Aşkın Yaşı Yoktur
1 Şubat 2008 Cuma | 4 Yorum »
Müzik estetiğine ilişkin görüşler, "Müzik nedir?" sorusu karşısında alınan tavırlarda soruya verilen yanıtlardan oluşur. Müzik üstüne ilk düşünceleri, yaklaşık aynı zamanlarda biri eski Yunan’da, diğeri eski Çin’de yaşamış olan Pythagoras (İÖ 580-500) ile Konfüçyüs (İÖ 551-47′de, daha doğru bir deyişle, Pythagorasçılarda ve Konfüçyüsçülerde buluyoruz. Bu düşüncelerde ortak olan yön, her iki görüşün de müziği, birbirine koşut olarak varlık- bilimsel ve insanbilimsel tarzda ele almış olmaları yanında, daha sonraki yüzyıllarda müzik felsefesinde belki de en etkin ve yaygın bir anlayış olarak görülecek olan "duyusal-etki öğretisini" benimsemiş olmasıdır. Aşağıda uzun uzadıya ele alacağımız bu öğretiyi şimdilik, müziğin dinleyicide uyandırdığı etki, uyarım, izlenim, duygulanımla açıklanması olarak dile getirmekle yetiniyoruz.
Rock müziğin asi kızı Avril Lavigne kameralara bir bayan arkadaşıyla havuz keyfi yaparken yakalandı. Samimi halleri gözden kaçmayan ikili acaba bunlar da mı sorusunu akıllara getirdi.
İŞTE O GÖRÜNTÜLER

Malzemeler
2 Adet alabalık
1 Adet soğan
Yarım demet maydanoz
1 Adet yumurta
2 Dilim ekmek
1 Tatlı kaşığı kimyon
1 Çay kaşığı karabiber
1 Su bardağı zeytinyağı
1 Tatlı kaşığı tuz
| Hazırlanışı |
![]()
|
Diyelim ki mesai saati bitti ve siz de akşam 18.30 civarında, alışılmadık derecede zorlu bir iş gününün ardından (tabi ki tek başınıza) arabanıza binip evinizin yolunu tuttunuz. Çok yorgunsunuz ve canınız da fena halde sıkkın, müthiş gergin ve sinirli bir haldesiniz. Birdenbire göğsünüzde, kolunuza ve çenenize doğru yayılmaya başlayan korkunç bir ağrı hissediyorsunuz. En yakın hastaneye sadece on dakikalık mesafedesiniz ama hastaneye ulaşmayı başarıp başaramayacağınızdan bile emin değilsiniz. Ne yapacaksınız?
İlk yardım kurslarına katılacak kadar aklı başında biriydiniz ama kurstaki eğitmen, sizin başınıza birşey geldiginde ne yapacağınızı öğretmedi! Yalnız başınızayken kalp krizi geçirirseniz nasıl hayatta kalırsınız? Pek çok insan kalp krizi geçirdiği sırada tek başına oluyor; etrafta yardım edecek kimse bulunmuyor. Kalp atışları düzensizleşen ve kendisini bayılacakmış gibi hisseden birisinin bilincini yitirmeden önce yalnızca 10 saniye kadar zamanı vardır, bu durumdu ne yapması gerekir?
Paniğe kapılmadan üst üste öksürmeye başlayın. Öksürmeden önce her seferinde derin bir nefes alın; öksürükleriniz güçlü olsun,derinden gelsin ve uzun sürsün.Tıpkı göğsünüzde birikmiş balgamı atmaya çalışır gibi öksürün. Her iki saniyede bir derin nefes alıp öksürün ve bunu ya yardım gelene dek ya da kalp atışlarınız tekrar normalı dönene dek sürekli yapın. Neden?
Derin nefes almak ciğerleri oksijenle doldurur.Öksürmek kalbe tazyik yapar ve kan dolaşımını rahatlatır.Kalbe uygulanan bu tazyik, kalbin normal ritmine dönmesini kolaylaştırır.Bütün bunlar size,bilincinizi kaybetmeden önce hastahaneye yetişecek zamanı tanır. Bu konuda mümkün olduğunca çok kişiyi bilgilendirin. Bu bilgi sayısız insanın hayatını kurtarabilir. Asla, "benim başıma gelmez !" diye düşünmeyin.Hayat tarzımızın epeyce değiştiği bu son yıllarda her yaşta insan kalp krizi geçiriyor.
Milli Eğitim, internet üzerinden bilgisayar ortamında tüm okullara ulaştırdığı yeni karne formatı sayesinde, velilerin karne parası şikayetleri de artık ortadan kalkıyor.
Öğrencilere, 1. dönemin bittiği Cuma günü, okulda bilgisayar çıktısı olarak elde edilen karneler dağıtılacak. MEB, karnelerin basılacağı 18 milyon özel yazıcı kağıtlarını 81 ilde ilk ve orta dereceli okulların tamamına gönderdi. Daha önce Milli Eğitim Vakfı tarafından okullara satılan ve velilerden de bu nedenle para toplanmasına neden olan hazır karne uygulaması ortadan kalkmış olacak. Vakfın devreden çıkarılmasıyla velilerden karne parası istenmesi de artık sözkonusu olmayacak.
Anne-babayı kandırmak yok
Yeni sistemin getirdiği en önemli özellik, elektronik karne. Veliler okullardan aldıkları şifre ve çocuklarının vatandaşlık numarası ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın “e-okul.meb.gov.tr” adresine girerek çocuklarının notlarını kontrol edebilecekler.
İnternette sadece son döneme ait değil, önceki yıllara ait notlar da görülebilecek. Bu sayede karnelerinde tahrifat yaparak notlarını yükselten birtakım öğrencilerin de önüne geçilmiş olacak. Durumdan şüphelenen veliler notları internetten kolaylıkla kontrol edebilecekler.
Yeni karnelerde birtakım yenilikler de bulunuyor. Karnelerde öğrencilerin notlarıyla birlikte o dönem içinde kaç kitap okudukları da yazılacak. 1, 2. ve 3. sınıf öğrencileri için numara yerine, “başarılı”, “oldukça başarılı” gibi pedagojik kritirlere uygun performans notları verilecek. Üst sınıflar için, özellikle Seviye Belirleme Sınavı ve ÖSS’yi etkileyeceği düşünülerek 5 üzerinden yapılan not değerlendirmesiyle birlikte yüzlük not da yazılacak. Örneğin 100 üzerinden 100 alarak 5 almış bir öğrenciyle, 85’le 5 alan bir öğrencinin değerlendirmesi daha doğru yapılmış olacak.
Okullarda “sanal karne” dönemine geçildi. 18 milyon öğrenci ve velileri cuma günü karnelerini internetten öğrenecek. İsteyen okullarda karnelerin ’çıktı’sı verilecek. Karne parası da ortadan kalktı. Azardan kaçmak için “karneyle oynamak” da mümkün olmayacak.
Bir kuşun çıkardığı ıslık şeklindeki melodi, hayvanlar arasındaki en karmaşık haberleşme türlerinden birisidir ve bunun kompleksliğini anlayan bir kimse, bir daha “kuş beyinli” sözünü kullanmayacaktır.

• Yakın zamana kadar kuş ötüşleriyle ilgilenenler sadece hangi ses ve nağmelerin kullanıldığını araştırdılar ve bu sesleri, onları tasnif ve sınıflandırmada kullandılar. 1920’lerden itibaren ise ilim dünyası, kuşların hangi sesleri çıkarttıklarından ziyâde, niçin şarkı söyledikleri üzerinde durmaya başladı.
Bu esrarı çözme yolunda en çok çalışanlardan birisi, Kornel Üniversitesi’nden Biyoloji Profesörü William Dilger oldu. Hayvan davranışları içinde en çok ilgimizi çeken onların haberleşmeleri olduğu için, Dilger de onların tabiî hallerini tetkik etti.
• İlk öğrenilmesi gereken şeyin, ilk bakışta önemsiz gibi görünen, fakat kuşlar için çok mühim olan küçük hareketleri tesbit etmek olduğunu söyleyen Dilger, “Kanatların hârikulâde güzellik ve renkleri gibi âşikâr özellikleri tesbit etmek çok zor değildir. Fakat birçok hayvanın haberleşme teknikleri son derece mâhirane ve gizlidir. Bu haberleşme bazen göz şeklindeki küçük bir değişiklik, başın hafifçe aşağı veya yukarı kaldırılması veya kuyruk ve kanatların küçük hareketleri yoluyla olabilir. Bütün bu şeylerin kuşlar için çok büyük önemi vardır. Bizim de bunları görüp tesbit edebilmeyi öğrenmemiz garekir,” diyor.
Şimdi, ilim adamları, kuş şarkılarının esas fonksiyonunu tesbit etmek için çalışmaktadır.
Karatavuğun en mühim mesajı kendi cinsini belirtmek ve “Ben bir karatavuğum” dercesine bağırmaktır. Aynı türdeki ifadeye, ardıç kuşunda da rastlanır.
Acaba kuşlar hüviyetlerini niçin böyle yüksek sesle ilân etmektedir? Bunun en önemli sebebi, aynı türden olan bir kuşu kendisine cezbetmektedir. Başka bir fonksiyonu da, bulunduğu bölgede kendi hürriyetini, istiklâliyetini ilân etmek ve bir başkasının o bölgeye girmesini önlemektir.
Görülmeyen Hudut
• Bataklıktaki bir kamış üzerinde duran bir erkek karatavuk düşünün. 10 metre kadar ilerde bir başka erkek karatavuk daha vardır. Bu ikisi arasında gözle görülemeyen bir hudut çizilmiştir. İlkbaharda soğuk bölgeden göç edip buraya gelen her erkek kuş, bu boş bataklığı parçalara böler ve kendi hudutlarını çizer. En çok tercih edilen bölgeler, yuva yapmaya en müsait ve yavrular için en çok yiyecek olanlardır.
• Bir yuva kurmak isteyen her erkek kuş, yüksekçe bir yere çıkar. Öterek ve kanatlarını çırparak rakiplerine karşı kendi bölgesinin istiklâliyetini ilân eder. Bu iş, bölgeye gelen her erkek kuş tarafından da tekrarlanır. Sınırlar az çok daralır veya genişler. Fakat bir müddet sonra birbirleriyle tanışıp anlaştıktan sonra sınırlar ayrılmış olur. Bundan sonra erkekler vakitlerinin çoğunu kendilerine bir yuva alanı bulamayıp oraya gelmek isteyenleri kovmakla geçirirler.
Ötme ve gösteriş yapma, sık sık fizikî bir mücadeleyi veya bir kavgayı gösterir. Yerde bir şeyler gagalamak, her zaman kuşun bir şeyler yediğini göstermez. Kuşun bu hareketi kızgın bir insanın yumruğunu duvara vurmasına benzer ve kuş hakkına tecavüz edildiği zaman, bu hareketi sık sık tekrarlar.
Sınırların emniyetini sağlayıp tehlikeler bertaraf edildikten sonra erkek kuş da kendini doyurmak için ayrılır ve annenin olmadığı zamanlarda yuvayı bekler.
Eğer yiyecek türleri ve yuva inşaat malzemeleri birbirinden farklı ise, aynı sınırlar içinde birkaç tür kuş birarada yaşayabilir.

Kuşların Alârm Sesleri
• Bir tehlike ânında kuşlar, nasıl hareket eder ve değişik türler birbiriyle nasıl haberleşir?
• Tabiattaki tehlikeleri önceden tahmin edebilmek zor olduğu için kuşların tavırlarını tesbit etmekte bazı güçlüklerle karşılaşılır. Bunu halletmenin bir yolu, böyle bir tehlikeyi sizin meydana getirmenizdir.
Rockefeller Üniversitesi’nden Profesör Peter Marler de bir baykuşla bu yolu denemiştir.
• Baykuş veya karga gibi ötücü kuşlar, vahşî hayattan bir tehlike ile karşılaşıldığında değişik bir ses çıkararak yardım isterler ve sürü halinde düşmanın üzerine saldırırlar. Bu sesi duyan her türdeki ötücü kuş, derhal hâdise yerine, yardıma koşar.
Dört değişik tür üzerinde yapılan incelemeler, bu seslerin birbirine çok benzediğini gösterir. Yardım seslerini duyan birçok değişik türden kuşlar bunun mânâsını anlayıp yardıma koşar ve çıkardıkları keskin ve devamlı seslerle diğer kuşların da hâdise yerini bulmalarını kolaylaştırırlar.
Marler’e göre ötücü kuşlar değişik durumlarda, değişik yardım sesleri çıkarırlar. Meselâ, birçok kuş, atmacaların hücumu esnasında hafiften başlayarak maksimuma ulaşan ve tekrar yavaşlayan tiz bir ses çıkarırlar. Bu seslerin kaydedilmesiyle elde edilen incelemeler, türler değişik olsa bile seslerin birbirine çok benzediğini ve yardım seslerinin, kuşların sürü halinde iken çıkardıkları sesten farklı olduğunu ortaya koymuştur.
Kuşların alârm sesleri, tehlikeyi haber verme işini en uygun şekilde yerine getiren bir tonda yaratılmıştır. Düz ve yalın tondaki sesler bu işi yaparken, tiz seslerde ayrıca bir kabadayılık havası sezilir.
Marler, yaptığı deneyler sonunda yavru kuşun 7 haftalık olmadan önce bir melodiyi öğrenmesi için iyi bir dinleyicilik devresi geçirmesi gerektiğini söylüyor. Ancak kış geldiğinde şarkı söylemeyi başaran kuşlar, gelecek bahara kadar uzunca bir zaman beklemek zorunda kalırlar. Bir veya iki hafta grup halinde yapılan antrenmandan sonra, artık şarkıyı tek başına söyleyecek hâle gelirler.
Kuşlar birçok değişik sebepten dolayı öter; kur yapmak, tehlikeyi haber vermek, yuvanın sınırlarını ilân etmek veya sadece “Ben varım” demek için. Diğer hayvanlar da hemen hemen aynı sebepler için sesler çıkarır. Her ne kadar bunların sesleri kuşlarınki gibi, müzik zevkimize uymasa da, kendi aralarındaki haberleşmenin temel vasıtasıdır.
Gözyaşım oldun her gece..
damla damla aktın içime..
nefesim oldun senden sonra,
hergün seni soludum..
ama bilmedin ve bilmeyeceksinde
senin için ağladığımı,
senin için nefes aldığımı..
beni ben yapan, bendeki sensizliğin mi,
yoksa birgün benim olacağın umuduyla yaşamak mı..?
bilmiyorum bunu.. ve bilmekte istemiyorum..
elimde değil n’olur anla beni….
hergün aynı acıyla, aynı umutla yaşamak..
üstelik benim olmayacağını bile bile..
umut fakirin ekmeği derler..
ama ben artık zengin olmak istiyorum senin sevginle,
bendeki sensizliğe son vermek istiyorum,
seni bende yaşamak istiyorum..
ama ümitsiz vaka dedikleri bu olsa gerek..
özür dilerim sevdiğim.. özür dilerim..
lüzumsuz bir sevdaydı bu benimkisi..
şimdi, içimde kopan fırtınalara aldırmadan
firar ediyorum artık bu diyardan….
Hoşçakal gözyaşım
Hoşçakal nefesim
Hoşçakal herşeyim..
Elveda.