Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv Mayıs, 2008

dünkü darbeciler bugünün iş adamları

28 Mayıs, 2008 Çarşamba Yorum yok »

TIR filosu kuran ‘darbeci’ bildiriye sahip çıktı

 

Refik Koraltan’ın gelini Süheyla Koraltan’ın ‘27 Mayıs servet ihtilaliydi’ şeklindeki sözleri tartışılıyor.

 

Koraltan, Zaman’a yaptığı açıklamada "Büyük sıkıntılar çektik. Bunları bize yaşatanlara bakın; kiminin TIR filosu, kiminin büyük şirketleri var. 27 Mayıs, her şeyden önce servet ihtilalidir." demişti. Koraltan’ın ‘darbenin ardından servet sahibi olmakla’ suçladığı isimler arasında eski Milli Birlik Komitesi üyesi emekli Yüzbaşı Numan Esin’in de bulunduğu ileri sürüldü.

Halen 1961 Anayasası ve Çağdaş Demokrasi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı olan Numan Esin, Esin Nakliyat’ın sahibi olarak biliniyor. Darbe sonrasında yaşanan yolsuzluklara örnek olarak ise ‘Alyans Evler’ gösteriliyor.

Darbeden sonra askerler, bozulan ekonomiyi düzeltmek için ‘alyansınızı hazineye bağışlayın’ kampanyası başlattı. Kampanyaya Vehbi Koç 26 kilo altın ve 1 bina bağışladı. İşçi, öğretmen ve öğrencilerden de yoğun katılım oldu.

Hazinede yüklü miktarda altın birikti. Ancak halk, Ankara Yücetepe’deki askerî lojmanların halktan alınan bu alyanslarla yapıldığı iddiasının ardından kampanyadan desteğini çekti.

‘Alyans Evleri’ iddiasını CHP de kabul ediyor. CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, TBMM Genel Kurulu’nda 2 Nisan 2003′te yaptığı konuşmada şöyle dedi:

"27 Mayıs 1960′tan sonra -hepiniz hatırlarsınız- bir alyans bağışı vardı. Halkımız alyansını bağışladı, onun karşılığında kendilerine beyaz, ucuz metalik alyanslar verildi. Sonra ‘bu alyanslar ne oldu’ diye araştırıldığında; işte, bir Alyans Evleri yapıldı, Alyans Mahallesi kuruldu; o kadar." Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök de 9 Ağustos 2005 tarihli yazısında şunları kaydetmişti:

"27 Mayıs darbesinden sonra toplanan alyanslarla inşa edilen evlerin hangi ‘Kuvvacı idealler’ için harcandığını hepimiz çok iyi biliyoruz."

Benzer bir süreç 28 Şubat sürecinde yaşandı. Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yaptığı yolsuzluk operasyonları sırasında bazı paşaların batan bankaların yönetim kurullarında görev yaptığı ortaya çıktı. 1990-93 yılları arasında Kara Kuvvetleri komutanlığı yapan Muhittin Fisunoğlu, Hayyam Garipoğlu’nun Sümerbank’ında; eski Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman, Cavit Çağlar’ın İnterbank’ında yönetim kurulu üyesiydi.

Çağlar ve Garipoğlu, bankaları fona devredilince cezaevine gönderildi. Yıllarca süren davalarda ağır hapis ve para cezası aldılar. Fisunoğlu hakkında takipsizlik kararı verildi, Koman’ın ifadesi bile alınmadı.

28 Şubat’ın generallerinden Güven Erkaya, Bank Ekspres’in ve sürekli el değiştiren Kanal 6′nın patronu Korkmaz Yiğit’in danışmanlığını yaptı. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Vural Bayazıt ise Dinç Bilgin’in Etibank’ında yönetim kurulu üyeliği yaptı.

 

Taksim’deki anıta çelenk koydular

27 Mayıs darbesini gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi (MBK) üyeleri, Yargıtay ve Danıştay’ın bildirilerine sahip çıktı. ‘61 Anayasası ve Çağdaş Demokrasi Vakfı’ adı altında örgütlenen MBK üyeleri, darbenin 48. yıldönümü sebebiyle Taksim’deki Atatürk Anıtı’na çelenk koydu.

Törene, Ankara’daki bir mitingde, ‘Ordu Göreve’ pankartı açan Türk Solu grubu da katıldı. Cumhuriyet Gazetesi Vakfı Başkan Yard. Alev Coşkun’un da grupta bulunması dikkat çekti. Törende MBK üyesi emekli Yüzbaşı Numan Esin (soldan4′üncü) ve Emanullah Çelebi hazır bulunurken MBK üyesi Sezai Okan’ın yerine kızı Seza Okan geldi. ‘Numan Esin’ imzalı yazılı açıklamada ise yargının, gücünü anayasadan aldığı belirtilerek bildirilere destek verildi.

 


Darbeciler halıların metrekaresini bile sordu

Dönemin Meclis Başkanı Refik Koraltan’ın gelini Süheyla Koraltan’ın, 27 Mayıs’ın yıldönümünde anlattıkları büyük yankı buldu. Zaman’ın dünkü manşetinde yer alan açıklamalarının ardından Süheyla Koraltan, 27 Mayıs’a neden ’servet ihtilali’ dediğini çarpıcı örneklerle izah etti: "Kayınpederimin evindeki eşyaları didik didik ettiler. Halıların metrekaresine varıncaya kadar sordular. Yatak odalarına, tuvaletin sifonlarına kadar baktılar; hiçbir şey bulamadılar."

Süheyla Hanım’ın eşi Oğuzhan Koraltan’ın (Refik Koraltan’ın oğlu) servetlik projeleri de darbecilerin hedefi olmuş. Koraltan, eşinin ofisine yapılan baskını ve emeklerinin nasıl çalındığını şöyle anlatıyor: "Oğuzhan serbest çalışıyordu. O zaman parkmetreleri getirmek istiyordu. Cadde, sokak ve stadyumların ışıklandırılması ile ilgili projeler hazırlamıştı. Hatta İstanbul’un aydınlatılması ihalesini 1959′da kazanmıştı. Darbe günü cuntacılar Oğuzhan’ın ofisini bastı. Trilyonluk değeri olan projeleri alıp götürdüler. Bir daha da geri vermediler. Kazandığı ihaleyi de iptal ettiler." Koraltan ailesinin darbeden sonraki hayatı da zorluklarla geçer.

Süheyla Hanım, bir gün oğlu Yavuz’u okula yazdırmak için Şişli Terakki’ye müracaat eder. Ancak dönemin okul müdürü Ecvet Bey, "Koraltan soyadı olan birini alamam." diyerek müracaatı geri çevirir. Süheyla Hanım oğlunu başka bir okula yazdırmak zorunda kalır.

70 yaşında olan Refik Koraltan ise Yassıada’da hücrededir. Soğuğa dayanamadığı için gelininden uzun kollu elbiseler ister. Eşyalarını göndermeye Süheyla Koraltan gider. Ancak eşyaların yanında kolonya göndermesine izin verilmez: "Kolonyayı kabul etmediler. ‘Neden izin vermiyorsunuz?’ diye sordum, ‘Onu içer.’ dediler.

Odalarını kendileri temizler, söküklerini kendileri dikerdi. Kayınpederim sağlıklı insandı. Dış memleketlerin birinde esir düşse, bu kadar yapmazlardı."

Erkan Acar

inönü ve 27 mayıs

28 Mayıs, 2008 Çarşamba Yorum yok »
İNÖNÜ CAN ÇEKİŞİRKEN…
28.05.2008
FUAT UĞUR

Fuat Uğur Dün babamın parmağındaki teneke yüzüğün sebebi olan 27 Mayıs darbesinin 48. yıldönümüydü. Askerlere lojman yaptırmak için toplanan altın yüzüklerin karşılığında verilen teneke yüzükler için babam ve onun gibi milyonlarca saf insana “Demokrat Parti devlet kasasını boşalttı, içini doldurmamız için sizin parmaklarınızdaki altın yüzüklere ihtiyacımız var” denilmişti.

Verdi onlar da, idealleri vardı çünkü, Atatürkçüydüler…

Sonra gelsin lojmanlar, gitsin tatil kampları.

Bugün, CHP’nin ve onun lideri İsmet İnönü’nün orduya darbe yaptırtıp, bir Başbakan ve iki bakanını idam ettirmek için düğmeye bastığı günün yıldönümü.

Sonra gitmiş de Cemal Gürsel Paşa’ya, “Ne olur kıymayın Adnan bey ile arkadaşlarına” demiş.

İsmet İnönü demiş tabii. Timsah…

Demokratik yoldan hiçbir zaman iktidara gelemeyeceğini bilen bir geleneğin mimarı İsmet İnönü.

1960 öncesi uyguladığı yöntemleri bugün bire bir Deniz Baykal tarafından tatbik ediliyor.

Hakikat, maskelerinin ardından Fantoma gibi sırıtıyor.

Entrikaları, belden aşağı vuruşları, kışkırtıcılıkları, ahlakla doğrudan temas etmeyen politik duruşları hep aynı.

Ama hesaba katılamayan bir gelişme var.

Ruhlarına giydikleri İsmet Paşa artık can çekişiyor.

Teneke yüzüklerin efendisi İsmet İnönü sabahı göremeden yeniden yattığı yere dönecek.

Sabah erken doğuyor bu kez.

“Artık benim adıma karar verme” diye seslendiğim kimi yargıçlar bağımsız bağımsız “27 Mayıs bir darbe değil devrimdir, halk da Menderes ve arkadaşlarının idamına çok sevinmiştir” diyebilecek denli gözü dönmüş durumda.

Bizim oğlanların üst üste yayınladığı her biri üstün edebî nitelikle bu bildiriler eşeğin şeyine su kaçırsa da hayli ibret verici. Yargıçların kalifikasyonu hakkında ciddi endişeler yaratıcı bir durum. Üçüncü dünya ülkelerinin hukuk formasyonuyla henüz tanışmamış yargıçlarını andırıyorlar.

Neyse, bana ne!

Ben artık yüksek yargıçların hayatımdan ellerini çekmesini istiyorum. Eğer siz de istiyorsanız, aşağıdaki kampanyaya katılmakta geç kalmayın.

Saygıdeğer Yargıçlar:

21 Mayıs 2008 günü, "adına yargı yetkisi kullanmaktan onur duyduğu Yüce Milletiyle paylaşmak gereğini duyduğunuz" bir bildiri yayınladınız. Adına yargı yetkisi kullandığınız bu milletin bir bireyi olarak, kullandığınız yetki ve sorumluluğunuzun çerçevesini hatırlatma ihtiyacı hissettim.

"Demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti" idealine bağlı, Cumhuriyetin temel niteliklerini benimsemiş bir birey olarak;

Toplumun çözüm bekleyen sorunlarının başında gelen yargısal sorunların çözümünde hiç bir katkı yapmayacaksanız, İşgal ettiğiniz makamlarınızı siyasal görüşlerinize alet edecekseniz,

Toplumdan "anayasayı değiştireceğim" vaadiyle oy alan bir partinin yeni anayasa yapma girişimini ve Meclis’in Anayasa yapma yetkisini engellemeye kalkacaksanız,

Ve bunu millet adına karar verme yetkinizi kullanarak yapacaksanız,

Yayınladığınız bildiriyle halen Anayasa Mahkemesi’nde dava konusu olan, Anayasa maddeleri değişiklikleri hakkındaki davanın seyrini etkiyelecek şekilde doğrudan yargıya müdahale edecekseniz,

Ve hatta, Anayasa maddelerini değiştirmek gibi asli yetkisini kullanan yasama organını hedef gösterecekseniz,

Avrupa Birliği müzakereleri sürecinde öncelikli olarak yapılması gereken yargı reformuna pozitif katkı yapmak bir yana, sırf AB sürecini baltalamak için reformlara karşı çıkacaksanız,

Bireyi, devlet dahil her türlü otoritenin baskısına karşı koruyup, onun haklarını temin edecek bir hukuk anlayışını benimsemeyecek; devleti, bireyin ve milletin önünde ve üstünde tutacak ve kararlarınızı buna göre verecekseniz,

Benim adıma karar vermeyin.

Yukarıdaki metni siz de benimsiyorsanız, lütfen, adınızı ve soyadınızı yazıp “Bu bildiriye katılıyorum” ibaresini ekleyin, sonra da aşağıdaki e-mail adresine gönderin.

benimadimakararvermeyin@gmail.com

Bu ülkede demokrasi olduğunu yargıçlara yeniden hatırlatmanın tam zamanıdır.

—————————————
FUAT UĞUR
E MAİL: ugurfuat@gmail.com

aselsanda 4. ölüm

10 Mayıs, 2008 Cumartesi 1 Yorum »

 

‘SÜPER BEYİN’ TRAFO BAKIMINDA ŞEHİT DÜŞTÜ

ASELSAN’da 4. şüpheli ölüm!
ÖSS’de Türkiye 85′incisi olarak ODTÜ’yü kazanan elektronik mühendisi Zafer Oluk, vatani görevini yaptığı İstanbul’da trafoya bakım yaparken şehit oldu.

Fen lisesini bitirdikten sonra Türkiye 85′ncisi olarak kazandığı ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Zafer Oluk, asteğmen olarak askerlik görevini yaptığı İstanbul’da terhisine 74 gün kala trafo bakımı yaparken elektrik çarpması sonucu şehit oldu. Askerlikten önce Aselsan’da çalışan Oluk’un savunma sanayine katkı sağlayacak önemli bir projeyi yürüttüğü öğrenildi.

ELEKTRİK ÇARPTI

İstanbul’da 1. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nın trafo bakımını yaperken şehit olan Asteğmen Zafer Oluk (31), sahip olduğu başarılı geçmişle göz doldurdu. Zafer Oluk’un babası Ahmet Oluk, gözyaşları içinde oğlunun Gaziantep Fen Lisesi’ni bitirdikten sonra Türkiye 85′incisi olarak (ODTÜ) Elektrik-Elektronik Mühendisliği’ni kazandığını, başarılarıyla ailenin gururu olduğunu anlattı.

MEMUR MAAŞI İLE YETİŞTİRDİM

Ahmet Oluk, gözyaşları içinde oğlunun ölümüne hala inanamadığını belirterek şunları söyledi: "Onun için her şeyi yapmaya hazırdım. Aldığım memur maaşıyla sıkıntıya girmeden eğitimini tamamlamasını sağladım. Tek isteğim vatana hayırlı bir evlat yetiştirmekti. İstediğim gibi de olmuştu. Ne yazık ki trafo bakımında şehit oldu. Uzman olduğu konu yazılım ve elektronik sistemlerdi. Böyle bir değer bir anda gitti." Ahmet Oluk, oğluyla her hafta telefonda görüştüğünü, son görüşmesinde kendisinin elektrik tesisatının bakımından sorumlu olduğunu öğrendiğini belirtti.

KRİTİK BİR PROJENİN BAŞINDAYDI

Şehit asteğmen Adana’da önceki gün düzenlenen cenaze töreni ile son yolculuğuna uğurladı. Törende bitkin oldukları gözlenen anne Müşerref Oluk ile Baba Ahmet Oluk, gözyaşlarına boğuldu. Cenazeye katılan Zafer Oluk’un arkadaşları da şehit asteğmenin başarılı bir iş yaşamı olduğunu, sessiz bir kişiliğe sahip olmasına karşın, özünde eğlenceli bir yapıya sahip olduğunu anlattılar. Şehit asteğmenin askerlik görevinden önce çalıştığı Aselsan’da Türk savunma sanayine önemli katkılarda bulunacak önemli bir proje üzerinde çalıştığı öğrenildi.

Damatlığını giyemedi

Baba Ahmet Oluk, oğlunun ODTÜ Gıda Mühendisliğini üçüncü olarak bitirdikten sonra Norveç’te çalışmaya başlayan Güldem Oluk ile 26 Ocakta resmi nikah yaptığını söyledi. Baba Oluk, Güldem’in tekrar Norveç’e döndüğünü, kendilerinin ise dünürleriyle birlikte düğün hazırlıkları yapmaya başladıklarını anlattı.

Oğlunun düğün için Adana Orduevi’nde rezervasyon yaptırdığını anlatan Oluk, "Balayını Norveç’te geçireceklerdi. Düğün için de her şeyi hazırlamıştık. 9 Ağustos tarihinde Adana’da düğünlerini yapacaktık. Gelinlik ve damatlıkları da almıştık. Ama o düğün heyecanını yaşayamadı" diyerek gözyaşı döktü.


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.