, düzenli takip yapan çocuk doktorunuza danışarak çocuğunuzda herhangi bir sağlık problemi olup olmadığı aydınlatılmalıdır. Örneğin; yeni doğanda açlık, kolik sancısı, altının kirli olması, herhangi bir yaş grubuna diş çıkarma, eve yeni bir kardeşin gelmesi, odanın aşırı sıcak olması, mevsimsel değişiklikler, idrar yolu enfeksiyonu, anemi(kansızlık), geniz etinin büyümesi, burun tıkanıklığı, oda havasının aşırı kuru olması gibi sorunlar uyku problemlerine neden olabilir. Uyku bozukluklarının önemli bir kısmı ikinci yılda ortaya çıkar. Bebek bu yaşta kolay uyarılır bir durumdadır ve uykuya dalmakta sıklıkla zorlanır. 12 saat süren gece uykusu ve 3-4 yaşına kadar sürecek olan gündüz uykuları vardır. Uyku sakindir, sessizlik, karanlık ve uygun koşullar ister. Bebekler ve çocuklar genellikle emme ve yemek yeme ile karnının doyması ya da anne-babasıyla geçirdeği doyurucu bir ilişki sonrası uykuya dalarlar, bazen de ağlama, inatlaşma gibi bir gerginlikten sonra uyurlar. Bu dönemde uykunun niteliği, bebeğin anne tarafından ele alınma biçimine bağlıdır. Eğer bedensel ve psikolojik gereksinimleri karşılanmamışsa bebek uyanır ve doyurulmayı bekler. Uykunun korunması annenin işlevidir., daha sonra rüyalar aracılığıyla gelişir. Rüyalar psikolojik açıdan isteklerin gerçekleşmesine yardımcı olan bir araç gibidir. Yaşamın ilk döneminde ise bu işlev ancak emme amaçlıdır. Ailelerin bazen çaresiz kalarak doktorlardan uyumaya yardımcı bazı ilaçları tavsiye etmelerini istemeleri, oldukça sakıncalı bir davranıştır. İlaçların yan etkisi olabileceği gibi zamanla ilaçlar etkisiz hale gelir ve bebeğin gündüz tam olarak uyanık olmasını engelleyebilir. Etkileri gece ortasında bitebilir ve gece uyanmalarına neden olabilir. Bazı ilaçlar gece korkularına veya diğer uyku bozukluklarına yol açabilir.

bebe_78.gifbebe_78.gifbebe_78.gifbebe_78.gif

çocuğumuzun psikolojisini ölçelim

3 Mayıs 2008 Cumartesi | Kategori Sağlık 0
BELLEK CÜMLE TAMAMLAMA
AÇIKLAMA:Aşağıda eksik cümleler var.Bunları birer birer oku ve eksiklerini tamamla.Elinden geldiği kadar çabuk ol ve hepsini tamamlamaya çalış.Cümleleri istediğin gibi tamamlayabilirsin.
1.Büyüdüğüm zaman………………………………………………………………………… …………………………………………………………………………………………………
2.Arkadaşlar………………………………………………………………………………….
………………………………………………………………………………………………..
3.Yaramazlık yaptığım zaman……………………………………………………………….
……………………………………………………………………………………………….
4.Okulda………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
5.Bir türlü unutamadığım…………………………………………………………………………………..
……………………………………………………………………………………………………
6.İyi arkadaşlar………………………………………………………………………………….
…………………………………………………………………………………………………
7.Evimiz………………………………………………………………………………………..
…………………………………………………………………………………………………
8.Annelerin iyisi……………………………………………………………………………….
…………………………………………………………………………………………………
9.Geçen sene ……………………………………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………
10.Elimden gelseydi……………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………….
11.Öğretmenler…………………………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………
12.Benim en iyi arkadaşım…………………………………………………………………….
…………………………………………………………………………………………………
13.Annemi severim ama ………………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………
14.Canım sıkılıyor……………………………………………………………………………..
…………………………………………………………………………………………………
15.Pişman olduğum…………………………………………………………………………… …………………………………………………………………………………………………
16.Bana göre okul……………………………………………………………………………..
…………………………………………………………………………………………………
17.Ailem……………………………………………………………………………………….
…………………………………………………………………………………………………
18.Bazen babam ………………………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………
19.Eskiden…………………………………………………………………………………….
…………………………………………………………………………………………………
20.Başkalarına göre ben……………………………………………………………………….
…………………………………………………………………………………………………
21.Keşke annem……………………………………………………………………………….
…………………………………………………………………………………………………
22.İşlerin başında ben olsaydım……………………………………………………………….
23.En büyük üzüntüm……………………………………………………………………….
……………………………………………………………………………………………….
24.Tahsilimi bitirirsem ………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………..
25.Babaların iyisi…………………………………………………………………………….
………………………………………………………………………………………………..
26.Yapmam gereken …………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………..
27.Kardeşim………………………………………………………………………………….
………………………………………………………………………………………………..
28.En çok isteğim ……………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………..
29.Beceremediğim şey……………………………………………………………………….
………………………………………………………………………………………………..
30.Hayatın en kötü tarafı……………………………………………………………………..
………………………………………………………………………………………………..
31.Eğer annem………………………………………………………………………………..
………………………………………………………………………………………………..
32.Sıkıntıda olduğum zaman arkadaşlarım…………………………………………………..
………………………………………………………………………………………………..
33.Cezalar ve yasaklar ……………………………………………………………………….
………………………………………………………………………………………………..
34.Kurtulmak istediğim üzüntü………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………..
35.Kötü bir baba………………………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………
36.Yaptığım en kötü şey……………………………………………………………………….
………………………………………………………………………………………………….
37.İyi öğretmenlerin yapması gereken…………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………….
38Evde her şey …………………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………….
39.Hatırımda kalan……………………………………………………………………………..
…………………………………………………………………………………………………..
40.Ben…………………………………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………..
41.Beni en çok endişelendıren şey………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
42.Dileğim……………………………………………………………………………………….
…………………………………………………………………………………………………
43.Annem………………………………………………………………………………………. ………………………………………………………………………………………………………
44.Çocuklar……………………………………………………………………………………..
………………………………………………………………………………………………….
45.Eğer babam…………………………………………………………………………………..
…………………………………………………………………………………………………..
46.Korktuğum şey………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
47.Ben küçükken…………………………………………………………………………………
 
 

Barbie bebeklere dikkat edelim!!!

3 Mayıs 2008 Cumartesi | Kategori Haber 0

 bebe35.gifbebe35.gifbebe35.gifbebe35.gif

 Bugünlerde  bir alışveriş merkezinde Barbie standındaki saç ve makyaj eğitimine takmış durumdaydım. Nasıl olur da, en fazla 10 yaşında olan kız çocuklarına bu konuda eğitim verilirdi. Etkinliği düzenlerken akıllarına bir pedagoga danışmak gelmemiş miydi, üstelik o yaşlarda makyaja başlayan kız çocukları ileride nasıl duygular, tatminsizlikler ya da kişilik bozuklukları yaşardı… Mavi Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nden uzman pedagog Belgin Temur,konu ile ilgili şöyle düşünüyor:

MAKYAJIN YAŞI DÜŞTÜ

cartoon998mk4bf2wi1.gif

‘Tabii bu tür etkinliklerin amacı satışları artırmak. Ancak Barbie’nin temsil ettiklerine bakmak gerekiyor. Bu bebek, tamamen süslü, makyajlı, beli-poposu açık, günlük hayatta rastlanan kadın profilinden oldukça farklı, cinsel çağrışımlarla yüklü bir karakter. Zaten Barbie’nin küçük çocuklara rol model olması, böyle mesajlar veriyor onlara da. Makyajın, saç röflesinin ya da parfüm kullanmanın yaşı çok düştü. Üstelik, birçok sektör de bundan yarar sağlıyor.’

İşin önce ekonomik tahlilini yapan Temur, ‘Barbie’nin baş ve bel çapının aynı olduğunu biliyor muydunuz?’ diye sorarak, ‘Zaten çocuklara hiç olamayacakları bir model sunuluyor. Ona benzeme çabasıyla psikolojik gelişimleri zarar görüyor. Kendi bedenlerinden memnuniyetsizlik duyuyor ve ancak Barbie gibi olurlarsa yeterince iyi, güzel ve tamam olacaklarını düşünüyorlar’ diyor.

cinderella1.gifcinderella1.gif

Burada biraz ara verelim… ‘Senin kızın Ece, henüz küçük  olduğu için bu bebek çılgınlığının nasıl olduğunu bilmiyorsun’ diyebilirsiniz. Ama ben de henüz 4-5 yaşlarındaki kızların dışarı çıkarken saçlarına bebeklerininkiyle aynı röfleyi yaptıklarını, kıyafetlerine göre oje seçtiklerini, parlatıcı kullandıklarını da görüyorum çevremde; annelerin nasıl bir dayatmayla karşı karşıya kaldıklarını.  Ben de tam böyle bir savaşın ortasına düşebilirim. Her şeyi hesap ediyorum yani…

enfant_43.gifenfant_43.gif

Temur, anneleri, ‘Bir tane alabilirler elbette ama iki, beş, 10 değil’ diye uyarıyor. Kız çocuklarının gelişiminde evcilik oyununun ve bebeklerin önemli yer tuttuğuna işaret eden Temur, şunları söylüyor:

‘Bebek elbette alınacak ama sadece Barbieler yok ki oyuncakçılarda. Normal bebekler alın çocuklarınıza. Çünkü bebek çocuğun kendi yansımasıdır. Kendisini onun annesi olarak görür. Üstelik oyuncak seçimi çok ciddi bir iştir. Zihinsel, sosyal, psikolojik gelişimi için son derece önemlidir. Okula ve hayata hazırlar. Oysa bu Barbieler süslenen, püslenen koca bekleyen bir kız imajı çiziyor. Her yaşın psikolojik profili var. 3-4 yaşındaki bir çocuğun ihtiyacı, yetişkin yaşantısını modellemek ama neden süslü, makyajlı, göğüslerinin dikliği, bacaklarının uzunluğu ile ortaya çıkan bir modeli alsın. Bu çocuğun kendisini sürekli yetersiz hissetmesine neden olacak.’

Temur’un bir iki sözü de etkinliği düzenleyenlere: ‘Oyuncak satıcısı bir firmanın öncelikle çocuklarının pedagojik ve ruhsal sağlıklarını düşünmesi gerekiyor. Burada böyle bir ayıp söz konusu. Acaba etkinlikten önce bir pedagoga danıştılar mı?’

cartoon_881.gifcartoon_881.gif

Tam bir dokun, bin ah işit durumu. Ben kızım Ece’ye elimden geldiğince o tarz bebeklerden almamayı düşünüyorum. Sadece güzelliği önemseyen  boş bir insan yetiştirmek istemiyorsanız, bu yazıyı önemseyiniz. iyigünler…

bebeklikten itibaren çocuk eğitimi

1 Mayıs 2008 Perşembe | Kategori Eğitim 0

Çocuk eğitiminde cezanın yeri
Terbiye etmek denilince pek çok kişinin aklına hemen cezalandırma gelir. "Dayak cennetten çıkmadır" ya da " Kızını dövmeyen dizini döver" gibi atasözleri, ülkemizde cezalandırmanın çocuk eğitiminin bir parçası olarak asırlarca kullanıldığının bir kanıtı olarak dilimizde yer etmiştir. Terbiye etmek ve cezalandırmak birbirinden çok farklı kavramlardır. Terbiye, çocuğa olumlu davranışların, kendini nasıl kontrol etmesi gerektiğinin öğretildiği ve içinde ödüllendirmenin de yer aldığı bir sistemdir.

image007dm11.gifimage007dm11.gifimage007dm11.gif

Cezalandırma ise daha negatif bir anlam taşır; çocuğun yaptığı ya da yapmadığı bir davranışın arkasından gelen bir sonuçtur. "Terbiye etmek" bizim geleneklerimizde genellikle cezayı çağrıştırdığından, "eğitmek" kavramının kullanılması daha yerinde olacaktır. Çocuk yalnızca yanlış yaptığı zamanlarda değil, diğer zamanlarda da davranışları konusunda eğitilmelidir. Hatalı davrandıkları zaman çocuklara kızma ve azarlama yerine, olumlu davrandıklarında yüreklendirme ve takdir etme, onların yanlış davranışlarını daha kolay değiştirmelerini sağlayacaktır. Çocuklar kendilerine değer verildiğini gördükçe kendilerini daha iyi hissedecek, çevredekileri daha fazla dinlemeye gayret edecektir.

İyi davranışların takdir edilmesi
Çocuğun ilerideki davranışlarının temeli daha doğumdan itibaren biçimlenmeye başlar. Örneğin, bebek altını kirlettiği ya da acıktığı zaman ağlayarak isteklerini belirtir. Anne hemen onun yanına gidip isteğini karşıladığında, bebek annesinin yanında olduğunu bilerek ona güven duyar.

Bebek iki aylık olduğu zaman, kendi kendine uykuya dalmasına izin verilmelidir. Bu aydan itibaren, bebeğin uyku, beslenme ve oyun zamanları aileye uyum sağlayacak biçimde belirli bir düzene konulmaya çalışılmalıdır. Bebek emeklemeye ve yürümeye başladıktan sonra gereken güvenlik önlemleri alınmalı, onun için tehlikeli olabilecek cisimler ortalıkta bırakılmamalıdır. Çocuk için tehlikeli olmayacak eşyalar ise, merakını gidermesi açısından onun ulaşabileceği yerlere konulmalıdır.

Örneğin, ağır tencere ve çaydanlık gibi çocuğun yaralanmasına neden olabilecek eşyalar dolapta kilitli tutulurken, daha hafif olan tabaklar ve plastik eşyaların konulduğu dolaplar açık tutulabilir. Çocuğun hareketlenmeye başladığı bu dönem, ona en fazla dikkat gösterilmesi gereken dönemdir. Örneğin, bebek soba ya da elektrik ocağı gibi sıcak bir eşyaya yaklaştığında, "hayır, sıcak!" gibi ifadelerle oradan uzaklaştırılmaya çalışılmalı ve oynaması için eline bir oyuncak verilmelidir. Başlangıçta bebek bunun bir oyun olduğunu zannedip gülse bile, birkaç hafta sonra onun zararlı bir şey olduğunu öğrenecektir.

Çocuk 18 aylık olduğunda çocuğun kontrol edilmesi biraz daha zorlaşır. Bu yaşlarda çocuk kendi gücünün sınırlarını öğrenmek ister. Bu dönemde, anne, baba birlikte, onun hangi davranışlarına izin verip hangilerine vermeyeceklerini kararlaştırmalıdırlar. Böylece çocuk da bir ikileme düşmemiş olur. Ebeveynin nasıl davranması gerektiği konusunda aşağıda bazı ipuçları verilmiştir:

dscf1917.jpg

 

image004eq31.gifimage004eq31.gifimage004eq31.gif

a. Çocuğa değişik seçenekler sunmak
Belirli sınırlamalar getirirken, aynı zamanda belirli bir serbestlik de tanınmış olur. Örneğin "Oyuncaklarını kendin mi toplamak istersin, yoksa sana yardım edeyim mi?" denilebilir.

b. Yapılması istenen davranışı bir oyuna dönüştürmek
Eğer çocuktan istenen davranış ilginç bir hale getirilirse çocuk bundan zevk alacaktır. Örneğin, ona "Hadi bakalım yarış yapalım, hangimiz daha çabuk elbisesini giyecek?" denilebilir.

c. İleriye dönük plan yapmak
Çocuk hep aynı olumsuz davranışları yineliyorsa, örneğin, bakkala gidildiği zaman sürekli bir şeyler istiyor, tatsızlık çıkarıyorsa, başka bir zamanda bunun doğru olmadığı ona öğretilmelidir. Bunun için, çocuğun karnının tok olduğu bir zaman bakkala götürülerek alıştırılmaya çalışılmalıdır. Sıkılmaması için de çocuğun yanında oyuncak ya da kitap vb. götürülebilir.

d. Olumlu davranışını takdir etmek
Çocuk olumlu bir davranış gösterdiğinde bu davranışı nedeniyle onurlandırılmalıdır. Bu, her zaman çocuğa hediye alınması anlamına gelmez; ona sarılıp "Bugünkü güzel davranışından dolayı çok mutlu oldum, teşekkür ederim" demek de onu çok mutlu edecek, ilerideki davranışları için yüreklendirecektir. Ama bazen işler yolunda gitmeyebilir. Eninde sonunda, çocuk anne ya da babasını dinlemediğinde, onların nasıl davranacağını, gerçekten söylediklerini yapıp yapmayacaklarını sınamak isteyecektir. Eğer çocuk ebeveynleri dinlemiyor ise, bu durumda başvurulacak bazı yöntemler vardır:

1. Doğal sonuçlar
  Çocuk yaptığı hareketin doğal sonuçlarına katlanmasını öğrenmelidir. Ancak bu sonuçlar çocuk için herhangi bir tehlike yaratmamalıdır. Örneğin, çocuk sütünü kasıtlı olarak dökmüşse, o öğünde yeniden süt içemeyecek ya da eğer oyuncağını kırmışsa artık o oyuncakla oynayamayacaktır.Bu kendisinin yaptığı davranışların bir sonucu olduğu için de anne ya da babayı suçlamayacaktır (kendi düşen ağlamaz kuralı). Böylece çocuk sütünü bir daha dökmemesini, oyuncağı ile daha dikkatli oynamasını kısa zamanda öğrenecektir.

2. Mantıklı sonuçlar
Çocuğun doğal sonuçlarla öğrenmesi en iyisidir. Ancak bu her zaman işe yaramayabilir. Örneğin, anne çocuğa oyuncaklarını toplamasını söylemişse ve çocuk da bunu yapmıyorsa ne yapılabilir? İşte bu durumda, çocuğun hareketiyle ilgili bir sonuç yaratılabilir. Anne, eğer çocuk oyuncaklarını toplamazsa onları kaldıracağını ve akşama kadar oyuncaklarla oynayamayacağını ona söyleyebilir. Bunu söylerken annenin söylediği şeyi gerçekten yaparak ciddi olduğunu çocuğa göstermesi gerekir. Fakat bunu bağırarak değil, yumuşak bir ses tonu ile söylemelidir.

miscellaneous_110.gifmiscellaneous_110.gif

3. Çocuğun çok istediği bir şeyi kısıtlamak
Mantıklı bir sonuç çıkarmak her zaman mümkün olmayabilir. Çocuk ebeveyni dinlememekte ısrar ediyorsa, çocuğa çok istediği başka bir şeyin kısıtlanacağı söylenebilir. Ancak bu yöntem uygulanırken bazı noktalara dikkat edilmelidir: Beslenme gibi çocuğun gerçekten gereksinimi olan şeyler ısıtlanmamalıdır. Bu yöntemin etkili olabilmesi için kısıtlanacak şey çocuğun gerçekten çok istediği bir şey olmalıdır.
Ebeveyn söylediği şeyi gerçekten yapmalıdır. Örneğin, davranışını düzeltmediği sürece çocuğa dondurma yiyemeyeceği söylenmiş, fakat herhangi olumlu bir gelişme olmadığı halde, anne ya da baba onun gönlünü almak için biraz sonra dondurma almışsa, bu yöntem doğaldır ki işlemeyecektir.

4. Belli bir süre bir yerde bekleme cezası
Bu ceza, diğer yöntemler işe yaramadığında en son çare olarak kullanılabilir. Bu yöntem, çocuk diğer çocukları ısırdığında, vurduğunda ya da buna benzer durumlarda kullanılabilir. Çocuk önce bir kez ikaz edilir, eğer aynı davranışı sürdürürse, ona önceden belirlenmiş bir odaya ya da odanın bir köşesine gitmesi, orada bir süre, genellikle de bir sandalyede sessiz bir biçimde beklemesi söylenir. Eğer oraya gitmemekte direnirse, kucaklanarak oraya götürülür ve bir süre orada kalması sağlanır. Bu cezanın neden verildiği birkaç cümle ile ona anlatılmalıdır. Çocuğun bekletildiği oda ya da yer çocuk açısından herhangi bir tehlike içermemelidir.

Çocuğun orada bekleme süresi kabaca her yaş için 1 dakika olarak belirlenir (Örneğin, 4 yaşında bir çocuk için 4 dakika gibi). Eğer ceza süresi çok uzun tutulursa, çocuk neden oraya konulduğunu bir süre sonra unutacaktır.

Ceza süresi için saat kurulur, saat çaldığında çocuğa cezasının bittiği söylenir. Çocuk bu süreyi uslu bir biçimde tamamlarsa, sevecen bir biçimde kucaklanır ve "Tatlım, cezalı olduğun için orada kalmak zorundaydın" gibi sözler söylenir ve olay orada kapanır. Bu durumu çocuk ile tartışmak gerekirse en az birkaç dakika geçmesi beklenmelidir. Eğer ceza süresi içinde çocuk gene bağırır çağırır ve olayı protesto ederse, saat yeniden kurulur ve süre baştan başlatılır. Bu yöntemle, genellikle 2 hafta içinde çocuk uyum sağlamayı öğrenecektir.

Etkili bir eğitim için bazı öneriler
Çocuğun neler yapıp neler yapamayacağına karar verilmelidir. Her çocuk aynı hızda büyüme ve gelişme göstermez. Ebeveyn çocuğa bir şey söylediğinde çocuk yapmıyor ise, bu kasıtlı olabileceği gibi çocuk onu anlamadığından ya da yapamadığından da olabilir.

Ebeveynler konuşmadan önce iyice düşünmelidir. Daha önce çocuğa herhangi bir uyarıda bulunmuş ya da bir kural koymuşlarsa ona uymaları gerekir. Bununla birlikte, çocuktan beklenen davranış ya da konulan kurallar gerçekçi olmak zorundadır. Bir diğer önemli nokta da, ebeveynin her zaman aynı biçimde davranması, bir gün farklı diğer gün farklı kurallar koymamasıdır. Çocuklar ne zaman nasıl davranacaklarını çabuk öğrenirler. Bunun için de zaman zaman ebeveynin koyduğu kuralları sınarlar ve onun sınırlarını öğrenmeye çalışırlar. Örneğin, bakkalda huysuzluk yapan bir çocuğu sakinleştirmek için anne ona sakız, şeker gibi şeyler alırsa, bir daha bakkala gittiğinde çocuk yine aynı biçimde davranacaktır.Bunu önlemek için ebeveyn her zaman aynı biçimde davranmalı ve kendi koyduğu kuralları çiğnememelidir.

Çocuk huysuzlandığında onun duyguları da dikkate alınmalı ve onun neden öyle davrandığını anlamaya çalışmalıdır. Eğer davranışın nedeni bulunursa çözüm arkasından gelecektir. Ebeveyn onu anladığını çocuğa söylemelidir. Örneğin, "Arkadaşın gittiği için üzülüyorsun, biliyorum, ama yine de oyuncaklarını toplamalısın" gibi onu anladıklarını ifade etmek oldukça yararlı olacaktır.Anne ve babalar da yaptığı hatalardan ders almasını öğrenmelidir. Herhangi bir biçimde yanlış davrandıkları zaman önce sakinleşmeli, gerekirse çocuktan özür dilenmeli, bundan sonra nasıl davranacağını ona söylemelidir.

Çocuğa doğru davranışları öğretmek çocuk eğitiminde elbette ki çok önemlidir. Ancak, çocuk kendini kontrol etmesini ebeveynlere ve diğer büyüklere bakarak daha çok öğrenir. Onun için ebeveynlerin söyledikleri ile yaptıklarının tutarlı olması zorunludur. Büyükler gibi (!) çocuklar da zaman zaman bazı hatalar yaparlar. Önemli olan, bu yanlış davranışlardan yola çıkarak, doğruların ona sevecen bir biçimde öğretilmesidir.

8320kr.gif

Çocuk eğitiminde tokatın yeri var mı?
Eskiden ebeveynlerden tokat yemek çocuk terbiyesinin neredeyse ayrılmaz bir parçasıydı. Bu yüzden, şimdiki erişkinler arasında tokat yemeyen birini bulmak oldukça zordur. Günümüzde de özellikle kırsal kesimde ve büyük şehirlerin varoşlarında çocuklar hala büyüklerinden tokat yemektedir. Hatta okullarda bile zaman zaman öğretmenlerin dayağa başvurduğu bilinen bir gerçektir. Peki bu "cennetten çıkma (!)" olduğu tabir edilen dayağın çocuk eğitiminde yeri var mı?

Amerikan Pediatri Akademisi tokatın çocuk eğitiminde kullanılmaması gerektiğini, eğer çocuğun cezalandırılması gerekiyorsa ona alternatif diğer yöntemlerin kullanılmasını önermektedir. Dayak atmanın çocuk eğitiminde yeri yoktur, çünkü: O an için işe yaramış görünse bile, çocuğun davranışını değiştirmede aslında daha önce söz edilen bir sandalyede bekleme cezasından daha etkili değildir.

Tokat atmak çocuğa sorumluluk öğretmez, tersine onun daha da kızmasına ve hırçınlaşmasına neden olur. Ebeveynlerin çoğu, daha sonradan tokat attıkları için pişmanlık duymaktadırlar. Sürekli tokat yiyen çocukta zamanla bu yöntem de artık işe yaramaz olacaktır. Tokat atmak, şiddetine bağlı olarak çocukta ciddi fiziksel hasarlara neden olabilir. Sürekli dövülen çocuklarda depresyon, alkol kullanımı, diğer çocuklara saldırganlık daha sık görülür, hatta erişkin olduklarında kendi eş ve çocuklarını dövme ve suç işleme oranları diğer kişilere göre daha fazla olmaktadır.

Yapılan çalışmalar, dayak yiyen çocukların, erişkin olduklarında diğer kişileri –onları sevseler bile- daha çok cezalandırma eğiliminde olduklarını ortaya koymuştur. Onun için, ebeveynler  olarak bizler, çocuk eğitimi konusunda  diğer ebeveynlere doğru yolu göstermeli, sağlıklı bir nesil yetiştirmek için her türlü şiddetten kaçınmaları gerektiğini onlara olabildiğince öğretmeye çalışmalıyız. Son söz olarak, Dorothy Law Nolte”un aşağıdaki satırları bu konuda söylenmesi gerekenleri çok güzel bir biçimde dile getirmiyor mu?

Çocuk yaşadıklarından öğrenir…
Eğer bir çocuk eleştiriyle yaşarsa,kınamayı öğrenir.
Eğer bir çocuk düşmanlıkla yaşarsa, savaşmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk utançla yaşarsa, suçlu hissetmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk hoşgörü ile yaşarsa, sabırlı olmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk övgüyle yaşarsa, değer vermeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk alayla yaşarsa, utanmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk adil yaşarsa, adaleti öğrenir.
Eğer bir çocuk güvenceyle yaşarsa, inanmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk dürüstlükle yaşarsa, doğruyu öğrenir.
Eğer bir çocuk yüreklendirmeyle yaşarsa, kendine güvenmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk arkadaşlıkla yaşarsa, dünyada sevgiyi bulmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk onaylamayla yaşarsa, kendinden hoşlanmayı öğrenir.
Dorothy Law Nolte

 

 

güçlü,özgüvenli bebek yetiştirelim

30 Nisan 2008 Çarşamba | Kategori Eğitim 0

4il4rb31.gif4il4rb31.gif

Bebekler değer verildiklerini ve sevildiklerini hissetmek isterler. Kucaklanmak veya yanına sokulmak bebeğin fiziksel, psikolojik ve duygusal olarak rahatlamasını sağlar. Onunla iyi ilişkiler kurabilmek için, bebekler aşina olduğu, inandığı ve güvendiği ilişkilere ihtiyaç duyar. Onun tavırları, davranışları ve inançları çevresindekilerin bireysel farklılık ve benzerlikleri ile şekillenir. Hem bireysel hemde grup içinde güçlü bir kimlik geliştirmek onların bir gruba ait olduklarını hissetmelerine yardımcı olur.

Anne Babalara Yardımcı Olabilecek Pratik Yöntemler:

0-8 Ay : Kucaklama, sarılma, yanına sokulma ve şefkat gösterme ile onun rahatlatılması ve ait olduğunu içtenlikle hissetmesine yardımcı olunabilir.

8-18 Ay :Uykudan kalmak veya uyumaya gitmek gibi evdeki rutinler günlük yaşantıya bir ritim verir. Eve geliş gidişler de veya yuvadan alırken veya bırakırken merhaba ve güle güle demek gibi rutin davranışlar sergilemek de isteyebilirsiniz.

18 Ay-2 Yaş :Bu aylarda aile içindeki rutin işlere ilgi göstermeye başlayacaktır. Anne babalar onları evdeki rutin işlerde (basit günlük işler)kendilerine yardımcı olmaları için cesaretlendirmelidir.

2-3 Yaş : Diğer çocuklar etrafında olmaya başladığı zaman, anne babalar, diğerlerini düşünmeye ve paylaşmaya başlamalarına onları teşvik etmelidir. Oyuncaklarından birinin sorumluluğunu almaya cesaretlendirilebilir.

image003tk41.gifimage003tk41.gifimage003tk41.gif

 ben duygusunun gelişimi
Yeni doğan bebekler kendilerinin diğerlerinden farklı olduğunu kolaylıkla ayırt ederler. Büyüdükçede aile, kültür ve çevreden etkilenen bu farklılıklarını geliştirmeye devam ederler. Nelerden hoşlandıkları veya hoşlanmadıkları ve ne yapmak istedikleri hakkında kesin fikirler geliştirirler.

Anne Babalara yardımcı olabilecek pratik yöntemler:

0-8 Ay : Başlangıç olarak en iyi yöntem bebeğinizin hareketlerine ve yüz ifadelerine onu taklit ederek cevap vermektir. İnsan yüzü bebekler için oldukça ilgi çekicidir. Bebeğiniz ve sizin aranızdaki bu tip oyunculuklar gerçekten onun gelişimi için çok değerlidir.

8-18 Ay : Bazı oyunlar deneyin: sırayla burnuna veya ayak parmaklarına dokunmak ve sonra kendinizinkilere dokunmak gibi. Yavaş yavaş o yüzün kendi yüzü olduğunu anlamaya başlar.

18 Ay-2 Yaş : En sevdiği oyuncağını veya emziğini bir yere giderken yanına almasını sağlayın veya izin verin. Bu onun kendini rahat hissetmesini sağlar.

2-3 Yaş : Kendi seçimlerini yapması için ona şans vermeniz çok önemlidir. Hangi oyuncakla oynamak istediği veya nereye gitmek istediği veya ne yemek istediği gibi.

dscf0916.jpg

 Özgüvenini Geliştiren Çocuk  
 
Bebekler doğumdan itibaren sevildiğini ve güvende olduğunu hissetmeye ihtiyaç duyarlar ve çevresindeki insanların yaptıklarına katılmaktan keyif alırlar. Bağımsız bir birey olmak için, bebekler kendilerine bakan kişilerle olan ilişkilerine güvenme ihtiyacındadırlar. Bu ilişkideki güven duygusu onun kendine güven ve saygı geliştirmesine yardımcı olacaktır.

Anne Babalara yardımcı olabilecek pratik yöntemler:

0-8 Ay : Onu ev sevdiği oyuncağı yanında tutması için teşvik etmek sizin gözetiminizde kendi kendine o oyuncakla oynamasına yardımcı olabilir.

8-18 Ay : Büyüdükçe onun kendi kendine oynama süresini arttırmayı deneyin.( hala sizin gözetiminizde olarak)

18 Ay-2 Yaş : Ne istediğine karar vermesine izin verin, hangi hikayeyi okumanız, hangi tişörtü giymesi, hangi oyuncakla oynaması gibi ve mümkün olan her türlü karar da.

2-3 Yaş : Diğer çocuklarla oynaması ve paylaşması onun sorumluluk duygusu geliştirmesine yardımcı olacaktır.

8320kr.gif

Kabul Edilen ve Onaylanan Çocuk  
 
Bebeğinizin sevilen biri olduğunu bilmesi hayatındaki en önemli başlangıç noktasıdır. Bebeklerin kendilerine bakılmaya ve tasvip edilmeye ihtiyaçları vardır. Dokunulmaya ve insan yüzlerine ilgi gösterirler. Onlar çevrelerinden karşılık almaya uğraşırlar; onlara verdiğimiz karşılıklar onların kendilerini anlamalarına yardımcı olur ve kendilerini tanımaları için mücadele etmelerini sağlar. Yetenekli, iddialı ve özgüvene sahip olmaları için çocuklar diğerlerinin onlara karşı olumlu olduklarını hissetmek ve onlara gerçekçi umutlar verilmesine ihtiyaç duyarlar.

Anne Babalara yardımcı olabilecek pratik yöntemler:

0-8 Ay : Yüz ifadelerimiz, mimiklerimiz ve vücut dilimiz onların kendilerini iyi hissetmelerine yardımcı olan en iyi yoldur. Şarkı söylemek ve kahkaha atmak onların eğlenmeye başlamaları için en doğru ve hızlı yoldur.

8-18 Ay : Onlar konuşurken (ses çıkartırken de diyebiliriz) bütün dikkatin kendilerine verilmesine ihtiyaç duyarlar. Onlarla kurulan göze temasıda bu nedenle çok önemlidir.

18 Ay-2 Yaş : Onlara hikayeler anlatmayı/okumayı deneyin ve dahil olmalarına çalışın. Onların ne düşündüklerini anlamaya çalışmak gerçekten onlara değer verildiğini hissetmelerine yardımcı olur.

2-3 Yaş : Onları dinlemek ve yanında olmak için küçük bir zaman dahi ayırsanız bu onların davranışlarında ve gelişiminde büyük farklar yaratacaktır. Neden onun çevresindeki kuralları koyarken onunda katılımını sağlamayı denemiyorsunuz ve ne yapılmaması ve neyin yapılması gerektiğini anlamasına yardımcı olmuyorsunuz.

dsadas