Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

özlediklerimiz

çağır diyolar çağırmam

ben sensiz bi hayalate döndüm…
bana baktıklarında senli bi hayalet gördüler hep…
bana baktıklarında seni gördüler hepp…ve hep eksik gördüler beni…
varlığımın en kıymetli, en cesur en anlamlı parçasından yoksun gördüler benii…
hep sana yakın ama kendimden uzak gördüler hep…
şimdi çağır diyolar bana uzaklardaki kendini…
söylesene bana ben bunu nasıl yaparım…
sen gititiinden beri ben seni hep o eksik yanımla sevdim kolladım…
seni bensiz beni sensiz ben böyle bırakmadım..
nasıl bırakıırm yalnız..
ama nasıl…

tuhaf bi sorun

akşamın şu saati

çayım yarım kaldı bardağımda

sorun nerde

çayda mı bende mi…

nefes almalar boşuna var bi daralma

sorun sıcaklardan mı yoksa ruhumdan mı…

 

 

 

 

ben seni çok sevdim…

sen beni en zayıf anımda terk etsende, senin bendeki kıymetin azalmadı… sen hayalimle yükseldiğin yerde kalmayı beceremdin ama sen hep hayal edildin…
onca enkaz arasında bırakıp gittin ya canın sağ olsun…
sana hiç belli etmesemde bu benim canımı çok acıttı…
seni sevmiştim…
pişmada değilim sevdiğime…
ayrlığının bütün bir sevgiyi ve bana yaşatmış olduğun güzel günleri gölgede bırakmasına izin verecek kadar nankör değilim…
bir kez daha yeniden…
arada bir gördüğümde hala heyecanlanıyorum…
yüzüne bakamıyorum belki ama bu sadece bana ağır geldiği içindir…
senden ricam sen eğme başını… çünkü sen utanılacak bi şey yapmadın… sadece ayrılmak gibi bi karar verdin…
ben sana olan saygımı unutmadım…
mutlu olduğunu düşünüyorum ve inan ki ailem için dua ettiğim kadar senin içinde dua ediyorum…
annem ölürkende seni sormuştu…
bunu sana hiç söylemedim çünkü için acısın istemedim..
ama seni çok svdim…
ama çok sevdim……
8 sene sonunda bile en güzel yanlarınla bendesin ve 8 sene sonra bile en cesur yanım sende kaldı…

eski sevgiliye….

şimdi bazı geceler penceremi açıp, derin nefesler alıyorum…
bunca yokluk içinde seninde yoksunluğunu bana unuttursun diye tanrıya yakarıyorum…

ben seni çok sevdim…

sen beni en zayıf anımda terk etsende, senin bendeki kıymetin azalmadı… sen hayalimle yükseldiğin yerde kalmayı beceremdin ama sen hep hayal edildin…
onca enkaz arasında bırakıp gittin ya canın sağ olsun…
sana hiç belli etmesemde bu benim canımı çok acıttı…
seni sevmiştim…
pişmada değilim sevdiğime…
ayrlığının bütün bir sevgiyi ve bana yaşatmış olduğun güzel günleri gölgede bırakmasına izin verecek kadar nankör değilim…
arada bir gördüğümde hala heyecanlanıyorum…
yüzüne bakamıyorum belki ama bu sadece bana ağır geldiği içindir…
senden ricam sen eğme başını… çünkü sen utanılacak bi şey yapmadın… sadece ayrılmak gibi bi karar verdin…
ben sana olan saygımı unutmadım…
mutlu olduğunu düşünüyorum ve inan ki ailem için dua ettiğim kadar senin içinde dua ediyorum…
annem ölürkende seni sormuştu…
bunu sana hiç söylemedim çünkü için acısın istemedim..
ama seni çok svdim…
ama çok sevdim……
8 sene sonunda bile en güzel yanlarınla bendesin ve 8 sene sonra bile en cesur yanım sende kaldı…

gözlerinin gölgesi

esmer günler sarışın geceler değil
beyaz sabahlar ve mavi akşamlara gömdüm çığlığımı…
bu yüzden hala dipdiri sen kokan çılgınlığım…

fark elbetteki renginde kim bilmez ki acısını yalnızlığın…
bak göçmen kuşlara bağışladım adımıda soyadımıda
senin yoksunluğunda…
ve sensizlik neye dönüşür bilir misin yüreğimde, gözlerinin gölgesi gözlerime düştüğünde…

olurmu hiç öle… aşk bu tarife sığmaz…

aşkın dar ve hiçbir trafik işareti olmayan dolambaçlı yollarında, hiç kimse kaza yapmak istemiyor… ama kazasız olmuyor bu aşk… çok mutluda olucaz çok mutsuzda… bazen çok kalabalık bazen bir ağaç gibi yapayalnız… ama nasıl ne şekild eolursa olsun aşksız olmuyor yaşamak…

bu öyle bi boşluk işte…

en büyük ve gerçek aşk ailedir bence… 17 ağustos depreminde ailemi kaybedince derinden sarsıldığım gibi sarsılmadım hiç ve oluşan o boşluk geçen 8 yıla rağmen dolmadı dolmayacakta… eskimiş günler içinde o boşluk ve o boşluğun yarattığı sarsıntı devam edecek, hiç kimse bilmesede sen hissedersin bu sarsıntıyı… süregelen yaşam bile beyninle işbirliği için girer ama yinede seni kurtaramaz o boşlukta…

o annemdi…

o annemdi ağustosun 17 sinde enkaz altında bile uzatıp deniz ellerini son kez saçlarımı okşadı ve gülümseyerek yaşamak güzel şey oğlum dedi… o annemdi…

ne kadar gerçeğiz hissettiklerimizde..

ayak üstü aşklardan sıkıldık elbette ama çok ver sağımızda solumuzda… hep bi şeylere bağlı kalmış var olmalar ve olmazsa olmazlar… kim kimi olduğu gibi benimseyip seviyor ki… kim kimi farklı renkleriyle seviyor ki…herkes birilerini değiştirmeye çalışıyor ve sevme şartını buna bağlıyor… onu yapma oaray gitme onunla konuşma onu giyme… sevgili değilde köle yaratma çabası… kabullenmek değilde değiştirme kendi gibi yapma çabası… bencilik ve bencillik ve utanmadan adın aşk diyorlar… utanmadan seviyorum diyorlar.. gerçekten seviyorsan niye olduğu gibi kabul etmiyorsun…. birde zorlamalar… yapmazsan sevmiyorsun derler güvenmiyorsund erler… seviyorsan zorlama sevgilinin hayır larına değer ver. düşüncelerine değer ver.. ama olamz sadece anlık zevkler için çıkarlar için sevmeden seviyorum derler. birde hep geçmişe göre değerlendirmeler… hep bacak arasına endeksli ilişkiler…