Şimdiye kadar kazanmış olduklarını, bundan sonra kazanabileceklerini, vazgeçemeyeceklerini, yıllarca koruduklarını, daha yıllarca muhafaza etmek istediklerini…
Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!
Herkesin yaşamak istediği bir kişisel hayatı vardır ve onu yaşayabilmesi için arkada bıraktığı şeyleri düşünmemesi gerekir. Bilmelidir ki o birçok şeyi istediği zaman bütün evren ona yardımcı olur. Herkes yüreğinin sesini dinlemeyi ve yüreğinin diliyle konuşmasını öğrenmek zorundadır.
Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!
Bulduğun ve arkada bıraktığın için seni tedirgin eden aşk önünü kesmesin. Kişisel hayatını gerçekleştirmeni engellemesin. Yeter ki bulduğun ve arkada bıraktığın aşk ‘’saf madde”den yapılmış olsun. Üzerinden bin yıl geçmiş bile olsa, orada, o biçimde, senin bıraktığın haliyle duruyor olacaktır. Çürümeden, bozulmadan… Ve sen, nasılsa günün birinde oraya döneceksin.
Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!
Korkularını, tedirginliklerini, kafa karışıklıklarını, beni seviyorumlarını, ben onu seviyorumlarını, onunla yaşayabilir miyimlerini…
Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!
İhanet senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen, yüreğini tanıyacak olursan, sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle, en iyisi onun söylediklerini dinlemek. Böylece kendisinden beklemediğin bir darbe indiremeyecektir kesinlikle, sana.
Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!
Kendi yolunda yürü. Başını dik tut. Kendini yenilmiş hissetme. Kişisel hayatını yaşa. Kahramanı, baş rol oyuncusu sensin. Bu senin öykün. sen sadece yaşa. Yüreğinin sesini dinleyerek, yüreğinin diliyle konuşarak yaşa!

ya kaybetmeyi göze aldıkları da , kazandıklarıda çok değerli insanlarsa o zaman ne olacak?
ya kaybetmeyzaman ne olacak?i göze aldıkları da , kazandıklarıda çok değerli insanlarsa o
Hayat devam ettiği sürece insanlar son nefeslerine kadar yaşamak zorundalar maalesef.
yorumun için teşekür ederim. ama yazının ana konusunu anlamadın sanırım. bu dünyada yaşıyorsan ve sevdiklerini mutlu etmek istiyorsan önce sen mutlu olmalısın.çünkü sen mutluysan seni sevenler mutlu olur,sen gülebilyorsan sevdiklerin senin gülmelrinle tebessüm eder. Ve bütün bunları yaparken en önemli şey kendinle barışık olabilmektir ve yüreğinin sesini dinleyip ve onun diliyle konuşabilmektir.
şunun förmülünüde söylesenizde uygulasak. böyle bir dünyada mutluluk sizce de zor değil mi???kendinle barışık nasıl olabiliyor insan tarif edermisiniz???
hayata karamsar bakmaktansa daha olumlu bakmakla başlayabilirsin. bu herkese göre değişir. sabit bir formul yok,olamazda zaten. ben nasıl yapıyorum küçük bir örnek vereyim. yolda yürürken çöpleri karıstıran bir köpek gördüğümde yada yoldaki su birikintisinden su icmeye çalışan bir hayvanı gördüğümde kendimin ne kadar şanslı biri olduğumu düşünüyorum ve bana verilen hayatın düşünüldüğü kadar kötü olmadığına olan inancım dahada artıyor
Çok doğru. Hiçbirşey geride kalmaz geride kalan sadece kötülüklerdir. İyiliğin sevginin geride kalacağı asla düşünülemez. Sadece gerçek olup olmadığı test ediliyodur şuan. Aceba nekadar gerçek ne kadar basit ve ne kadar kolay. Bence sevginin gerçekliğini ölmeç için vazgeçeceksin bir müddet ve kendi kendine soracaksın mutlumusun diye eğer mutluysan iyiki vazgeçmişin ama bir eksiklik hissediyorsan arkana bak eksikliğini hissettiğinde arkasına bakmış seni bekliyodur. Gerçek sevda budur. Sen gitmesende kalbinin sesi buluşturur seni ummadığın yerlerde.
insanın sorumlulukları varken kendini malesef dinleyemiyorkarar veremiyor:(
yinede hayatı sevmek lazım