gerçek bi şeyy

22 Mayıs 2008 Perşembe | Kategori : Aşk 1 Yorum

”’kırgın ve küskünüm.beni bırakıp gideceklerinden korktuğum parçaların gitmesinden bile korkmuyorum artık.galiba gittiler çünkü..içimdeki bışluk daha da  büyüdü,kaybolan parçalarımın yerine o boşluk bi parçam haline geldi.içim durgun.bi çalkantı yok.bi korku ya da bi sevgi yok,hiçbir duygu kıpırtısıda yok..zaman zaman çok fazla yaşayamayacakmışım gbi geliyo böylee..istediğim herşeyi aslında istemiyo gibiyim..isteklerim tükendi benimmmmmmmmm””’

içim acıyo

19 Mayıs 2008 Pazartesi | Kategori : Aşk 6 Yorum

zaman akmaya mahkum,günler geçmeye…ya ben?ben sonsuz mutsuzluğa mı mahkumum?ruhum neden bu kadar acıyosun…acıyan canım mı yoksa hastalanan ruhum mu beni kahreden..bi yol bulamıyorum sizin için..ben kendi ellerimle gömeceğim ruhumu..hep büyümek isterdik…çoçukluğumuzdaki mutsuzluklar dan kaçmakk için..ne oldu??şimdi kendi hayatımdan mı kaçmak vakti geldi?nasır tutmuş şu kalbime sen bir çiçek ektin..büyüttün..ama hiç düşünmeden de kopardınn..senin açtığın şu yaralara artık sen bile çare olamazsın..bende artık izin vermiycem kimselere,öylece kalacaklar..

her pazar mutlu değildir..

19 Mayıs 2008 Pazartesi | Kategori : Aşk Yorum Yok

hafta sonu gelmesin isteyen çoçuklar da vardır.pazar günlerinden köşe bucak kaçan.pazar gününün karmaşasından,yığılmış çamaşırlardan,temizlikten,evde hiçbirşeyi umursamayan bi gazeteye gömülü,bir koltuğa çivili babadan,durmadan söylenen anneden,pazartesiye yetiştirilememiş matemetik problemlerinden ve özeti çıkarılamamış fen bilgisi ünitelerinden,yani yapılmamış ödevlerin sıkıntısından bunalmış çoçuklar vardır.onlar hep cuma öğleden sonra olsun ve her şey orada donsun isterler.yüzyıl uyuyan güzeldeki gibi..gelecek günlere ve gelecek olumsuzluklara saatler kala dursun her şey isterler.cuma öğleden sonra iyi bir aralıktır ve bayrak töreninden sonra eve uzanan yol en  iyi mekandır.o yol bitiminde bazen mutsuz evlere varılır.işten yorgun argın gelen annenin çarçabuk yaptığı yemeği beğenmeyen babanın asık suratı,anne ve babanın bütün akşamı kaplayan ,hiç konuşmadan birbirlerine biriktirdikleri,hiç birşey yokmuş gibi film izledikleri,hiç birşey yokmuş gibi misafirliğe gittikleri,hiçbirşey yokmuş gibiyken çok şeyi evin ortasına yığdıkları mutsuzlukları vardır.o mutsuz evlerde,anne babanın bıkkınlığından yorgun çoçuklar vardır.kim bilir ne düşünülerek ,neyi yetiştirmeyi planlayarak o çoçukların saçlarını sabunlayan annelerin,küçük omuzları liflerken canlarını yakan parmakları vardır..mutsuz cuma akşamları bazen ne  idüğü belirsiz cumartesi sabahlarına akar.o cumartesi sabahları herkes uyuurken evdeki çekmeceleri karıştırani,aynanın karşısında dil çıkaran ve acıkan karnını kendi kendine doyurmaya çalışan çoçuklar,evdekilerin uyanması ile çaydanlığın buharındaki sıkıntıyı izlerler.cumartesi de biter ve pazar geliverir..işte o pazar her zaman mutlu etmez insanı..haberleri izleyen ve haberlerin ardından nihayet bağrışan anne-babanın kelimeleri boğazına,gözüne,omzuna yerleşen ve kendini bundan ölesiye sorumlu hisseden çoçuklar vardır.bu sorumluluk incecik boyunlarını gittikçe kırılgan hale getirir hayat karşısında..pazar geceleri mutsuz yatıldığı için pazartesi sabahları mutsuz kalkılır.muhtemelen sınıfta beslenme çantasından mutluluk sızacak bir arkadaşı vardır.o çoçuğa her baktığında ondan mutlu olanlardan nefret eder.belki bu nefretin sahibi büyümüştür.belki bir çoçukluk alışkınığı hala sevmemektedir pazar günlerini ve mutluluktan söz edenleri..yüzyıl uyuyan güzel kadar sahtedir çünkü onun için mutluluk geyikleri…                 

BİTMİŞ AŞKLAR EMANETÇİSİ’NDENNN.

aldanırımm

19 Mayıs 2008 Pazartesi | Kategori : Aşk 1 Yorum

aldanırım ben sana..aldandım..hatırlar dururum her sözünü..hiç bitmeyecek deyişini..bu aşk değil..ağzına alıpta kirletme gerçek aşkları..umarım sen de hep yarım kalırsın..benim gibi aldanırsın da beni o zaman anlarsın…ama bu aldanış son olacak bu bedende..

SADECE SANAL OLARAK İNSAN OLAN BİRİNE

19 Mayıs 2008 Pazartesi | Kategori : Aşk 18 Yorum

Allah’a dua ediyosun öylemi?senin gibiler de lafta ağzına alır zaten Allah’ı..ben zaten seni şu en son görüşürüz dediğin de silmiştimm..anlamıştım ki ne kadar karaktersiz olduğunu..ama şu gözlerim var ya onlar ne kadar da körmüş..görmek istediği gbi görmüş senin gbi insan görünümlü birini.vay be ne utanma da varmış sen de buralara yazıyosunn…yazık senle geçen zamana..ama bi yandan da iyi bana sabitledin hayatta ne karaktersiz insanların daha olduğunu…bunun derecesini artırdın..sana iyi dileklerde bulunuyorum.umarım biraz insani olabilirsin..ama hiç mutlu olamayacağın kesin..umarım bütün işlerin istediğin gibi gider demek isterdim…gitmesinn…gitmesin ki şu bencillikten kurtull…

yine mi gece oldu?

18 Mayıs 2008 Pazar | Kategori : Aşk Yorum Yok

mutluluğun yolunda hem kırmızı ışığa yakalanmış bi de trafikte sıkışmış gibiyim..içimde tekrar etmekten yoruldum ben seni…seni bilmeden…sen neydin…gökteki bi yıldız mı…ama sen benim mevsimimde açacak bir çiçek değilmişsin.

mutluluğa hazırdım oysa..ayrılık ta tanıdıktı ama?

18 Mayıs 2008 Pazar | Kategori : Aşk Yorum Yok

seni bakmasını bilen gözlerin bakışlarında mı aradım ben?

unutmayı mı unutmalıyım ,seni unutmak için?

bıraktım esir kalsın tüm dileklerim kaderimin avuçlarında..

bıraktımmmm.

çığ düştü yüreğime

18 Mayıs 2008 Pazar | Kategori : Aşk Yorum Yok

çığ düştü gönlümün kıyılarına

kapadı duygularımın yollarını.

nefes alamaz oldu sevgi hücrelerim.

ne seni ne de özlemini hatırlayamıyorum.

çığ düştü yüreğime.

o çığın altına gömdüm seni.!!!!

gömerken de kendimi feda ettim.

sonbahar yaprakları gibi,

erkenden döküldü gözyaşlarım….

ey aşk!!!

bir kere geldinn

nye güzel yüzünü göstermedin ki,

niye??

 

hüzün

18 Mayıs 2008 Pazar | Kategori : Aşk Yorum Yok

ellerim hüznümün boğazında

son zamanlarda acıdan başka bir şey yiyip,içemiyorum

hüzün sevebilir mi beni bu kadar?

hüzün gelirken haber vermedi…

aniden geldi ve gitmekte bilmiyor

bir yudum umut içmeme izin vermiyor.

vebalı,hastalıklı,çaresiz mutluluğum var benim,iyileşmiyor?

yeter artık son nefesini ver hüznüm!

beni kurtarmama yardım et!!!

içimde boğulmama izin verme……..

tövbeler tövbesi…

18 Mayıs 2008 Pazar | Kategori : Aşk Yorum Yok

       Mavisi yeşiline karışmış, uzun uzun ağaçların
                              gölgelerini cömertçe sunduğu, türlü türlü böceklerin,
                              çiçeklerin yaşadığı, insanoğlunun pek az uğradığı
                                     ormanlardan birinde güzel bir göl vardı.
                        Suyu berrak mı berrak, serin mi serin… Gölün kıyısında
                           hayat bulmuş boynu bükük papatya, yanıbaşında
                                 o eşsiz büyülü suyun içinde açmış olan, en az kendi
                             kadar yalnız görünen nilüfer çiçeğine sevdalanmıştı.
                                    Onun görkemli görüntüsünü, saf, masum,
                                    asaletli halini hayranlıkla seyrediyordu her gün.
                        Nilüfer çiçeği de kayıtsız değildi sevgili
                                 papatyasına karşın. Birbirlerine sevgiyle bakıyorlar,
                                        şarkılar söylüyorlardı birlikte. Yalnızlıklarını
                                    unutuyorlardı şu koskoca orman içinde…

                       Tanrım, diyordu papatya içinden kimi kez.
                                   Bu güzelliğin yanında benim yerim nedir ki?
                         O suyun içinde yaşar bense toprakta…
                               Elimi uzatsam tutamam bile onu… Oysa
                                   öylesine istiyorum ki onun yanında olmayı…

                        - Ey güzel çiçeğim, ey benim nilüferim
                             seviyorum seni… Lâkin öylesine çaresizim ki…
                                Sana nasıl ulaşacağımı bile bilmiyorum…
                                   Evet, orada olduğunu bilmek, sesini duymak,
                                      güzelliğini görmek bile yetiyor bana ama
                                          istiyorum ki elini tutayım, güzelliğine dokunayım.
                          Gel gör ki ben bir papatyayım, sen ise bir nilüfer…

                          Ayrı dünyalarda yaşayan iki ayrı çiçek…
                          Nilüfer, karşılıksız bırakmadı papatyanın sözlerini:
                         - Papatyaların en tatlısı, kemandan çıkan müzik aynı
                                              ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır. Sen başkasın,
                          ben başkayım, sen ordasın, ben buradayım diye yerinme.
                                  Gönül sesine kulak ver yalnız… Bir şeyi istiyorsan
                            yürekten iste….Sevgi, aşk, ne büründüğün kıyafeti,  
                               ne makamı, ne mesafeleri ne de başka bir şeyi dinler…
                                      Onun fermanı okunmaya başladımı her şey susar.
                            Her şey çaresiz kalır… Sevgi söz konusu olduğunda
                                   kişi kendi dışındaki güçlerin insafına kalmaz.
                                         Çünkü; kendisi de güçlü bir varlık haline gelir.
                               Ruhunun derinliklerinden gelen bu ezgi güçlenmeye
                                  başladıkça kayıtsız kalamaz buna tüm evren…
                                       Sen ki benim güzelliğime, aşkınla güzellik katmakta,
                                yalnızlığımı örtbas etmektesin. Benim ve kendinin
                                   varolduğumu ispatlamaktasın dünyaya.

                               Ş imdi kapat gözlerini sımsıkı…
                                    Sıyrıl tüm düşüncelerinden…
                                        Yalnızca ama yalnızca beni düşle…
                                         Yanımda olduğunu, gölün sularında
                                       elimi tuttuğunu hayal et… İste beni…
                                Göreceksin ki sevginin aşamayacağı engel yoktur!

                                       Papatya, nilüferin dediğini yaptı. Yalnızca ama
                               yalnızca onun hayalini doldurdu tüm benliğine.
                                      Kendini güzeller güzeli çiçeğinin
                                   yanında farzetti. İstedi… İstedi…

-                         
                      Aç gözlerini!, dedi nilüfer.
                  Papatya şaşkınlık içindeydi gözlerini açtığında.
                 Sevgili çiçeğinin yanında,
                   gölün suları içinde bir nilüfer çiçeğiydi artık o da…

 
                   Sevmek…
                   İstemek…
                   Hayal etmek…
                   İnanmak…

                   Sabretmek…
 
                                                Ben yumdum gözlerimi.Hadi sende yumsana….
demişlerdi bana…bi ilişki aştan çok güvene ve sevgiye ihtiyaç duyar..çok doğruymuş..yalan benim.