Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv Şubat, 2008

RADİKALİN GERÇEK YÜZÜ

24 Şubat, 2008 Pazar Yorum yok »

ÇOK DEĞERLİ ULUSALCILAR, CUMHURİYETÇİLER, LAİKLER , ATATÜRKÇÜLER. dünya kuzey ırak kara harekatını konuşurken bizim atatürkçü, kamalistlere bakarmısınız. ülkemizin doğusunda savaş var ve radikal yazarlarının gündemine bir inceleyiniz. kimisi nijeryadaki yolsuzluğu anlatmış , kimisi irandaki kırbaç cezasını… ulan dünyanın gözü burda bee. sizin gözünüz nerde.  aralarından bi tanesi kara harekatından bahsetmiş. hakkını yemiyelim. ama nasıl anlatmış perihan maden. bi bakalım isterseniz. Fedakâr ve cefakâr televizyonlarımız Savaş Propaganda Birimleri gibi çalışmaktaydı.
Hava bombardımanlarının şanlı görüntülerini, Askeriyemiz habire onlara
verdi. Onlar da her akşam, her akşam bizlere servis ettiler.
El âlemin topraklarında yer gök bombalandıkça; bizler de el çırptık. (İdealde, tabii.)
Her Türk yalnızca Asker doğmazdı- yetmezdi.
Tek çeşit doğma hali.
Aynı zamanda: Her Türk -kadınıyla, erkeğiyle- Askeriye Sevdalısı Doğardı. Savaş Tutkunuydu her biri. ‘Düşmanı’ temizledikçe, içlerini neşe basardı.
Böylece ana haberlerimiz haftalarca/aylarca ‘Reklamları İzlediniz’ tadında, cereyan etti.
El âlemin topraklarını yerle bir etmek için sarf ettiğimiz paralarla şu, bu, o güzellikleri yapsaydık"a hiç girmiyorum. Hâşâ!
Zira Askeriyemiz, hepimiz hemmfikiriz: neylerse güzel eyler.
Bütün o şahane güzellikteki, ana haberlerde seyretmelere doyamadığımız hava harekâtlarının akabinde-
Aa! bi de ne öğreniyoruz?
Kara harekâtı DA -tabii, havalar güzelleşti ya-
şart olmuş.
Hadi o zaman! Bordo bereliler yetmez. On bin asker sınıra! Yığın yığın yığıla.
ŞA.HA.NE! olmaz mı yani_

YAZDIĞI ŞU YAZIYA BAKARMISINIZ ARKADAŞLAR YAA..KADIN RESMEN DALGA GEÇMİŞ. ALLAH SİZİ BİLDİĞİ GİBİ YAPSIN. BEN SİZİ ALLAHA HAVALE EDİYORUM. ATATÜRK HAYATTA OLSA YÜZÜNÜZE TÜKÜRÜR BEE. ÖBÜRLERİDE NE YAZMIŞ BAKIN AŞŞAĞIDA BELİRTTİM.

O da yasak, bu da yasak!
Türker Alkan - 2008-02-23
Bilirsiniz, köpekler günde birkaç kez sokakta yürümek zorundadır. Yoksa hasta olurlar. Bu durum köpeğin sahibi emekli amcaların da işine gelir, böylece yürüyüş için bahane çıkmış olur. Yani hem köpekler, hem de sahipleri açısından yararlı bir düzenleme.
Ama bazı ülkelerde yöneticiler böyle düşünmüyor. Örneğin İran’da köpekle birlikte sokakta dolaşmak yasak! Geçenlerde Tahran’ın bir caddesinde köpeğini dolaştıran İranlıya 30 kırbaç ve dört ay hapis cezası verilmiş. 30 kırbaç cezası verilen adam tam 70 yaşında! Ölüm cezasından farkı yok!
Sokakta köpek dolaştırmanın sağlığa zararlı olduğu tek yer İran!
İşlenen suçla (köpek gezdirmek bir suç ise!) verilen ceza arasında makûl ve mantıklı bir bağın olması gerekmez miYani hem köpekler, hem de sahipleri açısından yararlı bir düzenleme.
Ama bazı ülkelerde yöneticiler böyle düşünmüyor. Örneğin İran’da köpekle birlikte sokakta dolaşmak yasak! Geçenlerde Tahran’ın bir caddesinde köpeğini dolaştıran İranlıya 30 kırbaç ve dört ay hapis cezası verilmiş. 30 kırbaç cezası verilen adam tam 70 yaşında! Ölüm cezasından farkı yok!
Sokakta köpek dolaştırmanın sağlığa zararlı olduğu tek yer İran!
İşlenen suçla (köpek gezdirmek bir suç ise!) verilen ceza arasında makûl ve mantıklı bir bağın olması gerekmez mi

İsmet Berkan İngilizce ile Kürtçe farkı…
İsmet Berkan - 2008-02-23
Q, W ve X
İngilizce ‘Wish you a happy new year’ diye yeni yıl kartı atarsam bir şey olmuyor, bir Kürt, alfabemizde olmayan Q, W ve X harflerini kullanırsa başı derde girebiliyor.

Haluk Şahin Kazdağları’nı unutur muyum?
Haluk Şahin - 2008-02-23
Soruyorlar: "Ötekilerle berikilerle uğraşırken Kazdağları’nı unuttun mu?

Hakkı Devrim Castro’yu da Hıncal anlatır
Hakkı Devrim - 2008-02-23
Gazete yazarı deyince, günümüzde ilk aklıma gelenlerden biri de Hıncal Uluç’tur derim ya size. Fidel Castro konusunda da imdadıma göreceğiniz gibi o yetişti.

Murat Belge Gayrimüslim Vakıflar (2)
Murat Belge - 2008-02-23
Hukuktan, hele Türkiye’deki yasa ve hukuk dilinden bir şey anlamadığım için Azınlık Vakıfları’nın yasasından alıntılanmış sözlere de yeterince anlam veremiyorum- konuyu bütünüyle incelemiş olanların yorumuna ihtiyaç duyuyorum.

M.Ali Kışlalı Yargı kararıyla demokrasi
M.Ali Kışlalı - 2008-02-23
Nijerya, Afrika’nın en kalabalık ve en zengin kaynaklarına sahip ama rüşvetin en yaygın olduğu bir ülke. Afrika’ya şimdiye kadar yapılan yardımın üçte ikisi olan 400 milyar doları almış. Ama bu kaynağın rüşvet ve suiistimal yolundan çeşitli çevrelerin eline geçmesiyle halk hâlâ sefalet içinde.

Erol Katırcıoğlu Solun tavrı
Erol Katırcıoğlu - 2008-02-23
Bildiğimiz yollar değil bu yollar. Çok geçmedik buralardan. O nedenle de nerelere tutunarak geçmemiz gerektiğini tam olarak bilmiyoruz. Acemilikler yapıyoruz o nedenle de.

Taner Berksoy Resesyon söylemleri
Taner Berksoy - 2008-02-23
Bu resesyon işinden sizin de benim kadar sıkılıp, usandığınızı biliyorum. Ünlü ‘Bekledim de gelmedin’ şarkısına döndü mübarek. Gelir gibi yapıyor, sonra bir veri açıklanıyor, bakıyorsunuz, "Kaaa gelmemiş".

Funda Özkan ‘Ya ülkeyi birkaç gündemle yönetmeyi öğrenelim ya da ekonomiden sapmayalım’
Funda Özkan - 2008-02-23
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, iki gün içinde önce Amsterdam’da, Türkiye ile iş yapan Hollandalı firmaların birkaç ay önce kurduğu Türkiye Enstitüsü’nün düzenlediği toplantıda konuştu, ertesi gün de Cenevre’de İsviçre-Türk Ticaret ve Sanayi Odası’nın toplantısında.

Sevin Okyay Sergen ES-Kİ’si gibi
Sevin Okyay - 2008-02-23
Belki de bu yazıya ‘Sergen’i Seyretmek’ başlığını koymalıydım ki, esas olarak, ’seyredememek’ anlamına geliyor. Bank Asya 1. Lig maçlarını o kadar izlediğim halde bir türlü denk düşürüp Sergen’i Eskişehirspor’da oynarken izleyemedim.

Serhan Ada Umarsız gençliğin erken gecesi
Serhan Ada - 2008-02-23
Şiddetin nedenlerini bilmiyoruz. Hiçbirimiz. Ne insanın tabiatı üzerine atıp tutan filozoflar, ne psikologlar, ne genetikçiler

onlar kapandıkça ben açılacam.

7 Şubat, 2008 Perşembe 8 Yorum »
sabah herzamanki gibi evden inip yolun karşısına geçtim ve arkadaşı beklemeye başladım. arkadaş dediğim kişi iş arkadaşım. benide alacak ve işe gideceğiz. arkadaş sıkı bir laikçi (o nedemekse) bende muhafazakar islam :)
her sabah olduğu gibi arabayla geldi ve beni aldı, ve herzamanki gibi arabada alem fm’i dinliyoruz. tabi bu radyocu hergün akp yi ha karalıyor de karalıyor. ve dinleyenler bilir, hergün aynı şey: yok topbaşın oğlu mısır işine girmiş falan filan. efendime söyliyim bu istanbula alınan metrobüsler çok pahalıymış da , daha ucuzu yokmuymuşta… dede korkut hikayeleri…
neyse… bu arkadaş, yani benim arkadaşım her sabah ve akşam hükümete, başörtüsüne söver sayar. ben hiç sesimi çıkartmam ama. bugün yine esti gürledi "asıl allahsız bunlar bunlar, heyt" herzamanki gibi ben yine sesimi çıkartmadım ama arkadaş bana düpedüz mahalle baskısı yapıyor. hatta düpedüz işe gidiş baskısıda diyebiliriz. malum muhalefet, konuşacak tabi. nede olsa mozaik.
neyse.. estekti köstekti, kıldı tüğdü konuşurken, alem fm’e bir bayan katıldı. anlatacaklarını önceden tahmin edebiliyosunuz, anayasa,seküler,laiklik,şeriat geliii, rektörler v.s v.s.. fakat bu hanımefendi sıradışı bi konuşma yaptı ve arkadaşıda benide resmen dumura uğrattı. yeter ulan yeter demişim birdenbire , farkında olmadan. bu sefer ben sövdüm saydım, arkadaşın çıtı çıkmıyor. (ama benimki baskı filan değil, özgür platform) kadın’ın lafını size aynen aktarıyorum "-ben atatürkçü bir bayanım ve onun için bugün gardrobumdaki en kısa eteğimi giydim, onlar kapattıkça ben açacağım."

denizaşırı ülkeler ve fiberoptik kablo

7 Şubat, 2008 Perşembe 3 Yorum »

Geçtiğimiz hafta, Perşembe ve Cuma günleri, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede çok önemli aynı zamanda oldukça tuhaf bir gelişme yaşandı

Mısır, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn. Pakistan, Hindistan’ı etkileyen (Türkiye’yi de etkilediği söyleniyor), Mısır kıyılarından geçen fiber optik kabloların ikisi 30 Ocak’ta kesildi. Tabi ki bu bir “kaza”ydı. Hatta gemilerin bu kabloları kopardığı iddia edildi. 1 Şubat’ta Basra Körfezi’nde, Kuveyt’le Umman arasındaki fiber optik kablo kesildi. Bu da kazaydı. Aynı gün Suveyş’ten ve Sri Lanka açıklarından geçen fiber optik kablolar da benzer şekilde “kazaen” kesildi.

Dört günde beş fiber optik kablo değişik bölgelerde benzer kazalara uğradı. Basra Körfezi ülkelerinde, Kuzey Afrika ülkelerinde internet ve telefon hatlarında büyük sorunlar yaşadı. Ancak İran’da internet sistemi çöktü. Asya ve bölge ülkelerinin İran’la bankacılık işlemleri neredeyse durdu. Sadece iki ülke bu “kaza”lardan etkilenmedi; İsrail ve Irak…

Bunlar yaşanırken olayın vahametini ortay koyan son derece tehlikeli bir karşı hareket gerçekleşti. Rusya, bütün bunların olağan olmadığını düşünmüş olacak ki, Putin’in talimatıyla Rus hava kuvvetleri harekete geçirildi. ABD ve İsrail kaynaklı sabotajlar olarak görülen ve Ortadoğu bankacılık sistemini çökertmeyi amaçladığına inanılan “kaza”ların yayılmasını, Rusya’nın bağımlı bulunduğu kablolara da zarar verilmesini engellemek için Kutup bölgesinde ve Atlantik’teki fiber optik kabloları korumak amacıyla hava kuvvetleri bu bölgelere gönderildi. Füze yüklü uçaklar, stratejik bombalar yüklü iki Tupolev Tu-16, sekiz TU-22 bombardıman uçağı, Mig-31′ler ve Su-27′ler bu bölgelere nakledildi. Uluslararası haber ajansları sadece bu uçaklarını hareketin haber yaptı ama gerekçesine hiç değinmedi.

Dünya genelindeki 120 fiber optik kablodan Asya ile Ortadoğu arasındaki iletişimi sağlayanların, İran’ın dünya ile iletişimini kesme tatbikatı anlamına gelecek şekilde kesilmesi üzerine Cuma günü İran’da internet erişimi durdu. Ancak “başka bir hattı kullandığı” söylenen İsrail bundan hiç etkilenmedi. Irak ise iletişimi İsrail üzerinden yaptı. Bu sabotajlar üzerine Ortadoğu bankacılık merkezleri’nin Brüksel’deki Worlwide Interbank Financial Telecommunication’la iletişimi kesildi.

Peki bu “kaza”lar nasıl algılandı?

ABD’nin Ortadoğu’nun internetini kestiği, neocon örtülü operasyonu olduğu, medeniyete karşı yeni bir Mossad operasyonu olduğu, İran’a ambargoyu tanımayan dünyaya gözdağı verildiği, dünya uygulamasa da bu şekilde İran’ın dünyadan izole edileceği, fiber optik kablolara gemilerin zarar vermesinin mümkün olmadığı dolayısıyla bir kaza değil sabotaj olduğu gibi yorumlar yapıldı.

Gerekçeler ise şöyle sıralandı:

OPEC ABD’nin petrol üretimini acilen artırma baskısını reddetti. S. Arabistan ABD’nin İran’a karşı cephe oluşturulması önerisini reddetti. Yine Suudiler ve bazı Arap ülkeleri petrolün dolarla satışına son vermeye karar verdi. Petrolsüz dolar ABD için büyük hezimet anlamına gelecekti. Bush’un son Ortadoğu turunun bu ricalar ve para dilenmek için yapıldığını not edelim. İran, Rusya, Venezüella ve daha bir çok ülke petrol ticaretinde dolar egemenliğine son verme kararı aldı. Bazı Asya ülkeleri, ABD’nin; İran’la bankacılık işlemlerine son verilmesi baskılarına yüz vermedi.

31 Ocak tarihli bir habere göre, Türkiye de ABD’nin bu yöndeki talebini geri çevirdi. Washington, İran bankası Bank Mellat’ın faaliyetlerine son vermesi yönünde Türkiye’ye baskı yaptı. Ankara, bu talebi reddetti.

ABD ve İsrail, artık söz dinlemeyen bölge ülkelerini hizaya getirmek için en zayıf yerlerinden vurmaya başladı. Dolardan kaçan, ABD hegemonyasını sorgulayan, İran’ın tecridine boyun eğmeyen Ortadoğu ülkelerini ve bu ülkelerle bağlarını zayıflatmayan ülkeleri cezalandırıyorlar. Bu girişim sadece bir uyarıydı. Muhtemelen çok daha sert müdahalelere başvuracaklar. Ekonomisi zayıfladıkça agresifleşen bir ABD izliyoruz.

Çok büyük operasyondu bu. Daha büyüklerinden endişe etmek gerekiyor. Küresel savaşın yeni bir şekliyle karşı karşıyayız. Ortadoğu’nun bütün iletişim sistemleri çökertilebilir…

neler oluyo yaa…

7 Şubat, 2008 Perşembe Yorum yok »

Geçtiğimiz hafta, Perşembe ve Cuma günleri, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede çok önemli aynı zamanda oldukça tuhaf bir gelişme yaşandı.

Mısır, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn. Pakistan, Hindistan’ı etkileyen (Türkiye’yi de etkilediği söyleniyor), Mısır kıyılarından geçen fiber optik kabloların ikisi 30 Ocak’ta kesildi. Tabi ki bu bir “kaza”ydı. Hatta gemilerin bu kabloları kopardığı iddia edildi. 1 Şubat’ta Basra Körfezi’nde, Kuveyt’le Umman arasındaki fiber optik kablo kesildi. Bu da kazaydı. Aynı gün Suveyş’ten ve Sri Lanka açıklarından geçen fiber optik kablolar da benzer şekilde “kazaen” kesildi.

Dört günde beş fiber optik kablo değişik bölgelerde benzer kazalara uğradı. Basra Körfezi ülkelerinde, Kuzey Afrika ülkelerinde internet ve telefon hatlarında büyük sorunlar yaşadı. Ancak İran’da internet sistemi çöktü. Asya ve bölge ülkelerinin İran’la bankacılık işlemleri neredeyse durdu. Sadece iki ülke bu “kaza”lardan etkilenmedi; İsrail ve Irak…

Bunlar yaşanırken olayın vahametini ortay koyan son derece tehlikeli bir karşı hareket gerçekleşti. Rusya, bütün bunların olağan olmadığını düşünmüş olacak ki, Putin’in talimatıyla Rus hava kuvvetleri harekete geçirildi. ABD ve İsrail kaynaklı sabotajlar olarak görülen ve Ortadoğu bankacılık sistemini çökertmeyi amaçladığına inanılan “kaza”ların yayılmasını, Rusya’nın bağımlı bulunduğu kablolara da zarar verilmesini engellemek için Kutup bölgesinde ve Atlantik’teki fiber optik kabloları korumak amacıyla hava kuvvetleri bu bölgelere gönderildi. Füze yüklü uçaklar, stratejik bombalar yüklü iki Tupolev Tu-16, sekiz TU-22 bombardıman uçağı, Mig-31′ler ve Su-27′ler bu bölgelere nakledildi. Uluslararası haber ajansları sadece bu uçaklarını hareketin haber yaptı ama gerekçesine hiç değinmedi.

Dünya genelindeki 120 fiber optik kablodan Asya ile Ortadoğu arasındaki iletişimi sağlayanların, İran’ın dünya ile iletişimini kesme tatbikatı anlamına gelecek şekilde kesilmesi üzerine Cuma günü İran’da internet erişimi durdu. Ancak “başka bir hattı kullandığı” söylenen İsrail bundan hiç etkilenmedi. Irak ise iletişimi İsrail üzerinden yaptı. Bu sabotajlar üzerine Ortadoğu bankacılık merkezleri’nin Brüksel’deki Worlwide Interbank Financial Telecommunication’la iletişimi kesildi.

Peki bu “kaza”lar nasıl algılandı?

ABD’nin Ortadoğu’nun internetini kestiği, neocon örtülü operasyonu olduğu, medeniyete karşı yeni bir Mossad operasyonu olduğu, İran’a ambargoyu tanımayan dünyaya gözdağı verildiği, dünya uygulamasa da bu şekilde İran’ın dünyadan izole edileceği, fiber optik kablolara gemilerin zarar vermesinin mümkün olmadığı dolayısıyla bir kaza değil sabotaj olduğu gibi yorumlar yapıldı.

Gerekçeler ise şöyle sıralandı:

OPEC ABD’nin petrol üretimini acilen artırma baskısını reddetti. S. Arabistan ABD’nin İran’a karşı cephe oluşturulması önerisini reddetti. Yine Suudiler ve bazı Arap ülkeleri petrolün dolarla satışına son vermeye karar verdi. Petrolsüz dolar ABD için büyük hezimet anlamına gelecekti. Bush’un son Ortadoğu turunun bu ricalar ve para dilenmek için yapıldığını not edelim. İran, Rusya, Venezüella ve daha bir çok ülke petrol ticaretinde dolar egemenliğine son verme kararı aldı. Bazı Asya ülkeleri, ABD’nin; İran’la bankacılık işlemlerine son verilmesi baskılarına yüz vermedi.

31 Ocak tarihli bir habere göre, Türkiye de ABD’nin bu yöndeki talebini geri çevirdi. Washington, İran bankası Bank Mellat’ın faaliyetlerine son vermesi yönünde Türkiye’ye baskı yaptı. Ankara, bu talebi reddetti.

ABD ve İsrail, artık söz dinlemeyen bölge ülkelerini hizaya getirmek için en zayıf yerlerinden vurmaya başladı. Dolardan kaçan, ABD hegemonyasını sorgulayan, İran’ın tecridine boyun eğmeyen Ortadoğu ülkelerini ve bu ülkelerle bağlarını zayıflatmayan ülkeleri cezalandırıyorlar. Bu girişim sadece bir uyarıydı. Muhtemelen çok daha sert müdahalelere başvuracaklar. Ekonomisi zayıfladıkça agresifleşen bir ABD izliyoruz.

Çok büyük operasyondu bu. Daha büyüklerinden endişe etmek gerekiyor. Küresel savaşın yeni bir şekliyle karşı karşıyayız. Ortadoğu’nun bütün iletişim sistemleri çökertilebilir…

başörtüsü ve atatürk

5 Şubat, 2008 Salı 7 Yorum »

kesinlikle karşı çıkıyorum. atatürk kıyafet devrimi filan yapmamıştır. eğer bırakın öyle bişey yapmayı ağzından böyle bir kelime çıksa bile atatürkü 1000 parçaya bölerdi ozamanki insanlar.  atatürk , sizin o hakir gördüğünüz peçelilerle , cüppelilerle kurtardı bu ülkeyi. tarikatlara yazdığı mektupları kimse inkar etmiyor. atatürkün 1400 yıldır bu coğrafyada müslüman yaşamış bir toplumu karşısına alarak bir iş başaramayacağı gün gibi ortadayken neden müslümanlarla , atatürkü karşı karşıya getiriyorsunuz anlamıyorum. gaziantepde fıransızlar kol geziyor. kara çarşaflı bir kadın yanındaki ufak çocuğu kamil ile çarşıda gidiyor. fıransız askeri kara çarşaflı kadının yanına gelip peçesini indirmesini istiyor. zorlamaya kalkınca da o ufacık kamil fıransızın üzerine atlıyor. ve o şerefsiz fıransızlar kamili tekmeleyerek öldürüyor. ve ogünden sonra "vurun antepli vurun, namus günüdür" diyerek o sakallı, cüppeli antep halkı, fıransızı eze eze memleketten kovuyor. antebe giderseniz görürsünüz., şehit kamil ilçesi vardır merkezde. şimdi tekrar soruyorum o şerefsiz rektörlerin başörtülü kızların peçesini indirmeye ne hakkı var. aynı o fıransızlar gibi bu ülkeyi terkedip gidecekleri gün yakındır. bak orhan pamuk a, bak fazıla…

bir insan; ben ALLAH istedi diye başımı örtüyorum diyosa, sende çıkıpda; ama atatürkde örtmeyin dedi. diyemezsin arkadaş. diyemezsin yaaa. atatürk kim. haşaaa allahmı. nutuk kuranmı? anıtkabir mekkemi? sözleri ayetmi? oda sizin gibi benim gibi bir ALLAHIN kuluydu. ama yaratanın üstün özelliklerle donattığı,zeki ve güçlü biriydi. ama insandı insan. hemde peçeli ananın sakallı bi babanın oğluydu. çanakkale savaşında "acaba korkarda mevzimi terkedermiyim" diye ayağını bağlayan ve orada şehit olan mehmetçik neyse, sarıkamışta tek kurşun atmadan hastalıktan ve soğuktan acı çeke çeke şehit düşen o vatan evladı neyse, atatürk de odur arkadaş. arasında fark yoktur. binlerce şehit verdik kurtuluş savaşında. hepiside müslümandı. hepisinin anansı kara çarşaflıydı. bu topraklarda islama karşı hareket eden adam yanar kardeşim. manevi olarak toplum gözünde bitiktir o adam. atatürkü de gözümüzde bitiremezsiniz çünkü biz onun kim olduğunu biliyoruz.

sözüm ona bilim adamları aydınlar… kendinizi bi bok zannetmeyin. biraz boynunuzu eğin. siz hiçkimseden üstün değilsiniz ve halkı hakir göremezsiniz. matematik coğrafya öğrenerek prof. ünvanı almışsınız. siz hiç gece vardiyasında çalışmak nedir bilirmisiniz şerefsizler. hiç kazandığınız parayla ay sonunu nasıl getiririzin hesabını yaptınızmı? hiç dağa çıktınızmı dağa. gece karanlığında görmeden bastınmı tetiğe 2000 metre yükseklikten boşluğa. kullağında çınladımı bir roket sesi terbiyesizler. bu vatan için naptınız siz. ve vatan için bişeyler yapanlar sizin gözünüzde cahiller dimi… halkı kaosa sürükleyip, çatışma çıkar haaa diyerik çatışma çığırtkanlığı yapıp , cuntacı baskıcı totaliter otariter düzene çanak tutuyorsunuz şerefsizler. hanginiz bir cumaya gidip iki rekat namaz kıldınız, kuşluk vaktinde kalkıp elinizi  semaya açtınızmı hiç. topu topu 30-40 kişisiniz. ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz. teneke çalarak kalabalık gözükmeye çalışıyosunuz ama o beyniniz kadar küçüksünüz küçük…  tarihi eser kaçakçılığı sizde, öğrencilere sarkıntılık sizde, dokunulmazlık sizde, bilim hırsızlığı sizde.  ulan topunuzun!!!


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.