Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

ALLAHIN VERDİĞİ GÜÇLE VURDUM

22 Haziran, 2008 Pazar 1 Yorum »

DAKİKA 119. HIRVATİSTAN:1 TÜRKİYE:0   DAKİKA 123 HIRVATİSTAN:1 TÜRKİYE:1  TAM BİR MUCİZE. AYNI DİĞERLERİNDE OLDUĞU GİBİ.    ARDANIN İSVİÇREYE ATTIĞI SON DAKİKA GOLÜ. DİKKAT ETTİYSENİZ ÖNDEKİ DEFANS OYUNCUSUNUN AYAĞINA ÇARPARAK TOP YÜKSEKLİK KAZANIYOR VE KALECİ KONTPİYEDE KALIYOR. BİRGÜN ÖNCE PORTEKİZ 90. DAKİKADA ÇEKLERE BİR GOL ATIYOR VE BÖYLECE AVARAJIMIZI DÜZLÜYOR VE BUYÜZDEN BİZE BERABERLİK DURUMUNDA  UZATMALARA GİTME ŞANSI VERİYORLAR. BİR GÜN SONRA DA MAÇ 2-0 DEVAM EDERKEN EN AZINDAN BERABERE BİTİRİP MAÇI UZATMALARA GÖTÜRMEK İÇİN BASTIRIYORUZ. NEYSEKİ ONA GEREK KALMADAN YİNE MUCİZEVİ BİR ŞEY OLUYOR VE 15 DAKİKADA 3 GOL ATAN MİLLİLERİMİZ MAÇI UZATMADAN ÇEYREK FİNALE ÇIKIYOR. HATTA 2. GOLÜ TARTIŞMASIZ DÜNYANIN EN İYİ KALECİSİ OLARAK ADLANDIRILAN PATRİK TOPU ENTERASAN Bİ ŞEKİLDE ELİNDEN KAÇIRIYOR. İNANILMAZ BİR MUCİZE. VE O KALECİ YİNE İLK GOLÜ ARDANIN ŞUTUNDA KAPATTIĞI KÖŞEDEN YİYOR. DİKKAT ETTİYSENİZ HIRVATİSNA ATTIĞIMIZ GOLDEDE TOP DEFANS OYUNCUSUNA ÇARPIP YÖN DEĞİŞTİRİYOR VE TOP DOKSANA TAKILIYOR. MAÇ SONUCU SEMİH :"ALLAHIN VERDİĞİ GÜÇ İLE TOPA VURDUM " DİYOR. ÇEK MAÇINDAN SONRADA ARDA: " BUGECE ALLAHA ÇOK ŞÜKÜR ETMEK LAZIM DİYOR.."    BİDE ŞUNU UNUTMAMAK LAZIM , BİZİM ATTIĞIMIZ MUCİZEVİ GOLLERDEN ZİYADE, RAKİP TAKIM OYUNCULARININ KAÇIRDIĞI İNANILMAZ ÖTESİ GOL POZİSYONLARI VAR. MESELA ÇEK CUMHURİYETİ MAÇ 2-0 İKEN BİR TOPU DİREKTEN DÖNÜYOR. BELKİ O GOL OLSA MİLLİ TAKIM DAĞILACAK ÇEKLER TARİHİ FARKA GİDECEK. YİNE İSVİÇRE MAÇINDA MAÇ 1-0 KEN KAÇAN GOLLER. MURAT YAKININ KALE BOŞKEN TOPU AVUTA ATMASI….   PORTEKİZ MAÇINDA RAKİBİN 2 TOPUNUN DİREKTEN DÖNMESİ…. HIRVATLARIN DİREKTEN DÖNEN TOPU VE ARKASINDAN BOŞ KALEYE KAFA İLE TOPU GÖNDEREMEMESİ….   YANİ ARKADAŞLAR LAFI UZATMAYA GEREK YOK. RESMEN… AÇIKÇA… ALENEN… DÜNYANIN GÖZÜ ÖNÜNDE… ALEMLERİN RABBİ YÜCE ALLAHIMIZ TURNUVANIN TEK MÜSLÜMAN ÜLKESİ OLAN, TÜRK MİLLİ TAKIMINI KORUYOR. BUNUN BAŞKA Bİ AÇIKLAMASI YOK. OLAMAZDA… VE YİNE ÇOK ŞÜKÜRKİ BUNUDA HİÇ BİR TÜRK FUTBOLCU İNKAR ETMİYOR. ALLAHIN BİR MUCİZESİ VE YARDIMINDAN SÖZ EDİYOR. HATIRLARSINIZ BİR DÜNYA KUPASINDA ARJANTİNLİ MARADONA İNGİLTEREYE ELİ İLE GOL ATIYOR VE GOLDEN SONRA MARADONA ; " O EL ALLAHIN ELİYDİ" DİYOR. BURADA DEĞİNMEK İSTEDİĞİM FUTBOLCULARDA BİR İNSAN VE FITRATI GEREĞİ BİR İNANÇLARI , İDOLLERİ, DÜŞÜNCE SİSTEMLERİ VAR. BİZİM FUTBOLCULARDA GÖRÜLÜYORKİ ALLAHA VE VE YAPTIKLARINA FAZLASIYLA İNANÇLILAR. KONUŞMALARINDADA  BU FİKİRLERİNİ ÇEKİNMEDEN AÇIKLIYORLAR. AMA BEN EMİNİMKİ BUNDAN SON DERECE RAHATSIZ OLAN İNANÇSIZ ATEİSTLER VAR. BU OLANLARI ELEŞTİRMEK İSTİYORLAR AMA ELEŞTİREMİYORLAR. İÇLERİNDE PATLIYOR. DAYANAMIYORLAR. MAÇ SONRASI ASILAN BAYRAKTAN RAHATSIZ OLAN, TÜRKİYENİN MAÇI KAYBETMESİ İÇİN DÖRT GÖZLE BEKLEYEN ŞEREFSİZLER VAR ARAMIZDA. BUNDAN EMİN OLABİLİRSİNİZ. MAÇ SONU BİR FUTBOLCUNUN : " ALDIĞIMIZ GALİBİYETİ DÜNYANIN HERHANGİBİR YERİNDE YAŞAYAN TÜRKLERE ARMAĞAN EDİYORUM " DEMESİNDEN İNANILMAZ DERECEDE RAHATSIZ OLANLAR VAR. KAZANDIĞI GALİBİYETİ AZERBAYCANADA HEDİYE EDEN FUTBOLCUMUZDAN NEFRET EDEN AMA BU NEFRETİ İÇİNDE TUTAN KAHPELERDE VAR. BUNDAN SON DERECE RAHATSIZDIR ONLAR. ATTIĞI GOLDEN SONRA SECDEYE GİDEN EMREDEN NEFRET EDENLERİN OLMADIĞINIMI ZANNEDİYOSUNUZ. ASKER SELAMI VEREN BÜLENT UYGUN UN MİLLİYETÇİLİĞİNDEN NEFRET EDENLERİDE UNUTMAYALIM.  AMA İSTAVROZ ÇIKARAN HIRİSTİYANLARA YALAKALIK YAPMASINI PEK Bİ SEVER BU KAHPELER… HERYERİNDE HAÇ İŞARETİ BULUNAN YABANCI TAKIM FORMALARINADA SES ÇIKARTMAZLAR. AVRUPA HAYRANI, MASON İŞBİRLİKÇİLERİDİR BU SOYSUZLAR. BAKMAYIN SİZ BUNLARIN SEZSİZ DURDUĞUNA. YERİ VE ZAMANI GELDİKÇE ÖYLE ACIMASIZ ELEŞTİRİRLERKİ , NE OLDUĞUNU ANLAYAMAZSINIZ. İÇLERİNDEKİ KİNİ KUSUVERİRLER. YALANMI SÖYLÜYORUM?.. ABARTIYORMUYUM?… DAHA BİRKAÇ AY ÖNCE HAKAN ŞÜKÜR FENERBAHÇE MAÇINA KUTLU DOĞUM HAFTASI MÜNASEBETİYLE GÜLLERLE GELİN DİYE BİR ÇAĞRIDA BULUNDU. HATIRLADINIZMI?.. ADAMI YERDEN YERE VURDULARMI VURMADILARMI?

ALLAH TÜRKÜ VE TÜRKMİLLİ TAKIMINI KORUSUN

dünkü darbeciler bugünün iş adamları

28 Mayıs, 2008 Çarşamba Yorum yok »

TIR filosu kuran ‘darbeci’ bildiriye sahip çıktı

 

Refik Koraltan’ın gelini Süheyla Koraltan’ın ‘27 Mayıs servet ihtilaliydi’ şeklindeki sözleri tartışılıyor.

 

Koraltan, Zaman’a yaptığı açıklamada "Büyük sıkıntılar çektik. Bunları bize yaşatanlara bakın; kiminin TIR filosu, kiminin büyük şirketleri var. 27 Mayıs, her şeyden önce servet ihtilalidir." demişti. Koraltan’ın ‘darbenin ardından servet sahibi olmakla’ suçladığı isimler arasında eski Milli Birlik Komitesi üyesi emekli Yüzbaşı Numan Esin’in de bulunduğu ileri sürüldü.

Halen 1961 Anayasası ve Çağdaş Demokrasi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı olan Numan Esin, Esin Nakliyat’ın sahibi olarak biliniyor. Darbe sonrasında yaşanan yolsuzluklara örnek olarak ise ‘Alyans Evler’ gösteriliyor.

Darbeden sonra askerler, bozulan ekonomiyi düzeltmek için ‘alyansınızı hazineye bağışlayın’ kampanyası başlattı. Kampanyaya Vehbi Koç 26 kilo altın ve 1 bina bağışladı. İşçi, öğretmen ve öğrencilerden de yoğun katılım oldu.

Hazinede yüklü miktarda altın birikti. Ancak halk, Ankara Yücetepe’deki askerî lojmanların halktan alınan bu alyanslarla yapıldığı iddiasının ardından kampanyadan desteğini çekti.

‘Alyans Evleri’ iddiasını CHP de kabul ediyor. CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, TBMM Genel Kurulu’nda 2 Nisan 2003′te yaptığı konuşmada şöyle dedi:

"27 Mayıs 1960′tan sonra -hepiniz hatırlarsınız- bir alyans bağışı vardı. Halkımız alyansını bağışladı, onun karşılığında kendilerine beyaz, ucuz metalik alyanslar verildi. Sonra ‘bu alyanslar ne oldu’ diye araştırıldığında; işte, bir Alyans Evleri yapıldı, Alyans Mahallesi kuruldu; o kadar." Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök de 9 Ağustos 2005 tarihli yazısında şunları kaydetmişti:

"27 Mayıs darbesinden sonra toplanan alyanslarla inşa edilen evlerin hangi ‘Kuvvacı idealler’ için harcandığını hepimiz çok iyi biliyoruz."

Benzer bir süreç 28 Şubat sürecinde yaşandı. Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın yaptığı yolsuzluk operasyonları sırasında bazı paşaların batan bankaların yönetim kurullarında görev yaptığı ortaya çıktı. 1990-93 yılları arasında Kara Kuvvetleri komutanlığı yapan Muhittin Fisunoğlu, Hayyam Garipoğlu’nun Sümerbank’ında; eski Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman, Cavit Çağlar’ın İnterbank’ında yönetim kurulu üyesiydi.

Çağlar ve Garipoğlu, bankaları fona devredilince cezaevine gönderildi. Yıllarca süren davalarda ağır hapis ve para cezası aldılar. Fisunoğlu hakkında takipsizlik kararı verildi, Koman’ın ifadesi bile alınmadı.

28 Şubat’ın generallerinden Güven Erkaya, Bank Ekspres’in ve sürekli el değiştiren Kanal 6′nın patronu Korkmaz Yiğit’in danışmanlığını yaptı. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Vural Bayazıt ise Dinç Bilgin’in Etibank’ında yönetim kurulu üyeliği yaptı.

 

Taksim’deki anıta çelenk koydular

27 Mayıs darbesini gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi (MBK) üyeleri, Yargıtay ve Danıştay’ın bildirilerine sahip çıktı. ‘61 Anayasası ve Çağdaş Demokrasi Vakfı’ adı altında örgütlenen MBK üyeleri, darbenin 48. yıldönümü sebebiyle Taksim’deki Atatürk Anıtı’na çelenk koydu.

Törene, Ankara’daki bir mitingde, ‘Ordu Göreve’ pankartı açan Türk Solu grubu da katıldı. Cumhuriyet Gazetesi Vakfı Başkan Yard. Alev Coşkun’un da grupta bulunması dikkat çekti. Törende MBK üyesi emekli Yüzbaşı Numan Esin (soldan4′üncü) ve Emanullah Çelebi hazır bulunurken MBK üyesi Sezai Okan’ın yerine kızı Seza Okan geldi. ‘Numan Esin’ imzalı yazılı açıklamada ise yargının, gücünü anayasadan aldığı belirtilerek bildirilere destek verildi.

 


Darbeciler halıların metrekaresini bile sordu

Dönemin Meclis Başkanı Refik Koraltan’ın gelini Süheyla Koraltan’ın, 27 Mayıs’ın yıldönümünde anlattıkları büyük yankı buldu. Zaman’ın dünkü manşetinde yer alan açıklamalarının ardından Süheyla Koraltan, 27 Mayıs’a neden ’servet ihtilali’ dediğini çarpıcı örneklerle izah etti: "Kayınpederimin evindeki eşyaları didik didik ettiler. Halıların metrekaresine varıncaya kadar sordular. Yatak odalarına, tuvaletin sifonlarına kadar baktılar; hiçbir şey bulamadılar."

Süheyla Hanım’ın eşi Oğuzhan Koraltan’ın (Refik Koraltan’ın oğlu) servetlik projeleri de darbecilerin hedefi olmuş. Koraltan, eşinin ofisine yapılan baskını ve emeklerinin nasıl çalındığını şöyle anlatıyor: "Oğuzhan serbest çalışıyordu. O zaman parkmetreleri getirmek istiyordu. Cadde, sokak ve stadyumların ışıklandırılması ile ilgili projeler hazırlamıştı. Hatta İstanbul’un aydınlatılması ihalesini 1959′da kazanmıştı. Darbe günü cuntacılar Oğuzhan’ın ofisini bastı. Trilyonluk değeri olan projeleri alıp götürdüler. Bir daha da geri vermediler. Kazandığı ihaleyi de iptal ettiler." Koraltan ailesinin darbeden sonraki hayatı da zorluklarla geçer.

Süheyla Hanım, bir gün oğlu Yavuz’u okula yazdırmak için Şişli Terakki’ye müracaat eder. Ancak dönemin okul müdürü Ecvet Bey, "Koraltan soyadı olan birini alamam." diyerek müracaatı geri çevirir. Süheyla Hanım oğlunu başka bir okula yazdırmak zorunda kalır.

70 yaşında olan Refik Koraltan ise Yassıada’da hücrededir. Soğuğa dayanamadığı için gelininden uzun kollu elbiseler ister. Eşyalarını göndermeye Süheyla Koraltan gider. Ancak eşyaların yanında kolonya göndermesine izin verilmez: "Kolonyayı kabul etmediler. ‘Neden izin vermiyorsunuz?’ diye sordum, ‘Onu içer.’ dediler.

Odalarını kendileri temizler, söküklerini kendileri dikerdi. Kayınpederim sağlıklı insandı. Dış memleketlerin birinde esir düşse, bu kadar yapmazlardı."

Erkan Acar

inönü ve 27 mayıs

28 Mayıs, 2008 Çarşamba Yorum yok »
İNÖNÜ CAN ÇEKİŞİRKEN…
28.05.2008
FUAT UĞUR

Fuat Uğur Dün babamın parmağındaki teneke yüzüğün sebebi olan 27 Mayıs darbesinin 48. yıldönümüydü. Askerlere lojman yaptırmak için toplanan altın yüzüklerin karşılığında verilen teneke yüzükler için babam ve onun gibi milyonlarca saf insana “Demokrat Parti devlet kasasını boşalttı, içini doldurmamız için sizin parmaklarınızdaki altın yüzüklere ihtiyacımız var” denilmişti.

Verdi onlar da, idealleri vardı çünkü, Atatürkçüydüler…

Sonra gelsin lojmanlar, gitsin tatil kampları.

Bugün, CHP’nin ve onun lideri İsmet İnönü’nün orduya darbe yaptırtıp, bir Başbakan ve iki bakanını idam ettirmek için düğmeye bastığı günün yıldönümü.

Sonra gitmiş de Cemal Gürsel Paşa’ya, “Ne olur kıymayın Adnan bey ile arkadaşlarına” demiş.

İsmet İnönü demiş tabii. Timsah…

Demokratik yoldan hiçbir zaman iktidara gelemeyeceğini bilen bir geleneğin mimarı İsmet İnönü.

1960 öncesi uyguladığı yöntemleri bugün bire bir Deniz Baykal tarafından tatbik ediliyor.

Hakikat, maskelerinin ardından Fantoma gibi sırıtıyor.

Entrikaları, belden aşağı vuruşları, kışkırtıcılıkları, ahlakla doğrudan temas etmeyen politik duruşları hep aynı.

Ama hesaba katılamayan bir gelişme var.

Ruhlarına giydikleri İsmet Paşa artık can çekişiyor.

Teneke yüzüklerin efendisi İsmet İnönü sabahı göremeden yeniden yattığı yere dönecek.

Sabah erken doğuyor bu kez.

“Artık benim adıma karar verme” diye seslendiğim kimi yargıçlar bağımsız bağımsız “27 Mayıs bir darbe değil devrimdir, halk da Menderes ve arkadaşlarının idamına çok sevinmiştir” diyebilecek denli gözü dönmüş durumda.

Bizim oğlanların üst üste yayınladığı her biri üstün edebî nitelikle bu bildiriler eşeğin şeyine su kaçırsa da hayli ibret verici. Yargıçların kalifikasyonu hakkında ciddi endişeler yaratıcı bir durum. Üçüncü dünya ülkelerinin hukuk formasyonuyla henüz tanışmamış yargıçlarını andırıyorlar.

Neyse, bana ne!

Ben artık yüksek yargıçların hayatımdan ellerini çekmesini istiyorum. Eğer siz de istiyorsanız, aşağıdaki kampanyaya katılmakta geç kalmayın.

Saygıdeğer Yargıçlar:

21 Mayıs 2008 günü, "adına yargı yetkisi kullanmaktan onur duyduğu Yüce Milletiyle paylaşmak gereğini duyduğunuz" bir bildiri yayınladınız. Adına yargı yetkisi kullandığınız bu milletin bir bireyi olarak, kullandığınız yetki ve sorumluluğunuzun çerçevesini hatırlatma ihtiyacı hissettim.

"Demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti" idealine bağlı, Cumhuriyetin temel niteliklerini benimsemiş bir birey olarak;

Toplumun çözüm bekleyen sorunlarının başında gelen yargısal sorunların çözümünde hiç bir katkı yapmayacaksanız, İşgal ettiğiniz makamlarınızı siyasal görüşlerinize alet edecekseniz,

Toplumdan "anayasayı değiştireceğim" vaadiyle oy alan bir partinin yeni anayasa yapma girişimini ve Meclis’in Anayasa yapma yetkisini engellemeye kalkacaksanız,

Ve bunu millet adına karar verme yetkinizi kullanarak yapacaksanız,

Yayınladığınız bildiriyle halen Anayasa Mahkemesi’nde dava konusu olan, Anayasa maddeleri değişiklikleri hakkındaki davanın seyrini etkiyelecek şekilde doğrudan yargıya müdahale edecekseniz,

Ve hatta, Anayasa maddelerini değiştirmek gibi asli yetkisini kullanan yasama organını hedef gösterecekseniz,

Avrupa Birliği müzakereleri sürecinde öncelikli olarak yapılması gereken yargı reformuna pozitif katkı yapmak bir yana, sırf AB sürecini baltalamak için reformlara karşı çıkacaksanız,

Bireyi, devlet dahil her türlü otoritenin baskısına karşı koruyup, onun haklarını temin edecek bir hukuk anlayışını benimsemeyecek; devleti, bireyin ve milletin önünde ve üstünde tutacak ve kararlarınızı buna göre verecekseniz,

Benim adıma karar vermeyin.

Yukarıdaki metni siz de benimsiyorsanız, lütfen, adınızı ve soyadınızı yazıp “Bu bildiriye katılıyorum” ibaresini ekleyin, sonra da aşağıdaki e-mail adresine gönderin.

benimadimakararvermeyin@gmail.com

Bu ülkede demokrasi olduğunu yargıçlara yeniden hatırlatmanın tam zamanıdır.

—————————————
FUAT UĞUR
E MAİL: ugurfuat@gmail.com

aselsanda 4. ölüm

10 Mayıs, 2008 Cumartesi 1 Yorum »

 

‘SÜPER BEYİN’ TRAFO BAKIMINDA ŞEHİT DÜŞTÜ

ASELSAN’da 4. şüpheli ölüm!
ÖSS’de Türkiye 85′incisi olarak ODTÜ’yü kazanan elektronik mühendisi Zafer Oluk, vatani görevini yaptığı İstanbul’da trafoya bakım yaparken şehit oldu.

Fen lisesini bitirdikten sonra Türkiye 85′ncisi olarak kazandığı ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Zafer Oluk, asteğmen olarak askerlik görevini yaptığı İstanbul’da terhisine 74 gün kala trafo bakımı yaparken elektrik çarpması sonucu şehit oldu. Askerlikten önce Aselsan’da çalışan Oluk’un savunma sanayine katkı sağlayacak önemli bir projeyi yürüttüğü öğrenildi.

ELEKTRİK ÇARPTI

İstanbul’da 1. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nın trafo bakımını yaperken şehit olan Asteğmen Zafer Oluk (31), sahip olduğu başarılı geçmişle göz doldurdu. Zafer Oluk’un babası Ahmet Oluk, gözyaşları içinde oğlunun Gaziantep Fen Lisesi’ni bitirdikten sonra Türkiye 85′incisi olarak (ODTÜ) Elektrik-Elektronik Mühendisliği’ni kazandığını, başarılarıyla ailenin gururu olduğunu anlattı.

MEMUR MAAŞI İLE YETİŞTİRDİM

Ahmet Oluk, gözyaşları içinde oğlunun ölümüne hala inanamadığını belirterek şunları söyledi: "Onun için her şeyi yapmaya hazırdım. Aldığım memur maaşıyla sıkıntıya girmeden eğitimini tamamlamasını sağladım. Tek isteğim vatana hayırlı bir evlat yetiştirmekti. İstediğim gibi de olmuştu. Ne yazık ki trafo bakımında şehit oldu. Uzman olduğu konu yazılım ve elektronik sistemlerdi. Böyle bir değer bir anda gitti." Ahmet Oluk, oğluyla her hafta telefonda görüştüğünü, son görüşmesinde kendisinin elektrik tesisatının bakımından sorumlu olduğunu öğrendiğini belirtti.

KRİTİK BİR PROJENİN BAŞINDAYDI

Şehit asteğmen Adana’da önceki gün düzenlenen cenaze töreni ile son yolculuğuna uğurladı. Törende bitkin oldukları gözlenen anne Müşerref Oluk ile Baba Ahmet Oluk, gözyaşlarına boğuldu. Cenazeye katılan Zafer Oluk’un arkadaşları da şehit asteğmenin başarılı bir iş yaşamı olduğunu, sessiz bir kişiliğe sahip olmasına karşın, özünde eğlenceli bir yapıya sahip olduğunu anlattılar. Şehit asteğmenin askerlik görevinden önce çalıştığı Aselsan’da Türk savunma sanayine önemli katkılarda bulunacak önemli bir proje üzerinde çalıştığı öğrenildi.

Damatlığını giyemedi

Baba Ahmet Oluk, oğlunun ODTÜ Gıda Mühendisliğini üçüncü olarak bitirdikten sonra Norveç’te çalışmaya başlayan Güldem Oluk ile 26 Ocakta resmi nikah yaptığını söyledi. Baba Oluk, Güldem’in tekrar Norveç’e döndüğünü, kendilerinin ise dünürleriyle birlikte düğün hazırlıkları yapmaya başladıklarını anlattı.

Oğlunun düğün için Adana Orduevi’nde rezervasyon yaptırdığını anlatan Oluk, "Balayını Norveç’te geçireceklerdi. Düğün için de her şeyi hazırlamıştık. 9 Ağustos tarihinde Adana’da düğünlerini yapacaktık. Gelinlik ve damatlıkları da almıştık. Ama o düğün heyecanını yaşayamadı" diyerek gözyaşı döktü.

kısa kısa

17 Nisan, 2008 Perşembe 5 Yorum »

BU İŞTE BİR İŞ VAR. CHP ATATÜRKÜN RESMİNİ PARADAN NİYE SİLDİ. ONUN SİLİNMESİNE KİM KARAR VERDİ. OZAMANKİ ATATÜRKÇÜLER NASIL Bİ EYLEM YAPTI. İSMET İNÖNÜ ATATÜRKE DÜŞMANMIYDI. AMAÇ ATATÜRK YERİNE İNÖNÜ BİR PLANMIYDI. VE EĞER PLANSA ,ŞİMDİ BİZ ATATÜRK OLARAK İNÖNÜYÜ MÜ BİLECEKTİK. ANITKABİRDE İNÖNÜNÜN MOZALESİNE ÇELENKMİ KOYACAKTIK,İNÖNÜNÜN DOĞUM VE ÖLÜM YILLARINI ANACAKMIYDIK. EZANIN ARAPÇA OKUNMAMASININ BU GÜÇLERLE BİR ALAKASI VARMI. ATATÜRKÜN CENAZESİNİ KILDIRMAK İSTEMEYEN, FOTOĞRAF ÇEKTİRMEYEN KİM?, MAKBULE HANIMIN, ATATÜRKÜN GÖĞSÜNE (cenazede) AYET YAZILI KAĞDI KOYDURMAYAN KİM. NEDEN ATATÜRKÜN DOĞUMU 1980 DEN 1981 E DEĞİŞTİ. ATATÜRKÜN KİMLİĞİNDEN MUSTAFA İSMİNİ SİLDİRİP SONRADAN VERİLEN KEMAL İSMİNİ YAZAN GÜÇ KİM? ACABA ATATÜRK BİR ÜTOPYAMI. ASLINDA BİZİM LİDERİMİZ BİR BAŞKASIYDIDA ATATÜRK SONRADAN ONU PARALARDAN SİLİP KENDİ RESMİNİMİ BASTIRDI. KENDİNİMİ ÖNE ÇIKARDI. İNÖNÜNÜNDE YAPMAK İSTEDİĞİ DE BUMUYDU? KAFAM ÇOK KARIŞIK. BİRİ BANA GERÇEKLERİ ANLATSIN.

AYSUN KAYACI…. MALUM SÖZÜNÜ BİLİYOSUNUZ. DAĞDAKİ ÇOBANLA BENİM OYUM BİR MESALA DEDİ. EVET, DOĞRU BİR OLMAMALI. ONA BENDE KARŞIYIM. AYSUN HANIMI DESTEKLİYORUM. MANTIK DOĞRU YANİ. MESELA AYSUN KAYACI İLE BENİM OYUM DA BİR.  BUDA HAKSIZLIK. BENCE 750-800 TANE AYSUNUN OYU BENİMKİNE EŞİT OLMALI. KAFA KAFAYA YANİ. 750 TANE AYSUNU BULACAN ARAYA KARBON KAĞDI KOYACAN, SONRA İSTİYCEN. OYUNU…  KIZCAĞIZ OKUL PARASINI BİLE KENDİ YATIRIYOMUŞ. ALTINA YATTIĞIN ERKEKLERDEN 1 YTL ALSAN, ÜNİVERSİTE YAPTIRIRDIN.  HELAL SANA AYSUN, DESTEKLİYORUM SENİ. HEMDE ZEVKLE.

HOŞÇAKALIN…

ÜLKEYİ YÖNETMESİ İÇİN ÇABALADIĞIMIZ ADAMA KOYUNUNU TESLİM EDERMİSİN?

6 Nisan, 2008 Pazar 4 Yorum »

diyelim ki 300 kişinin çalıştığı son derece modern ve sektörüne öncülük eden, piyasaya hakim bir şirketiniz var. pazarlamasıyla, muhasebesiyle, üretimiyle, deposuyla v,s önemli araziler üzerine kurulmuş büyük bir şirket… lafı fazla uzatmadan ben sorumu sorayım. az önce özelliklerini saydığım bir şirketiniz olsa , bu şirketin başına bir genel müdür veya ceo getirmeyi planlasanız , şuan aktif siyaset yapan veya emekliye ayrılmış, daha önceki dönemlerde parlementoda bulunmuş miletvekili ve bakanlardan (hatta buna cumhurbaşkanları da dahil) hangisini şirketin başına getirirsiniz.

ama bu kişi konuşması ile birleştirici tutumu ile, kurnazlığıyla, pazarlama kabiliyeti ile personel yönetimindeki liderlik konumu ile, çalışanları kaynaştırıcı ve babacan tutumu ile, güleryüzü ve hoşgörüsü ile 1.sınıf müdür olacak. seçiminizi ona göre yaparsanız sevinirim. şirketinizin geleceği onun elinde.

a-) recep tayyip erdoğan

b-) abdullah gül

c-) ahmet necdet sezer

d-) süleyman demirel

e-) deniz baykal

f-) devlet bahçeli

g-) diğerleri (sizin kafanızdaki bir bürokrat)

ben olsam kimi getirirdim:

tayyip erdoğan çok sinirli. hitabeti güzel ama çalışanlara kan kusturur. güler yüzlü olmalı. kimseyi terslememeli. işçinin hayır duvasını almak çok önemli…

a. nejdet sezer. iki kelimeyi bir araya getirip de konuşamaz. bedava bile mal satamaz. yurt dışını bırak yurt içinde bile bayi ağı ile ilgilenemez. iyi ilişki kuramaz. şeflerin tüm önerilerine karşı çıkar, kabul etmez. pazarlama kabiliyeti sıfır. odasından dışarı çıkmaz. oda olmaz.

s.demirel. eeeeee. iyidir hoştur, tecrübelidir ama biraz eli uzundur. arkamı dönemem ona. güven vermez. şirkete hemen akrabalarını doldurur. bana iş yapacak adam lazım hırsız değil. o hiç ama hiç olmaz.

d.baykal:  birleştirici ve bütünleştirici olacak demiştik. kaos ve kargaşadan başka bişey getirmez, akabinde dedikodu, kavga, işten çıkıp rakip firmaya gitme. disiplinsizlik gibi durumlarla baş edemez hale geliriz, hem alttan gelen başarılı şeflerin, bölüm sorumluların önünü tıkar. hitabeti, pazarlama yeteneği üst düzeyde ama sorunlu adamla uğraşamayız.

d.bahçeli:  çok pasif….. ol-maz

tercihim tabiki abdullah gül. bidefa çok kurnaz. istediğim ihaleye yollarım. alttan girer üstten çıkar işi kopartır alır. bana koşturacak, mücadeleci adam lazım. hem insan ilişkileride çok iyi. kahkası ağır başlılığı çok yerinde. nabza göre şerbet vermeyi bilir. almanca ve arapçası çok iyi.  piyasayı altüst edebilecek bi adam. şirket içindede çok başarılı olacaktır. bir aile havası getirip, dostluğu artırıp, kırgınlıkları bitirebilir. tam aradığım adam. işte ben böyle adamla yola çıkarım. namaz kılması oruç tutması hanımının kapalı olması beni alakadar etmez. şirketimi kalkındırsın, yeni piyasalara uçursun, şirketimi büyütsün, istihdam artsın bana yeter.

 

şimdi size bir soru daha. peki ülkeyi kime emanet edersiniz. iş yapacak adamamı , laf yapacak adamamı….

Yorumlar

patron sensin!… durma seç ozaman.

5 Nisan, 2008 Cumartesi 1 Yorum »

diyelim ki 300 kişinin çalıştığı son derece modern ve sektörüne öncülük eden, piyasaya hakim bir şirketiniz var. pazarlamasıyla, muhasebesiyle, üretimiyle, deposuyla v,s önemli araziler üzerine kurulmuş büyük bir şirket… lafı fazla uzatmadan ben sorumu sorayım. az önce özelliklerini saydığım bir şirketiniz olsa , bu şirketin başına bir genel müdür veya ceo getirmeyi planlasanız , şuan aktif siyaset yapan veya emekliye ayrılmış, daha önceki dönemlerde parlementoda bulunmuş miletvekili ve bakanlardan (hatta buna cumhurbaşkanları da dahil) hangisini şirketin başına getirirsiniz.

ama bu kişi konuşması ile birleştirici tutumu ile, kurnazlığıyla, pazarlama kabiliyeti ile personel yönetimindeki liderlik konumu ile, çalışanları kaynaştırıcı ve babacan tutumu ile, güleryüzü ve hoşgörüsü ile 1.sınıf müdür olacak. seçiminizi ona göre yaparsanız sevinirim. şirketinizin geleceği onun elinde.

a-) recep tayyip erdoğan

b-) abdullah gül

c-) ahmet necdet sezer

d-) süleyman demirel

e-) deniz baykal

f-) devlet bahçeli

g-) diğerleri (sizin kafanızdaki bir bürokrat)

ben olsam kimi getirirdim:

tayyip erdoğan çok sinirli. hitabeti güzel ama çalışanlara kan kusturur. güler yüzlü olmalı. kimseyi terslememeli. işçinin hayır duvasını almak çok önemli…

a. nejdet sezer. iki kelimeyi bir araya getirip de konuşamaz. bedava bile mal satamaz. yurt dışını bırak yurt içinde bile bayi ağı ile ilgilenemez. iyi ilişki kuramaz. şeflerin tüm önerilerine karşı çıkar, kabul etmez. pazarlama kabiliyeti sıfır. odasından dışarı çıkmaz. oda olmaz.

s.demirel. eeeeee. iyidir hoştur, tecrübelidir ama biraz eli uzundur. arkamı dönemem ona. güven vermez. şirkete hemen akrabalarını doldurur. bana iş yapacak adam lazım hırsız değil. o hiç ama hiç olmaz.

d.baykal:  birleştirici ve bütünleştirici olacak demiştik. kaos ve kargaşadan başka bişey getirmez, akabinde dedikodu, kavga, işten çıkıp rakip firmaya gitme. disiplinsizlik gibi durumlarla baş edemez hale geliriz, hem alttan gelen başarılı şeflerin, bölüm sorumluların önünü tıkar. hitabeti, pazarlama yeteneği üst düzeyde ama sorunlu adamla uğraşamayız.

d.bahçeli:  çok pasif….. ol-maz

tercihim tabiki abdullah gül. bidefa çok kurnaz. istediğim ihaleye yollarım. alttan girer üstten çıkar işi kopartır alır. bana koşturacak, mücadeleci adam lazım. hem insan ilişkileride çok iyi. kahkası ağır başlılığı çok yerinde. nabza göre şerbet vermeyi bilir. almanca ve arapçası çok iyi.  piyasayı altüst edebilecek bi adam. şirket içindede çok başarılı olacaktır. bir aile havası getirip, dostluğu artırıp, kırgınlıkları bitirebilir. tam aradığım adam. işte ben böyle adamla yola çıkarım. namaz kılması oruç tutması hanımının kapalı olması beni alakadar etmez. şirketimi kalkındırsın, yeni piyasalara uçursun, şirketimi büyütsün, istihdam artsın bana yeter.

 

şimdi size bir soru daha. peki ülkeyi kime emanet edersiniz. iş yapacak adamamı , laf yapacak adamamı….

demokrat baykal

9 Mart, 2008 Pazar 2 Yorum »

atalarımız boşuna dememiş "yaşada gör!" diyerek… resmen tarihe şahitlik ediyoruz. bugünleri sakın ama sakın unutmayın, çünkü gün gelecek torunlarınıza bile anlatacaksınız. dedelerimiz bize inönünün ; paralardan atatürk resmini çıkartıp kendi resmini yapıştırdığı nı anlattığı gibi anlatacaksınız. neyimi? tabiki deniz baykalın chp gurup toplantısında yaptığı konuşmayı. nediyor du sayın baykal tsk ya; "-ben bu ülkenin ana muhalefet partisinin başkanıyım, beni buraya halk gönderdi, ben burda halkı temsil ediyorum, milletin vekiliyim "

tamam sayın baykal anladık, doğru söylüyosun ama, daha düne kadar meydanlarda "ordu göreve" çığırtkanlığı yapıyodunuz. hani orduda bu ülkede önemli bir kurumdu ve istediği zaman siyasete karışabilirdi. bu riyakarlığın, iki yüzlülüğün resmidir sayın baykal. namlu ters döndü galiba. yediremedin kendine ve bir anda demokrasi ve cumhuriyetten bahsetmeye başladın. yıllarca ordunun arkasına sığınıp bu ülkeyi kaosa, kargaşaya, iç çatışmaya sürüklemedinmi. darbe ortamı hazırlamak isteyen dahili ve harici çetelere çanak tutmadınmı. hep orduyla diğer partiler arasında çıkan tartışmalardan nemalanmak istemedinmi? işine gelmeyince ordunun sivil yönetimi el koyması için birilerini gaza getirmedinmi? yalan, dolan, hırsızlık, sahtecilik, sizde. ne eşitlik bilirsiniz, nede özgürlük. sözüm ona sosyalist bozuntusu cuntacı, yasakçı zihniyet, bu ülkede bir başbakan astırdınız. adnan menderes. battıkça batacak tarih sahnesinden silineceksiniz.

RADİKALİN GERÇEK YÜZÜ

24 Şubat, 2008 Pazar Yorum yok »

ÇOK DEĞERLİ ULUSALCILAR, CUMHURİYETÇİLER, LAİKLER , ATATÜRKÇÜLER. dünya kuzey ırak kara harekatını konuşurken bizim atatürkçü, kamalistlere bakarmısınız. ülkemizin doğusunda savaş var ve radikal yazarlarının gündemine bir inceleyiniz. kimisi nijeryadaki yolsuzluğu anlatmış , kimisi irandaki kırbaç cezasını… ulan dünyanın gözü burda bee. sizin gözünüz nerde.  aralarından bi tanesi kara harekatından bahsetmiş. hakkını yemiyelim. ama nasıl anlatmış perihan maden. bi bakalım isterseniz. Fedakâr ve cefakâr televizyonlarımız Savaş Propaganda Birimleri gibi çalışmaktaydı.
Hava bombardımanlarının şanlı görüntülerini, Askeriyemiz habire onlara
verdi. Onlar da her akşam, her akşam bizlere servis ettiler.
El âlemin topraklarında yer gök bombalandıkça; bizler de el çırptık. (İdealde, tabii.)
Her Türk yalnızca Asker doğmazdı- yetmezdi.
Tek çeşit doğma hali.
Aynı zamanda: Her Türk -kadınıyla, erkeğiyle- Askeriye Sevdalısı Doğardı. Savaş Tutkunuydu her biri. ‘Düşmanı’ temizledikçe, içlerini neşe basardı.
Böylece ana haberlerimiz haftalarca/aylarca ‘Reklamları İzlediniz’ tadında, cereyan etti.
El âlemin topraklarını yerle bir etmek için sarf ettiğimiz paralarla şu, bu, o güzellikleri yapsaydık"a hiç girmiyorum. Hâşâ!
Zira Askeriyemiz, hepimiz hemmfikiriz: neylerse güzel eyler.
Bütün o şahane güzellikteki, ana haberlerde seyretmelere doyamadığımız hava harekâtlarının akabinde-
Aa! bi de ne öğreniyoruz?
Kara harekâtı DA -tabii, havalar güzelleşti ya-
şart olmuş.
Hadi o zaman! Bordo bereliler yetmez. On bin asker sınıra! Yığın yığın yığıla.
ŞA.HA.NE! olmaz mı yani_

YAZDIĞI ŞU YAZIYA BAKARMISINIZ ARKADAŞLAR YAA..KADIN RESMEN DALGA GEÇMİŞ. ALLAH SİZİ BİLDİĞİ GİBİ YAPSIN. BEN SİZİ ALLAHA HAVALE EDİYORUM. ATATÜRK HAYATTA OLSA YÜZÜNÜZE TÜKÜRÜR BEE. ÖBÜRLERİDE NE YAZMIŞ BAKIN AŞŞAĞIDA BELİRTTİM.

O da yasak, bu da yasak!
Türker Alkan - 2008-02-23
Bilirsiniz, köpekler günde birkaç kez sokakta yürümek zorundadır. Yoksa hasta olurlar. Bu durum köpeğin sahibi emekli amcaların da işine gelir, böylece yürüyüş için bahane çıkmış olur. Yani hem köpekler, hem de sahipleri açısından yararlı bir düzenleme.
Ama bazı ülkelerde yöneticiler böyle düşünmüyor. Örneğin İran’da köpekle birlikte sokakta dolaşmak yasak! Geçenlerde Tahran’ın bir caddesinde köpeğini dolaştıran İranlıya 30 kırbaç ve dört ay hapis cezası verilmiş. 30 kırbaç cezası verilen adam tam 70 yaşında! Ölüm cezasından farkı yok!
Sokakta köpek dolaştırmanın sağlığa zararlı olduğu tek yer İran!
İşlenen suçla (köpek gezdirmek bir suç ise!) verilen ceza arasında makûl ve mantıklı bir bağın olması gerekmez miYani hem köpekler, hem de sahipleri açısından yararlı bir düzenleme.
Ama bazı ülkelerde yöneticiler böyle düşünmüyor. Örneğin İran’da köpekle birlikte sokakta dolaşmak yasak! Geçenlerde Tahran’ın bir caddesinde köpeğini dolaştıran İranlıya 30 kırbaç ve dört ay hapis cezası verilmiş. 30 kırbaç cezası verilen adam tam 70 yaşında! Ölüm cezasından farkı yok!
Sokakta köpek dolaştırmanın sağlığa zararlı olduğu tek yer İran!
İşlenen suçla (köpek gezdirmek bir suç ise!) verilen ceza arasında makûl ve mantıklı bir bağın olması gerekmez mi

İsmet Berkan İngilizce ile Kürtçe farkı…
İsmet Berkan - 2008-02-23
Q, W ve X
İngilizce ‘Wish you a happy new year’ diye yeni yıl kartı atarsam bir şey olmuyor, bir Kürt, alfabemizde olmayan Q, W ve X harflerini kullanırsa başı derde girebiliyor.

Haluk Şahin Kazdağları’nı unutur muyum?
Haluk Şahin - 2008-02-23
Soruyorlar: "Ötekilerle berikilerle uğraşırken Kazdağları’nı unuttun mu?

Hakkı Devrim Castro’yu da Hıncal anlatır
Hakkı Devrim - 2008-02-23
Gazete yazarı deyince, günümüzde ilk aklıma gelenlerden biri de Hıncal Uluç’tur derim ya size. Fidel Castro konusunda da imdadıma göreceğiniz gibi o yetişti.

Murat Belge Gayrimüslim Vakıflar (2)
Murat Belge - 2008-02-23
Hukuktan, hele Türkiye’deki yasa ve hukuk dilinden bir şey anlamadığım için Azınlık Vakıfları’nın yasasından alıntılanmış sözlere de yeterince anlam veremiyorum- konuyu bütünüyle incelemiş olanların yorumuna ihtiyaç duyuyorum.

M.Ali Kışlalı Yargı kararıyla demokrasi
M.Ali Kışlalı - 2008-02-23
Nijerya, Afrika’nın en kalabalık ve en zengin kaynaklarına sahip ama rüşvetin en yaygın olduğu bir ülke. Afrika’ya şimdiye kadar yapılan yardımın üçte ikisi olan 400 milyar doları almış. Ama bu kaynağın rüşvet ve suiistimal yolundan çeşitli çevrelerin eline geçmesiyle halk hâlâ sefalet içinde.

Erol Katırcıoğlu Solun tavrı
Erol Katırcıoğlu - 2008-02-23
Bildiğimiz yollar değil bu yollar. Çok geçmedik buralardan. O nedenle de nerelere tutunarak geçmemiz gerektiğini tam olarak bilmiyoruz. Acemilikler yapıyoruz o nedenle de.

Taner Berksoy Resesyon söylemleri
Taner Berksoy - 2008-02-23
Bu resesyon işinden sizin de benim kadar sıkılıp, usandığınızı biliyorum. Ünlü ‘Bekledim de gelmedin’ şarkısına döndü mübarek. Gelir gibi yapıyor, sonra bir veri açıklanıyor, bakıyorsunuz, "Kaaa gelmemiş".

Funda Özkan ‘Ya ülkeyi birkaç gündemle yönetmeyi öğrenelim ya da ekonomiden sapmayalım’
Funda Özkan - 2008-02-23
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, iki gün içinde önce Amsterdam’da, Türkiye ile iş yapan Hollandalı firmaların birkaç ay önce kurduğu Türkiye Enstitüsü’nün düzenlediği toplantıda konuştu, ertesi gün de Cenevre’de İsviçre-Türk Ticaret ve Sanayi Odası’nın toplantısında.

Sevin Okyay Sergen ES-Kİ’si gibi
Sevin Okyay - 2008-02-23
Belki de bu yazıya ‘Sergen’i Seyretmek’ başlığını koymalıydım ki, esas olarak, ’seyredememek’ anlamına geliyor. Bank Asya 1. Lig maçlarını o kadar izlediğim halde bir türlü denk düşürüp Sergen’i Eskişehirspor’da oynarken izleyemedim.

Serhan Ada Umarsız gençliğin erken gecesi
Serhan Ada - 2008-02-23
Şiddetin nedenlerini bilmiyoruz. Hiçbirimiz. Ne insanın tabiatı üzerine atıp tutan filozoflar, ne psikologlar, ne genetikçiler

onlar kapandıkça ben açılacam.

7 Şubat, 2008 Perşembe 8 Yorum »
sabah herzamanki gibi evden inip yolun karşısına geçtim ve arkadaşı beklemeye başladım. arkadaş dediğim kişi iş arkadaşım. benide alacak ve işe gideceğiz. arkadaş sıkı bir laikçi (o nedemekse) bende muhafazakar islam :)
her sabah olduğu gibi arabayla geldi ve beni aldı, ve herzamanki gibi arabada alem fm’i dinliyoruz. tabi bu radyocu hergün akp yi ha karalıyor de karalıyor. ve dinleyenler bilir, hergün aynı şey: yok topbaşın oğlu mısır işine girmiş falan filan. efendime söyliyim bu istanbula alınan metrobüsler çok pahalıymış da , daha ucuzu yokmuymuşta… dede korkut hikayeleri…
neyse… bu arkadaş, yani benim arkadaşım her sabah ve akşam hükümete, başörtüsüne söver sayar. ben hiç sesimi çıkartmam ama. bugün yine esti gürledi "asıl allahsız bunlar bunlar, heyt" herzamanki gibi ben yine sesimi çıkartmadım ama arkadaş bana düpedüz mahalle baskısı yapıyor. hatta düpedüz işe gidiş baskısıda diyebiliriz. malum muhalefet, konuşacak tabi. nede olsa mozaik.
neyse.. estekti köstekti, kıldı tüğdü konuşurken, alem fm’e bir bayan katıldı. anlatacaklarını önceden tahmin edebiliyosunuz, anayasa,seküler,laiklik,şeriat geliii, rektörler v.s v.s.. fakat bu hanımefendi sıradışı bi konuşma yaptı ve arkadaşıda benide resmen dumura uğrattı. yeter ulan yeter demişim birdenbire , farkında olmadan. bu sefer ben sövdüm saydım, arkadaşın çıtı çıkmıyor. (ama benimki baskı filan değil, özgür platform) kadın’ın lafını size aynen aktarıyorum "-ben atatürkçü bir bayanım ve onun için bugün gardrobumdaki en kısa eteğimi giydim, onlar kapattıkça ben açacağım."
Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 ...

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.