Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Kategori : 'Siyaset'

vatan için ölmek kutsaldır bizde;bu vatan için ölmeyi bekliyoruz

5 Ekim 2008 Pazar Yorum yok »

durmadan akan kan ve gözyaşı 20 yaşında delikanlılar kara toprakta.feryatlar ıstıraplar,kalleşliğe lanetler.işte terörün sonucu.yıllardır aynı değişen birşey yok.yine ölen gençler,anne baba feryatları geride kalanlar için hiç dinmeyecek acılar.siyasiler o konuşma sanatının ustaları bildik cümlelerle yine ekranlarda.gazete manşetleri aynı haber bültenleri aynı.ordu geniş çaplı operasyon yapıyor,teröriste göz açtırmıyor falan filan.tamam da durmadan evlatlarımız ölüyor.neden hala uzun vadeli kesin sonuçlar alınabilecek uygulamalara gidilmiyor.neden o kansızların kökü kazınmıyor.bu gün çoğu gazetede saldırıya uğrayan karakolun resimleri vardı ve inanamadım.sınırda görev yapılacak yer öyle bir yer mi olmalı.derme çatma iki bina çadırlar falan ordunun olduğu heryer güzel bakımlı,donanımlı her türlü şarta karşı dirençli olur ama o karakol hiç öyle gözükmüyor.orası dört duvar kale gibi olmalı bence ağır silahlarla donatılmalı,çünkü burası senin sınırın buradan ötesi yok.bilmem kaçıncı saldırıymış aynı yere bu biraz göz göre göre olmuyor mu,bunun sorumlusu kim neden önlem alınmaz neden tedbirsiz davranılır.sınır karakolu kendi kaderine mi terkedilir,anlamak güç.bir sınır karakolu ülke sınırlarını koruyan bir üs en kolay hedef midir?eğer öyleyse biz güvende değilmiyiz?yazık çok yazık.ama şunuda bilsin o kalleşler tek karış toprak için ölmeye hazır milyonlar var burada.vatan için ölmek kutsaldır bizde ve bu vatan için ölmeyi bekliyoruz…

büyük devrimler büyük kararlarla gelir

1 Ekim 2008 Çarşamba Yorum yok »

içinde korkuyla yaşayanlar silinip gider,büyük devrimler büyük kararlarla gelir.dün gece kalplarini kapayanların gösterisi vardı kadıköyde.tükenmişliğin bitmişliğin kara afişleri asılıydı.geçen yıl hayaller taşıyanlar,bu yıl kederlerle geldiler.içlerinde kazanma azmini samandırada bırakıp durumu kurtarma çabasına giriştiler.kazım artıstliğin pozlarını öğrenmişti ama futbol topunu sevmeyi öğrenememişti.aldığı her topu rakibe ikramdı.emre lanetli bir çukurdaydı ışığın varolmadığı.güiza yalnızlık şarkılarının ilham perisi,golün unutulan resmiydi.alex her maç takımı sırtında taşımaktan yorulmuş bir dervişti,gücü yetmedi.selçuk ve maldonado birbirine bağlıydı kalın bir iple.belliki orta sahayı geçmemeleri konusunda sözleşmelerinde madde vardı.geriye oynayarak maç kazanılmadığını anlayamadılar.burak’ın bu takımda nasıl oynadığına aklı ermeyenler aragonesi hatırlasınlar.onun futbol anlayışı yalnızca saçmalamaktan ibaret.kendi bitmişliğini fenerbahçeye aşılayan bu adamla artık başarılı olmak imkansız ilk onbir oynayanlarla sonradan oyuna giren arasında hiç bir fark yok tıpkı insanın aynada kendine bakması gibi.

birazda böyle bakın

20 Eylül 2008 Cumartesi 1 Yorum »

bil gates için yardım kampanyası düzenlenecek.

tayyip erdoğan ve deniz baykal bayramda barıştırılacak

deniz feneri olayı nedeniyle,denizcilik işletmeleri adı lekelendiği için bütün deniz fenerlerini kaldırtacak,artık denizlerde deniz feneri olmayacak

aragonese emekliliğini rahat geçirmesi için huzurevi aranacak

medya patronları siyasetçi ,siyasetçiler medya patronu olacak

futbol federasyonu tekinik direktörlerde yaş sınırı getirecek

fatih terim bir günlüğüne küfür orucuna girecek

gs yönetimi ali sami yen ve seyrantepeden sonra inönü ve saraçoğlununda kendilerine verilmesini isteyecek

hakan şükür 80 yaşına geldiğinde los angeles galaxiye gidecek

hıncal uluç aziz yıldırımı sevdiğini söyleyecek

bil gates için yardım kampanyası

20 Eylül 2008 Cumartesi 1 Yorum »

kaç günden beri tv ve gazetelerde küresel krizden bahsediliyor.banka iflasları ve yok olan dolarlar.hükümetler bu bu gelişmeleri yakından takip ediyor.sermayaler eriyor yavaş yavaş.amerika iflasın eşiğinde olan ve kredi isteyen bazı şirketleri kurtarmak için on milyarlarca dolar para akıtıyor.evet bir yandan bu olabilir çünkü o şirketlerde çalışan onbinlerce insan ve dolaylı olarak aileleriyle birlikte bu yüzbinleri belki milyonları buluyor.fakat işin ilginç yanı yoksulluğu önlemede,aç olan insanları doyurmada bu kadar istekli olmamaları.özellikle afrikada ve dünyanın çeşitli yerlerinde insanlar temel gıdaları bulamadıkları için ölüyorlar.sadece ekmek bulamayan insanlar var.aslında çarpık bir düzeni var dünyanın.bilimde ve üretimde geri kalan ülkeler geçmişte sömürülen ülkeler,bölünen parçalanan ülkeler.büyük denen devletler zamanında oraları ele geçirmek için iç isyanlar çıkartıp istikrarlaştırıyor doğal zenginliklerini sömürüyor daha sonra yoksulluklarıyla başbaşa bırakıyor.bir nevi fakiri zengine muhtaç kılıyor,yaşayamaz hale getiriyor.ve gazetelerde bil gatesin servetinin 2 milyar dolar gerilediğini yazıyor çarşaf çarşaf.aman ne üzücü hepimiz biraz yardım yapalım da zararını kapatalım,dünyanın sorunu bu.bil gates zarar edince birinci haber insanlar açlıktan ölürken ses yok…

küresel krizler ve yoksulluk hikayesi

20 Eylül 2008 Cumartesi Yorum yok »

kendini herşeyin üzerinde gören bir anlayış bizi nereye götürür.benlik kavgası insanların arasındaki uçurumu her geçen gün daha çok açarken sorunlara yaklaşımlarımızda değişti.artık kendi yağında kavrulan insanlar ve kendi zenginliğinde boğulanlar var.kendi çıkarlarını önde tutanlar kimsesizleri ve yoksulları görür mü?siyaset çözüm üretme mekanizmasıdır,insanların refah ve standardını yükseltmek için kullanılmalıdır.her toplum kendi içinde varolan sorunlarına çareler üretirken biz bütün enerjimizi birbirimizle kavgaya ayırıyoruz.paranın ihtişamı karşısında büyülenip yetim hakkı yiyenler maddenin kölesi olurken insan ruhu yavaş yavaş ölüyor.artık herşey borsayla,endeksle,dolarla ölçülüyor.her yıl kişi başı milli gelirin arttığı söylenirken yoksulluğun sesiz çığlıkları duyulmuyor.küresel krizlere gösterilen ilgi evine ekmek götüremeyenlerin hikayesinden daha cazip.orada dolar kaybediyor burada insanlar yok oluyor.ilginçliklerin,tezatların anayurdu canım ülkem bir yangının içinde.zavallı halk zenginlerin,siyasilerin kavgasında eriyip gidiyor.onların güç ve iktidar tutkuları gözlerini kör etmiş.ezilenlerin ve yoksulların nasıl bir yaşam savaşı verdiklerini göremiyorlar.adalet sağlamadaki eksikler aşikar.paraya ve güce göre adalet arayışı aşındırıyor güveni.ve en önemlisi işte bir ülkede adalete güven yoksa,gerisini boşverin.adalet güçlünün yanındaysa hep,varın gerisi eksik kalsın…

ölü ruhlar galası”fenerbahçenin hayalet askerleri”

18 Eylül 2008 Perşembe 2 Yorum »

dün gece kendini inkar eden bir fenerbahçe vardı sahada.geçen yılın şaşalı sultanları,bu yılın hayalet askerleriydi.içlerinde büyüttükleri korkuları mağlubiyeti getirdi.oysa avrupanın topraklarında daha ayak izleri duruyordu.futbol topunun cazibe merkeziydi fenerbahçe.dün gece sönük ışıklar altındaki valsi,sönük kaldı geçen yılki sambanın yanında.

yasine baktım gözlerindeki gençlik ateşi çaresizliğe dönüşmüştü.roberto carlosun geçmişi inkar ederek yürüdüğü yolu görünce "anılar yaşasın"dedim bu günün yerine.selçukun mahşer yerine düşmüş gibi ne yaptığını bilmez hali içimi acıttı.uğur bir fırtınaydı yine rotasını kaybetmiş.süratini aklıyla birleştiremediğini görünce umutsuzluğun uçurumları derinleşti önümde.emrenin hangi yaraya merhem olacağını düşündüm,ruhunu yavaş yavaş kaybederken.ondaki tükenişin göstergesiyse oynadığı futbol,fenerbahçenin daha çekeceği çok çile var.maldonado kendi kendini prangaya vurmuş gibiydi.futbolcu olupta topu bu kadar sevmeyen biri daha varmı diye düşündüm…şaşırdım.iki adam vardı sahada ayaklarındaki prangadan kurtulmak isteyen.onlar birer güneştiler geceyi aydınlatan.iki adam maç sonuna kadar milyonlarca taraftarın umutlarını ayakta tuttu.içlerindeki inançla yürüdüler.alex yine masallardaki gibiydi.futbol topunun aşk tanrısı ruhlara ışık saçtı.sonra güızaya baktım içinde tükenmeyen gol hasretini gördüm.bu yılın tek kazancı,transfer mevsiminin en iyi hasadı.golü sezmedeki yeteneği hırsıyla bütünleşince gol kaçınılmaz oluyor.kendini on parçaya bölmüş on yürekle oynuyor.dün gece fenerbahçe taraftarı unuttuğu duyguları yaşadı.uzun zamandır avrupada kendi olan fenerbahçe dün gece kendini inkar etti.mücadelesi bir muma benziyordu hafif bir esintide sönen.ve kaybetmek hiç yakışmıyordu fenerbahçe isminin yanında,hemde hiç savaşmadan…

fatih terim gerçeği ve basının zavallığı

17 Eylül 2008 Çarşamba 2 Yorum »

 

 

kendini herkesin üzerinde görme ustası

bencilliğinin ve egolarının kölesi

futbolu çirkinleştiren adam

çocukların zehirlenmesinin sebebi

     her maçta acaba bu gün nasıl bir yaygara kopacak diye bekliyorum.durmadan birşeylere,birilerine saldırarak kendini kurtarma arayışında.kazandığında yapmacık,kaybettiğinde doğal.gerçek yüzü ancak kaybettiğinde ortaya çıkıyor.herşeyi ben bilirim,ben ne yaparsam iyidirin birinci örneği.sporda ülkenin başını ağırtan en önemli sorun.ortamı geren futbolcuyu dolduruşa getiren basına ve halka karşı örgütleyen biri.milli takımı kendi oyuncağı sanan hayalperest.aslında ben merak ediyorum avrupa şampiyonu 3.sü bir milli takım hocasını neden kimse almadı.yada neden gitmedi isteyen varsa.çünkü bizim ülkemizde onun tam istediği gibi bir ortam var.krallığını sürdürecek gazetecileri süt dökmüş kediye çevireceği başka bir yer yok.istediği gibi koşturuyor atını.kim taktıysa bir isim takmışlar imparator.adam gerçekten öyle zannediyor kendini.çünkü adamda tevazu yok.hep ben hep ben hep ben.en iyi benim,en mükemmel benim,benden daha iyisi yok.herşeyi ona yüklümükte yersiz el birliği ile adamı sorunlu yaptık.sen hergün gazetelerde sen büyüksün,imparatorsun,sen şöylesin sen böylesin yazar soru sormaya korkarsan.o adam sonunda kendini kralda sanar sümme haşa Tanrıda sanar.acaba dilinden düşürmediği italyada basına bu hareketleri çekse,trip yapsa onu karşılarlar.biliyorsunuz alpay ingiltere maçında beckham’ın üzerine yürüdü bir ay dayanabildi.adamlar ülkeden kaçırttı alpayı.yani demek istediğim onu bu hale getiren bizim kaypak ortamdır.derhal gitmeli…

fatih terim gerçeği ve basının zavallığı

14 Eylül 2008 Pazar 1 Yorum »

kendini herkesin üzerinde görme ustası

bencilliğinin ve egolarının kölesi

futbolu çirkinleştiren adam

çocukların zehirlenmesinin sebebi

     her maçta acaba bu gün nasıl bir yaygara kopacak diye bekliyorum.durmadan birşeylere,birilerine saldırarak kendini kurtarma arayışında.kazandığında yapmacık,kaybettiğinde doğal.gerçek yüzü ancak kaybettiğinde ortaya çıkıyor.herşeyi ben bilirim,ben ne yaparsam iyidirin birinci örneği.sporda ülkenin başını ağırtan en önemli sorun.ortamı geren futbolcuyu dolduruşa getiren basına ve halka karşı örgütleyen biri.milli takımı kendi oyuncağı sanan hayalperest.aslında ben merak ediyorum avrupa şampiyonu 3.sü bir milli takım hocasını neden kimse almadı.yada neden gitmedi isteyen varsa.çünkü bizim ülkemizde onun tam istediği gibi bir ortam var.krallığını sürdürecek gazetecileri süt dökmüş kediye çevireceği başka bir yer yok.istediği gibi koşturuyor atını.kim taktıysa bir isim takmışlar imparator.adam gerçekten öyle zannediyor kendini.çünkü adamda tevazu yok.hep ben hep ben hep ben.en iyi benim,en mükemmel benim,benden daha iyisi yok.herşeyi ona yüklümükte yersiz el birliği ile adamı sorunlu yaptık.sen hergün gazetelerde sen büyüksün,imparatorsun,sen şöylesin sen böylesin yazar soru sormaya korkarsan.o adam sonunda kendini kralda sanar sümme haşa Tanrıda sanar.acaba dilinden düşürmediği italyada basına bu hareketleri çekse,trip yapsa onu karşılarlar.biliyorsunuz alpay ingiltere maçında beckham’ın üzerine yürüdü bir ay dayanabildi.adamlar ülkeden kaçırttı alpayı.yani demek istediğim onu bu hale getiren bizim kaypak ortamdır.derhal gitmeli…

bu ülkede yoksul olmak

14 Eylül 2008 Pazar Yorum yok »

içinde,zamanın ağır ağır çıldırtan sesi,yüreklerde tükenişin afişleri.her mevsim bu ülkede insanların ölmek için bir sürü nedenleri var.yokluk ve yoksulluğu besleyenlerin zümrüt saraylardaki ihtişamına karşılık aç ve açıktaki insanların ayazlarda titremesi en büyük tüküniş şu yüzyılda.her gazetede yürek burkan bir dram,her tv’de yalnızlığın ve terkedilmenin hazin öyküsü.kendinden başkasını yok sayan ve bencilliği körükleyen acımasız düzende uçurumlar gariban insan yaşamlarıyla dolu.bir yanda zenginliğin ihtişamını insanların gözüne sokan programlar,diğer yanda fakirliğin bitmeyen çilesi.şöyle bir bakın her yerde devasa yapılar lüks ve şatafat içinde bir dünya diğer tarafta bir gün tok yatabilmek için verilen savaş.aslında kendi bencilliğinde boğuluyor insanlar farkında değil.hergün çarşaf çarşaf çıkar kavgaları,paranın ve ihtirasların gölgesinde bir yalan oyun.zenginler servetlerinin boyutlarını anlatırken gözlerindeki ışıltıyı bir görsünler,garibanların gözlerindeki ışık gün gün sönerken.bu ülkede vatan için gazi olanlar yaşayabilmek için böbreğini satıyor,ne devlet bir el uzatıyor nede zenginler.devlet milyonlarca dolarlık atıl yapılara para harcarken,zenginler yeni gelecek arabalar için sıraya girerken kimin umurunda şehidi,gazisi,fakiri,fukarası.varsa yoksa para.bir çılgınlık gibi yayılıyor vefasızlık,bir çılgınlık halinde sızıyor kanımıza.

yazmak tam bir dert,hemde ne dert

12 Eylül 2008 Cuma 1 Yorum »

ne zamandır yazmıyorum,bu gün bilgisayarı başına oturdum birşeyler yazarım diye ama maalesef bu pek mümkün olmadı.nedeni basit kafamı bir türlü toparlayıp odaklanamıyorum.daha doğrusu ne yazacağım hiç bilmiyorum.çoğu zaman böyle olur.yazmak isteyip yazamamak tam bir ıstırap.sanki insanın içinde durmadan yayılan birşey var ve o şey kemirip duruyor.bazen tam tersi yazmasamda sokakta dolaşırken tv izlerken aklıma birşeyler geliyor.demek ki illede yazayım diye uğraşmamak gerek.eminim sizde bu dertten mustaripsinizdir…

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.