Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Arşiv Nisan, 2008

para,insan tarafımızı kemiren tümör

30 Nisan 2008 Çarşamba 2 Yorum »

para denen şu sihirli madde acaba neden bu kadar değerli,hiç düşündünüz mü.ilk icat edildiği günden beri insanlar onsuz yapamamış.tabiki onunlada.alt tarafı bir kağıt parçasına verilen değer,ona yüklenen karşılıklarla mı büyük.nice savaşlar,nice aşklar,nice sıradışı olaylar hep parayla anılmış,onun için kan dökülmüş,ayinler yapılmış.bugün artık para sevdası doruk noktada.insanlar tapıyorlar adeta.yinede zengin zengin olmaktan pek mutlu olmadığını söylüyor,çok para çok dert misali.fakir yokluğundan mustarip.kimseyi mutlu etmiyor mu bu para denen şey.etmiyorsa neden peşindeyiz çok paranın.elbette insanlar parayı farkedince onun anlaşılmaz cazibesine kapılınca,kendine yeni ve pahalı zevkler icat etmiş.trend adı altında moda deyiminin içinde savrulmuş paralar.herşey parayla ölçülmeye başlanınca,para insanlara itibar,makam,mevki,statü sahibi yapınca daha bir sevilir olmuş para.yaptıkları yanlışları parayla örtmeye çalışanlar mı istersin,parayla insan satın alanımı.para insanların gözünde hızla yükseldikçe,görmez olduk insanlığımızın alçaldığını.herşeyin üstünü çok güzel örten birşey aslında.evet para gücün ve kudretin simgesi,insan ruhunun gizli kanseri.insan taraflarımızı gün gün kemiren,tümör.yinede seviliyorsun ey para insanoğlunun vazgeçilmez sevgilisi.asırlarca aranmakla bıkılmayan.

insanları neye göre yargılarız

29 Nisan 2008 Salı 2 Yorum »

insanları neye göre yargılarsınız,onlar hakkında neye göre bir fikir elde edersiniz.parasına göre mi,davranışlarına göre mi,siyasi görüşüne göre mi,dinine göre mi,yoksa tipine göre mi.gerçekten insanlar hakkında bu günkü zamanda bir fikir sahibi olmak hem çok kolay aynı zamandada çok zor.çok kolay çünkü günümüzde insanlar birbirine karşı kuşkucu yaklaşarak önyargılı olabiliyor.çok zor çünkü kimin ne olduğu gerçek manada meçhul.o halde biz nasıl tanıyacağız içinde yaşadığımız çevreyi.kimi biraz ağır başlı olsa namazını kılsa kendince dinini yaşasa yobaz lakiklik karşıtı oluyor.kimisi cumhuriyet dese laiklik dese din düşmanı.biri zenginse hemen suçlama hazır çalmıştır.peki ama biz birbirimizi nasıl tanıyıp sevecek ve anlayacağız bunu çok merak ediyorum.aslında bunları düşünürken sınıflar arasındaki uçurumun nasılda açıldığı geliyor aklıma.düşünsenize fakirin zengini sevmediği,zenginin fakiri hor gördüğü,siyasi düşüncelerin zıt kutuplarda olduğu ve hiç bir zaman kesişmediği(tabiki yanlış anlaşılmasın terörü destekleyen ülkenin bölünmesine çalışan partiler kaale alınmamıştır,onlarla bir arada olmak hiçbir vatanseverin arzu etmeyeceği birşeydir,tenzih ederim)güzellerin çirkinlere bakmadığı,çirkinlerin güzellere diş bilediği,dindarların hor görüldüğü bir topluma doğru mu gidiyoruz acaba.yani insanlar hakkında karar verebilmek için alim olmak mı gerek.bence hayır sadece insanları statülerine göre yargılamaktan vazgeçersek sorun hallolur.karşılıklı iletişim burada çok önemli bence.birbirine karşı tahammül ve hoşgörü.elbette herkesin bir yerde buluştuğu ortak noktalar olabilir.sorun bu ortak noktaların bulunmasında gösterilebilecek iyi niyet,hepsi bu.

HEP DESTEK TAM DESTEK

28 Nisan 2008 Pazartesi 1 Yorum »

HEP DESTEK TAM DESTEK

28 Nisan 2008 Pazartesi Yorum yok »

kazandığında sevmiyorum seni kaybettiğinde sevdiğim kadar.fenerbahçem

28 Nisan 2008 Pazartesi 4 Yorum »

dün gece hayallerini ertelemiş bir fenerbahçe vardı sahada.galibiyetlerin abonesi tatildeydi.her maçta kendini biraz daha ulaşılmaz yapan ayaklar yeryüzüne indiler.onların dün geceki halini görünce hayalkırıklığına uğradım,tüm taraftarlar gibi.yalnızlığın şaşalı sultanı kendini büyük yapan mücadele ruhunu ertelemişti.önceleri kızdım,şampiyonluk gidiyor masallarına kapıldım.ruhumun kilitli kapıları ardında kalan nefret bir an olsun can buldu.kezmana,alexe,volkana,hepsine sitem vardı sözlerimde.sonra kendime seslendim.bizi büyük yapan,tek kılan gerçekler vurdu yüzüme tokat gibi.avrupalarda bizim göğsümüzü kabartan,yenilmezleri dize getiren o çocuklarmıydı suçlu.her maçta ellerinde tutku çiçeklerini bizlere veren ve bizi yücelttikçe yücelten o çocuklar sitemimi hak ediyordu.asla hayır.biz yalnızca bir maç kaybettik,evet belki şampiyonluğu da,ama asla bizi biz yapan bu ülke topraklarında farklı kılan fenerbahçe taraftarlığı gerçeğine arkamızı dönmedik.dönmeyiz de.hiç şampiyon olmasakta,hiç kupa alamasakta,hiç maç kazanamasakta biz hep seninleyiz.kötü oynasanızda asla birşey kaybetmeyiz.kezmana yapılan o alçak saldırı aslında fenerbahçeyi sabote etmek için yapılmıştır.onlar bizim formamız,o çubuklu için mücadele ederken,ter akıtırken ne sitemi ne saldırısı.bu ihanettir,bu aşşağılık bir sabotajdır ve bunları yapanlar FEREBAHÇELİ DEĞİLDİR.onlar kezman diye bir adamı izleme şerefinden bir haber,alex gibi bir sihirbazı seğretme mutluluğundan bir haber asalaklardır.dönünde bir bakın böyle futbolcular bu ülke topraklarınada başka var mı.bu gün kezman atamaz ona saldırırlar,yarın eto gelir atamayınca ona,başka bir gün başkasına.onların derdi yükselmesi değil fenerbahçenin.yazıklar olsun.

çıplak kalmaktır sevmek;satılık ruhlar esir pazarında

27 Nisan 2008 Pazar 1 Yorum »

peki sizi bırakıp gidene ne olmuştur.hemde böyle orta yerde savunmasız ve bir hiç gibi bırakana.onun kuşları hala onunla beraber mi?sizin yanınızda acımasız felek vardı,peki melekler hala onunla mı?saatler hala onun için mi geçiyor?ya güneşler onunla mı doğuyor hep?siz onun için sıradan bir serüvenden başka birşey değildiniz.onun bu hayata kurban etmekten çekinmediği ilk kişi değilsiniz ve sonda olmayacaksınız.sizin gibi suçu sivgiye derinden bağlanmak olan,kaç kişileri gözünü kırpmadan heba edecek.hemde herşeyi sevdirerek yaptıracak.çünkü onun silahı böyle sevenlerdir.ve kendi silahıyla vuracak sevenleri.en korunmasız yerinizden,tam kalbinizden.bu yara hiç görünmediği için o hep suçsuz olacak.ve yaşadıkça ilgiler,tertemiz sevgiler bulacak.çıktığı bu yoldu herkes onun önünü açacak,geçiş hakkı tanıyacak.o bilmediği tatmadığı birşeyin sağladığı guru ve kibiriyle yeni zındanlar açacak,yeni mahkumlar yaratacak.oysa onun elleri bütün bu yaptıklarından dolayı öyle kirli ki,yüreğinin kirinden onları göremiyor.kendisinden başka hiç kimseyi sevemeyişi ve değersiz görüşü bir gün ömrünü hayatını solduracak.bir gün o güzelliği gidince sizleri arayacak.siz etinize karışan bu acıya karşı daha çok saldırsanızda hayatın yokuşları öyle dik ki,insan yarı yoldan dönüyor.sonsuzluğa giden tek yoldur sevme ve direnmek.

terk edilmiş bir yaralıyım ve yalnızım sizler gibi.şimdi başka bir şehirdeyim ve bir esir pazarında birinin gelip ruhumu almasını bekliyorum.burada kaybolan ruhlar satılık.satıyorum bende varolan,dünyada kayıp aşkını…

çıplak kalmatır sevmek:boş bir sayfası yoktur kalbin

27 Nisan 2008 Pazar Yorum yok »

ilk zamanlar ayrılığı kabul etmekte dirensenizde,bir zaman sonra teslim olursunuz hayata.teslimiyetinizdeki o bitkin ve şaşkın haliniz kimilerine dert olsada bir zaman sonra bakarsınız ki herşey gibi bu halinizede alışmışlar.sizi umursayan,size değer veren insanlar bir bir gitmişler,bu yıkı bu perişan haliniz yüzünden.kendi kabuğunuza çekilip yalnızlığı seçtiğiniz anda bilirsiniz ki bunu siz istemediniz.bu yalan hayata,acımasız sevgilere güven duymamayı öğrenirsiniz hepsi bu.daha önceleri hiç yaşamadığınız duyguları yaşar kendinizdeki bu istenmeyen değişikliği farkedersiniz.öyle çok değişmiş ve başkalaşmışsınızdır ki,önceleri kendinizdeki bu değişimi yadırgar,bir iç savaşa girersiniz kendinizle.elbette galip olan yeni siz,malup ise geçmeşte kalandır.sizi bunca değiştirip hayata karşı savunmasız bırakıp giden,gittiği yerde yeni kurbanlar seçer kendine.ruhunu doyurup tekrar başkalarını bulur.onun başkalarını bulduğunu her duyduğunuzda,içinizdeki yara büyür.büyür ızdırabınızda açan dikenli çiçek.ve bu ölüp ölüp tekrar dirilmelerle geçen ömürde sevdanın artık böyle yaşandığını görürsünüz.bazen kaçıp kurtulmak başka hayatlara sessizce akmak geçer aklınızdan.ama yeni bir sayfa açmak imkansızdır artık.başka bir defteri yoktur kalbinizin,yeni bir sayfasıda.çünkü her bir satırını başınıza geleceklerden habersizce ve başka birine hayatınızda yer vermeyeceğinizden emin onunla doldurmuşsunuzdur.boş yeri kalmamıştır hiç.hem boş yeri olsa bile,yaşadıklarınızdan duyduğunuz korku yüzünüzü başka birine dönmenizi engeller.yalnızlığın dipsiz karanlığında üşürsünüz gün boyu.geçmişte görüp doyasıya sevdiğiniz herşeye nefretle ve büyük bir öfkeyle bakıp zorlarsınız kendinizi bir damla yaş dökmemek için.hatıraların zamansız çığlıklarını duyunca geçmişin içine daha çok gömülür yarınlara daha umutsuz ve beklentisiz bakarsınız…

çıplak kalmaktır sevmek;1

27 Nisan 2008 Pazar 1 Yorum »

kendimi adadım ben bundan böyle.kiminle konuşsam sevmeyin diyorum.önce düşleriniz gider,sonra paranız ve en sonunda bakarsınız ki sizde kalan son şeyiniz gençliğiniz de gitmiş.onu öyle derinlere sakladınız ki ve o kadar çok şey çaldı ki sizden,sizi sizden etti.indirdiğiniz her katta daha çıplak gördü sizi.zayıf yönleriniz artık elindeki kozu oldu.savunmasız kaldığınızdan habersiz daha çok gittiniz üstüne.ta ki sizde açıkta yer kalmayıncaya kadar.bunu anladığınızda artık çok geçti.çünkü o ruhunuzdaki gizli herşeyi öğrenip,görüp gitmiştir.geriye dönüp baktığınızda aydınlığınızın yerinde yeller estiğini görürsünüz ve acıyla irkilir kalbiniz.ve son bir kuvvetle kendinizi,yani o eski sizi çağırırsınız.bakarsınız ki yıllar sonra herşey gitmiş.sizin olan kendinize ait ne varsa artık onun olmuş.ve bu dünyada artık hiçbirşeyinizin olmadığını düşünüp ölüme mahkum edersiniz kendinizi.fakat ölüm bunca kolay değildir ve bir sürgün olduğunuz hatırlatılır bir gece.ruhunuzun artık kilitli olmayan kapılarınada bekleyişleriniz başlar.kapı dipliridir eviniz,duraklarınız.içinizden geçen son şarkı hep vedalar üstünedir.vedalar ağlatır,siz son gözyaşınızı en büyük aşkınıza dökerken,aslında sizi bir daha hiç kimsenin ağlatamayacağını fısıldarsınız.buna izin vermeyeceğiniz gibi,yorgun kalbinizi yine son bir kuvvutle kilitlemeye çalışırsınız.açıkta kalan duygularınız görünüp tekrar ağlatılmamak için.ama nafile bir direniş içinde olduğunuzu anladığınızda bütün duvarları yıkılır ömrün.size sağır sessizliği kalmıştır zamanın,beklentisiz ve ümitsiz yarılar kalmıştır.size mutluluk adına hiç birşey bırakılmamıştır.

sokak şiirleri

27 Nisan 2008 Pazar Yorum yok »

en güzel şiirlerim sokakları anlatır

sokaklarda ağlar geceyarısı aşıklar

sen korkak gözlerini al ve git

benim daha yazacak sokak şiirlerim var

 

ayak seslerin dar sokakların ardında

yankılandıkça beynim uğulduyor

şimşekler çakıyor gözbebeklerimde

ve ben çamur yüklü sokaklarda gezinirken

yalnızlığımı görüyorum,tek başına ağlarken

 

ister yak bütün şiirlerimi

at bir bir beğenmediysen

çok geceler var daha sokaklarda

umudun biteceği kaç akşamlar var

sen al ihanetlerini git

benim daha yazacak sokak şiirlerim var

istanbul;aşkın ve yalnızlığın şehri

27 Nisan 2008 Pazar 2 Yorum »

hala ilk şiirimdeki gibi öyle güzeldi istanbul
her sokakta bir şarkı,her adımda bir melodi vardı
kulaklarımda geçmiş zamanların uğultusuyla
dinledim istanbulun güzel şarkısını
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.