TARİH’LE KUCAKLAŞTIK
31 Ağustos 2007 Cuma | Kategori Siyaset | Etiketler : makale İhbar EtTARİH’LE KUÇAKLAŞTIK
Bu gün 31 Ağustos. Dün zafer bayramını kutladık. 85 yıl geriye gidip tarihle kucaklaştık. Bize bu günleri miras bırakan, ATATÜRK başta olmak üzere, tüm tarihi şahsiyetleri teker, teker yad ettik.Ne kadar övünsek, ne kadar gururlansak hakkımız var. Çok gurur verici bir geçmişin mirasçılarıyız.
Bizde geleceğimizi aynı titizlikle kursak ve bizden sonraki nesil de, bizlerle aynı gururu yaşasa! Düne bakınca gururlanırken, yarına bakmaya korkuyoruz.
Devletin uyum içinde çalışması gereken kurumları, ayrı, ayrı müzik eşliğinde dans ediyor. Biri Türk sanat müziği dinlerken, öbürü mızıka dinliyor. Bando çalanlar, trompetle, obuayı çalanlar aslında köklerini iyi bildiğini kendilerini yenilediğini sanıyorlar.
Sanıyorlar da durdukları yere bakmıyorlar. Baksalar tutuculuğun, köktenciliğin dik alası durdukları yerde saklı. Bir adım ileri gitmemiş. Bir arpa boyu yol almamış. Halbuki 20′ci yüzyılın lideri, M. Kemal ATATÜRK yalnız yaşadığı döneme değil, yüz yıl sonrasına ışık tutacak meşaleyi yakmış. Bu güne gelirken hep o meşalenin ışığında yürümüşüz ara sıra tökezlesek de.
Atatürk’ün mirasına sahip çıkanlar, Atatürkçü geçinenler, bırakın yüz yıl sonrayı, üç adım sonrasının farkında değiller. Sefaletle, dar gelirlilikle, as kari ürete tabi olarak muasır medeniyet seviyesine ulaşmak, Atatürk’ün gösterdiği hedefe varmak imkansız. Çok açık bir gerçek daha, bu fakirlikle korkulan kökten dincilerin eline düşmek, tarikatçıların müridi olmak çok kolay. Öyleyse: Gayrı Safi Milli Geliri"kişi başına 10 bin dolara" çıkartma hedefi olanlara destek mi olunmalı? yoksa köstek mi? Hangisi aklın karı? İşte size ölçü. Şeriatçıların arkasındakileri bi analiz edin. Hepsi dar gelirli insanlar ve onlardan rant sağlayanlar.
Gerçekten Bu ülkenin ATATÜRK’cü düşünceye sahip olması isteniyorsa, Yoksuluğun yenilmesi, orta direğin güçlenmesi, işsizliğin azalması gerekli vede olmazsa olmazı.
Demokrasi içinde, milletin kararına saygı duyarak, kurumlar yasalardaki konumlarını bilerek davranışını düzenlerse korkulandan uzak beklentiye daha yakın olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
Aksi halde her geçen gün bir sonraki günü aratacaktır.
